+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Zeyd Bin Harise'yi Azad Etmesi ve Hz.Ali'yi Yanına Alması

 Peygemberimiz (s.a.v) Katagorisinde ve  Peygamber Efendimiz (S.A.V) Forumunda Bulunan  Zeyd Bin Harise'yi Azad Etmesi ve Hz.Ali'yi Yanına Alması Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Zeyd Bin Harise'yi Azad Etmesi ve Hz.Ali'yi Yanına Alması Zeyd Bin Harise'yi Azad Etmesi ve Hz.Ali'yi Yanına Alması Zeyd b. Harise, Kelb Kabîlesne mensuptu. Henüz sekiz yaşlarında küçük bir çocuk iken, annesiyle beraber gittiği akrabalarının yanında, bir başka kabilenin baskını sırasında esir alınmıştı. Esirler pazarından da, Hz. Hatice'nin yeğeni Hakim ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    2.374
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart Zeyd Bin Harise'yi Azad Etmesi ve Hz.Ali'yi Yanına Alması

    Zeyd Bin Harise'yi Azad Etmesi ve Hz.Ali'yi Yanına Alması

    Zeyd b. Harise, Kelb Kabîlesne mensuptu. Henüz sekiz yaşlarında küçük bir çocuk iken, annesiyle beraber gittiği akrabalarının yanında, bir başka kabilenin baskını sırasında esir alınmıştı. Esirler pazarından da, Hz. Hatice'nin yeğeni Hakim b. Hizan tarafından 400 dirheme satın alınıp Mekke'ye getirilmişti.128 Hz. Hatice, Zeyd'i yeğeninden almış ve evinde barındırıyordu.
    Bu sırada Efendimiz, Hz. Hatice'yle evli bulunuyordu.
    Resûli Ekrem, bu küçük çocuğu sevmişti. Bu sebeple, Hz. Hatice'den onu kendisine bağışlamasını istedi. Muhterem zevceleri, Peygamberimizin bu arzusunu yerine getirdi.
    Nebîyyi Ekrem Efendimiz, onu alır almaz azad etti.129 Her zaman hürriyeti benimseyen ve seven bir büyük insandı o... Her yaşında, insanlara, onların vazgeçilmez hak ve hürriyetlerine son derece hürmetkar ve riayetkardı. Fanî hayatının son anına kadar bu eşsiz ulvî duygusu ve hasleti her zaman kemal derecesinde tecellî edecektir!
    Zeyd, belirttiğimiz gibi, henüz küçük bir çocuktu.
    Ebeveyni, onun nereye götürüldüğünü, kime satıldığını bilmiyordu. Harise Ailesi, çocukları için her gün gözyaşı döküyordu.
    Babası Harise, evde duramaz olmuştu. Diyar diyar dolaşıyor, sormadık kabile ve uğramadık yurt bırakmıyordu. Biricik oğlu Zeyd için şiirler söylene söylene geziyordu.
    Küçük Zeyd ise, sanki anne babasını unutuvermişti. Mes'ud ailenin saadeti onun da yüksek ruhunu olanca gücüyle sarmış ve adeta onun ayrılmaz bir parçası haline gelmişti. Rahatı yerindeydi, Kainatın Efendisiyle kaynaşmıştı. Onun şefkatli kanatları arasında mes'uddu, sevinçli ve huzurlu idi.
    Zeyd'in Yeri Tesbit Edildi!
    Günün birinde Kelb Kabilesinden birkaç kişi, Kabe'yi ziyarete geldi. Bu arada, Zeyd'i gördüler ve kendisiyle sohbet edince de tanıdılar.
    Babasının, annesinin durmadan kendisi için gözyaşı döktüklerini, hasretiyle yanıp tutuştuklarını Zeyd'e anlattılar.
    Fakat Zeyd, gayet sakin ve rahat idi. Anne şefkati ve baba sevgisinden daha ulvî ve kutsî şeylere mazhar olmanın gönül rahatlığı içinde, onlara cevabı şu oldu:
    "Annemin babamın benim için gözyaşı döktüklerini biliyorum. Sadece, sizden, şu söyleyeceklerimin onlara ulaştırılmasını istiyorum:
    '"Ben, her ne kadar uzaklarda bulunuyor isem de, kavmimle haber gönderdim ki, hacc merasimi yapılan belli yerler yanındaki Beytullah'ta oturuyor, hizmet ediyorum. Artık, aradığınızı elde etmek için son gücünüzü harcamaktan, uzun uzun yollar katetmekten, develeri yeryüzünde koşturup durmaktan vazgeçin! Allah'a hamdederim ki, ben şimdi, öyle hayırlı, öyle şerefli bir aile içinde bulunuyorum ki, Maad'ın sulbünden—uludan uluya geçerek gelmiş olan—en şerefliler, bu ailedendir!""30
    Bu haberi alan Harise, kardeşi Ka'b'la birlikte yanına fazla miktarda akçe de alarak Zeyd'i kurtarmak için derhal Mekke'ye geldi. Sorup soruşturup Resûli Ekrem Efendimizi buldu ve, "Ey Kureyş Kavminin Efendisi, efendisinin oğlu!.. Siz, Harem halkı ve Haremi Şerifin komşususunuz! Beytullah'ın yanında esirlerin esaret bağlarını çözer ve karınlarını doyurursunuz!" diye konuştuktan sonra, asıl maksadını şöyle arzetti:
    "Yanında bulunan oğlumuz için sana geldik. Sen bizi memnun ve razı edecek bir fıdyei necat [kurtuluş akçesi] iste; biz sana onu verelim, oğlumuzu serbest bırak!"
    Nebîyyi Ekrem, "Oğlunuz kimdir?" diye sordu. "Zeyd b. Harise..." dediler.
    Peygamberimiz, "Bundan başka bir istediğiniz var mı?" dedi.
    Onlar, "Hayır, başka isteğimiz yok." cevabını verdiler.
    Bunun üzerine, Resûli Kibriya Efendimiz, "Zeyd'i çağırın! Dilediğini yapmakta serbest bırakın! Eğer, sizi tercih ederse fıdyei necat almaksızın, o sizindir, alın götürün; yok, eğer beni tercih ederse, vallahi, ben, beni tercih edene, kimseyi tercih etmem!"13' diye konuştu.
    Harise ve kardeşi, Efendimizin bu konuşmasından memnun oldular ve, "Sen," dediler, "bize karşı çok insaflı davrandın!"
    Huzura gelen Zeyd'e Efendimiz, "Şunları tanıyor musun?" diye sordu.
    Zeyd, "Evet, tanıyorum." dedi.
    Peygamberimiz tekrar, "Kimdir onlar?.." dedi.
    Zeyd, "Bu babamdır, şu da amcamdır." cevabını verdi.
    Bundan sonra Peygamber Efendimiz, Zeyd'e, "Sen, benim kim olduğumu öğrendin. Sana olan şefkat ve sevgimi de gördün. O halde ya beni tercih et, yanımda kal; ya onları tercih et, git." diyerek, onu tercihinde serbest bıraktı.
    Zeyd'in cevabı şu oldu:
    "Ben, hiçbir kimseyi, sana tercih etmem! Sen, benim için anne ve baba makamındasin!"
    Oğlunun bu cevabı karşısında şaşıran ve sarsılan baba Harise, hiddetle, "Yazıklar olsun sana!.." dedi, "Demek ki, sen köleliği, hürriyete, anne babana, amcana ve ev halkına tercih ediyorsun!"
    Fakat, Zeyd, babasıyla aynı kanaatte değildi. "Babacığım!.." dedi, "Ben, bu zattan öyle şeyler gördüm ki, kendisine hiçbir zaman bir kimseyi tercih edemem!"132
    Küçük Zeyd, böylece, Resûli Ekrem Efendimize olan sadakat ve bağlılığını ispatlamıştı. Kader, ona nurlu ve parlak bir istikbal hazırlıyordu. Bu hali, onun ilk müjdesiydi.


  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    2.374
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart Efendimizin, Zeyd 'i Evlad Edinmesi!

    Efendimizin, Zeyd 'i Evlad Edinmesi!

    Peygamber Efendimiz, Zeyd'e, bu eşsiz bağlılığın mükafatını vermede gecikmedi. Hemen elinden tutarak, onu Kureyş'in oturduğu Hıcır mahalline götürdü ve halka şöyle hitab etti:

    "Ey hazır bulunanlar!.. Şahid olunuz ki, bundan böyle Zeyd, benim oğlumdur. Ben, ona varisim, o da bana varistir."

    Mekkeliler, birini evlad edinmek istedikleri zaman böyle yaparlardı. Efendimiz de onların bu adetlerine uyarak, Zeyd'i böylece kendisine evlad edinmiş oldu.

    Peygamber Efendimizin bu güzel davranışı, şaşkın ve dalgın duran Harise'nin mahzun gönlünde sevinç rüzgarı estirdi: Demek ki, oğlu emin bir elde bulunuyordu!

    Gönül huzuru içinde Harise, oğlunu Kainatın Efendisinin yanında bırakarak yurduna döndü.1"

    Bundan sonra, Mekke'de herkes Zeyd'i, "Muhammed'in oğlu Zeyd..." diye çağırmaya başladı.

    Efendimiz, peygamberlik vazifesiyle memur edilip vahiy gelmeye başlayınca, evladlıkların kendi öz babalarının adlarıyla çağrılmaları emredildi.134 Bunun üzerine Hz. Zeyd, babasının ismiyle, "Harise oğlu Zeyd." diye çağrıldı.

    Bu konuda ayeti kerîmede mealen şöyle buyurulur:

    "Evladları, babalarına nisbet ederek çağırın! Allah katında, bu, daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdırlar (Kendilerini "Kardeşim" veya "Dostum" diye çağırın.)"135

    Hz. Ömer'in oğlu Abdullah (r.a.), bu hususu şöyle ifade etmiştir:

    "Biz, 'Evladları babalarının adıyla çağırın.' ayeti ininceye kadar Zeyd'i 'Harise oğlu Zeyd' diye değil, 'Muhammed oğlu Zeyd' diye çağırırdık."116

    Ayrıca, bu ayetle, evladlıkların, evlad edinen kimseye varis olması hükmü de ortadan kaldırıldı.

    Hz. Zeyd, Efendimize peygamberlik vazifesi verildikten sonra, Hz. Hatice ve Hz. Ali'yi müteakip derhal İslam'ın sînesine koşacak ve "üçüncü Müslüman" olma şerefine erecektir.

    Resûli Kibriya Efendimiz, Hz. Zeyd'i fazlasıyla severdi. Zaman zaman kendisine, "Ey Zeyd!.. Sen, kardeşimiz ve azadlımızsın."137 diyerek iltifatta bulunurdu.

    Resûli Ekrem, daha sonra çok sevdiği bu büyük insanı, dadısı Ümmü Eymen'le evlendirecektir ve bu evlilikten yine çok sevdiği ve çoğu zaman terkisinde taşıdığı Üsame Hazretleri dünyaya gelecektir!

    PEYGAMBERİMİZİN, HZ. ALİ'Yİ YANINA ALMASI

    Efendiler Efendisi 36 yaşında. Miladî 607 senesi.

    Mekke'de şiddetli bir kuraklık ve kıtlık baş göstermişti. Çoğu aile, geçim sıkıntısından perişan bir durumda idi.

    Geçin sıkıntısı içinde bulunan ailelerden biri de,Resûli Ekrem Efendimizin amcası Ebû Talib'in ailesiydi.

    Efendiler Efendisinin kalbi, şefkat ve merhamet kaynağıydı sanki... Zatına yapılan iyilikleri asla unutmuyordu. Kendisine karşı gösterilen kadirşinaslıkları asla karşılıksız bırakmak istemiyordu! Böylesi güzel ve eşsiz bir mizaca sahip bulunuyordu!

    İşte, şimdi geçim sıkıntısı çeken biri vardı. Kendisine elinden gelen yardımı esirgemeyen biri. Çocukluğundan beri, şefkatli kanatlan arasında büyüdüğü biri: Ebû Talib...

    Amcası geçim sıkıntısı içindeyken, o nasıl rahat edebilir ve nasıl yardımına koşmazdı?

    Derhal harekete geçti. Hali vakti yerinde olan diğer amcası Hz. Abbas'a koştu, durumu kendisine arzetti. Sıkıntı içinde kıvranan Ebû Talib'e yardım ellerini uzatmaları, yükünü bir nebze de olsa hafifletmeleri gerektiğini anlattı.

    Hz. Abbas, Efendimizin bu davetini memmuniyetle karşıladı ve birlikte Ebû Talib'e vardılar.

    Maksatları, Ebû Talib'in evindeki kalabalığı biraz azaltmak, hiç olmazsa birkaçının nafaka yükünü omuzundan kaldırmaktı!

    Maksatlarını Ebû Talib'e açınca, o bundan memnuniyet duydu ve sonunda Efendimiz ismini bizzat koyduğu Hz. Ali'yi, Hz. Abbas da Hz. Cafer'i himayesine aldı.148

    O sırada Hz. Ali, dört veya beş yaşında bulunuyordu. Henüz bu yaşta, "Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." buyuran Resûli Kibriya'nın himayesine girmesi, Hz. Ali için eşsiz bir mazhariyetti. Bu yaşından itibaren onun terbiye süzgecinden geçecek, davet edildiğinde ise, derhal îman edecektir! Bu îmanı sırasında 910 yaşlarında bulunan Hz. Ali, aynı zamanda "ilk Müslüman çocuk" şerefini de kazanmış olacaktır.1"9


    --------------------------------------------------------------------------------

    128 İbni Sa'd, Tabakat, c. 1, s. 497; İbni Esir, Üsdû'lGabe, c. 2, s. 224; İbni Hacer, ellsabe, c. 1, s. 563. 129 ibni Hişam, Sîre, c. 1, s. 264; İbni Sa'd, A.g.e., c. 1, s. 497.

    130 ibni Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 41; Ibni Esir, A.g.e., c. 2, s. 225; ibni Hacer, A.g.e.,c. 1, s. 523.

    131 İbni Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 42; ibni Esir, A.g.e., c. 2, s. 225; ibni Hacer, A.g.e., c. 1, s. 523.

    132 Ibni Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 42; ibni Esir, A.g.e., c. 2, s. 225.

    133 ibn-i Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 42; Ibn-i Esir, A.g.e., c. 2, s. 225; İbn-i Hacer,A.g.e., c. 1, s. 563.

    134 Ahzab, 5, 40.

    135 Ahzab, 5.

    136 İbn-i Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 43; Buharî, Sahih, c. 3, s. 174; Müslim, Sahih, c.3, s. 131.

    137 Baharı, A.g.e., c. 3, s. 303.

    148 İbni Hişam, Sîre, c. 1, s. 263. Ibni Hişam, A.g.e., c. 1, s. 262; Taberî, Tarih, c. 2, s. 213.


+ Cevap Ver

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349