+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

ilk müslümanlara yapılan işkenceler Hz.Hatice,Hz. Ebubekir ,Hz.Ali'nin Müslüman oluşu

 Peygemberimiz (s.a.v) Katagorisinde ve  Peygamber Efendimiz (S.A.V) Forumunda Bulunan  ilk müslümanlara yapılan işkenceler Hz.Hatice,Hz. Ebubekir ,Hz.Ali'nin Müslüman oluşu Konusunu Görüntülemektesiniz.=>ilk müslümanlara yapılan işkenceler Hz.Hatice,Hz. Ebubekir ,Hz.Ali'nin Müslüman oluşu ilk müslümanlara yapılan işkenceler Hz.Hatice,Hz. Ebubekir ,Hz.Ali'nin Müslüman oluşu İLK MÜSLÜMAN: HZ. HATİCE Kainatın Efendisi Hz. Muhammed (s.a.v.), Hira'daki ulvî mazhariyetle İlahî memuriyetini idrak etmiş ve kutsî risalet vazifesini yüklenmişti. Ancak, bu ağır ve büyük vazifenin icabları vardı, onları yerine getirmek ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    2.374
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart ilk müslümanlara yapılan işkenceler Hz.Hatice,Hz. Ebubekir ,Hz.Ali'nin Müslüman oluşu

    ilk müslümanlara yapılan işkenceler Hz.Hatice,Hz. Ebubekir ,Hz.Ali'nin Müslüman oluşu

    İLK MÜSLÜMAN: HZ. HATİCE
    Kainatın Efendisi Hz. Muhammed (s.a.v.), Hira'daki ulvî mazhariyetle İlahî memuriyetini idrak etmiş ve kutsî risalet vazifesini yüklenmişti. Ancak, bu ağır ve büyük vazifenin icabları vardı, onları yerine getirmek lazım geliyordu. Bunun ise, içinde bulunduğu cemiyette pek kolay olmayacağı da, kendisince muhakkak bilinen bir husustu.
    O anda Efendimiz tek başına bir tarafta, bütün dünya bir tarafta yer alıyordu. Ve o, umum dünyaya Allah'tan aldığı emirleri tebliğ edecekti. Elbette bu, basit bir hadise olarak görülemezdi.
    Allah Resulü, dünyalar durdukça insanlığa nur ve şeref olan vazifesine nereden ve nasıl başlaması gerektiğini de çok iyi hesaplıyordu.
    Durumu, evvela, en yakını bulunan zevcesi Hz. Hatice'ye anlattı. Hz. Hatice, ona tereddütsüz sadakat elini uzattı ve "ilk Müslüman" olma şerefine kavuştu.
    Resûli Ekrem Efendimiz, bundan sonra, Hz. Hatice'ye, Cebrail'den (a.s.) öğrendiği şekilde abdest aldırdı ve yine Cebrail'den öğrendiği surette imam olarak şerefli zevcesine iki rekat namaz kıldırdı.
    Efendimizin kıldırdığı bu iki rekat namaz,* imam olarak kıldığı ilk namazdır ve bir Pazartesi gününün sonuna doğru kılınmıştır.198
    Önceleri namaz ikişer rekattan iki vakit (bizim, sabah ve akşam namazlarına yakın bir vakitte) olarak farz kılınmıştı. Daha sonra buna gece namazı da (teheccüd) ilave olundu. Mîrac'ta vaktin beş olarak tayin edilmesinden sonra, gece namazı farzı ümmet için nafileye çevrildi, ancak Resûli Ekrem Efendimize farz olmakta devam etti (Bkz.: İbni Hişam, Sîre, c. 1, s. 260261; Tahirû'lMevlevî, Müslümanlıkta İbadet Tarihi, s. 24). Tahirû'lMevlevi, Müslümanlıkta İbadet Tarihi, s. 25.
    HZ. ALİ'NİN MÜSLÜMAN OLUŞU
    Hz. Hatice'nin tereddütsüz îman edip Müslüman olması, Resûli Ekrem Efendimizi son derece memnun ettiği gibi, şevkini de artırdı. Artık, yeryüzünde davasını tasdik ve kabul eden biri vardı.
    Peygamber Efendimizin İslam'a davet ettiği ikinci insan, yine en yakınlarından biri olan Hz. Ali idi. O, dört beş yaşından beri Efendimizin terbiyesi altında bulunuyordu ve o, eşsiz terbiyenin eseri olarak, akranlarına göre feraset ve ahlak bakımından üstün bir seviyedeydi.
    Bir gün, Resûli Ekrem Efendimizi, Hz. Hatice'yle namaz kılarken gördü. Hayran hayran seyredip namaz bitince, "Nedir bu?.." diye sordu. Resûli Ekrem, "Ey Ali!.. Bu, Allah'ın seçtiği, beğendiği dindir. Ben, seni, bir olan Allah'a îman etmeye davet eder, insana ne faydası ne de zararı dokunmayan Lat ve Uzza'ya tapmaktan sakındırırım." dedi.
    Hz. Ali, bu teklif karşısında tatlı çocuk bakışlarını yere dikerek bir an durakladı. Sonra, "Benim, şimdiye kadar görmediğim, işitmediğim bir şey bu!.. Babam Ebû Talib'e danışmadan bir şey diyemem." diye konuştu.
    Fakat, Resûli Kibriya Efendimiz, henüz davasını açıkça ilan etmek emrini almış değildi. Bu sebeple Hz. Ali'yi îkaz etti. "Ey Ali!.." dedi, "Eğer söylediklerimi yaparsan yap; yok, eğer yapmayacak olursan, gördüğünü ve işittiğini gizli tut, kimseye bir şey söyleme!"199
    Hz. Ali, bu îkaz üzerine, sırrını muhafaza edeceğine söz verdi. O geceyi düşünerek geçirdi. Şafak aydınlığıyla birlikte gönlüne de aydınlık doğdu. Resûlullah'ın huzuruna vararak, "Allah beni yaratırken Ebû Talib'e sormadı ki ben de Ona ibadet etmek için gidip kendisine danışayım!" dedi ve Müslüman oldu. "İlk Müslüman çocuk" şerefini kazanan Hz. Ali, o sırada 10 yaşında bulunuyordu.200
    Tedbir, her zaman güzel bir harekettir; ama bir davanın yeni yeni yayılmaya başladığı sırada çok daha güzeldir. İşte, Allah Resulü, Hz. Ali'ye, gördüklerini ve işittiklerini şimdilik kimseye anlatmama ve duyurmama îkazında bulunmakla, kainatta da carî olan tedbir, tedriç ve hikmet kanununa riayet ederek, bizler için de bir ölçü veriyordu. Gerçekten, tedbire başvurma, zaman ve mekanın şartlarını göz önünde bulundurarak davasını yayma, Allah Resulünün tebliğ hayatında mühim bir yer işgal eder.
    îman safında yer almada, Hz. Hatice ve Hz. Ali'yi, Resûli Ekrem'in oğul edindiği Zeyd b. Harise (r.a.) takib etti.
    Müslüman olduktan sonra Hz. Ali ile Hz. Zeyd'in Nebîyyi Ekrem Efendimize gönülden bağlılıkları yeniden tazelendi ve güç kazandı. Artık Efendimizden ayrılmıyor, namaz ve ibadetlerini onunla birlikte îfa ediyorlardı.
    Hz. Ali, zaman zaman Resûlİ Ekrem'le birlikte Kabe'ye gider, orada namaz kılarlardı.
    Ashabtan Afıfi Kindî, alış veriş maksadıyla geldiği Mekke'de, henüz îman etmemişken, Peygamberimiz, Hz. Hatice ve Hz. Ali'yi namaz kılarken görmüştü. Müslüman olduktan sonra, o hallerinden gıbtayla bahsederek şöyle demiştir:
    "Ben, o zaman îman edip de onların dördüncüsü olmayı ne kadar isterdim!"201
    Peygamber Efendimiz, davasını henüz umuma açıklamamış olmasına rağmen, müşrikler onların Kabe'de namaz kılmalarından, yaptıkları ibadetten farklı bir ibadet yapılmasından pek hoşlanmıyorlardı. Bu sebeple bir müddet sonra, Peygamber Efendimiz, Hz. Ali'yle, namazlarını kırlarda, vadilerde eda etmeyi daha uygun buldular.
    Annesi ile Babası, Hz. Ali 'nin Peşinde!
    Resûli Ekrem'i bir gölge gibi takib edip yalnız bırakmayan Hz. Ali'nin bu hali, anne ve babasının endişe ve telaşına sebep oldu. Bilhassa anne Fatıma Hatûn, fazlasıyla korkuya kapıldı. Kocasına, "Dikkat et, oğlun Muhammed'le çok dolaşıyormuş; sakın ona bir şeyler olmasın!" dedi.
    Ebû Talib, anlayışlı bir insandı. Durumu bizzat Peygamber Efendimizden öğrenmek istedi. Bunun için bir gün Resûli Ekrem Efendimizle Hz. Ali'nin arkalarından gitti. Onları Mekke'nin bir vadisinde namaz kılarken buldu. Fahri Kainat'a, "Ey kardeşimin oğlu!.." dedi. "Bu din, ne dindir?"
    Peygamber Efendimiz, "Ey amca!.. Bu din, Allah'ın dinidir. Meleklerin, peygamberlerin ve ceddimiz İbrahim'in dinidir. Allah, beni onunla bütün kullarına gönderdi." dedi; sonra da, "Ey amca!.. Doğru yola davet edeceklerimin ve bu davete koşması gerekenlerin başında sen varsın ve sen buna herkesten daha layıksın! Putlara tapmaktan vazgeç ve bir Allah'a îman et." diye teklifte bulundu.
    Bir an düşünceye dalan Ebû Talib, sonunda, "Ben, eski dinimden ayrılamam! Fakat, sen üzerinde bulunduğun dinde devam et! Allah'a yemin ederim ki, ben sağ kaldıkça, yapmak istediğini tamamlayıncaya kadar kimse sana el uzatamaz, hoşlanmadığın bir şeyi sana eriştiremez!" diye konuştu; sonra da oğlu Ali'ye döndü ve, "Oğulcağızım!.. Senin üzerinde bulunduğun bu din nedir?" diye sordu.
    Hz. Ali, "Babacığım!.." dedi, "Ben, Allah'a ve O'nun Resulüne îman, onun Allah'tan getirdiklerini de tasdik ettim. Ona uydum ve onunla birlikte namaz kıldım!"
    Bunun üzerine Ebû Talib, "Ey oğlum!.. Amcan oğlunun dinine sana da isteyerek girmek yaraşır. O, seni ancak hayra davet eder. Ona itaat et!"202 diyerek hem Resûli Ekrem Efendimizi, hem de Hz. Ali'yi sevindirdi; sonra da oradan uzaklaştı.
    Eve dönen Ebû Talib'e, zevcesi Fatıma Hatûn, telaş ve şiddetle, "Nerede oğlun?.. Hizmetçim, Ciyad mevkiinde onu Muhammed'le birlikte namaz kılarken görmüş. Oğlunun dinini değiştirmesini uygun görüyor musun?" diye sordu.
    Ebû Talib, "Sus! Vallahi, amcası oğluna arka çıkmak ve yardımcı olmak, elbette herkesten çok ona düşer!" diyerek telaş ve endişeye mahal olmadığını ifade etti; sonra da, "Eğer nefsim, Abdûlmuttalib'in dinini bırakmak hususunda bana itaat etmiş olsaydı, ben de Muhammed'e tabi olurdum. Çünkü, O halimdir, emindir, tahirdir."203 diye konuştu.


  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    2.374
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart ilk müslümanlara yapılan işkenceler Hz.Hatice,Hz. Ebubekir ,Hz.Ali'nin Müslüman oluşu

    HZ. EBÛ BEKİR, MÜSLÜMANLAR SAFINDA

    Hz. Ebû Bekir, eskiden berr Resûli Ekrem Efendimizin en yakın dostlarından biri idi. Samimî görüşür ve konuşurlardı.

    Onda da göze çarpan en mühim vasıf, Cahilliyye devrinin çirkin adetleri, kötü ahlak ve yaşayışları ile fıtratını bozmamış olması, ruh, kalb ve aklını şirk inancıyla kirletmemiş bulunmasıydı. Tanınmış bir tüccardı. Kavminin ileri gelenleri her zaman fikrinden istifade ederlerdi. Kureyş'in kan davalarını halleden de oydu. Bir diğer mühim vasfıda, Kureyş ailelerinin soy soplarını, nesep şecerelerini, iyilik ve kötülüklerini gayet iyi bilmesiydi.

    Resûlullah Efendimiz, henüz açıktan davete başlamamıştı. Fakat yine de davası kulaktan kulağa yayılmış ve Kureyş ileri gelenleri tarafından duyulmuştu.

    Hz. Ebû Bekir, Yemen tarafına yaptığı bir seyahatten henüz dönmüştü. Başta Ebû Cehil, Ukbe b. Ebî Muayt ve bazı Kureyş ileri gelenleri, kendisine "hoş geldin" demek için evine vardılar. Hz. Ebû Bekir, "Ben Mekke'de yokken neler olup bitti? Önemli bir haber var mı?" diye sordu.

    Onlar, "Ey Ebû Bekir!.." dediler, "Büyük bir iş var! Ebû Talib'in yetimi Muhammed, peygamberlik iddiasına kalkıştı! Biz de senin Yemen'den dönüşüne kadar beklemeyi uygun bulduk. Artık, sen o dostuna git, ne edeceksen et!*"

    Hz. Ebû Bekir, derhal Fahri Kainat'ın evine vardı; "Ya Ebe'1Kasım!.. Peygamberlik iddiasında bulunduğun, kavminden ayrıldığın ve atalarının dinini kötüleyip inkar ettiğin doğru mu?" diye sordu.

    Resûli Zîşan Efendimiz, küçük yaşlarından beri beraber oldukları Hz. Ebû Bekir'in bu sözlerine önce tebessüm buyurdu, sonra da, "Ya Ebû Bekir!.. Ben sana ve bütün insanlara gönderilmiş Allah Resulüyüm! İnsanları tek bir olan Allah'a davet ediyorum! Sen de şehadet getir!" dedi.

    Hz. Ebû Bekir'in akıl ve gönül aleminde bir anda şimşekler çaktı. Bu sözleri, küçük yaşından beri çok iyi tanıdığı, zatını candan seven sayan ve o ana kadar mübarek dudaklarından hilafı hakikat tek bir söz işitmeyen Muhammedû'l Emin'den (s.a.v.) duyuyordu. Hiçbir tereddüt emaresi göstermeden Müslüman oldu.204

    İslam'a davet karşısında en ufak bir tereddüt göstermeyişini, Resûlullah Efendimiz, onun için bir fazilet sayarak şöyle buyurmuştur:

    "Ebû Bekir'den başka, îmana davet ettiğim herkes bir duraklama, bir tereddüt, bir şaşkınlık geçirdi. Fakat o, kendisine İslam'ı anlattığım zaman ne durakladı ve ne de tereddüt etti!"205

    Resûli Ekrem Efendimizi, bu itibarlı dostunun Müslüman olması fazlasıyla sevindirdi. Hz. aişe Validemizden gelen bu husustaki rivayet şöyle:

    "Nebîyyi Ekrem'i, iki dağ aralığında, Hz. Ebû Bekir'in Müslüman olmasından daha çok sevindiren bir başka hadise olmamıştır."

    İslam'la şereflenen Hz. Ebû Bekir'in daha evvel gördüğü bir rüyası da böylece gerçekleşmiş oldu: Rüyasında bir ayın Mekke'ye indiğini, sonra bölünerek şehrin evlerine dağıldığını, sonra da toplanıp kendi evine girdiğini görmüştü.

    Bu rüyasını o zaman Ehli Kitap'tan bazı alimlere anlatmıştı. Onlar, gelmesi beklenen peygamberin pek yakında Mekke'den çıkacağını, kendisinin de ona uyup bahtiyarlar arasında yer alacağını söylemişlerdi.206

    Hz. Ebû Bekir, Müslümanlığını izhar etmekten de çekinmedi.

    Müslüman olması, Kureyş arasında büyük bir yankı uyandırdı. Çünkü o, Kureyş içinde itibarlı, sağlam, güvenilir, sözünde sadık biri idi. Sevimliliği ve yumuşak huyluluğu da onu kavmine sevdirmişti.

    Hz. Ebû Bekir, Müslüman olan hür ekreklerin ilk halkasını temsil ediyordu. Onun Müslüman olmasıyla, îman halkası biraz daha genişledi, yollar biraz daha açıldı ve müstakim caddeye yürüyen bahtiyarlar daha da arttı. Onun vasıtasıyla Müslüman olan Hz. Bilali Habeşî ile îman ve İslam nîmetine erişen ve her biri adeta bir sınıfın temsilcisi durumunda bulunan ilk Müslümanlar şunlar oldu:

    Kadınlardan, Hz. Hatice,

    Çocuklardan Hz. Ali,

    Hür erkeklerden Hz. Ebû Bekir,

    azadlı kölelerden Hz. Zeyd b. Harise,

    Kölelerden Hz. Bilali Habeşî (Radıyallahü Anhüm)


    --------------------------------------------------------------------------------

    199 Ibni Kesir, Sîre, c. 1, s. 428.

    200 İbni Hişam, Sîre, c. 1, s. 262.

    201 Ibni Sa'd, Tabakat, c. 8, s. 18.

    202 ibni Hişam, Sîre, c. 1, s. 264.

    203 Ibni Hişam, Sîre, c. 1, s. 264; İbni Sa'd, Tabakat, c. 8, s. 18; Taberî, Tarih,c. 2, s. 214.

    204 Ibni Hişam, Sîre, c. 1, s. 268; İbni Sa'd, Tabakat, c. 3, s. 171.

    205 Ibni Hişam, Sîre, c. 1, s. 269; İbni Esir, Üsdû'lGabe, c. 2, s. 206.

    206 Süheylî, Ravdû'lÜnf, c. 1, s. 165.


+ Cevap Ver

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349