Tarih-i hayatımı bilenlere malumdur.Ellibeş sene evvel,

ben yirmi yaşlarında iken, Bitlis'te,merhum vali Ömer

Paşa hanesinde iki onun ısrariyle ve ilme ziyade

hürmetiyle kaldım.Onun altı adet kızları vardı.Üçü

küçük,üçü büyük.Ben üç büyükleri iki sene beraber bir

hanede kaldığımız halde,birbirinden tefrik edip

tanımıyordum.O derece dikkat etmiyordum ki

bileyim.Hatta bir alim misafirim yanıma geldi,iki günde

onları birbirinden farketti, tanıdı.Herkes bendeki hale

hayret ederek bana sordular:'Neden

bakmıyorsun?'Derdim:' İlmin izzetini muhafaza etmek

beni baktırmıyor.'

Hem kırk sene evvel İstanbul'da,Kağıthane şenliğinin

yevm-i mahsusunda(yıldönümünde),Köprüden ta Kağıthaneye

kadar ,Haliç'in iki tarafında binler açık saçık Rum ve

Ermeni ve İstanbul'lu karı ve kızlar dizildikleri

sırada ,ben ve merhom meb'us Molla Seyyid Taha ve

me'bus Hacı İlyas ile bir kayığa bindik.O kadınların

yanlarından geçiyorduk.Benim hiç haberim yoktu.Halbuki,

Molla Taha ve Hacı İlyas beni tecrübeye karar verdikleri

ve nöbetle beni tarassut ettiklerini bir saat seyahat

sonunda itiraf edip ,dediler:'Senin bu haline hayret

ettik.Hiç bakmadın!'Dedim:'Lüzumsuz,geçici,günahlı

zevklerin akıbeti elemler,teessüfler olmasından

istemiyorum.
Tarihçe-i Hayat