Ey çalgıcı,
şu gazeli oku:
Ben sevgiliden geçtim, de.
Gülden, dikenden geçtim,
tövbe ettim, de.

Bir gün sarhoştum,
bir gün şöyle böyle.
ikisinden de yudum elimi.
Baktım na buraya kadar tövbenin içine batmışım,
dedim tövbelerime tövbe.

Bu köyün sakisi hani nerede?
Çabuk şu sağrağı doldursun.
Ar da neymiş,
namus da ne?

Körkütük olmuşum, körkütük işte,
sıcağa, soğuğa tövbe etmişim,
yaşa, kuruya tövbe.

Gel çalgıcı, gel,
ben yolumdan çıkmışım bikere.
Sen bilirsin yolunu,
al çalgıyı, vur tele.

Gönlüm benim paramparça.
Bir çare derdime, bir çare.
Göster kendini, çık ortaya,
gecemizi aydınlat.

Çok karanlık, çok.




Hz. Mevlana





Hz. Mevlânâ, tevbe hakkında şöyle der:

“Nedâmet ateşiyle dolu bir gönülle, nemli gözlerle tevbe et!
Zîrâ çiçekler güneşli ve ıslak yerlerde açarlar…”
*Tevbe de elde değildir. O nasip ederse tevbe edersin.
*Tevbe tohumunu gözyaşı ile sulamazsan rahmet meyvesi nasıl beklersin?

Tevbe, hertürlü masivadan sıyrılarak ALLAH'a gidilen yolda ilk adım atmaktır. Tevbesiz hiç bir yere varılamaz. Gönüller ancak ve ancak tevbe ile menzile ulaşır. ALLAH'ın huzurunda pişmanlık ve nedamet duymak kadar güzel bir olayın adıdır: Tevbe. Eline ,emeğine sağlık nursan ablacım
hz. mevlana her sözü birer ibretlik