Özledik Seni ey Efendim!
Küçücük bir yüreğin içinden sesleniyorum sana ey Efendim
Kirlenmiş ellerim, yüreğime inat koşmak istiyor sana
Ne elem ne firak ne gam var yüreğimde benim
Bir Muhammed(a.s) gerek her nesile her çağa


Seni çok özledik
Bir devrin içinde kalmış ruhlarımızla beraber Ey! Nebi
Varoluşunu, tebessümünü, Peygamberliğini özledik
Taşlaşmış bir mekanik zamana inat, duruşunu, endamını elini değdiğin maddeyi özledik

Ne oluyor bu ümmete, ruhsuzluğu ile bakışlarında ki özlemi bile yitirmiş
Geç kalınmış, ayağa kalkmaya bile zaman bırakmayacak kadar halsizliğimizle
Sarıldığımız madde ile, sarılmayı istediğimiz sebeplerimizle
Filistinde, Keşmirde, Doğu Türkistanda,
Yani acının yani umutsuzluğun silahsızlığıyla
Özledik seni Efendim!


Elinde meşalen, yüzünde tebessümün, ayaklarında tozlu zafer yollarınla
Canını senden öteye vermeyen arkadaşlarınla
Doğduğun gün bayram eden mazlumlarınla
İsmini avuçlarımıza ait hissederken her duada
Sessizce hemde, mazlumca özledik,

Şimdilerde zaman, ıssız ve sensiz hikâyeler anlatıyor
Seni senden başka tanımıyor yazılar, sözler
Melekler inmiyor aşağılara Ey Nebi! İnmiyor!
Gökler siyah, yer ondan beter,
,
Gemiler inşa inşa ettik, şiirleri yazdık, övgüler dizdik
Denizi bekledik, şairi bekledik, hatipleri sevdik
Koca koca binalara küçücük sevinçler ekledik
Çocuklara hep ismini verdik, alnımıza adını çizdik
Ve oturduk bekledik, ağladık, hüzünlendik,
Yağmurları bile seni sevdiğimiz için özledik

Çağ çağ nehirler akıyordu o zamanlar
Çöllerin, bedevilerin, medenilerin, mahşer atlıları vardı
Gökten her yıldız kaydığında ışıl ışıl adın vardı
Miracına kanat geren, çölüne kum serpen rüzgarların vardı
Sen vardın Ey! Nebi, gözlerin vardı,
sende bizden olanı özledik!

Masalsı bir dünyada en insansı yaşayan bir Peygamber
Kuru ekmek, birazcık su, koca bir yürek birde
Kahramanı Muhammed olan dünyanın içinde
Ne zalimin korkusu, ne devlerin kısık uğultusu,
Korkmadan,ürkmeden seni Efendim! sadece seni özledik


Ebu Lehepler, Ebu Cehiller nükleer başlıklarıyla geldiler
Biraz umut, azıcıkta özgürlük dediler
Kıtalara değil evlerimize girdiler

Kandık Ey! Nebi,
ellerin sandık rüyalarımızı süsleyen güneşi
Koşmadık, yorulmadık, ölmedik ki
Umudumuzu vuslat gününe bağladık, özledik Seni

Sahi, zor mudur ateşini hissetmek cennetteki elinin?
Koklamak mümkün müdür gül niyetine adını,
Yetimiz, öksüzüz işte Sensiz,
Aç! artık ne olur bayrağını, aç! artık ey dünya gömdüğün sırlarını
Sensiz küçük harfler kuruyoruz özlemimiz büyüsün diye
Seni arıyoruz,arayışlarımız temizlensin Rabbim gülsün diye


Canım Peygamberim! Olmuyor, olmuyor
Kan içinde coğrafyam, toprak kana, zalim zulme doymuyor
Kurtar diye seslensek gelir misin?
Zalime bile merhamet, inançsıza bile merhamet eden koca yüreğini
Şehirlere sığmayan medeniyetini özledik.

Zamanı ayağa kaldırmayı, seni evrenimize menzil yapmayı,
Ayağındaki toza değil, ayağının geçtiği yola özlemle bakmayı
Genzimde boğulduğum hıçkırıklarımla yaşarken
Coğrafyamda sınırlarımda adından ateşler yaymayı
Özledik Efendim!

Izdırabımız Uhuddan büyük, özlemimiz gözyaşın kadar
Büyüse çocuklar geleceksin diye
Kahrolsa zalim, görürsün diye
Dursa dünya Efendim! Dursa zaman geleceksin diye
Senin gelme imkanına şiirler yazıyoruz
Seni göreceğiz diye ölmek için yaşıyoruz

Bebekler sen yoksun diye ağlarmış
Karanlık gündüze seni sorarmış
Güller yoksun diye dikenler açmış, bağırmış kuşlar ötmekten usanmış
Yokluğunda karanlıkta doğan bebeğe dikenler batmış
Koca koca gezegenler, avuç avuç dualara boyanmış
Gelirde göremem diye analar ağlarmış


Üç kıtada at koşturmuş ecdadım,adını yüceltmiş
Milyar olmuş ümmetin,saf sade hayatınla büyülenmiş
Kılıçlar, kalemlerle kardeş iken, kötüler belli, iyiler belli iken
Yanmış Efendim ismine aşık gönüller
Kevserinde buluşmak için ölmüş şehitler

Çiçekler, gökler, mavi yüzlü beyaz melekler
Eshabın her gece kayar olmuş göklerde
Dualar ve aminler beraber olmuş, kapında oturmuş
İçine özlem yuva yapmış sevgiler Efendim! Ümmetin milyar olmuş
Ölüm bile sevimli, ayrılık bile dost olmuş yolunda yürüyenlere
Seni özledik diye Efendim! Seni özledik diye!