+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Yetimlerin en güzeli peygamberimiz hz.Muhammed

 Peygemberimiz (s.a.v) Katagorisinde ve  Peygamber Efendimiz (S.A.V) Forumunda Bulunan  Yetimlerin en güzeli peygamberimiz hz.Muhammed Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Yetimlerin en güzeli peygamberimiz hz.Muhammed Yetimlerin en güzeli peygamberimiz hz.Muhammed Beni en çok etkileyen olaylardan bir tanesidir... Hani: Peygamber Efendimiz bir bayram namazından sonra mescitten çıkar evine doğru gider... Tam, çocukların aralarından geçerken, bir çocuğun diğerleri gibi eğlenmediği, hatta duvarın dibine çökerek mahzun bir şekilde onları izlediğini fark eder. Dahası ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    12.917
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Yetimlerin en güzeli peygamberimiz hz.Muhammed

    Yetimlerin en güzeli peygamberimiz hz.Muhammed

    Beni en çok etkileyen olaylardan bir tanesidir... Hani: Peygamber Efendimiz bir bayram namazından sonra mescitten çıkar evine doğru gider... Tam, çocukların aralarından geçerken, bir çocuğun diğerleri gibi eğlenmediği, hatta duvarın dibine çökerek mahzun bir şekilde onları izlediğini fark eder. Dahası bu çocuk için için ağlıyordur. Efendimiz, onun yanına gidip, "Yavrum, neyin var, niçin böyle üzgün duruyorsun? Arkadaşlarınla niçin birlikte oynamıyorsun?" der ya...

    Hani çocuk da, babasının Uhud'ta şehit düştüğünü, annesinin başka biriyle evlenince üvey kardeşlerine bakmak zorunda olduğu için kendisinin dışarıda kaldığını anlatır... Kainatın Efendisi, çocuğun elinden tutup, başını okşar ve bir teklifte bulunur,

    "Ben baban, Aişe annen, Fatıma kardeşin olsun istemez misin?"

    Ne muazzam bir tekliftir bu.

    Çocuk heyecanla, "Nasıl razı olmam Ya Resulallah" der ve sevinçten havalara zıplar. Çocuğun başına tıpkı masallardaki gibi bir anka kuşunun konması gibi.

    Efendimiz Resul-i Ekrem (a.s.v), çocuğun ismini mahzun olan gönlünü aldıktan sonra sorar. "Büceyr" ismini söyler çocuk. Fahr-i Kainat Efendimiz, "Hayır, senin ismin Beşir olsun!" buyurur.

    Peygamberimiz bununla kalmaz, elinden tutar ve evine götürür. Yedirip içirir, üsüne başına yeni elbiseler alır, giydirir. Karnı tok, sırtı pek olan çocuk bir süre sonra oynayan diğer akranların arasına karışır. Üstelik diğer arkadaşlarından çok daha mutlu ve sevinçlidir. Çünkü babası cennete gitmişti ama babasının yerine geçen insan bütün babaların en hayırlısıydı.

    Arkadaşları bile Beşir'in bu haline gıpta etti ve etrafını sardı. İçlerinden biri sordu, "Sen daha önce ağlayıp duruyordun, şimdi nasıl oldun da bu hale geldin?" diye.

    Beşir; "Açtım, doydum. Çıplaktım, giyindim. Yetimdim, Resulullah babam, Aişe annem oldu."

    Etrafındaki çocuklar sevinç çığlıkları atarak şöyle der, "Ne olaydı, bizim de babalarımız Uhud'ta şehit olsaydı da, biz de öyle bahtiyar bir babaya kavuşmuş olsaydık."

    Aradan yıllar geçer. Peygamber efendimiz ebed-i aleme irtihal etmiştir. Beşir için için yine ağlıyor ve diyor ki, "İşte şimdi yetim kaldım, işte şimdi garip oldum."

    Peygamberimizin bu tavrı, sadece örnek teşkil etmiyor. Aynı zamanda şefkate muhtaç çocukların yeme, içme, barınma ve en önemlisi psikolojik açıdan desteklenmesi gerektiğini bize en güzel şekilde gösteriyor.

    Peygamberimiz yetimleri niye severdi? Çünkü kendisi de bir yetimdi. Yetimlerin en güzeliydi. O her yere "bereketi"yle giderdi. Yetimin bereketi olmaz mı... O bereket ki Peygamberimizin üzerinde tecessüm etmişti.

    Hz. Halime'ye (r.a.) bu yüzden bereket gelmişti, bu yüzden diğer sütanneleri ona imrenmişti. Düşünün, o dönem, ebeveynler sütanneyi seçiyor, sütanne de ebeveynleri seçerken titizlik gösteriyor... Sütanne olacak kadınlar yılda iki kez Mekke'ye gelir, en zengin en itibarlı ailelerin çocuklarını almak için yarışırlar... Ama bir yetim için kim yarışırdı ki?

    Kuraklık bir yandan kıtlık bir yandan... Kır merkebine binmiş Halime, yanında yaşlı bir deve olduğu halde, darlıktan kurtulmayı ümid ederek Mekke'ye vasıl oluyor... Oluyor da, bütün sütanneler emzirecek çocuk bulmuş, sevinç içinde evlerinin yolunu tutmuş bile... Üstelik dedesi Abdülmuttalip hangi kadına teklif ettiyse, "yetimdir" diyerek kimse Muhammed'i (a.s.v.) almak istememiş... Abdülmuttalip, Halime'yi görünce, "Saad Kabilesinden Halime. Saad ve hilm, dünyanın hayrı da, ahretin izzet ve şerefi de bunlara bağlı... Ey Halime, benim yanımda yetim bir çocuk var. Diğer kadınlar, biz götüreceğimiz çocukların babalarından faydalanmayı umuyoruz, yetim alıp da ne yapacağız, diyerek onu almak istemediler. Bari sen bunu al. Belki onun yüzünden bereket bulursun."

    Buldu da. Hz. Halime eşinden izin aldıktan sonra, Yetimlerin en güzelini yanına aldı. Mübarek ve uğurlu bir çocuk onlara öyle bereket getirdi ki, yanlarındaki cılız develer bile bol süt vermeye başlamıştı.

    "Saad" ve "Hilm" "Muhammed'le" izzet ve şeref buldu. Ne büyük saadet.

    Peygamberimizin yetim Beşir'e olan yakın ilgisini sosyologlar tahlil etmeli bence. Sıkı geleneklere sahip toplumlarda aile içi ilişkiler bile çok katıdır. Bırakın sokaktaki çocukları, kendi içinde bile çocuklar sevilmez. Çocuklar asla büyüklerin yanında konuşturulmaz. Bırakın "aile içi sevgiyi" dışarıya karşı çok tutucu ve kalın duvarlara örülü kapalı devre bir yaşantıdır bu. Kaldı ki, bir adam, sokakta gördüğü bir çocuğa nasıl şefkat göstersin? Sanki yetim kalmak lanetli bir sıfat gibi değerlendirilir hala

    Biçilen rol gereği, ailenin ayakta durmasında, maddi olarak yaptıkları bir yana, anne ve baba ailede çocuğun üzerinde, varlıklarını her zaman manevi bir güç, bir güven kaynağı olarak sürdürür. Bu yaratılışdan gelen algı sebebiyle, hem anne, hem de babanın yokluğu, çocuklar için zaten büyük bir eksikliktir.

    Nasıl ki, babasız, fakat varlıklı bir anne kucağında yetişen bir çocuk, psikolojik olarak baba şefkatinin eksikliğini hissederek büyür. Annesizlik ise çocuk üzerinde daha da derin izler bırakır. Sadece ekonomik ihtiyaçların karşılanması, bir çocuk için yeterli değildir. Çocuk hem anne hem de baba tarafından sevilmeye, okşanmaya muhtaçtır. Bu yüzden çocuğun sağlıklı bir yetişkin olabilmesi için anne ve babanın yeri asla tartışılmaz.

    Bu gerçek, yetimlerin problemlerinin çözümünde bütün toplumun duyarlı olmasını şöyle ya da böyle, herkesin kendisine göre muhakkak bir takım sorumlulukların bulunduğunu gösterir. Ve en ideal örnek, Fahr-i Kainat Efendimiz (a.s.v.)dir.

    Efendimizin Beşir'e yaklaşım tarzını iyi okunmalı. Özellikle insan ilişkilerine önem veren eğitimciler için bulunmaz model... Beşir'le konuşurken onu incitmiyor. Basit ve anlaşılır sorularla gönlünü alıyor ve doğrudan konuya giriyor. En önemlisi bir yetimin kalbini fethediyor.

    Resulullah'ın söyledikleri formaliteden ibaret değildi. Hiçbir zaman kendi evinde yetim eksik olmazdı. Hz. Hatice ile evlendiğinde, validemizin ölen kocasından Hind isminde bir erkek çocuğu vardı. Peygamberimiz o yetime kendi öz çocuğu gibi bakmış, yetiştirmişti.

    Yine Efendimiz, Hz. Ümmü Seleme ile evlendiğinde, beraberinde beş yetimi vardı. Peygamberimiz ona beraberinde yetim çocukların bulunmasının evlenmesine bir mania olmayacağını söyleyerek öylece kabul eder. Hatta, bu çocuklar Peygamberimizden öz babalarını aratmayacak, hatta daha sıcak bir şefkat görmüşlerdi.

    Ardı ardına gelen savaşlar sonunda şehit düşen Sahabilerin çocukları yetim kalıyordu. Yine Peygamberimiz bu çocuklara ayrı bir ilgi gösterir, onları yalnız bırakmaz, ihtiyaçlarını karşılardı. Bazılarını da bizzat kendi himayesine alırdı.

    Peygamberimizin yetimlere olan davranışlarından bize bakan yönleri var elbette. Bunları belki iki sınıfa ayırmak gerekiyor:

    - Maddi sorumluluklar... Yetim ve öksüzlerin malını, canını korumak... Beslenme, giyinme ve barınma gibi ihtiyaçlarını karşılamak.

    - Manevi sorumluluklar. Yetim ve öksüzlerin psikolojik gelişimini ilgilendiren her eylemi kapsar. Şefkat dolu davranış sergilemek, sevgi dolu bir ortam hazırlamak... Eğitimiyle ilgilenmek, dini bilgiler vermek, güzel bir ahlak olmak üzere her türlü eğitiminden sorumlu olmak... Çünkü o, bakımını üstlenmeyi kabul etmekle ona öz evladı gibi muamele etmeyi de üzerine almış demektir.

    Zaten insani tavır fıtri olan bir davranış biçimidir. İnsan olmak demek, akraba yetimlerinin, sonra mensubu bulunduğu toplumun, daha sonra içten dışa doğru genişleyen bir halka gibi bütün dünya yetimlerinin problemlerine karşı duyarlı olmayı gerektirir.

    Çünkü "yetime sahip çıkmak" insana bakışın bir ifadesidir. Yetime hor bakmak, onu itip kakmak insanlık onuruna ters düşen bir davranış biçimidir. Daha da ileri gideyim: yetime ters davranan, onu itip kakan insanların fıtratı bozulmuş demektir. Benim mensubu bulunduğum dinim, buna asla müsaade etmez. Hele Yetimlerin Babası Fahr-ı Kainat Efendimizin gönlü incinmez mi? Eğer bir yerlerde yetimlerin hakkı yeniyorsa, kıyamet yakındır.


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349