Eğer Çekemezsen Gülün Nazını Ne Dikene Dokun Ne Gülü İncit,Sahrada mecnun değilsen,Ne leyla`yı çağır,Ne çölü incit..

Senin önünde eğilmek ne büyük bir şereftir Ya Rasulullah !
Hani Senin yanında titreyen birine kendini Mekke’ li fakir bir kadının oğlu olarak tanıtmıştın.
Sen hiç fakir değildin Ya Resulullah !
Sen gönül zenginiydin.
Güneş gibi doğdun dünyanın üzerine.
Karanlıklarımızı yırttın attın.
Hani insanlar diri diri kızlarını gömüyordu.
Hani insanlık ahlaksızlığa gark olmuştu.
Hani haklı olan kuvvetli değilse haksız, haksız kuvvetliyse haklı oluyordu.
Hani fitne başını alıp gitmişti.
Hani kimileri evlerine kapanıp Seni bekliyordu.
Hani Sen, Aziz ve Celil olan Cenab-ı Allah’ ın izniyle doğdun ve
Peygamberlik Makamına oturdun.
Ve seninle kapandı Peygamberlik kapısı.
İşte biz Seni düşünüyoruz Ya Resulullah !
Seni anarken nemleniveriyor gözlerimiz.
Gözlerimizi bir görsen öyle bulutlu bulutlu
Gözlerimizi bir görsen öyle sağnak sağnak.
Sonra ellerini, ayaklarını, bastığın yerleri bir öpebilsek.
Hani ışığın Yunus Emre diyor ya ;
“Araya araya bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü”
İşte o tozunu arıyoruz yüzümüzü sürmek için
O tozu koklamak, o tozu can evimize almak istiyoruz.
Hani demiştin ya benden sonra öyle insanlar gelecek ki, beni görmek için her şeylerini feda etmek isteyecekler diye.
İşte biz onlardan olmak istiyoruz.
Senin için canımıza kadar her şeyimizi vermek istiyoruz.
Seni görmek nasip olur mu bilmiyorum.
Yollar kısaldı azığımız az.
Zaman vahşetleşti ve biz karmakarışık.
Ama umut, umut fakirin ekmeği.
Bizim fakirliğimiz Seni anlayamamak.
Ama umut; umut o ki ŞEFAATİN.
Hani Senin şefaatin ümmetinden büyük günahı olanlar için ya.
İşte BEN ! en büyük günahkar.
Bu fakire de şefaat eder misin Ya Resulullah ?
Havz-u Kevser’ in başına beni de kabul eder misin ?
Benimle Havz-u Kevser’ den su içer misin ?
Orada benimle sonbet eder misin ?
En azından yüzüme gül.
En azından yüzüme bak.
En azından yüz çevirme olur mu Ya Resulullah !
Olur de Ya Resulullah kurbanım Sana

Ne kadar isterdim

Yâ Rasûlallah!

Sen nefes alırken

Yeryüzünde nefes alıp veren,

Bir incecik ot olmak

Ve Sen

Sevr'e tırmanırken

Kademinin altında

Yan yatıp

Hakk'a secdeye varmak

Ne kadar isterdim

Ya Rasûlallah

Sen Hira'ya yükselirken

Geldiğini görmek

Ve mübarek başmak-ı şerîfinin

Ufacık bir temasıyla

Tepelerden aşağılara

Yuvarlanıp

Ka'be'ye varan bir taş parçası olmak

Ne kadar

Ne kadar

İsterdim Yâ Rasûlallah!