+ Cevap Ver
10 sonuçtan 1 ile 10 arası
Like Tree6Beğeniler
  • 2 Post By £laf
  • 1 Post By Karani
  • 1 Post By £laf
  • 2 Post By £laf

Risâle-i Nur’da Başarının Formülleri

 Risale-i Nur - Said Nursi Katagorisinde ve  Risale-i Nur Lemalar Forumunda Bulunan  Risâle-i Nur’da Başarının Formülleri Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Risâle-i Nur’da Başarının Formülleri M. TEBER (BÖLÜM 1: BİR FORMÜL ARAYIŞI) Başarının formülünü ortaya koyduklarını iddia eden bu kitaplar Allah, kader, nefis, şeytan, duâ, inayet gibi kavramları hesaba katmadığı için bence tam olarak gerçekleri yansıtmıyordu. Her şeyi elinde bulunduran ve insanın yaratıcısı olan Yüce Allah’ı hesaba katmadan ortaya konan formül ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    ~ஐALmanYaஐ~
    Yaş
    30
    Mesajlar
    769
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Risâle-i Nur’da Başarının Formülleri

    Risâle-i Nur’da Başarının Formülleri

    M. TEBER


    (BÖLÜM 1: BİR FORMÜL ARAYIŞI)

    Başarının formülünü ortaya koyduklarını iddia eden bu kitaplar Allah, kader, nefis, şeytan, duâ, inayet gibi kavramları hesaba katmadığı için bence tam olarak gerçekleri yansıtmıyordu. Her şeyi elinde bulunduran ve insanın yaratıcısı olan Yüce Allah’ı hesaba katmadan ortaya konan formül nasıl başarılı olabilirdi ki? Kısacası batıda dikilmiş olan elbise bize dar geliyordu.

    Bundan yaklaşık 10 yıl önceydi. Yani 98’li yıllardı. Üniversite sınavına dolu dizgin hazırlanıyor bir yandan deliler gibi kitap okuyordum. Türk-dünya klasikleri ile kişisel gelişim kitapları daha çok ilgimi çekiyordu. O zamanlar başarının formülünü ortaya koymaya çalışan kişisel gelişim kitapları Türkiye’de yeni yeni revaç buluyordu. Ve piyasaya çıkan kişisel gelişim kitapları çok büyük oranda çeviri kitaplardı.



    Türk yazarlar kişisel gelişim konusuna henüz ağırlıklı olarak eğilmemişti. İlk hızlı okuma kitabı piyasaya çıkalı 3 yıl olmuştu. Üzerinde göz resmi olan o ilk kitabı sanırım görmüşsünüzdür. Mümin Sekman ve Adil Maviş gibi kişisel gelişim uzmanlarının hocalarından olan ve bahsettiğim ilk hızlı okuma kitabının yazarı Mustafa Ruşen o yıllarda hayattaydı. Kişisel gelişim alanının pirlerinden sayılan Mümin Sekman’ın ilk kitabı Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da Yoldan Çekil o yıllarda yeni yayınlamıştı. NLP uzmanı Oğuz Saygın’ın Negatif Limanlardan Pozitif Sulara kitabı ilk baskısını yine 1998 yılında yapmıştı. Kişisel gelişim ilkelerini İslami değerler çerçevesinde ele alan Muhammed Bozdağ’ın ilk kitabının yayınlamasına daha bir sene vardı. Adil Maviş hızlı okumaya dair olan ilk kitabını 2 yıl sonra yazacaktı. Akademik dünyaya kişisel gelişim kavramını taşıyan Prof. Dr. Üstün Dökmen de kitap yazmaya henüz başlamamıştı.


    98’li yıllar aynı zamanda Nur Risâleleri ile tanıştığım yıllardı. Bir yandan Risâleleri diğer yandan kişisel gelişim kitaplarını okuyordum. O yıllarda aklımda hayal meyal de olsa şu soru yeşermeye başlamıştı: Acaba Üstad Bedîüzzaman Hazretleri’nin ve Risâle-i Nur’un bir başarı formülü var mıydı? Varsa bu formül neydi?
    Bu formülü bulmak benim/bizim için önemliydi çünkü ilk kişisel gelişim kitapları çeviri olduğu ya da yabancı kaynaklar esas alınarak yazıldığı için bizim kültürümüze uymuyordu. Bu formüller başarıyı tamamen insanın omzuna yüklüyordu. Başarının formülünü ortaya koyduklarını iddia eden bu kitaplar Allah, kader, nefis, şeytan, duâ, inayet gibi kavramları hesaba katmadığı için bence tam olarak gerçekleri yansıtmıyordu. Her şeyi elinde bulunduran ve insanın yaratıcısı olan Yüce Allah’ı hesaba katmadan ortaya konan formül nasıl başarılı olabilirdi ki? Kısacası batıda dikilmiş olan elbise bize dar geliyordu.


    Bu dünyada, geçmişte ve gelecekte dostun ve düşmanın ittifakıyla en başarılı insan şüphesiz Efendimiz Hz. Muhammed’di (asm). Acaba Efendimiz’in (asm) binlerce yıla yayılan başarısı formülüze edilebilir miydi? Onun başarılı kılan faktörleri bulup kendi hayatımıza uygulayarak hedeflerimize daha çabuk ulaşabilir miydik? Ve Efendimiz’i (asm) başarılı kılan formülleri Nur Risâleleri içinde bulabilir miydik?


    Ben tüm kalbimle böyle bir formülü bulabileceğimize inanıyordum ve hâlâ inanıyorum. Üstad’ın böyle önemli bir noktaya değinmiş olduğuna kesin kanaatim var. Ve böyle bir formüle şu zamanda başarıya muhtaç olan bizlerin oldukça ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
    Risâleler arasında ‘İslâmî Başarı Formülü’nü ararken yine Risâle-i Nur’dan istifade eden Muhammed Bozdağ kitaplarını yayınlamaya başlamıştı. Yazar Düşün ve Başar, Ruhsal Zeka ve İstemenin Esrarı adlı kitapları ile İslam temelli başarı formülünü oluşturmaya çalışıyordu. Ve kanaatimce bunda başarılı da oluyordu. Ama o bunu yaparken var olan başarı kriterlerini İslami usuller çerçevesinde yeniden şekillendiriyordu. Yeri geldiğine eklemeler ve çıkarmalar yapıyordu. Ben ise tamamen Risâle-i Nur merkezli bir başarı formülü arıyordum.


    Kafamda bu soru ile Risâleleri okudukça zihin cebimde başarının formülü yavaş yavaş oluşmaya başladı. Ve aradan on yıl geçtikten sonra elde ettiğim formülün parçalarını paylaşmaya karar verdim. Çünkü biliyordum ki tek başıma benim gayretim bu formülün tüm bileşenlerini bulmaya yetmez. Bulduğum formülü anlattıkça daha bilgili ve bakış açısı farklı ağabey ve kardeşlerimin bu formüle katkıları olacağına inanıyorum.


    Şimdi bunca sözden sonra “Artık şu formülü açıkla da bir görelim!” dediğinizi duyar gibiyim. Açıklayacağım ama bir başka yazıda. Eminim içinizde bu konuda zihin jimnastiği yapmış olan aağabey ve kardeşlerim vardır. Sizlerden küçük bir dileğim var: Aklınızda bu konu ile var olan küçük ya da büyük tüm bilgi parçalarını e-posta hesabıma göndermeniz. “Çorbada tuzunuz olsun!” demiyorum, “Gelin bu çorbayı beraber yapalım!” diyorum.

  2. #2
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.757
    Tecrübe Puanı
    10

    Post Nur talebeleri nasıl birbirinde fani olabilir..

    Nur talebeleri nasıl birbirinde fani olabilir?

    "... Kardeşlerinizin meziyetlerini şahıslarınızda ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip, onların şerefleriyle şâkirâne iftihar etmektir."

    "Ehl-i tasavvufun mâbeyninde fenâ fi'ş-şeyh, fenâ fi'r-Resul ıstılahatı var. Ben sufî değilim. Fakat onların bu düsturu, bizim meslekte fenâ fi'l-ihvân suretinde güzel bir düsturdur. Kardeşler arasında buna tefânî denilir. Yani, birbirinde fâni olmaktır. Yani, kendi hissiyat-ı nefsaniyesini unutup, kardeşlerinin meziyat ve hissiyatıyla fikren yaşamaktır."(1)

    Aynı maksat ve aynı hizmet içinde bulunan kardeşler, birbirlerini samimi bir muhabbet ve samimi bir fedakarlık ile karşılar ise, bu birbirinde fani olmak anlamına gelir.

    Mesela; kardeşinde bir güzel meziyet görse, kendi meziyeti gibi sevinir ve ona muhabbet duyar. Bu duygu o kardeşte fani olduğu anlamına gelir. Yani onun meziyet ve faziletini kendi meziyet ve fazileti gibi görür. Tabiri yerinde ise; aynı ruh, ama iki ceset gibidirler. Böyle bir hissiyat, kardeşler arasındaki manevi bağın ve sevginin bir tezahürüdür. Böyle bir hissiyatın hakim olduğu şahısta, nefis terbiye ve tezkiye edilmiş demektir. Zira nefis başkasını kendinden üstün görmez, onun meziyetlerini kendi meziyeti gibi kabul etmez. Demek nefis ile tefani, yani kardeşlerin birbirlerinde fani olması aynı anda cem olmuyor. Birisi varsa, birisi yok demektir.

    Nefsin ıslah ve terbiyesi de; ancak iman-ı tahkiki ile mümkündür. Risale-i Nurlar tahkiki iman dersini verdiği için, Risale-i Nur'un hakiki talebeleri nefsini ıslah ve terbiye etmiş demektir. Böyle olunca kardeşinde fani olmaya bir engel kalmamış olur.

    (1) bk. Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a.





  3. #3
    Misafir
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesajlar
    57
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Risale-i nur külliyatı’nda hz. Isa ve hz. Mehdi gerçeği

    İslam ahlakının yeryüzüne hakim olacağı, Kuran-ı Kerim'de bildirilmiş olan hak bir vaaddir. Kuran'da İslam ahlakının hakimiyetiyle ilgili bildirilmiş olan ayetler son derece açıktır. Bu ayetlerden bazıları şu şekildedir.
    Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vadetmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, ONLARI DA YERYÜZÜNDE GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ KILACAK, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir... (Nur Suresi, 55)
    Allah, yazmıştır: "Andolsun, BEN GALİP GELECEĞİM VE ELÇİLERİM DE" Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21)

    Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, Kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. ÖYLE Kİ ONU (HAK DİN OLAN İSLAM'I) BÜTÜN DİNLERE KARŞI ÜSTÜN KILACAKTIR; müşrikler hoş görmese bile. (Saf Suresi, 8-9)
    Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de O DİNİ (İSLAM'I) BÜTÜN DİNLERE ÜSTÜN KILMAK İÇİN ELÇİSİNİ HİDAYETLE VE HAK DİNLE GÖNDEREN O'DUR. (Tevbe Suresi, 32-33)
    Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, HAKKI (HAK OLARAK) KENDİ KELİMELERİYLE GERÇEKLEŞTİRECEKTİR. (Yunus Suresi, 82)

    Andolsun, sizden önceki nesilleri, resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte Biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğu böyle cezalandırırız. Sonra, nasıl yapıp-davranacaksınız diye gözlemek için, ONLARIN ARDINDAN SİZİ YERYÜZÜNDE HALİFELER KILDIK. (Yunus Suresi, 13-14)
    Ayetlerde bildirildiği gibi, İslam ahlakının hakimiyeti Allah'ın bir vaadidir. Rabbimiz bu vaadini muhakkak yerine getirecektir. Ayrıca Kuran'da, mümin toplulukların mutlaka başlarında bir lider bulunduğu bildirilmektedir. Her peygamber, nebi veya elçi, gönderildikleri topluma önderlik yapmıştır. Tarih boyunca tüm örneklerinde görüldüğü gibi, hakimiyet döneminde de Müslümanların başlarında onlara yol gösterecek bir liderleri mutlaka olacaktır. Peygamberimiz (sav)'in mütevatir hadislerinde (içinde yalan ihtimali olmayan ve yalan üzerine birleşmeleri düşünülemeyecek kadar kalabalık olan bir cemaate ve kuvvetli haberlere dayanan hadislerle), bu dönemde müminlerin liderinin “Hz. Mehdi” olacağı haber verilmiştir.
    Peygamberimiz (sav)'den bu yana yaşamış olan pek çok İslam alimi de, Hz. İsa'nın yeryüzüne dönüşü, Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışı ve İslam ahlakının hakimiyeti hakkında çeşitli yorumlarda bulunmuş, konuya açıklık getiren izahlar yapmışlardır. Hicri 13. asrın büyük müceddidi Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde konuyla ilgili ayetlere ve Peygamberimiz (sav)'in bu konulardaki hadislerine geniş yer vermiş, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişi hakkında tüm Müslümanlara yol gösterecek önemli açıklamalarda bulunmuştur.
    Bediüzzaman'ın yapmış olduğu bu açıklamalar son derece anlaşılırdır. Ancak çeşitli sebeplerle, Bediüzzaman'ın bu sözlerindeki açık anlam görmezden gelinmekte, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişi çeşitli şekillerde tevil edilmeye çalışılmaktadır. “Bizzat gelecekleri” Peygamberimiz (sav) tarafından kesin ve açık biçimde bildirilmiş olmasına rağmen, bu mübarek şahısların “fert olarak gelmeyecekleri” iddia edilmekte, hadisler ve İslam alimlerinin izahları bu düşünce doğrultusunda yanlış bir bakış açısıyla yorumlanmaktadır. Bu amaçla büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi tarafından kullanılan “şahsı manevi” kavramı da çarpıtılmakta, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin “manevi birer şahıs” olarak gelecekleri şeklinde bir yanılgıya düşülmektedir.
    “Şahsı manevi” olarak nitelendirilmelerinin yanında, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişi hakkında, Peygamberimiz (sav)'in hadisleri ve İslam alimlerinin açıklamalarıyla çelişen daha pek çok fikir öne sürülmektedir. Bunlar arasında Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin geçmişte gelip görevlerini tamamladıkları, birer ruh ve mana olarak gelecekleri, Hz. Mehdi'nin üç ayrı müceddidden oluşacağı gibi yanlış düşünceler söz konusudur.
    Oysa Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin birer şahıs olarak gelecekleri çok açıktır. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde yer alan detaylı bilgiler ve İslam tarihinde yer alan bütün büyük alimlerin izahları bu gerçeği göstermektedir. Hadislerde isimleri zikredilen tüm ahir zaman şahısları gibi, bu değerli insanlar da, “BİRER ŞAHIS” olarak gelecekler ve kendileri ve cemaatlerinden oluşan şahsı manevileriyle birlikte, kaderlerinde belirlenmiş görevlerini Allah’ın izniyle tam olarak yerine getireceklerdir.
    Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. İsa'nın özellikleri ve mücadelesi hakkında detaylı bilgiler verilmiş, Allah’ın izniyle ahir zamanda yeniden yeryüzüne geleceği çok açık bir şekilde müjdelenmiştir. Hz. Mehdi de, Allah'ın Peygamber Efendimiz (sav)'e 1400 yıl önce ahlakını, fiziksel özelliklerini, faaliyetlerini, hizmetlerini ve dünyada bırakacağı etkiyi bildirdiği ve kaderde takdir ettiği mübarek bir şahıs olacaktır. Bu özelliklerin taklit edilmesi, çaba harcanarak kazanılması kesinlikle mümkün olmadığı gibi, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin çalışmalarının durdurulması ya da çeşitli tevillerle reddedilmesi de Allah’ın izni ile imkansızdır. Hz. İsa ve Hz. Mehdi, Peygamberimiz (sav)'in de haber verdiği gibi tüm hizmetlerini yerine getirecek ve Allah'ın izniyle Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacaklardır. Bu, Allah'ın belirlediği bir kaderdir.

  4. #4
    Misafir
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesajlar
    57
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Bediüzzaman Ümitsizliğe Düşme yani Yeis ile İlgili Sözleri

    1.
    Ümitsizlik en dehşetli bir hastalıktır ki, İslam aleminin kalbine girmiş. İşte o ümitsizliktir ki bizi öldürmüş gibi, batıda bir-iki milyonluk küçük bir devlet, doğuda yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını sömürge hükmüne getirmiş. Hem o ümitsizliktir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, halkın menfaatini bırakıp kişisel menfaati dikkatimizi hasrettirmiş. Hem o ümitsizlik ki, manevi kuvvetimizi kırmış. Az bir kuvvetle, imandan gelen manevi kuvvetiyle doğudan batıya kadar istilâ ettiği halde; o harika manevi kuvveti, ümitsizlikle kırıldığı için, zalim yabancılar dörtyüz seneden beri üçyüz milyon Müslümanı kendilerine esir etmiş. HATTÂ BU ÜMİTSİZLİK İLE BAŞKASININ LÂKAYDLIĞINI VE GEVŞEKLİĞİNİ KENDİ TENBELLİĞİNE ÖZÜR ZANNEDİP "NEME LÂZIM" DER, "HERKES BENİM GİBİ BERBATTIR" DİYE İMANDAN GELEN YİĞİTLİĞİ TERKEDİP İSLAM’A HİZMET ETMİYOR. Madem bu derece bu hastalık bize bu zulmü etmiş, bizi öldürüyor; biz de o katilimizden kısasımızı alıp öldüreceğiz... kılıncı ile o ümitsizliğin başını parçalayacağız... hadîsinin hakikatıyla belini kıracağız inşâAllah.
    ÜMİTSİZLİK; ÜMMETLERİN, MİLLETLERİN "KANSER” DENİLEN EN DEHŞETLİ BİR HASTALIĞIDIR. VE İYİLİKLERE MANİ VE HAKİKATINA MUHALİFTİR; KORKAK, AŞAĞI VE ÂCİZLERİN GÜNAHIDIR, BAHANELERİDİR. İslam’dan gelen yiğitliğin aslı değildir. (Hutbe-i Şamiye, sf. 49,50)

    2.
    Acaba geleceğe karşı iman ehli ve İslâm için böyle maddî ve manevî ilerlemelere vesile ve kuvvetli, sarsılmaz sebepler varken ve demiryolu gibi gelecek saadetine yol açıldığı halde, nasıl ümit kesip ümitsizliğe düşüyorsunuz ve İslam aleminin manevi gücünü kırıyorsunuz? VE YEİS VE ÜMİTSİZLİKLE ZANNEDİYORSUNUZ Kİ, DÜNYA HERKESE VE YABANCILARA YÜKSELME DÜNYASIDIR, FAKAT YALNIZ ÇARESİZ MÜSLÜMANLAR İÇİN GERİLEME DÜNYASI OLDU DİYE PEK YANLIŞ BİR HATAYA DÜŞÜYORSUNUZ.
    Madem olgunlaşma arzusu kâinatta insan fıtratına konmuş. Elbette beşerin zulüm ve hatasıyla başına çabuk bir kıyamet kopmazsa; gelecekte hak ve hakikat, İslam aleminde insanoğlunun eski günahlarına keffaret olacak bir dünyevi saadeti de gösterecek inşâAllah… (Hutbe-i Şamiye, sf. 42,43)
    3.
    YAŞASIN DOĞRULUK! ÖLSÜN ÜMİTSİZLİK! Muhabbet devam etsin!. Şûra kuvvet bulsun!.. BÜTÜN KINAMALAR VE DARGINLIKLAR VE NEFRET, HEVA VE HEVESE TÂBİ OLANLARA OLSUN. Selâm ve selâmet Hüda'ya tâbi olanlar üstüne olsun. Âmîn… (Hutbe-i Şamiye, sf. 67)
    4.
    “İNSANIN FITRATINDA KORKUYA VE SEVGİYE YOL AÇACAK İKİ AZA TOPLANMIŞTIR. ISTER İSTEMEZ, O SEVGİ VE KORKU, YA İNSANLARA YA DA YARATICIYA YÖNELECEK. HALBUKİ HALKTAN KORKMAK ÇOK ŞİDDETLİ BİR BELADIR. ÇÜNKÜ, SEN ÖYLELERDEN KORKARSIN Kİ, SANA MERHAMET ETMEZ VEYA SENİN RİCANI KABUL ETMEZ. ŞU HALDE KORKMAK ELİM BİR BELADIR.” (sözler / 24.söz, sf. 439)
    5.
    "İNSANDA EN MÜHİM VE ESASLI BİR HİS, KORKU HİSSİDİR. ALDATICI ZALİMLER, BU KORKU DAMARINDAN ÇOK İSTİFADE EDİP ONUNLA KORKAKLARI GEMLENDİRİYORLAR. BUNLAR AVAMIN VE BİLHASSA ULEMANIN BU DAMARINDAN ÇOK İSTİFADE EDİYORLAR, KORKUTUYORLAR, EVHAMLARINI TAHRİK EDİYORLAR... AYNEN ONUN GİBİ, ÇOK EHEMMİYETSİZ EVHAMLA ÇOK EHEMMİYETLİ ŞEYLERİ FEDA ETTİRİYORLAR. HATTÂ, BİR SİNEK BENİ ISIRMASIN DİYEREK, YILANIN AĞZINA GİRER. Mektubat, Sayfa 403

  5. #5
    Misafir
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesajlar
    57
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Bediüzzaman Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)'ın saltanat ve diyanet alanlarında görevleri

    Sözün tamamı:
    On Dokuzuncu Mesele

    Rivayetlerde, âhirzamanın alâmetlerinden olan ve ÂL-İ BEYT-İ NEBEVÎDEN HAZRET-İ MEHDÎNİN (RADIYALLAHU ANH) hakkında ayrı ayrı haberler var. Hattâ bir kısım ilim sahipleri ve veliler, eskide onun çıkmasına hükmetmişler.

    Allahu a’lem hakkaniyetle, bu ayrı ayrı rivayetlerin bir tevili şudur ki: BÜYÜK MEHDÎNİN ÇOK VAZİFELERİ VAR. VE SİYASET ÂLEMİNDE, DİYANET ÂLEMİNDE, SALTANAT ÂLEMİNDE, CİHAD ÂLEMİNDEKİ ÇOK DÂİRELERDE İCRAATLARI OLDUĞU GİBİ, her bir asır, ümitsizlik zamanında manevi gücünü teyid edecek bir nevi Mehdîye veyahut Mehdînin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan, rahmet-i İlâhiye ile her devirde, belki her asırda bir nevi Mehdî âl-i Beytten çıkmış, soyunun şeriatını muhafaza ve sünnetini hayata döndürmüş. Meselâ, siyaset âleminde Mehdî-i Abbâsî ve diyanet âleminde Abdülkadir-i Geylânî Hazretleri VE ŞÂH-I NAKŞİBEND (Nakşibendî tarikatının kurucusu şeyh Muhammed Bahaüddin). VE aktâb-ı erbaa (A. Geylânî, Ahmed-i Bedevî, Ahmed-i Kutâî, Seyyid İbrâhim Dessûkî) VE ON İKİ İMAM GİBİ BÜYÜK MEHDÎNİN BİR KISIM VAZİFELERİNİ YERİNE GETİREN ZATLAR dahi, Mehdî hakkında gelen rivâyetlerde, göz önünde bulundurulması gereken Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm olduğundan, rivayetler ihtilâf ederek, gerçeği bulmak isteyen bazı kişiler demiş: "Eskide çıkmış." Her ne ise... Bu mesele Risale-i Nur’da beyan edildiğinden, onu ona havale ile burada bu kadar deriz ki: Dünyada dayanışma içinde olan hiçbir hanedan ve tevafuk eden hiçbir kabile ve aydın hiçbir cemiyet ve cemaat yoktur ki, ÂL-İ BEYTİN HANEDANINA VE KABİLESİNE VE CEMİYETİNE VE CEMAATİNE YETİŞEBİLSİN. (Şualar, 509)

  6. #6
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.757
    Tecrübe Puanı
    10

    Post Saidi Nursi Hazretleri.

    Saidi Nursi Hazretleri.

    ALLAH'ı tanıyan ve itaat eden, zindanda da olsa bahtiyardır... O'nu unutan, sarayda da olsa, zindandadır, bedbahttır. (Said-i Nursi Hazretleri)

    Ey insan ! Eğer yalnız Ona abd olsan, bütün mahlukat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubudiyetten istinkaf etsen, aciz mahlukata zelil bir abd olursun."

    Said-i Nursi Hazretleri



    Kalb,
    Ebedü'l-âbâda müteveccih açılmış bir penceredir;
    Bu fâni dünyaya razı değildir.

    Risale-i Nur
    Konu £laf tarafından (01-06-2013 Saat 01:41 AM ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Bediüzzamanın Namazı vaktinde kılmak hakkındaki görüşleri

    Bediüzzaman Said Nursinin Namazı vaktinde kılmak hakkındaki görüşleri

    Bediüzzaman Said Nursinin Namazı vaktinde kılmak hakkındaki görüşleri islamseli,islami forum,Arşivi Bediüzzaman Said Nursinin Namazı vaktinde kılmak hakkındaki görüşleri

    Mesnevi-i Nuriyede şöyle denilir: “Vaktin evvelinde, Kâ’be’yi hayalen nazara almakla namaz kılmak mendubdur ki, birbirine giren daireler gibi Beyt’in etrafında teşekkül eden safları görmekle, yakın saflar Beyt’i ihata ettikleri gibi, en uzak safların da âlem-i İslâmı ihata etmiş olduğunu hayal ile görsün.”

    Rahmetli Bayram Yüksel, Üstadın namazıyla ilgili şöyle anlatır:

    "Üstadımız, namazı çok huşu içinde kılardı. Sûreleri okurken tane tane okurdu. Namaza dururken, tam huzura vardığında, niyet ederken, `Allahü Ekber` dediği zaman, bizler arkasında korkardık. Mübalağa olmasın, ahşap bina sarsılırdı.

    "Üstadımız namaz vaktine çok dikkat ederdi. Namazı vaktinde kılardı. Meselâ, Isparta`dan çıktığımızda, Emirdağ`a beş dakika sonra varacak olsak bile, Üstadımız saate bakar, kış, fırtına olsa beklemez, hemen namazı vaktinde kılardı. Kırlarda olsun, yolculukta olsun, namazı vaktin evvelinde kılardı. Bu mevzuda kendisi şöyle der:

    "Namazı vaktinde kılmanın ne derece tükenmez, uhrevî bir sermaye olduğu anlaşılıyor ki, her namaz vaktinde âlem-i İslâm denilen muazzam camide, yüz milyondan fazla cemaat-ı kübra namaz kılıyor. O cemaatte her bir adam umum cemaate dua ediyor."İhdina`s-sırata`l-müstakim` (Bizi doğru yola hidayet eyle) diyor. Her biri umum cemaate hem şefaatçi, hem duacı olur.

    "O vakit, namaza iştirak etmeyen hissesini alamaz. Kaynayan mirî ve askerî kazanına karavanasını götürmeyen, tayinatını alamadığı gibi, cemaat-ı kübrânın mânevî matbahında kaynayan mânevî erzakını alamaz. Belki namaza iştirakle o cemaatın ordusuna iştirak etmiş olmakla ve dualarına amin demek olan namazı vaktinde kılmakla alabilir.`

  8. #8
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.757
    Tecrübe Puanı
    10

    Post Bediüzzaman şualar

    Bedîüzzaman şuâlar
    Kurban Bayramı Arefesi

    Bayramdan önceki arafe gününde bin ihlas okumak. “Kim ki Arefe günü bin ihlas Sûresini okursa, kendi nefsini Allah’tan satın almış olur.” (Feyzü’l-Kadir). “Bizim memlekette eskide arefe gününde bin İhlas-ı Şerif okurduk. Ben şimdi bir gün evvel beşyüz ve arefede dahi beşyüz okuyabilirim. Kendine ...güvenen, birden okuyabilir.”
    (Bedîüzzaman, Şuâlar)




  9. #9
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.757
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Ey insan, aklını başına al! hiç mümkün müdür ki, bütün enva-ı mahlukatı sana müteveccihen muavenet ellerini uzattıran ve senin hacetlerine "lebbeyk!" dedirten zat-ı zülcelal seni bilmesin, tanımasın, görmesin?

  10. #10
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    5
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Ahİr zaman sorularina bedİÜzzaman cevap verİyor

    Geçtiğimiz asrın en büyük İslam alimlerinden biri olan Bediüzzaman Said Nursi, pek çok konuda olduğu gibi, Ahir Zaman konusunda da en doğru ve en güvenilir bilgileri vererek Müslümanlara yol göstermiştir.

    Güçlü bir iman, örnek bir samimiyet ile yazılmış olduğu her satırında hissedilen Risale-i Nur Külliyatı’nda Bediüzzaman, başka hiçbir kaynakta bulunmayan, son derece değerli tesbit ve yorumlarıyla Müslümanları aydınlatmıştır.

    Elinizdeki bu kitapta, Bediüzzaman’ın Ahir Zaman hakkındaki “Hz. Mehdi Ne Zaman ve Nerede Çıkacaktır?”, “Hz. Mehdi'nin Görevleri Neler Olacaktır?” ve “Bediüzzaman’ı Hz. Mehdi Zannedenlere Bediüzzaman’ın Cevabı Ne Olmuştur?” gibi pek çok soruya verdiği cevapları bulacaksınız.

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-01-2011, 09:21 PM
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-31-2011, 07:50 PM
  3. Qu’est ce que Le Risale-i Nur?
    By YemiN in forum La Collection de Risalé-i Nur
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-20-2010, 03:37 AM
  4. Risale-i Nur’a Göre Tesettür
    By Ottomanya in forum Tesettür Baş Örtüsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-28-2009, 05:42 AM
  5. Risale-i Nur’da nefs-i insaniye
    By EhLiSuNNeT in forum Risale-i Nur Külliyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-24-2009, 01:32 AM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379