Hz.ismail as.

İsmail Aleyhisselâm; İbrahim Aleyhisselâmın, Hz.Hâcer’den doğan ilk ve bü­yük oğludur.

İsmail Aleyhisselâm: boylu, boslu, ak saçlı, güzel ve nurlu yüzlü, kırmızımsı tenli, küçük başlı,
büyük gözlü, uzun burunlu, kalın boyunlu, geniş omuzlu, uzun elli ve uzun ayaklı, çok güçlü ve kuvvetli idi.


İsmail Aleyhisselâm; Babası İbrahim Aleyhisselâmın vefatından sonra da, ge­rek Kabe ve gerek Hacc amellerine âid hizmetleri yürütmek ve yönetmekte de­vam etti.İlk olarak Kabe’ye örtü örttü.Yüce Allah, İsmail Aleyhisselâma Peygamberlik verdi.
Onu; Mekke’de ve Mekke çevresinde oturan Cürhüm ve Amalika halkı ile Ye­men kabilelerine, Me’rib ve Haciramevt taraflarına Peygamber olarak gönderdi.
Elli yıl, onları, İslâmiyete davet etti. Davet ettiği kimselerden bazısı iman, bazı inkâr etti. İman edenler, pek az idi.
İsmail Aleyhisselâm, vazifesinde sabr ve sebat edenlerdendi.
Sözünde, sâdıktı.
Günahkârları, Mekke Hareminden, ilk sürüp çıkarandı.
Kendilerine üstün meziyetler verilenlerden, en hayırlı olanlardandı.,
Namazlarını, kılmalarını, zekâtlarını vermelerini Ev halkına ve kavmine emrederdi.
Kendisi, Allah katında Rızâ’ya ermişti.,
İsmail Aleyhisselâm; Mekke’nin sıcaklığından şikâyetlenince, Yüce Allah:
“Ben, sana, Cennet’ten bir kapı (pencere), açacağım!
Kıyamet gününe kadar, oradan, sana serin serin yel esecektir!” buyurdu.
Pencere açılacağı bildirilen yer, kendisinin, vefat ettiği zaman, gömüldüğü Hicr
İdi.İsmail Aleyhisselâm, ölüm döşeğine düşünce, kızı Nesîme’yi, Ays’a nikahla­masını, kardeşi İshak Aleyhisselâma vasiyet etti.
İshak Aleyhisselâm da, Ağabeyinin bu vasiyetini, yerine getirdi.
Babası İbrahim Aleyhisselâmın vefatından sonra, İsmail Aleyhisselâm da, vefat etti.
Hicr’de gömülü bulunan annesi Hz.Hâcer’in yanına gömüldü. İsmail Aleyhisselâm vefat ettiği zaman, yüz otuz yedi yaşında idi. Ona ve Âline ve gönderilen bütün Peygamberlere selâm olsun!
Abdullah b. Zübeyr; Haccac’ın, Mancınıkla attırdığı taşlarla yıkılan Kabe’yi, ye­niden yaptırırken (Hicrî: 64), Hatîm’i kazdırdığı sırada, orada, yeşil taştan bir Tâ­but buldu.
Bunun hakkında Kureyşîlerden bilgi istedi. İstediği bilgiyi, hiç birinde bulama­yınca, Abdullah b. Safvan’a adam gönderip ondan sordurdu.
Abdullah b.Safvan:
“Bu, İsmail Aleyhisselâmın kabridir. Onu, yerinden kımıldatma!” dedi.
Abdullah b.Zübeyr de, Tâbut’u, olduğu gibi bıraktı.
İsmail Aleyhisselâm, ilk zevcesini boşadıktan sonra, Cürhümîlerden Mudad b.Amr’ül Cürhümî’nin kızı ile evlenmiş, kendisinin, ondan on iki oğlu doğmuştu.
Mudad’ın kızının ismi Ra’le idi.
İsmail Aleyhisselâmın, Ra’leden doğan oğullarının isimleri şöyle idi:
1) Nâbit,
2) Kaydar,
3) Ezbel veya Ezbil
4) Mebşa veya Menşâ,
5) Mişma’ veya Meşmae,
6) Maşı,
7) Duma,
8) Ezer veya Ezür,
9) Tayma,
10) Yatur,
11) Nebiş veya Neyiş,
12) Kayzuma
İsmail Aleyhisselâmın vefatından sonra, Kabe hizmetini, oğlu Nabit, üzerine alıp yönetti.
Bu hizmetin, önce Kaydar, ondan sonra Nabit tarafından yönetildiği rivayet olun­duğu gibi
İsmail Aleyhisselâmın vefatından sonra Kabe hizmetiyle, önce, Kaydar’ın, sonra, Teymen b. Nabt’ın, ondan sonra, Nabit b. Hemeysa’, b. Teymen, b. Nabt’ın meş­gul olduğu ve Nabit’in vefatı üzerine de, bu hizmetin, Cürhümîler tarafından gö­rüldüğü rivayet ve Nabit’in şeceresi de, Nabit b. Hemeysa’, b. Teymen, b. Nabt, b. Kaydar, b. İsmail Aleyhisselâm olarak kaydedilir.
1) İsmail Aleyhisselâmın oğullarından Kaydar’ın yüzünde Muhammed Aleyhis­selâmın Nûr’u parıldardı.
2) Savaşçılık,
3) Güreşçilik,
4) Ok atıcılık,
5) Avcılık,
6) Ata binicilik… gibi bir takım özellikleri de, vardı.
Her gün, av silahının yanına vardığı zaman, silahından, ya dişi bir geyiğin, ya da, bir kuşun:
“Allah’ın ismini anmadıkça, beni, kesme! Besmele çekmedikçe de, yeme!” diye seslendiğini işitirdi.
Nâbıt vefat ettiği zaman, İsmail Aleyhisselâmın oğulları, geçim bolluğu olan yer­lere dağıldılar.
İçlerinden bazısı ise;
“Biz, Allanın Hareminden ayrılmayız!” diyerek Mekke’de kaldılar.
Mekke’de kalanlar arasında, İsmail Aleyhisselâmın küçük yaştaki çocukları da, bulunuyordu.
Bunun için, Kabe hizmetini, İsmail Aleyhisselâmın oğullarının ana tarafından babaları olan Mudad b. Amr’elcühenî, üzerine aldı.