Hasta olmak da bir lütuftur..

Kimse "şuram ağrıyor, buram sızlıyor, devasız hastalıklara mübtelayım" diye ağlayıp sızlanmasın. Böyle yapacağına başına gelenlerin hikmet yönünü tefekküre/anlamaya çalışsın. Bunu yapabilenlere ne güzellikler doğacak. Rahatlıyacaklar. Yaşantılarına hamd edecekler. "Vardır bir hikmeti" deyip iman derecelerini artıracaklar, teslimiyetin hazzını yaşayacaklar.



Büyük âlimlerimizden biri hastalıkların 30 tane hikmetini saymıştır. Bunlardan bazıları şunlardır:



1- Hastalıklar, ömür dakikalarını ibadet hükmüne getirmektedir.


2-Ahireti, ölümü unutturmaz.


3-Sıhhattin kıymetini bildirir.


4-Günahlara kefaret olur.


5-İnsanı sabra alıştırır.


6-Hastalıkların bir kısmı şehadet sevabı verir.


7-Hasta bakıcılara, ziyaretçilere sevaplar kazandırır.


8-Yakınların ve insanların merhametini celbeder.



Bir hastalık bakın neler kazandırıyor, hem hastaya hem de hastanın etrafındakilere. Lütfun da böylesi olur işte.



Mesele mü"min olabilmek ve mü"min kalabilmektir. Böyle olunca acılar bile kazanç oluverir, elhamdülillah.


"Mü"min hasta olduğu zaman, Allah onun günah kirini temizler; maden eritme ocağı demirin pasını erittiği gibi eritir" buyuruyor Peygamberimiz (SAV)Efendimiz. (Ahlâk Hadisleri, H. No: 497) Acı, mü"mine böylesine kazançtır işte.


Bir başka hadisin meali de şöyle:


"Allah, sevdiklerini dünyada derecelerini yükseltecek, günahlarını bağışlatacak hastalıklara mübtelâ kılar."


Bu müjdeleri duyunca hastalıklarınıza "eyvallah" diyorsunuz değil mi?


"Hastalık Müslümanın günahına kefarettir" beyanı yine Peygamberimiz Efendimizindir. (Tecrid-i Sarih Terc. H.No: 1907)


Bazıları bir sıkıntıya mübtelâ olunca ofluyor, pofluyor sonra da "Allah"ım canımı al da bu acıdan kurtulayım" diye memnuniyetsizliğini ortaya koyuyor. İşte bu katiyyen caiz değil. Bakın Peygamberimiz Efendimiz böyle yapanları nasıl ikaz ediyor. Buyuruyor ki:


"Birinizin başına bir sıkıntı gelince, aman haa sakın ölümü dilemesin. Muhakkak dileyecekse, yaşamam bana hayırlı ise Allah"ım beni yaşat; ölmem hayırlı ise beni öldür, desin." (Tecrid-i Sarih Terc. H. No: 1916)


Gazali"nin güzel bir tesbiti vardır. Der ki:


Musibetler üç bölümde ele alınmalı:


1-Münafıkların başına hastalık gibi şeyler gelince Allah"a itiraz ederler. Bu onlar için cezadır.


2-Mü"minin hastalığı günahlarına kefarettir. Çünkü mü"min, hastalığın Allah"tan geldiğine inanır ve sabreder. Sabrının karşılığını böyle alır.


3-Hasta olan şikâyet etmez (sağlık çarelerini aramakla beraber) haline hamdederse bu, Allah yanında onun derecesinin yükselmesine sebep olur.


Demek hepimize hastalıklarımızdan dolayı hamdetmek ve hikmetlerine vâkıf olmak düşüyor. Bizler de üzerimize düşeni yapalım.