Yeis öyle bir bataktır ki düşersen boğulursun.

“Yeis öyle bir bataktır ki düşersen boğulursun.

Azmine sarıl sımsıkı, bak ne olursun!

Yaşayanlar hep ümitle yaşar,

Ümitsiz olan ruhunu vicdanını bağlar”

İnsanla beraber yaratılmıştır umut..hep var olmuş da, katık olmuş fakirin ekmeğine..



En zor anlarında, kulların sarıldığı dal olmuş..İnsan umuda yolculuk etmiş, nelerin kendisini beklediğini bilmeden..



Azim ve arzu ile dayanmış, hiç umudunu yitirmeden..Hep sabretmiş biteviye, bir gün bu hasretlik biter diye iğne ile işlemiş hasret dolu gergefi.. bitecek olan sevgiliye hasreti..

Ayakta tutmuştur onu, yaşatmıştır özlemleri, tutkusu var ya ..birde umutları ..Oysa şeytan misali umutsuzluk.. karartır yarınları..

Umutsuzluk girdap gibidir, alır içine de yok eder inancını, imanını..Kararır da her yanın, kaybedersin..yolunu..aydınlığını..

Yaşananlar hayal olur birer ,birer sahnede..oysa tüm gerçekler saklıdır küçücük bir zerrede..

Yaradan vermede, kul istemede..umut; postacı olmuş kapıda beklemede..

Üşürsen seni örter, yetmeyeni yetirir, boş gönüllere güller eker, dost meclislerinde inciler döker..

Umut O’nun lütfüdür, umut O’nun aşı..Karamsar olma artık, sil gözündeki yaşı..

Korkma dünyadan, olumsuz bakma, ihlasla yap her işi..o zaman tutar SEVGİ elinden..unutma umut her şeyin başı..

Yaradan bilir her halinden, yeter ki sen unutma O’na olan kavlini..

Umutsuz olma, varsın bilmesinler derdini,

Yaradan bilsin yeter ki halini,

Artık yerden yere vurma kendini..

Kimin ne umudu varsa, ona o verilir, En büyük umudu da yüreğine Allah verir..

Yüce Mevlana’nın dediği gibi; “Bizim kapımız ümitsizlik kapısı değil, yeter ki gel…