+ Cevap Ver
5 sonuçtan 1 ile 5 arası

ŞAH BEYİTLER-M.Nihat MALKOÇ

 Kültür ve Edebiyat Katagorisinde ve  Şairlerimiz ve Şiirleri Forumunda Bulunan  ŞAH BEYİTLER-M.Nihat MALKOÇ Konusunu Görüntülemektesiniz.=>ŞAH BEYİTLER–1 TEVAZU Göğe değsin tevazu, kibir ateşte yansın Zavallılar kendini sırça köşklerde sansın GÜLÜN BUSESİ Hasretin dudağına değer gülün busesi Dağlar zikre durur da münkir duymaz bu sesi SEVDA MAHKEMESİ Sevda mahkemesinde yürek çekilir dara Üstüne tuz ektikçe iyileşir mi yara?... MUHACİR HİSSİYAT Köz köz etti yüreği muhacir hissiyatım ...

  1. #1
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesajlar
    5
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart ŞAH BEYİTLER-M.Nihat MALKOÇ

    ŞAH BEYİTLER–1


    TEVAZU

    Göğe değsin tevazu, kibir ateşte yansın
    Zavallılar kendini sırça köşklerde sansın


    GÜLÜN BUSESİ

    Hasretin dudağına değer gülün busesi
    Dağlar zikre durur da münkir duymaz bu sesi


    SEVDA MAHKEMESİ

    Sevda mahkemesinde yürek çekilir dara
    Üstüne tuz ektikçe iyileşir mi yara?...


    MUHACİR HİSSİYAT

    Köz köz etti yüreği muhacir hissiyatım
    Fetihler yarım kaldı tökezleyince atım…


    DA-YANDIM

    Yürek kapılarına yalın kılıç dayandım
    Temmuzda pek üşürken zemherilerde yandım


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–2


    AŞK NEFERİ

    Sevgi tükendiğinde söner gözlerin feri
    Ölümsüz kahramandır gönülde aşk neferi


    UMUT DAĞI

    Zamana yenilmeden umutlarım bir dağdı
    Hasretin hoyrat eli gönülden sitem sağdı


    ÖMRÜN YAMAÇLARI

    Pamuk tarlası sanma aklaşan saçlarını
    Dik nefes çıkacaksın ömrün yamaçlarını


    YENİ KAPI

    Hilkatin aynasıdır vücut denen bu yapı
    Bir kapı sürmelense açılır yeni kapı


    SEVGİ MÜREKKEBİ

    Sevgi mürekkebiyle ölümsüzlüğü yazdın
    Nefrete bulaşmadan kardan daha beyazdın


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–3


    NEFRETİN BUZLARI

    Yediveren misali umut yürekte nakış
    Nefretin buzlarını çözer sıcak bir bakış


    CERAHAT

    Toprak ısıtsın teni, ruh tohumu çatlasın
    Cerahat dolu çıban büyümeden patlasın


    GÜL-DİKEN

    Vesveseler dikendir, gül varsa yoktur tasa
    İnsanı yaşatmaktır bizde uhrevî yasa


    KUNDAKTA

    Hayallerimiz taştı kundakta bebe iken
    Güle kavuşmak için engel değildir diken


    KABİRDE

    Eser bir deli rüzgâr, çınardan düşer yaprak
    Kabirde böcekler dost, yorgandır bize toprak



    M.NİHAT MALKOÇ















    ŞAH BEYİTLER–4


    ŞAFAK

    Karanlıklar dağılıp şafak sökecek bir gün
    Zalimin saltanatı elbet çökecek bir gün


    DAĞ DELDİREN SEVDALAR

    Ölenlerin ardından canlandı hatıralar
    Firar etti gönülden dağ deldiren sevdalar


    HÜZÜN YASTIĞI

    Yastık ettik gurbette hicranı, hüzünleri
    Hayat değirmeninde ufaladık günleri


    ARASAT

    Nasıl geçti habersiz bir ömür, bunca sene?
    Arasat meydanında buluşacağız yine


    GARİB-İZ…

    Baki kalır cihanda kim bırakırsa bir iz
    Ruh sonsuzluğu özler, bu dünyada garibiz


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–5


    DERBEDER

    Kavuşmak hayal olur, sarar ruhu bir keder
    Sevgisiz yürek gece, gönül aşksız derbeder


    SÜVARİ

    Gece bir yorgan gibi örter hissiyatını
    Gümüşten ufuklara sür süvari atını


    KARANFİLLER

    Tutuşur bahçelerde kan kırmızı çiçekler
    Sahipsiz karanfiller uzanacak el bekler


    U-YANMAK…

    Tamamlar noksanları aşk ateşiyle yanmak
    Ölüm dediğimiz şey sonsuzluğa uyanmak…


    BAHAR

    Gözlerde mor halkalar, yükseklerde kar olur
    Ruh bedenden ayrılır, mümine bahar olur


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–6


    KIYAMET

    Güneş batıdan doğar, ummanlar doyar suya
    Can bedenden ayrılır, ruhun dalar uykuya


    GÖNÜL KOCAMAZ

    Bülbül yanar aşkından, bahçelerde solar gül
    Beden ihtiyarlasa yine kocamaz gönül


    AHİR ZAMAN

    Bin sene de yaşasan ömrün nihayeti var
    Ahir zaman gelince ölü diriye ağlar


    KEFENİN CEBİ

    Giden ne götürdü ki, cebi yoktur kefenin
    Tepilenin hakkı var üzerinde tepenin


    YOL

    Kırılır bir gün elbet kanadımız, kolumuz
    Nihayet bulur ömür, Hakk’a düşer yolumuz


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–7


    A-YİNE

    Bir tel kopar ruhundan ahenk kesilir yine
    Sonsuzlukla paylaşır sırlarını ayine


    SULTAN MAKAMI

    Sultan makamındasın musallada bir anlık
    İman olan yürekte barınamaz karanlık


    VAKTİ KUŞANMAK

    Namazı eda edip bırakmazsan kazaya
    Vakti kuşanır yürek nefis gelir hizaya


    AKLISELİM

    İmanla cilalanır, paklanır aklıselim
    Çoraklaşan kalpleri duayla yeşertelim


    SIĞIN-AK

    Günde beş vakit ezan ruhuma sığınaktır
    Secdeye baş koyanın kalbi pak, alnı aktır


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–8


    REHİN

    Kalplerimiz tamtakır, rehin düşmüş şeytana
    Alaşağı et nefsi ey mümin çık meydana!...


    ELMA ŞEKERİ

    Aşk bir elma şekeri, elimde kaldı sapı
    Bulamadım gönlüme sığınacak bir kapı


    KÜHEYLAN

    Toy süvari elinde körpecik küheylandım
    Ben de Mevlana gibi hamdım, piştim ve yandım


    PASLI KILIÇ

    Geriye küller kaldı ruhumun yangınından
    Bilmem ne zaman çıkar paslı kılıç kınından


    YARALAR

    Dostun ağır bir sözü gonga gülü yaralar
    Firar eder muhabbet yürek giyer karalar



    M.NİHAT MALKOÇ















    ŞAH BEYİTLER–9


    KELAM

    Hakk’ın tercümanıdır, kelam ruhun ilacı
    Toyun dilinde diken, zehirden daha acı


    VERA

    Vera ruhun sükûnu, anahtarı takvanın
    Allah görüyor bizi, lüzumu yok şekvanın


    RUHUN KANATLANIŞI

    Kanatlandı ruh tenden, konacak yer arar can
    Ömür erdi kemale ne kadar yanarsan yan!...


    RUHUN İLACI

    Sevgi ruhun ilacı, her derdime dermandır
    Kalp sevmekle kocamaz, her gönül bir ummandır


    ÜMMET

    Her telden bir ses çıkar, ruhuma kasvet çöker
    Ümmetin zilletinden gözlerim kan yaş döker

    M.NİHAT MALKOÇ

















    ŞAH BEYİTLER–10


    EŞREF-İ MAHLÛKAT

    Gerçeği görmüyorsun, gözüne inmiş perde
    Ey eşref-i mahlûkat gölgen sürünür yerde


    NE DİYE

    İşi gücü bırakmış, hayaller kuruyorsun
    Yollar seni bekliyor, ne diye duruyorsun?


    TAŞ BAĞLAMAK

    Bugüne ağıt yakar Fatihlerim, çağlarım
    Düşman gülmesin diye bağrıma taş bağlarım


    VİCDANLAR

    Vicdanlar sağırlaşmış, bir hoş seda gelmiyor
    Tanzimat’tan bu yana Türk’ün yüzü gülmüyor


    ZEHİRLİ BAL

    Şifa diye sundular Türk’e zehirli balı
    Büküvermiş boynunu mahzun hilalin alı



    M.NİHAT MALKOÇ















    ŞAH BEYİTLER–11


    KÖRLE YATANLAR

    Her gün vatan kurtarır kuru sıkı atanlar
    Sabah şaşı uyanır gece körle yatanlar


    YANKI

    Her dem yankılanacak gök kubbede ezanlar
    İçine düşer bir gün Türk’e mezar kazanlar


    SABAH

    Pınarın başındayız, kabımız su dolmuyor
    Bu gönül mabedinde yine sabah olmuyor


    MENZİL

    Kaldık dağlar başında, yol menzile varmıyor
    Dost bellediklerimiz yaramızı sarmıyor


    LÂL

    Meydanlarda pervane sonra hayal oldular
    Hatip seçtiklerimiz kürsüde lâl oldular



    M.NİHAT MALKOÇ















    ŞAH BEYİTLER–12

    G-AİLE

    Eşeler zihnimizi bin bir çeşit gaile
    Saygı sevgi demode, bu ne biçim aile?...


    MASKARA

    İzzeti ve iffeti dönüştürüp paraya
    Eşref-i mahlûkatı çevirdik maskaraya


    GECELER

    Azgın nefis derbeder, kalp ölümü heceler
    Nice gizli günahın şahididir geceler


    SEMİRENLER

    Saatin tiktakları ömrümü kemiriyor
    Garibanın sırtından zenginler semiriyor


    AÇ GÖZÜNÜ

    Hatırla Âdemoğlu yeminini, sözünü
    İçi toprak dolmadan ey insan aç gözünü!...


    M.NİHAT MALKOÇ

















    ŞAH BEYİTLER–13


    İSYAN AHLAKI

    Koyma aynı kefeye, ayır siyahla akı
    İnattan besleniyor kokmuş isyan ahlakı


    TİLKİ ZİHNİYETİ

    Mühim değildir kulun kanı, kemiği, eti
    İlham vermiş bu çağa tilkinin zihniyeti


    YANGIN

    Yüzyıldır koşuyoruz bata çıka batıya
    Büyüdükçe büyüdü yangın vardı çatıya


    ALIKLAR

    Kalp gözünü köreltti kıymetsiz dünyalıklar
    Balıklama dalıyor mala mülke alıklar


    MAZLUM

    Müminin boynu bükük, öne eğik başları
    Zalimleri boğacak mazlumun gözyaşları


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–14


    PİŞMANLIK

    Bu dünya meydanında diri, ölüden pişman
    Büyük küçükten aciz, ayna surete düşman


    ARAFTA

    Yerle gök arasında, arafta kaldı gönül
    İntizardaki yârdan beddua aldı gönül


    GURBETTEN SILAYA

    Melal çöker ruhuma, yakar gurbet ocağı
    Köz köz olmuş yarama derman sıla kucağı


    BİTARAF

    Ömür sayılı zaman, bir mum misali erir
    Taraf tutmaz aynalar çirkini de gösterir


    SOKAK YETİMLERİ

    Şehrin aynalarına bir yetim suret düşer
    Kaldırım emzirirken görmezden gelir beşer


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–15


    ŞİMŞİR TARAK

    Elinde şimşir tarak kelini tarıyorsun
    İçindeki yitiği dışında arıyorsun


    ATEŞ

    Bir daha doğmayacak göğünde dünkü güneş
    Ateş senin içinde, cehennemde yok ateş…


    YI-KANMAK

    Sevgiyle beslenir ruh, gönül sevdaya kanmaz
    Bir ten aynı nehirde iki kere yıkanmaz


    GÖZ MENZİLİ

    Kavuşmaktan daha zor, seni unutmak seni
    Gözümün menzilinde unutmuşsun gölgeni


    MUHAYYİLE

    Tutuşturur zihnimi düşüncenin alevi
    Fikirle aydınlanır muhayyilenin evi


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–16


    DİRENİŞ

    Erisin nefesinle, buza döndürme karı
    Direniş çiçekleri müjdeliyor baharı


    ÇİZGİLER

    Ruh aynasından yansır gözlerindeki mana
    Alnındaki çizgiler acep ne söyler sana?


    İNSA-NİYET


    Vefa kalplerin süsü, ölmesin insaniyet
    Amele dönüşmezse ne sağlar iyi niyet?


    ZENGİNLİK

    Ruhun genişlik ister, senin muhayyilen dar
    Yanında götürdüğün sağken verdiğin kadar


    KA-ZAN

    Zannın çoğundan sakın, içimiz dışımız zan
    Hesap verecek kadar; çok değil, helal kazan


    M.NİHAT MALKOÇ















    ŞAH BEYİTLER–17


    SON YAPRAK

    Asra müjdeler olsun, tohum düştü toprağa
    Gökten boşaldı rahmet, can geldi son yaprağa


    TEBESSÜM

    İçime ayna tutar göklerin derinliği
    Ruh çölünü yeşertir tebessüm serinliği


    AŞK

    Aşk yürekte kıvılcım, aşk hasretle yanıştır
    Aşk gaflet uykusundan gerçeğe uyanıştır


    GÖRDÜK

    Işığını arayan kara geceler gördük
    Kendisini dev sanan nice cüceler gördük


    KAN-ATLAR

    Fetih düşünü görür içimde yorgun atlar
    Kanatır can evimi kırık dökük kanatlar…


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–18


    GÖNÜL

    Efkârın yangınında sırlara daldım gönül!
    Yolların kavşağında şaşırıp kaldım gönül!


    ALBAYRAK

    Tarih şahittir buna, Türk’ün kolu bükülmez
    Yürek semalarından al bayrağım çekilmez


    YAŞ KEMALE ERİNCE

    Yaş kemale erince kulaklar sağırlaşır
    Ömrün sonbaharında adımlar ağırlaşır


    DERDİMİZ

    Ariflerin sevgisi gönüllerinden taştı
    Dünyaya bağlandıkça derdimiz bini aştı


    GÖNÜL SAZIMIZ

    Genimize işlenmiş; kaderimiz, yazımız
    Can bedenden uçunca susar gönül sazımız


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–19


    MALAYANİ

    Ölüm, fani kullara nefesinden de yakın
    Ya hak konuş, ya da sus; malayaniden sakın


    TÛL-İ EMEL

    Karşılığını görür hesap gününde amel
    Nefsi besler, büyütür, semirtir tûl-i emel


    HİCRET

    Yaradan’a kul olmak, yakışandır hilkate
    İblise vur silleyi, hicret et hakikate


    DİN NASİHATTİR

    Din nasihattir kula, payına düşeni al
    Terk et nefsin yolunu; Hak dairesinde kal


    ATLARINIZ HAZIR MI?

    Mümin, cihat deyince atı hazır olandır
    Bir öksüz gördüğünde gözüne yaş dolandır


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–20


    GÖLGEMİN IZDIRABI

    Yıkma gönül Kâbe’mi, gönül Hakk’ın mihrabı
    Ağır geldi yollara gölgemin ızdırabı


    KIYAMETE ZORLAMAK

    Nasıl olsun bereket, şükreden yok nimete
    Asi kullar Allah’ı zorluyor kıyamete


    ÇELİŞKİ

    Kul, Yaradan’ı bilmez; bu ne kopuk ilişki
    Şükretmeden istersin bu ne yaman çelişki


    EBREHE

    Çağın Ebreheleri hissedin bu nefesi
    Duyulur Ebabil’in kanatlarının sesi


    LANET YAĞMURU

    İman şemsiyeni aç gökten lanet yağmadan
    Kalbin dönsün Allah’a gün batıdan doğmadan


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–21


    GEMİ

    Anlayan beri gelsin; hasretimi, çilemi…
    Karaya oturacak böyle giderse gemi


    DA-YAN

    Yalandan hakikate hicret vaktidir bu an
    Ne kaldı ufuklara, dayan yüreğim dayan!...


    KEYF-İNCE

    Sırat mümine geniş, değildir kıldan ince
    Cennet çağırır seni, karşıya geç keyfince


    VARLIĞIN ÖZÜ

    Varlığın özüsün sen, sen en büyük değersin
    Âlemin gözbebeği başını ne eğersin?...


    MUHT/AÇ

    Varlığın idrakinde akıl yüreğe muhtaç
    Seccaden olsun dostun, kalbini Allah’a aç!...


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–22


    U/YANMALI

    Kul, Allah’ın aşkıyla tutuşmalı, yanmalı
    Musallanın üstüne konmadan uyanmalı


    GARİBİN SALÂSI

    Bir garibin salâsı seher vakti okunur
    Ölümün gür sedası yüreklere dokunur


    GÖK SOFRASI

    Göçtü çok uzaklara insanların en hası
    Maverada kurulmuş mümine gök sofrası


    KANATLAR

    Yeleleri rüzgârdan kır atlarımız vardı
    Özgürlüğe yol alan kanatlarımız vardı


    EBEMKUŞAĞI

    Ne ifade eder ki köre ebemkuşağı?
    Şeytan gafili atar uçurumdan aşağı


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–23


    KIŞLARIM

    Gönlünün kuytusunda kayboldu bakışlarım
    Gölgen düşünce kalbe, yaza döndü kışlarım


    SENSİZLİK

    Sensizlik silahını şakağıma dayarım
    Baktığın aynaları pek bahtiyar sayarım


    HEDİYE

    Suların cümbüşü var suretin düşmüş diye
    Görmedi yakamozlar bundan büyük hediye


    SEVDA

    Nice gemiler yaktık, dönüşü yok bu yolun
    Göklerin yangınına seherde tanık olun


    HAYAT

    Lanet etme, bir mum ol; karanlıklara inat
    Nasırlı ellerinden akıp gidiyor hayat

    M.NİHAT MALKOÇ

















    ŞAH BEYİTLER–24


    ŞEHRİN SOKAKLARI

    Hasretin şavkı düşmüş şehrin sokaklarına
    Zaman mührünü vurur, vurur şakaklarına


    TOPRAK

    Yağmur yağar, eser yel, dalından düşer yaprak
    Kutlu misafirini sabırla bekler toprak…


    OMUZLARDAKİ YÜK

    Şahit tuttum sevdaya gece nazenin ayı
    Cılız omuzlarıma yüklemişler dünyayı


    ÇORAP ÖRMEK

    Mazlumların başına onca çorap örülür
    Zalimlerin hesabı musallada görülür


    ZEMBEREK

    Boşalır bir gün elbet saatin zembereği
    Mahkemede her suçun düşünülür gereği


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–25


    HÜZÜN ATEŞİ

    Hazan yapraklarını hüznün ateşi sarsın
    Ellerin şakağında aynalara bakarsın


    AYAK İZİ

    Gölgeni takip eder mazinin ayak izi
    Uzun yol kavşağında yollar kuşatır bizi


    ALLAH BİR…

    Şeytanın fitne fesat küpünden sızar kibir
    Cümle mevcudat birden haykırıyor: “Allah bir!..”


    PETEK

    Toprak uyandığında çiçeğe durdu dallar
    Tarumar oldu petek arıda kaldı ballar


    TETİK

    Yürek yüz görmeyince yarasına tuz eker
    Sevgi firar edince gönül tetiği çeker


    M.NİHAT MALKOÇ

  2. #2
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesajlar
    5
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    ŞAH BEYİTLER–26


    ATEŞTEN GÖMLEK

    Hasret ateşten gömlek, yüreğimde köz olsun
    Sürünsün yerde nefis, bir incecik toz olsun


    DÜĞÜM

    Çözdüm çetin düğümü, dertte buldum devayı
    Başıma taç eyledim bu mukaddes davayı


    ÇORAK BAKIŞLAR

    Nasıl görmez kör akıl Hakk’ın nakışlarını?
    Şükürle sula her gün çorak bakışlarını


    AKLAR

    Saçına düşen aklar haber veriyor sana
    Kalp gözünü açıp da ne olur anlasana!...


    BİR ÖMÜR

    Bir ömür yalanlarla kandırdık kendimizi
    Nefsin askerlerine çiğnettik bendimizi

    M.NİHAT MALKOÇ

















    ŞAH BEYİTLER–27


    HAYAT KAZANI

    Toprağa yağmur düşer, sen yâdıma düşersin
    Hayat denen kazanda yanıp yanıp pişersin


    SUÇLULAR

    Düşünce suçluları mürekkepte boğulur
    Dik yaşamalı insan, zira bir kez doğulur


    KUSMUK

    Cehalet konuşunca bütün kitaplar susar
    Tefekkür ehli zevat kafatasını kusar


    ŞİİR

    Şiir düş definesi, gönül sazının teli
    Yürekte açan çiçek, ebedî ve ezeli


    BOYNUZLU

    Yol tükenecek bir gün yolcu yolda kalacak
    Boynuzsuz boynuzludan haklarını alacak


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–28


    UYKUDAYKEN…

    Sen uykuda yüzerken doğmayabilir güneş
    Günah galerisini yakar, kavurur ateş

    BOŞ

    Rabbim bu bina senin, senden gayri hep boştur
    Güldürürken de hoştur, öldürürken de hoştur


    CEVHERLER

    Hayatın çöplüğünde nice cevherler saklı
    Yaradılış sırrına yetişmez beşer aklı


    FİTNE KAZANI

    Dudağında tebessüm, için fitne kazanı
    Yarın yevmü’l mahşerde çekeceksin cezanı


    G/EZERSİN

    Kayırırsın zalimi, mazlumları ezersin
    İnsanlar arasında böbürlenir gezersin


    M.NİHAT MALKOÇ

















    ŞAH BEYİTLER–29


    TAĞUT

    Gözün toprak dolmadan, ey insan aç gözünü!...
    Sırt çevir tağutlara, Hakk’a döndür yüzünü!...


    NİYAZ

    Kul unutur Rabbini; cilve eder, naz eder
    Kâinat vecde gelir, Hakk deyip niyaz eder


    MÜEBBET

    Boynumuza astılar müebbedi, idamı
    Hiçbiri de değildi kalıbının adamı


    AT GÖZLÜĞÜ

    Çıkar at gözlüğünü, etrafına et nazar
    Güç verir teslimiyet, şüphe imanı bozar


    BÜYÜK GÜN…

    Emin adımla yürü, koşan çabuk yorulur
    Ettiklerin mahşerde birer birer sorulur


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–30


    KUMAR

    İmtihan için geldik, kim demiş hayat kumar?
    İman ışığı yoksa gönül köşkü tarumar


    AZGIN NEFİS

    Semirir azgın nefis Hakk’a eğilmezse baş
    Yarın mahşer gününde akar gözlerinden yaş


    KEYİF SÜRENLER

    Rabbim izin vermezse yaprak düşmez ağaçtan
    Zenginler keyif sürer fakir ölürken açtan


    GÖKDELENLER

    İnsanlar alçaldıkça yükselir gökdelenler
    Kafa yordunuz mu hiç nere gider ölenler?


    GÜL DÜŞÜNCE

    Gül düşünce toprağa şafakta gül kanıyor
    Gözlerim yaşarıyor, yürek köz köz yanıyor

    M.NİHAT MALKOÇ

















    ŞAH BEYİTLER–31


    FECR

    Fecre taşı ruhunu bu cinnet batağından
    Toprak çağırır seni kuş tüyü yatağından


    GELECEK

    Sığmaz içim içime, can evimden taşarım
    Maziden kuvvet alıp geleceğe koşarım


    GÜZ

    Her sima bir kitaptır, aynadır bana her yüz
    Bahar kaldı geride, yüzünü gösterdi güz


    VE SON…

    Omzumdadır kefenim, korkum yoktur ölümden
    Gün düşmez pencereme, su çekildi gölümden


    CANLAR

    Kalp acıyı hissetmez, sağırlaşmış vicdanlar
    Söyle kervancı başı nere gider bu canlar?...




    M.NİHAT MALKOÇ














    ŞAH BEYİTLER–32


    ADANMIŞLIK

    Adanmışlık bağında umutlar filizlenir
    Tembellik ruhumuzun mahzeninde gizlenir


    UMARSIZ

    Kafa tutar tevhide, burnundan aldırmaz kıl
    Umarsızlık çölünde vahye sığınır akıl


    DEVRAN

    Bir tel kopar ruhundan, tenin ışığı söner
    Bugün yarına gebe, gün gelir devran döner


    İRADE SİLGİSİ

    İradenle siliver şeytanın izlerini
    Yoksa mahşer gününde döversin dizlerini


    EBABİL

    Uçur gönül göğünde ebabil kuşlarını
    Ulaştır hedefine pişmiş sert taşlarını


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–33


    MESCİD-İ AKSA

    Ümmetin yetimisin sen ey Mescid-i Aksa!...
    Öksüz kalır mısın hiç, mümin kıyama kalksa…


    KABİLLER

    Kanı kanla yuğuyor zamanın Kabilleri
    Uyanın uykunuzdan çağın ebabilleri!...


    SAPAN TAŞI

    Yakar da yüreğimi gözünden süzülen yaş
    Gazzeli çocukların sapanında olsam taş


    BAKIŞLAR

    Seccademde yeşerir, can bulur gözyaşlarım
    Göklere kilitlenir, dualı bakışlarım


    ONUR

    Yürekler yangın yeri, sabır çeşmesi kuru
    Yerlerde sürünmekte Müslüman’ın onuru


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–34


    KIYAM

    Suların yangınında ateş düşer tenime
    Ruhum kıyama durur, dar gelir bedenime


    GAZZE’NİN YETİMLERİ

    Gazze’nin yetimleri hangi suçtan öldüler?
    Yürekler kan ağlarken vicdansızlar güldüler


    FELLUCELİ

    Felluceli yetimin payına kurşun düşer
    Garibin ocağında gece gün çile pişer


    İNİLTİLER

    Yaş kemale erince ayna surete güler
    Münzevi iniltiler uykularımı böler


    İNŞİRAH

    Gönüller yangın yeri, neredesin ümmet âh!...
    İnsin yağmur misali yüreklere inşirah!...


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–35


    VERDA

    Yüreklerin yitiği, gönül çölünde verda
    Adınla hayat bulur yürek kalınca darda


    NİSYAN

    Kula şükür yaraşır, yakışmaz kula isyan
    Vefanın kumasıdır kalbin kezzabı nisyan


    İKİ BÜKLÜM

    Boyunlar iki büklüm, taş kesilmiş yürekler
    Baykuş gökte uçarken bülbül yerde emekler


    MENEKŞELER

    Gözyaşı yağmurunda tohum çürür toprakta
    Can verir menekşeler kan kırmızı şafakta


    LEYLA

    Dümende sağır sultan, dört yanımız vaveyla
    Mecnun buldu yârini, uğurlar olsun Leyla!...


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–36


    GENÇLİK

    Gençlik elden gidiyor, gençlik küfrün ağında
    Cenneti umuyorsun sımsıcak yatağında!...


    KEFENSİZ GÖMÜLENLER

    Toprağın sigortası kefensiz gömülenler
    Beter olsun inşallah mazlumlara gülenler


    KALEMİN FERYADI

    Kâğıt bile duymuyor kalemin feryadını
    Pelesenk et diline Yaradan’ın adını


    DİYET

    Kaç asırdan beridir müminler öder diyet
    Kemirir zihinleri lanetlenmiş zihniyet


    SIN/AV

    Sabırlıdır şer ehli, bekler bin yıl avını
    Müslümanlar kaybetti kardeşlik sınavını


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–37


    ŞİDDET

    Şiddetten beslenirsin, her gelene çatarsın
    İyi fiyat verseler vicdanını satarsın


    NEFRET

    Şeytanın askerleri nefretini kusuyor
    Dilleri salya sümük, vicdanları susuyor


    İMAN GÜLÜ

    Sen ukbaya talip ol, dünya onların olsun
    Yeşersin iman gülü, yapma çiçekler solsun


    YÜREK YANGINLARI

    Yürek yangınlarını gözyaşları söndürür
    İmansızlık kalpleri sert bir taşa döndürür


    MAZİ

    Bugünün enkazında arıyoruz maziyi
    Tükettik sermayeyi, düne dair her iyi


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–38


    U/TANIRIM

    Melekliğe soyunmuş Firavunlar tanırım
    Aynalara bakıp da kendimden utanırım


    TERAZİ

    Fikrin ağır yükünü çekemez bu terazi
    Büyüdükçe büyüyor gözlerimizde mazi


    MESAFELER

    Kaybolur mesafeler, mana sese karışır
    Perdelenir ufuklar suret sise karışır


    FER/YÂDIMA

    Aklım firar edince mazi düşer yâdıma
    Dost bildiğim aynalar ses vermez feryadıma


    ŞEYTANIN AVUKATI

    Yoktur ötede bezi, bu dünyayla avunur
    İçindeki şeytanı savundukça savunur


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–39


    MAZLUMUN AHI

    Fikir gönlümün gülü, damarlarımda kandır
    Mazlumun ahı hançer, duaları volkandır


    TÜKÜRÜN!...

    Tükürün ey yarenler zulmün kara yüzüne!...
    Fikir fahişesinin kim inanır sözüne?...


    VUSLAT

    Ölüm sonsuzluğa göç, vuslattır ruh eşine
    Bir bilsen takılırsın Azrail’in peşine…


    RAHMET YAĞMURU

    Teslimiyetten başka çare var mı ölüme?
    Duayla sağnak sağnak rahmet yağar çölüme


    YABAN ELLER

    Mümin düşürmez dilden Hakk’ın yüce adını
    Yaban elde uçanın kırarlar kanadını


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–40


    NAFİLE

    Ey ölümden kaçanlar, çırpınmanız nafile!...
    Perdelenmiştir gözü anlatmak zor gafile


    KARA ÇALMAK

    Kapanmaz kolay kolay hicran denilen yara
    Silinmez alınlardan dostun çaldığı kara


    DİLSİZ ŞEYTAN

    Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır
    Hasta ruhun ilacı zikre banmış imandır


    TIKINMAK

    Açları görmez gözün, tıkındıkça şişersin
    Dilin şükre yabancı, sen ne zalim beşersin!...


    SİYAH

    Ya Rab kaldır zulmeti, nereye baksam siyah!...
    Bu karanlık gecenin ertesi olsun sabah!...


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–41

    DUACI

    Sofrandaki artıklar doyurur nice açı
    Alan eller secdede veren ele duacı


    GÜVER/CİN

    Kimi, insan haliyle olmaya çalışır cin
    Bu gönül olmak ister mağarada güvercin


    TEK ŞERİT

    Gayri dönüşü yoktur dünya tek şeritli yol
    Ayrılır can bedenden yen içine düşer kol


    SENSİZ

    Gönül sensiz perişan, yokluğunun fakiri
    Sünnetinle arınır kalplerimizin kiri


    ELİF

    İçindeki yangını söndürmezse gözyaşın
    Öne eğilir bir gün elif gibi dik başın


    M.NİHAT MALKOÇ

















    ŞAH BEYİTLER–42


    KEMİK PEŞİNDE

    Kirli emeller için haysiyetini boşar
    Sureti köpek değil, kemik peşinde koşar


    SON LİMAN

    Bahçemdeki dikeni gül sanarak ekmişim
    Son limandan habersiz boşa kürek çekmişim


    HAÇLI ARTIKLARI

    Ey haçlı artıkları hilaledir kininiz!...
    Söndüremez tamuyu ‘Yuro’ denen dininiz


    AZIK

    Sermayeyi tükettim, tam takır amel kasam
    Ebed yolculuğunda azığım oldu tasam


    SON DURAK

    Dualar ve âminler göklere direk oldu
    Toprak ananın bağrı bize son durak oldu


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–43


    VAHYİN ELİFBASI

    Batı’nın yarasını deşiyor minareler
    Vahyin elifbasında derdimize çareler


    YATANLAR

    Kanla sulanan toprak haysiyettir, vatandır
    Aslında gizli düşman çalışmayıp yatandır


    KİMSESİZLER KİMSESİ

    Kimsesizler kimsesi, gönül sensiz virandır!...
    Kalp göğünün güneşi, rehberimiz Kur’an’dır


    KISKANÇ

    Yaralanır yüreğim rüzgâr değse saçına
    Ağustosta çığ düşer gönlümün yamacına


    UFUKTA

    Gidenler döner diye ufukta kaldı gözüm
    Düşüme girmen için uykuya daldı gözüm


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–44


    FEN

    Konusu hakikattir pozitif ilmin, fenin
    Elinde varken dağıt, cebi yoktur kefenin


    GARABET

    Dünün sömürgeleri bize kafa tutuyor
    Akrep o cüssesiyle koca fili yutuyor


    DÜŞTÜ

    Gitti gelmez baharım, ömür hazana düştü
    Hesap günü yaklaştı amel mizana düştü


    HATIRALAR

    Her güneş batımında sermayen azalıyor
    Geriye acı tatlı hatıralar kalıyor


    TAN VAKTİ

    Tan vaktine gebedir içimdeki karanlık
    Ne dün var, ne de yarın; hayatımız bir anlık


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–45


    TAHT

    Omuzlar üzerinde yükselir bir gün tahtın
    Bu dünyada gülmedi ukbada gülsün bahtın


    TASA

    Bugünden çekme gönül yarının tasasını
    Yol haritası eyle vicdanın yasasını


    KALA/BALIK

    Gönül hayal çöplüğü, zihinler kalabalık
    Derya içinde yüzer deryayı bilmez balık


    ÇÖPLÜK

    Ceninde koca ömür, tohumda fidan uyur
    Miden döndü çöplüğe biraz ruhunu doyur


    ARARAT

    Birileri Ağrı’ya söylemekte Ararat
    İşkembeden konuşur, utanmaz, çirkef zevat


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–46


    CENGİMİZ

    Azrail’in önünde muma döner rengimiz
    Toprakta yılanlarla başlar zorlu cengimiz


    BUHRAN ANAFORU

    Buhran anaforunda çöker üstüme damlar
    Köşe başını tutmuş mukavvadan adamlar


    ŞEHRİN MASKESİ

    İnsaf kılıcı paslı, kısık vicdanın sesi
    Güneş gülümseyince düştü şehrin maskesi


    SAYAMIYORUM

    Böler uykularımı nabzımın tiktakları
    Sayamıyorum artık saçımdaki akları


    KALBİN YİTİĞİ

    Yanlış yerde arama kalbinin yitiğini
    Değiştirmek muhaldir Allah’ın dediğini


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–47


    RÜCU

    Senin yüzün karaysa aynanın ne suçu var?
    Ömrün nihayetinde Yaradan’a rücu var


    ŞİRKE DÜŞMEK

    Can kuşu uçtuğunda buz kesilecek beden
    Şüphe ve vesvesedir şirke düşmeye neden


    KAPALI KUTU

    Zaman denen değirmen öğüttü asırları
    Kabir kapalı kutu, toprak saklar sırları


    SEVİYOR

    Mübarek kitabında Hakk, mümini övüyor
    Arşı tuttu rahmeti, kulunu çok seviyor



    ÖLÜMÜ TATMAK

    Boynu bükük garibi hor görmemeli insan
    Ölümü tadacaktır dünyaya düşen her can


    M.NİHAT MALKOÇ















    ŞAH BEYİTLER–48


    GÜN BUGÜNDÜR

    Can bedenden çıkmadan diner mi yürek sızın?
    ‘Gün bugündür demişler’, ömür biter ansızın


    MUAMMA

    Ömür bir muammadır, kim çözer bu düğümü?
    Görenler beri gelsin dünyada gördüğümü!...


    TEMİZLENMEK

    Günahın dağ olsa da umut kesme Allah’tan
    Vaktin varken temizlen kul hakkından ve ahtan!...


    HER/KESE

    Yeter Hakk’ın nimeti mümin kâfir herkese
    Yoldaşın olur iman, dünyada kalır kese


    KUŞKU

    Yiğit kuşkuda gerek düşman uyusa bile
    Postal yere değince dağ ve taş gelir dile


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–49


    GÜZ ARTIĞI

    Gün ufukta can verir; gün biter, bitmez âhım
    Acılara gebedir güz artığı sabahım…


    AYNALARDA

    İsrafil sur’a üfler, borusunu çalar da
    Hatıralar sessizce can verir aynalarda


    HAFAKANLAR BASINCA

    Hafakanlar basınca gönül göğüm puslanır
    Sevgiyle cilalanır, aşksızlıktan paslanır


    PU/SUDA

    Hamsi çıktı kavağa, boğuldu balık suda
    Bir çift göz unutulmuş, dağ başında pusuda


    YA/SAKLADIM

    Duru bakışlarını gözlerimde sakladım
    İsyan sözcüklerini dilime yasakladım


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–50


    MUSALLA

    Duymadın hakikati, oyalandın masalla
    Çenen kapandığında konuşacak musalla


    SON UYKU

    Şeytanın askerleri imana kurar pusu
    Ebede uyanmaktır müminin son uykusu


    EMANET

    Azrail kapımızı çalacak elbet bir gün
    Tendeki emaneti alacak elbet bir gün


    MEZAR TAŞLARI

    En büyük hakikati söyler mezar taşları
    Kabirde zalimlerin eğilecek başları


    HAVA YASTIĞI

    Kızgın ateşten seni kurtaramaz putların
    Yoktur hava yastığı buz gibi tabutların


    M.NİHAT MALKOÇ

  3. #3
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesajlar
    5
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    ŞAH BEYİTLER–51


    OYUN

    Ömür andan ibaret, dünyada yoktur vefa
    ‘Ölüm’ denilen oyun sahnelendi kaç defa


    DÜŞLER PUSUDA

    İçimdeki göllerde ceylanlar iner suya
    Gecenin kör vaktinde düşler yatar pusuya


    ZİKİR

    Gönüller yangın yeri, yüreğimiz kanıyor
    Kirlenen ruhlarımız zikirle yıkanıyor



    ZOR BİLMECE

    Sabahlardan beyhude gönlümün geceleri
    Akılla çözemezsin bütün bilmeceleri


    AŞK

    ‘Aşk’ karanlığın mumu, ışık olur geceye
    Gönüllerden taşsa da sığar tek bir heceye


    M.NİHAT MALKOÇ















    ŞAH BEYİTLER–52


    AMEL KASASI

    Doldur amel kasanı, göze inmeden perde
    Haysiyetinle yaşa, muhtaç olma namerde


    DÜNYEVİLEŞME

    Dünyevileşme denen illet nefse bulaştı
    Bu dünya gurbetinde dert birken bini aştı


    KELEPÇE

    Bağnazlar vurmak ister bilincime kelepçe
    Yüreğim derin kuyu; beden kazan, ruh kepçe


    ŞAİR

    Dar vakitlerde şair, kuşanır kalemini
    Yoğurur, söze döker; derdini, elemini


    NEM

    Şimdi uzaklardasın, tarumar gönül hanem
    Yâr düştükçe aklıma, kurumaz kirpikte nem


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–53


    BİZİM

    Çölleşen yüreklere akar nurumuz bizim
    Nefislerin putunu yıkar Sur’umuz bizim


    GÖNÜL SÜVARİSİ

    Sonsuza varmak için demir aldık sevgiden
    Ey gönül süvarisi, geri döner mi giden?...


    KANDİLİMİZ

    Kaskatı olur beden, dönmez olur dilimiz
    Kabrin karanlığında nur saçar kandilimiz


    GÖZLER

    Bu dünya gurbetinde ruhlar sılayı özler
    Ele verir yalanı kalbin aynası gözler


    ZAMANIN NABZI

    Çağa uymak yerine nabzını tut zamanın
    Gözümden dökülse yaş taşar suyu ummanın


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–54


    SANIK

    Nefsin hâkim olunca sen tutuklu, sanıksın
    Gözlerin açık diye sanma ki uyanıksın!...


    EYVAH!...

    Yarın mahşer gününde kıyama durur ervah
    Tükettik sermayeyi, bir ömür geçti eyvah!....


    DUA

    Yaş dökülsün gözünden, dua ateşe perde
    Dua ölümden gayri dermandır her bir derde


    TALAN

    Üstüne titrediğin malın sonu talandır
    Resulullah öldüyse billâh dünya yalandır


    BİR GÜN

    Hayatın zembereği elbet boşalır bir gün
    Mazlumlar zalimlerden öcünü alır bir gün


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–55


    KELEPÇE İZİ

    Kalem tutan ellerde kelepçenin izi var
    Zindanlar dile gelse ne çok şey söyler duvar


    SÖZ

    Geri dönmez bir daha ağızdan çıkınca söz
    Söz vardır bahçede gül, söz vardır ateşte köz


    AŞIMIZ

    Bu dünyada tükendi sıcak aşımız bizim
    Bekler bizi sabırla mezar taşımız bizim


    KÖKSÜZLER

    Mescitlerimiz yetim, minareler öksüzdür
    Milletinin derdiyle dertlenmeyen köksüzdür


    DEFTERİMİZ

    Dizlerimizde derman, ağızda diş kalmadı
    Defterimiz dürüldü, yapacak iş kalmadı


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–56


    SAĞLIK

    Barışık ol kendinle, güzellik var her yaşta
    Para elinin kiri, sağlık gelir en başta


    NEFİS GEMİSİ

    Azgın nefis gemisi oturunca karaya
    Düz yolda tökezlersin, dönersin maskaraya!...


    KALP NURU

    İmana pusu kurar kapkaranlık geceler
    Kalp nurunu söndürür sınırsız eğlenceler


    KIZAK

    Zaman, azgın nefsini çeker bir gün kızağa
    Güvercin darı için düşüverir tuzağa


    PERVANE

    Pervane aşk uğruna kor ateşte yanıyor
    Şafak vakti acılar uykudan uyanıyor


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–57


    YARIŞ

    Hayallerim yarışır rüzgârlarla dörtnala
    Sırtım yere değiyor tutunsam hangi dala!...


    SİYAH İNCİ

    Gözyaşıyla çizerim yalnızlığın resmini
    Siyah inciyle yazdım bulutlara ismini


    AY

    Gecenin kuytusunda ay, karanlığı biçer
    Gönül çağlayanından kana kana su içer


    HASRET YÜKÜ

    Yüreğin mahreminde hüznün eli dolaşır
    Gönlümün katarları geceye hasret taşır


    SABAHI KUSMAK

    Şafağın dar vaktinde gece kusar sabahı
    Mazlumlar ağladıkça gökleri tutar âhı


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–58


    YÜZ AYNASI

    İçindekiler yansır yüzünün aynasına
    Boyanır hissiyatın yüreklerin yasına


    MEVSİMLER

    Albümde unutulmuş siyah beyaz resimler
    Dörtken ikiye düştü içimdeki mevsimler


    İKİ DÜŞÜN…

    Yunusça bak dünyaya; kalmasın kin, düşmanlık
    İki düşün bir söyle, faydasız son pişmanlık


    ŞÜPHE

    Aşkın zehridir şüphe, defterinden sil beni!...
    Derimi ayır tenden, parça parça dil beni


    MİLENYUM SEVDALARI

    Büyüttüğün sevgiyi ipek mendillere sar!...
    Milenyum sevdaları kelebek ömrü kadar…


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–59


    GÖZLER

    Gözleriyle konuşur bazen susunca insan
    Gözlerin tılsımına muktedir değil lisan


    ŞEHRİN ÖLÜSÜ

    Bu şehrin ölüsünü sırtımda taşıyorum
    Gölgeme çelme takıp zamanı aşıyorum


    BOŞLUK

    Dört duvar arasında fark etmezsin kuşluğu
    Hiçbir şey dolduramaz içindeki boşluğu


    SEHPA DEVRİLİNCE

    Ayışığı damlarken düşlerim kundaklanır
    Sehpa devrildiğinde mahkûm, suçtan aklanır


    TASALANMA

    Gül yüzlü bakışında evrenin nabzı atar
    Tasalanma ey gönül, gün doğmak için batar!...


    M.NİHAT MALKOÇ
















    ŞAH BEYİTLER–60


    ÖLÜMSÜZLÜK

    Soluklar tükenmeden ölümsüzlüğü kuşan!...
    Doru atlar misali hedefe varır koşan


    SAKSIDA BAHAR

    Çiçekler boyun bükmüş, kovanda mahkûm arı
    Yaşatmak beyhudedir saksılarda baharı


    SAÇLARIN

    Gönlü darağacına saçlarınla bağladım
    Aşkın zehrini kusup yüreğimi dağladım


    MUM GİBİ

    Fikir taşar idrakten kutlu bir doğum gibi
    Kelepçeler, zincirler erimekte mum gibi


    BALYOZ

    Varlık balyozuyla kır yokluğun duvarını
    Erit aşk ateşiyle yüreklerin karını


    M.NİHAT MALKOÇ






    ŞAH BEYİTLER–61


    ÇELİŞKİ

    Yüzer alkol içinde, akşam girer komaya
    Bir şey olmamış gibi sabah gider cumaya


    PERDE

    Kavurucu ateşe perdedir güzel ahlak
    Maziye sünger çeker gününü yaşar ahmak


    MUHABBET TILSIMI

    Muhabbetin tılsımı cana can katar gülüm
    Ayrılıktır yaşamak vuslattır bize ölüm


    AYRIK OTLARI

    Uçuruma koşuyor körpe beyinler hızla
    Tüm ayrık otlarını koparsalar cımbızla


    PAYE

    Para pul size kalsın, iman en büyük paye
    Şöhret geçici heves, Hakk’a yaklaşmak gaye


    M.NİHAT MALKOÇ

    ŞAH BEYİTLER–62


    NEDAMET HALKALARI

    Nedamet halkaları dökülüyor dilimden
    Vuslat arzulayanlar niçin korkar ölümden?


    GİRYE

    Aczimin giryeleri dökülüyor gözümden
    Mahkeme-i Kübra’da utanırım sözümden


    SANA DOĞRU

    Heybemde günahlarla koşarım sana doğru
    Geçit vermez dağları aşarım sana doğru


    DARAĞACI

    Vuslatsız sevdaları astım darağacına
    Sol yanım paramparça dayanır mı acına?


    PRANGALAR

    Beynimizde pranga(lar), işgal altında yürek
    Mevla’m minareleri eylemiş arşa direk


    M.NİHAT MALKOÇ

    ŞAH BEYİTLER–63


    SÜRGÜN YÜREĞİM

    Ayrılık çöllerinden aşka sürgün yüreğim
    Ey sevdası köz olan, sana kırgın yüreğim!...


    KATRE VE UMMAN

    Rabbim emir buyursa katreye sığar umman
    Kur’an kalbin ilacı, odur en büyük ferman


    VİCDAN KALPAZANLARI

    Bela yatar pusuya, uyarır azanları
    Fitne eker kalplere vicdan kalpazanları


    İSMİMİZ

    Sıfırlanır hafıza yok olunca cismimiz
    Eserimizle yaşar bu dünyada ismimiz


    UTANÇ

    Ta Kabil’e dayanır yürekteki ilk sancı
    Taşımakta zorlanır insanlık bu utancı


    M.NİHAT MALKOÇ










    ŞAH BEYİTLER–64


    ATEŞ-BARUT

    Tarık Bin Ziyad gibi gemileri yakarız
    Baruttan nehirlere ateş olup akarız


    ENİK

    Enik büyür, serpilir; kokmuş, pis ciğerlerle
    Kahramanlar yükselir mukaddes değerlerle


    SUSUYOR

    Kalem hançer misali, öfkesini kusuyor
    Konuşması gereken ne yazık ki susuyor



    K/ÖKSÜZLÜK

    Geçmişinden utanmak ahmaklık, köksüzlüktür
    Bir davası olmamak en büyük öksüzlüktür


    ÖLÜ ETİ

    Hayat değirmeninde düşlerimiz un ufak
    Ölü etidir gıybet, bin başlı ejder nifak


    M.NİHAT MALKOÇ










    ŞAH BEYİTLER–65


    İPİN UCU

    Hakk’ı söylesin dilin, bitir söz orucunu
    Onursuzun eline verme ipin ucunu


    DÖNÜ/YORUM

    Sazların teli bozuk, yoruma muhtaç yorum
    Kör hissiyatı kusup kendime dönüyorum


    O’NUN ÜMMETİ

    Evrenin gözbebeği, şerefisin varlığın
    O’nun ümmetindensin, budur bahtiyarlığın


    EMELLER

    Sonsuzluğa talip ol, dünya olsun ellerin
    Biter sayılı günler, tükenmez emellerin


    TABİP

    Teslim olsaydın Hakk’a, sığınsaydın Habib’e
    Şifa bulur hasta ruh, gerek duymaz tabibe


    M.NİHAT MALKOÇ










    ŞAH BEYİTLER–66


    ENDİŞE

    Zaman geçer sırları dökülür aynaların
    Güneş gülen yüzüyle doğmayabilir yarın


    ÖZLEDİM

    Yolcu ettiklerimi bilsen nasıl özledim…
    Elimde kırmızı gül yollarını gözledim


    TEMMUZDA KARDELENLER

    Temmuzun şafağında kardelenler açardı
    Soluklarım kesilir, gölgem benden kaçardı


    ZAMANIN YÜZÜ

    Yedi kocalı zaman ihanet doğurmakta
    Nefretin hamurunu kezzapla yoğurmakta


    SIRÇA FANUS

    Kâğıttan gemilerle açıldık okyanusa
    Aşkı ipeğe sarıp koyduk sırça fanusa


    M.NİHAT MALKOÇ










    ŞAH BEYİTLER-67


    K/ÖKSÜZLÜK

    Rüzgarda kuru yaprak, felakettir köksüzlük
    Ölümden daha beter, budur asıl öksüzlük


    HIZIR

    Kılını kıpırdatma, bekle Hızır gelecek!...
    Doyacak aş kazanın, solan yüzün gülecek!...



    NEMRUT YÜZLÜLER

    Ruhunu kalıplardan kurtar ki kanatlansın
    Nemrut’un ateşinde Nemrut yüzlüler yansın



    SONSUZA DOĞMAK

    Ruh bedenden çıkınca sonsuzluğa doğarız
    Gönül sahralarına rahmet olup yağarız



    YOL ARKADAŞI

    Seçme sakın kendine korkak yol arkadaşı!...
    Menzile varmak için aşmalı dağı, taşı…


    M. NİHAT MALKOÇ





    ŞAH BEYİTLER-68


    KIRBAÇ

    Nefis atına indir irade kırbacını
    Muhasebe yapmayan bir gün yolar saçını


    YOL

    Hakikate giden yol dikenlidir, çetindir.
    Bu yola revan olan serdengeçti, metindir


    SÜVARİ

    Sür atını süvari sevgi ufuklarına!...
    Neşeden nasiplenip umut taşı yarına!...


    BİR GÜN…

    Bir gün ten güzelliğin bir acuzeye döner
    Kırışır güzel yüzün, gözünün feri söner


    ÇÖP

    Sanma yaşadığını, gördüğümüz bir rüya!..
    Hakikat nazarında bir çöpe değmez dünya


    M. NİHAT MALKOÇ











    ŞAH BEYİTLER-69


    KADER OKU

    Dünya bir su misali, ne renk var ne de koku
    Yaralı yüreğine saplanır kader oku…


    BATI

    Şark küllükte uyurken arşa tırmanır Batı
    Tüyü dökülmüş eşek beğenmez yağız atı


    SAPANLAR

    Hakk yolundan sapanlar uçuruma giderler
    Noel yortusu kutlar, hindi kurban ederler


    DEVLET

    Mikrop girer vücuda, teni bitirir illet
    Şayet çökerse devlet altında kalır millet


    DEBDEBE

    Aç yanında tok yatmak mugayirdir edebe
    Şarkın yumuşak karnı gösteriş ve debdebe


    M. NİHAT MALKOÇ






    ŞAH BEYİTLER-70


    ARASAT

    Derdin ilacı zaman, sermayemiz vakittir
    İman denilen cevher arasatta nakittir


    ZAVALLI

    Kendini ne sanırsın, bir zavallı beşersin
    Tut düşenin elinden, bir gün sen de düşersin


    HAYAT

    Uhrevî hazlar taze, dünyevi hazlar bayat
    Doğarken ölür insan, ölürken başlar hayat


    BAHANE

    Akıl darağacında, ihtiraslar divane…
    Kul eceliyle ölür, hastalıklar bahane


    VUSLAT

    Hasret çıra misali, köz gibi yanar durur
    Doğar vuslat güneşi; gözyaşlarımız kurur


    M.NİHAT MALKOÇ








    ŞAH BEYİTLER–71


    SÖZ BİTİNCE

    Öfkeler dile gelir sözün bittiği yerde
    Hoşgörü ve kardeşlik devadır her bir derde


    FERASET

    Vicdanlarda kör kurşun, kalbin kezzabı haset
    Aklın aydınlığında yol almaktır feraset


    IŞIĞIMIZ

    Karanlığın koynunda ışığımız sönerken
    Maziye sığınırız bahar güze dönerken


    NABIZ

    Zifiri karanlıkta gölgeler koyulaşır
    Nabız atışlarımız bizi sonsuza taşır


    U/SANDIK

    Meğer rüyaymış hayat, onu hakikat sandık
    Huzura pusu kuran kalleşlerden usandık


    M.NİHAT MALKOÇ






    ŞAH BEYİTLER-72


    SON FASIL

    Ömrünün son faslıdır aman efendim aman!...
    Kıyamete beş kala çürüdü, koktu zaman


    AYYAŞ

    İçki medeniyettir ayyaşın nazarında!...
    Haya etmez, tepinir ceddinin mezarında


    UZAKLAR

    Muzdarip ruhumuzu çağırıyor uzaklar
    İblis kurar imana pusular ve tuzaklar…


    MİHNET

    Mihnet ruhun zehridir, mihnet ölümden beter
    İman, heybemde azık; aç ruhuma o yeter!...


    HÜZÜN İSTİFİ

    Kat kat istifliyorum gönülde hüzünleri
    Ömürden saymıyorum yaşanmamış günleri


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-73


    MAKSADIMIZ

    Bu dünya gurbetinde unutulur adımız
    Servet kazanmak değil, kulluktur maksadımız


    MAZİ

    Ruhumuz kanatlanır mazi gelirken dile
    Emsalsiz hazineye değer hayali bile


    CAMLAR

    İçimdeki kasveti artırırken akşamlar
    Aynalar derin kuyu, üstüme gelir camlar


    BEYİNLER

    Bu ne büyük çelişki, manzarası pek yaman
    Zerre kadar beyinler, mideler koskocaman…


    EBABİL’İN TAŞLARI

    İçime akar durur ruhumun gözyaşları
    Müminlerin umudu Ebabil’in taşları!...


    M.NİHAT MALKOÇ



    ŞAH BEYİTLER-74


    SONSUZLUK

    Sığmıyor aynalara içimdeki sonsuzluk
    Çöller suya kanarken pınar çeker susuzluk


    SAHNE

    Yaşam renkli bir oyun, bir sahnedir bu dünya
    Tel kopar can evinden, o an biter bu rüya


    ÖMÜR

    Ömür dediğimiz şey bir muamma, bir düştür
    Bazen ağlama vakti, bazen de bir gülüştür


    AKDİMİZ

    Bu mülkün sultanıyla vardır akdimiz bizim…
    Yazık, malayaniyle geçer vaktimiz bizim!...


    EŞEK

    Kıymet hükümlerimiz değişiyor zamanla
    Eşek külçe altını değiştirir samanla


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-75


    TABİP

    Tabip derman bulamaz sol yanımız yaralı
    Gönlümün kırsalında gezer aşkın maralı


    SÖZLERİN

    Sükut düşer dilime konuşunca gözlerin
    Bıçak gibi saplanır sol yanıma sözlerin


    BİGANE

    Akıl terazisinde divanedir bu gönül!...
    Yürek yaralarına biganedir bu gönül!....


    TUTSAK

    Tutsak olmuş bu gönül saçının tellerinde
    Parçalanır bu yürek el görse ellerinde…


    BUBİ TUZAĞI

    Gamzen bubi tuzağı , bir aynasın yüzümde
    Geceme düşen mehtap, güneşsin gündüzümde


    M.NİHAT MALKOÇ

  4. #4
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesajlar
    5
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    ŞAH BEYİTLER-76


    DÜŞTEYİZ

    Hepimiz bir düşteyiz, dünyada her şey bayat
    Silik çıkıyor suret, fotokopidir hayat!...


    U/YANIN!...

    Uyanın ey yarenler, uyumaya gelmedik!...
    Bu gaflet uykusunda bir gün bile gülmedik


    DUALARA TUTUNMAK

    Bela uçurumunda dualara tutunduk
    Gönülde kiri pası, sevgi suyuyla yunduk


    SÖZ YANGINI

    Nefrete dair sözler, söz yangınında yandı
    İçimdeki sözcükler dirilişe uyandı


    YULAR

    Sevgi denizlerinde ateşi öper sular
    Eşek senin olsa da elin elinde yular


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-77


    KİLİT

    Aşkla kırılır ancak dilin paslı kilidi
    Düne dönüşen günün evveli yarın idi


    KU/SUR

    Koruduk kör şeytanı korunaklı surlarla
    Uçamaz iman kuşu bu ağır kusurlarla


    ŞEHREMİNİ

    İçimdeki kentleri eşkıyalar basardı
    Şehremini, gönlümü iman zırhıyla sardı


    YALANCI

    Sancı dindirir ancak içimdeki sancıyı
    Elbette yalancılar doğrular yalancıyı


    YETİM AYNA

    Zifiri gecelerde ayna yetim, ben yetim…
    Karanlık gölgelere dönüşüyor suretim…


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-78


    MABET

    İçimdeki mabette ezanlar yankılanır
    Hakk’a söz veren gönül bu munis sesi tanır


    ÇAĞIN MASKESİ

    Batılın hükmü geçmez, düşer çağın maskesi
    Bülbül şakıdığında kesilir karga sesi…


    OYUN

    Aslında bir oyundu, her şey yaşandı bitti
    Zaman alevi, teni bir mum gibi eritti


    AKREP

    Gece gün döner akrep zamanın ensesinde
    Gül hasretini taşır bülbül titrek sesinde…


    MENZİL

    Suretin asılıdır gözümün menziline
    Gün uzar yüzyıl olur; sensiz her gün bir sene


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-79


    SÖZ

    Ruhumu çepeçevre sarar hasretin közü
    Ayna tutar yüreğe söz ele verir özü…


    ŞEYTANIN MABEDİ

    Yıkıp viran eyleyin şeytanın mabedini
    Hakikatin nuruyla arındır niyetini!...


    GEÇEN YILLAR

    Ölümü kundağında büyütür geçen yıllar
    Hayat değirmeninde ömrü öğütür yollar


    ÇOCUK

    Çocuk toprakta tohum, habersizdir ölümden
    O da payını alır fazlasıyla zulümden…


    SİL/ÂHLAR

    Yankısı göğe değer yüreklerde âhların
    İçimizi kanatır gölgesi silahların…


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-80


    ARAMAK

    Eşyanın hakikati aramakla bulunur
    Bir yastığın uğruna onlarca kaz yolunur


    ŞÜKÜR

    Gün gelir döner devran, ağlarsın güldüğüne
    Ahir zamanı gören şükreder öldüğüne


    ÖLÇÜ

    İnsanın en iyisi işinde belli olur
    Şaşmaz ilahî ölçü, kul ettiğini bulur


    KİMSESİZLER

    Boştur davulun içi, ondan çok çıkar sesi
    Kimsesize kol kanat, kimsesizler kimsesi


    HADDİNİ BİLMEK

    Başkası bildirmeden sen sen ol haddini bil
    Yoktur dilin kemiği, en büyük afettir dil


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-81


    KAİNAT KİTABI

    Kâinat kitabında her zerre Allah diyor
    Gıybet ettikçe insan, ölü etini yiyor


    ÜSTÜNLÜK

    Zalimlerin üstüne taş yağacak göklerden
    Hakk’a kul olan insan üstündür meleklerden


    FİŞ

    Bu çile dünyasında kim bitirdi işini?
    Bir gün çeker Azrail can evinin fişini


    İNKIRAZ

    O büyük yolculukta amellerin azıktır
    Hakk’tan habersiz ömür inkırazdır, yazıktır


    KAVMİYET

    Dinin esası takva İslam’da yok kavmiyet
    Kula kulluk etmeyi reddeder İslamiyet


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-82


    YASA

    Hayat dediğimiz şey bir bakış kadar kısa
    Kılavuz olsun sana Hakk’ın koyduğu yasa


    DARAĞACI

    Ruhum darağacında, göğe yükselir âh’ım…
    İsyanım rahmetinden büyük değil Allah’ım!...


    NEDEN

    Sinsice bir gün çalar, her doğan gün ömürden
    Tükenmişse sermayen ölmeye var bin neden


    ÜÇ GÜNLÜK ÖMÜR

    Zifiri karanlığa meydan okur gökte ay…
    Üç günlük ömür için gerekir mi köşk saray?...


    HAYATI TEMİZE ÇEKMEK

    Bir mahkumuz içinde dünya denen kafesin
    Hayatı çek temize bu belki son nefesin


    M.NİHAT MALKOÇ





    ŞAH BEYİTLER-83


    ÂLİM

    Sırtını döner Hakk’a kendini sanar âlim
    Fezaya çengel atar, kendini bilmez zalim


    KEMALE ERİNCE

    Kemale erince yaş, ateş düşer yaprağa
    Vakit gelince verdik eşi dostu toprağa


    UZAKLAR

    Ufuklar çağırınca meçhule gider gemi
    Uzaklarda arama cenneti, cehennemi


    ÇİLEHANE

    Dünya bir çilehane, derdim dermandır bana
    Rabbim ne emretmişse şeksiz fermandır bana


    EMR-İ HAKK

    Zalimlerin başına çorap örülür bir gün…
    Emr-i Hakk vaki olur, defter dürülür bir gün…


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-84


    ZEHİRLİ YILAN

    Ezmelisin başını, nefis zehirli yılan
    Ecelin tuzağından var mıdır hiç kurtulan?...


    HESAP

    Nasıl ölmüşse insan öylece dirilecek
    Arasat’ta zalimin hesabı görülecek…


    ÂHLARIM

    Kurşundan daha ağır hüzünlerim, âhlarım
    Kararttı süveydayı hesapsız günahlarım


    ANAHTAR

    Kalpler Allah’ın evi, anahtar ol kapıya
    Rabbim mührünü vurmuş beden denen yapıya


    SUSUZ

    Başındayım pınarın, sanki çölde susuzum
    Bu gaflet uykusunda bir ömür uykusuzun


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-85


    MUM MİSALİ

    Çağ aydınlansın diye, mum misali erirsin
    Yükselttiğin bayrağı sonrakine verirsin


    DESTANIMIZ

    Bin yıllık destanımız dönüşünce ağıda
    İçimizdeki efkar billah sığmaz kağıda


    SONSUZLUĞU KUŞANMAK

    Şaha kalkmış bekliyor gök yeleli atımız
    Sonsuzluğu kuşanmak nihai muradımız


    HÜZÜN

    Bağdaş kurmuş yürekte, keder artığı hüzün
    Kalp gözün kapanmışsa farkı yoktur gündüzün


    BU ÇAĞIN HASTALIĞI

    Kemiriyor ruhları, endişe ve şaşkınlık
    Bu çağın hastalığı kuralsızlık, taşkınlık…


    M.NİHAT MALKOÇ





    ŞAH BEYİTLER-86


    AHMAK

    Alnımıza yazılmış ölüm nihai karar
    Ahmak dediğin o ki Hakk’tan gayri dost arar


    METAL ÇAĞI

    Kaybettik kendimizi ihtirasın ağında
    Manaya sırt çevirdik bu kör metal çağında


    ALEVİ ÖPMEK

    Sevgiyle nazar etsek alevi öper sular
    Değerlenir mi eşek taksa ipekten yular?


    MENZİL

    Karıncalar da bir gün elbet varır menzile
    Gönlümüzde ne varsa an gelir düşer dile


    YİTİK HAZİNE

    Şükür yitik hazine, dört bir yanımız isyan
    Gönül aynası puslu, ruhumuz dolmuş katran



    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-87


    TOHUM

    Filiz vermedi tohum, bahçe tarumar oldu
    Nerdesin ey sevgili, elimizde gül soldu!...


    YOLCU

    Belki gelirsin diye nice hayaller kurdum
    Yolların kavşağında yolcuyu yoldan sordum


    AKIN

    Mukavvadan askerler ruhuma eyler akın
    Ümitvar ol ey mümin, güzel günler pek yakın!...


    TAŞANLAR

    Güneşin yangınında kurudu gonca güller
    Gönlümün kıyısında taştı denizler, göller


    ZEMHERİ

    Meyveye dururken dal; ruhumda fırtına, kar…
    Dışarıda ağustos, içimde zemheri var…


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-88


    MÜHÜRLÜ KALPLER

    Kalbi mühürlenenler hiç gelir mi hizaya?
    Kuşatır kainatı, ruhum sığmaz fezaya


    KARANLIK

    Tükenir sermayemiz, gün gelir devran döner
    Bir gün çöker karanlık, gözünün feri söner


    GÖNÜL TASI

    Dolar gönül tasımız mazi denen ırmaktan
    Ayırmasın Hakk bizi ezandan ve bayraktan!...


    VİCDAN AZABI

    İnanca duvar örmek müminlere ezadır
    Bazen vicdan azabı en büyük bir cezadır


    NEVBAHAR

    Hasret sarmaşıkları yüreklerde hâr olur
    Kışa sabredenlere yarın nevbahar olur


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-89


    ANADOLU

    Ülkemin dört bir yanı yiğitler otağıdır
    Güzel Anadolu’muz aşıklar yatağıdır


    KELAM

    Kelam ruhun aynası, haber verir halinden
    Söz heybende ne varsa o dökülür dilinden


    AKIL BAĞI

    Çözülür aklın bağı, çıkar öfke kınından
    Rüyalar soluklanır cedlerin akınından


    DEVLER

    Sevgi darağacında, nerde huzurlu evler?...
    Cüceler devleşirken cüceye döndü devler


    NAZAR

    İbret al belalardan, eyle dünyaya nazar
    Acaba hâl diliyle ne söyler bize mezar?...


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-90


    PAS

    Ölümü hatırlamaz, mala mülke yaslanır
    Dünyayı çok sevenin kalbi bir gün paslanır


    PEÇETE

    Dünyanın malı mülkü sümüklü peçetedir
    Peygamberin sünneti manevî reçetedir


    KUR’AN

    Körelen itikadı, imanı biler Kur’an
    Cilalar kalbimizi, pasını siler Kur’an


    MİHENK TAŞI

    Resulullah’a uymak saadetin başıdır
    İman kalbin ışığı, iman mihenk taşıdır


    KAHKAHA

    Sırlara vakıf âlim, zalim kendini bilmez
    Kahkahayla gülenler, ahir ömürde gülmez


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-91


    ÜSTÜNLÜK

    Kainat kitabını okumak marifettir
    İnsanı üstün kılan şahsiyet ve iffettir


    LÂL

    Susar çığlık çığlığa, an gelir dil lâl olur
    Yaş kemale erince imkanlar muhal olur


    ZAMANSIZ

    Hastalıklar işaret, tükeniş amansızdır
    Yüz yaşında gelse de her ölüm zamansızdır


    HÜZÜN DAĞI

    Hüzünler dağ misali, yürekler dar geliyor
    İçimiz kan ağlarken suretimiz gülüyor


    GÖNÜL GERGEFİ

    Varlığın tatlı bahar, yokluğun karakıştır
    Gönlümün gergefinde sevgin sırma nakıştır


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-92


    MECNUN OLANLAR

    Güzellik izafidir, boşa dil yorar canlar
    Leyla, güzelliğini Mecnun olanlar anlar!…


    AYRIK OTLARI

    Bakıma al kalbini, ayrık otlarını yol
    Mevlana gibi müşfik, Yunus gibi haktan ol


    NİYAZ

    Ömrümün kışındayım, ne kaldı geçmiş yazdan?
    Beslenir aç ruhumuz namazdan ve niyazdan…


    KUŞLUK

    Nefretini hapseyle içindeki boşluğa
    Güneşten erken uyan, yakalanma kuşluğa!...


    GAFLET PERDESİ

    Teslim ol hakikate, yırt gaflet perdesini!...
    Ulaştır hedefine mazlumların sesini!...


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-93


    VAHŞİ KAPİTALİZM

    Daha çok kazanç için her gün aşılır çizme
    Vız gelir günah sevap vahşi kapitalizme


    HOŞGÖRÜ AĞACI

    Kökleri kurumakta hoşgörü ağacının
    Paçavraya dönüşsün coğrafyası acının


    MENFAAT HANÇERİ

    Gün olur devran döner, kabuk bağlar yaralar
    Menfaat hançeriyle bozuluyor aralar


    EŞEĞİN EMEĞİ

    Garibanların âh’ı tutar mavi gökleri
    Atın keyfi içindir eşeğin emekleri


    HENGAME

    Bırak huzur dolasın, dünya hengamesini
    Yüreğine bayrak yap vicdanının sesini


    M.NİHAT MALKOÇ



    ŞAH BEYİTLER-94


    ÖMÜR ÇEKİ

    Ne de çabuk harcadın ömür denilen çeki…
    Sonsuzluktur ahiret , dünya dediğin ne ki?...


    RUH CEVHERİ

    Hep mide zannettiler acıkan yerimizi
    Unuttular görünmez o ruh cevherimizi


    MİSAFİR

    Akrebi kovalarken yelkovan yorgun düşer
    Misafirdir dünyada, kalıcı değil beşer


    ŞAHSİYET

    Kim ki hakikat varken yalanlara yaslanır
    Şahsiyet yaralanır, ruh cevheri paslanır


    BİSMİLLAH

    ‘Bismillah’ kutlu miftah, hayırların başıdır
    Huzurun sığınağı, aç ruhların aşıdır


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-95


    TEMİZE ÇEK

    Temize çek kalbini, sanma hesap uzaktır
    Aç basiret gözünü, dünyalıklar tuzaktır


    SÖZÜN HÜKMÜ

    Kalır mı sözün hükmü bozulunca yeminler?...
    Hakikat konuşunca mevcudat susar, dinler


    SON DEM

    Şakakların kar beyaz, ömrün son demindeyiz
    Ruh sıla özleminde, hicran matemindeyiz


    AHDİMİZ

    Kal-ü beladan beri geçer ahdimiz bizim
    Hakk’a kul olmadıkça gülmez bahtımız bizim


    KABRİMİZ

    Kabrimiz gönüllere aşkla kazılır bir gün
    İsrafil’in suruyla oyun bozulur bir gün


    M.NİHAT MALKOÇ





    ŞAH BEYİTLER-96


    ÇAĞLAYAN

    Vara yağa gülenler bir gün ‘ağlayan’ olur
    Nedamet gözyaşları coşar, çağlayan olur


    TAŞ OLSAM

    Ebabil kuşlarının yağdırdığı taş olsam…
    Mazlumların gözünden akan kanlı yaş olsam…


    İRADE GEMİSİ

    İrade gemisinin dümeninde akıl var
    İffetin sarayında en asil duygudur ar…


    (D)İŞLERİN…

    Sanırsın düz gidecek ömür boyu işlerin
    Boş kalır aş kazanın dökülünce dişlerin…


    NOT DÜŞMEK

    Bil ki imtihan sırrı, ne gelirse başına…
    Onurlu hayatınla not düş mezar taşına!...


    M.NİHAT MALKOÇ


    ŞAH BEYİTLER-97

    SONSUZ
    Sür atını süvari; zaman kısa, yol uzun…
    Özgürlüğü yakala kollarında sonsuzun

    UFKUN AYNALARI
    Seyreyle sonsuzluğu ufkun aynalarında
    Hazırlıklı ol kışa ömrünün baharında

    KÂİNATIN SAHİBİ
    Kainatın sahibi ebedî ve ezeli
    Serilmiş önümüze her şeyin en güzeli

    DÖN!…
    Karanlık gecelerden dön yüzünü Kabe’ye
    Kirden arınır ruhun benzersin sahabeye

    BAKANLAR VE GÖRENLER
    Kuşatır kâinatı sarar uhrevî ahenk
    Bakanlar ve görenler olmaz birbirine denk

    M.NİHAT MALKOÇ





    ŞAH BEYİTLER-98


    USTURA GİBİ

    Sırat ustura gibi, altı cehennem, ateş…
    Derman olmaz derdine ne ana, ne de kardeş


    ONUN

    Gördüğün her ne varsa büyük küçük O’nundur
    Ölürse beden ölür, sanma ölüm sonundur…


    LAFTA…

    Sözler bayağılaştı, şairlik kaldı lafta
    Mücevherin kıymeti belli olur sarrafta


    ELALEM

    Dalda meyve arama, ömrümüz oldu heder
    Yürü Hakk’ın yolunda, “elalem ne derse der!…


    YARIŞ

    Öfkeleriniz değil, idealler yarışsın
    Yol nefretin saçını kin tarihe karışsın


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-99


    KÜRESEL SALTANAT

    Battık balçık çamura gece gün derken Batı
    Bizi bizden kopardı küresel saltanatı


    KU/SURLAR

    Kılıçlara sor bizi, çocuğuyuz surların…
    Tövbe ne işe yarar olmazsa kusurların


    ÇAKAL

    Sofu görünmek için bırakır çember sakal
    Şehirlerde dolaşır orman kaçkını çakal


    SERDENGEÇTİ

    Serdengeçti dediğin uzağı yakın eder
    Canını kor ortaya hedefe akın eder


    ÇIRA GİBİ

    Rüzgar nerden eserse o tarafa dönersin!...
    Güneş doğar ufuktan çıra gibi sönersin


    M.NİHAT MALKOÇ





    ŞAH BEYİTLER-100


    SANIK/TANIK

    Sanık sandalyesinde oturtulursa tanık
    İnsanlık davasında hepimiz suçlu, sanık


    GECE/GÜN

    Bahçeyi sele verdik, gülü zakkuma sattık
    Geceleri oturduk, güneş doğunca yattık


    ARASAT

    Heybetli olsa da dağ, yol üstünden aşacak
    Mahşer günü Arasat dolup dolup taşacak


    SESİMİZ

    Asık suratlı çağda yankılanır sesimiz
    Nefretin buz dağını eritir nefesimiz


    ŞEHİR

    İsyan ağı misali, sabır bize panzehir
    Zaman değirmeninde eziyor beni şehir!...


    M.NİHAT MALKOÇ

  5. #5
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesajlar
    5
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    ŞAH BEYİTLER-101


    TESLİM

    Her şey yalana teslim, hakikat susturuldu
    Gül yüzlü düşünceler bellekten kusturuldu.


    HAKİKİ DOST

    Hakiki dost odur ki çağırmadan gelecek
    Damla yere düşmeden gözyaşını silecek


    HAYATTA

    Kendin olmayı dene, taklit olmaz sanatta
    Paradan daha evvel dost biriktir hayatta


    AŞK ADAMI

    Nisyana isyan edip çöktü ruhunun damı
    Her dem yeniden doğar fikir ve aşk adamı


    TEBLİĞ

    İnsan çekiştirmekle gönül aynan tutar kir
    Tenkit etmeden evvel tebliğ etmek gerekir


    M.NİHAT MALKOÇ


    ŞAH BEYİTLER-102


    YARIŞ

    Cüzdan şişirmek için bitmeyecek bu yarış
    Mezarın dokuz perde, kefenin dokuz karış…


    HURAFE

    Bu dünyayla ahreti koyma aynı kefeye
    Cahillerin elinde din dönmüş hurafeye


    İMAN GÜNEŞİ

    Esse de deli rüzgar sönmez iman güneşi
    İbrahim’e gülistan Nemrut’un kor ateşi


    DİŞ BİLEMEK

    Zalim diş gıcırdatır, mazlumlara diş biler
    Gaypten uzanan bir el gözyaşlarını siler


    SIRLAR

    Sıfatları yansımış mahlukata ‘güzel’in
    Kim çözmüş ki sırrını ebedin ve ezelin?...


    M.NİHAT MALKOÇ






    ŞAH BEYİTLER-103


    NAZAR

    Lisan-ı hâlleriyle ne çok şey söyler mezar
    Kalp gözün kapanmadan hakikate et nazar!...


    EMEL

    Doldur sevap kasanı kesilmeden amelin
    Seni Hakk’tan koparır dünyada her emelin


    DENEME

    Hüzünler damla damla saklıdır gözyaşında
    Habersiz denemeli insanı iş başında…


    AZIK

    Cennet, yolunu gözler doluysa amel kasan
    Azığın yoksa yolcu, görürsün karabasan


    ECEL ŞERBETİ

    Azrail’in elinden ecel şerbetini iç!...
    Hakk istemişse canı vermemek olur mu hiç?...


    M.NİHAT MALKOÇ



    ŞAH BEYİTLER-104


    SÖZE İHANET

    Susmak söze ihanet, söylenecek söz varsa…
    Elbet bir gün tutuşur ocağında köz varsa…


    GÜLİSTAN

    Esti bir deli poyraz; gülistan harap oldu
    Ruh kanatlanıp uçtu, gönüller türap oldu


    ZİKİR HALKALARI

    Zikir halkalarında ‘Hakk’ deyip çarpar sine
    Ruhunu et terbiye, esir olma nefsine!...


    TEDBİR/TAKDİR

    Tükenir tahammüller, gün gelir sabır taşar
    Tedbir silmez takdiri, kul kaderini yaşar


    VAHİY AZIĞI

    Vahiy olsun azığın, ateştir heva heves
    Diline dolansın ‘Hakk’, zikreylesin her nefes


    M.NİHAT MALKOÇ


    ŞAH BEYİTLER-105


    KORKU/ÜMİT

    Korku-ümit arası yürürüz yayan, atlı…
    Her biri bir kanattır, uçulmaz tek kanatlı


    MAZLUMUN ÂHI

    Büyük balık her zaman küçük balığı yutar
    İncitme garibanı, mazlumun âhı tutar


    ÜMMETİN BAĞRI

    Müminler bölük pörçük, ümmetin bağrı yanar
    Balıklar baştan kokar, baştan bulanır pınar


    HARAMİLER

    Kentin orta yerinde haramiler yol keser
    Kökünden kopar çınar, bir deli poyraz eser


    AĞLA GÖNÜL!...

    Gidişat doğru değil; fikreyle, ağla gönül!...
    Titre ve kendine dön; tufan ol, çağla gönül!...


    M.NİHAT MALKOÇ

    ŞAH BEYİTLER-106


    LAMBA

    Karardı gönül köşkü lambanın gazı bitti
    Bir ‘elveda’ demeden ruh ötelere gitti


    TAŞ YASTIK

    Başını taş yastığa koyanlardan ibret al!...
    Derinlere konmadan derin düşünceye dal…


    UYANIŞ

    Tabiat uyanınca meyveye durur dallar
    Uyumaz işçi arı petekten taşar ballar


    DERİN KUYU

    Güneşin yangınında tutuşur, yanar sular
    Nefis bir derin kuyu, bitimsizdir arzular


    HANCI

    Çok kalıcı değilim; ‘dün, bugün, yarın’ hancı
    Hepimiz misafiriz, bu dünyada yabancı…


    M.NİHAT MALKOÇ



    ŞAH BEYİTLER-107


    BEKLENEN NESİL

    Devekuşu misali sokma başını kuma!...
    Sensin beklenen nesil, gün ortası uyuma!...


    HASRET GÖMLEĞİ

    Hasret denen gömleği giymek zor, çıkarmak zor…
    Hicran kurşundan ağır, yüreklere düşen kor…


    BOZGUNCULAR

    Prangaya vurdular pembe düşlerimizi
    Bozdular baştanbaşa bütün işlerimizi


    YOR/UM

    Gece uzar, yıl olur; bunu bir de bana sor
    Uyandır kabuslardan, rüyamı gel hayra yor!...


    MEVLANA GİBİ

    Bu günahkâr halimle Rabbim adını andım!...
    Ben de Mevlana gibi hamdım, piştim ve yandım


    M.NİHAT MALKOÇ


    ŞAH BEYİTLER-108


    ZİKİRDE…

    Yaratılan ne varsa cümlesi “Allah” diyor
    Kainat zikirdeyken kul birbirini yiyor


    CAHİL CESARETİ

    Kullukla kurtulursun nefsin esaretinden
    Kime hayır gelmiş ki cahil cesaretinden?...


    TAŞLAR VE KUŞLAR

    Ebabil’in ağzında taşlar gelirken dile
    Hakk’ın azametine “Allah” der kuşlar bile


    ANA

    Ana gibi yâr olmaz, ana başların tacı
    Odur ruhların süsü, gönüllerin ilacı


    ÖTEKİ

    Ben merkezli yaşama, saygı duy ötekine!...
    Sevgiyi bayraklaştır; dur de nefrete, kine




    M.NİHAT MALKOÇ


    ŞAH BEYİTLER-109


    LİMAN

    Uğurladık yolcuyu, yalnız kaldık limanda
    Rabbim mümin kulları daim kılsın imanda


    GECENİN SIRLARI

    Gecenin sırlarını karanlıklar örtüyor
    Yüzerken uykularda bir el beni dürtüyor


    SUYA YAZI YAZMAK…

    Ömür an kadar kısa yazı yazmaktır suya
    Yüzleşiriz gerçekle bittiğinde bu rüya


    KIYAM VAKTİ

    Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir
    Ruhların kıyam vakti beklenti bitincedir


    ÇARMIH

    Yağmur yüklü bulutlar gölgemi yere serdi
    Özgürlükçü abiler fikri çarmıha gerdi!...


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-110


    KELEPÇELİ FİKİRLER

    Damlalar bütünleşir, hayat bulur ırmakta
    Kelepçeli fikirler zincirini kırmakta


    CÜCE

    Aydınlık şafaklara tafra satıyor gece
    Kendini dağ sanıyor dev aynasında cüce


    HEY/KEL

    Sırma saçlıyım sanır, ahmak görmez kelini
    Süründürür yerlerde ruhunun heykelini


    DÜŞÜNCE FAHİŞESİ

    Cüzdanı dolduğunda ancak gelir neşesi
    Kucak kucak dolaşır düşünce fahişesi


    BEKLEYENLER

    Vakit yaklaştı artık, ruhum taşımaz teni
    Dostlarımın birçoğu ötede bekler beni


    M.NİHAT MALKOÇ



    ŞAH BEYİTLER-111


    VADE

    Hakk, yolunu bul diye vermiş cüzi irade
    Sayılı gündür ömür gün gelir dolar vade


    RAHMET

    Düz yola alışanlar yokuşlarda koşamaz
    Günah, Hakk rahmetini, dağ olsa da aşamaz


    KEPENK

    Azrail kapatınca hayatın kepengini
    Kul ektiğini biçer herkes bulur dengini


    HEVES

    Dünyada başarının anahtarı hevestir
    Geceyi gündüze kat tepende rüzgar estir


    SONSUZA UYANMAK

    Nemrut’un üflediği kor ateşte yanayım
    Gaflet uykularından sonsuza uyanayım


    M.NİHAT MALKOÇ



    ŞAH BEYİTLER-112


    HARAÇ MEZAT

    Uçur ten kafesinden eyle ruhunu azat
    Geride her ne varsa satılsın haraç mezat


    HABERSİZ

    İbadettir çalışmak, olmaz alınlar tersiz
    Nefes alıp durursun ötelerden habersiz


    KAHRAMAN

    Yozlaştı her ne varsa, kokuştu ahir zaman
    Bu çağın mazlumları bekliyor bir kahraman


    İHTİMAL

    Bugünden yarınlara çıkamayabilirsin
    Bir daha gökyüzüne bakamayabilirsin


    K/OLAY

    Sükun içinde yaşa, olaylardan uzak ol!...
    Zor olanı tercih et, kolaylardan uzak ol!...


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-113


    SARP YOKUŞLAR

    Sen uykuda yüzerken Hakk’ı zikreder kuşlar
    Sanma hep düzdür bu yol, bekliyor sarp yokuşlar


    KAN/DİL

    Duanız olmasaydı neye yarar diliniz?...
    Tecelli etmese Hakk, sönerdi kandiliniz


    ÇIKMAZ

    Kâinatta kendini yalnız mı sanıyorsun?
    İş çıkmaza girince Allah’ı anıyorsun!...


    DENGİMİZ

    Siyah-beyaz fark etmez, insanlıktır rengimiz
    Amel terazisinde belli olur dengimiz


    GÖNÜL ADAMI

    Gönül adamlarının kitabında ‘aşk’ yazar
    Aşk ehli yüreklerden eksik olmaz âh û zâr


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-114


    OYUN

    Ömür sermayen varken değişsin kötü huyun!...
    Musallada bitecek oynadığın bu oyun…


    GÖÇ

    Marifet bu dünyadan ölmeden göçebilmek…
    En büyük kahramanlık nefisten kaçabilmek…


    EMANET

    Nefes almaktan maksat, kul olmaktır gayemiz
    Çoğalır harcadıkça bu gönül sermayemiz


    KÖR

    Zaman nehir misali; kıvrılır, akar, geçer…
    Tartarken başkasını kör kendinden pay biçer


    KEMİK

    Aynı dili konuşur, ayrı telden çalarlar
    Adi bir kemik için birbirine dalarlar

    M.NİHAT MALKOÇ



    ŞAH BEYİTLER-115

    ZAYİ
    Baygındır insanoğlu, öldüğünde ayılır
    Namaz kılmadığın gün zayi olmuş sayılır

    HAKİKAT DÜŞMANI
    Hakikat düşmanını isyanından tanırsın
    Allah’a kul olmayı esaret mi sanırsın?...

    KARTAL
    Okyanuslara açıl, engin denizlere dal
    Gökler seni bekliyor çelik kanatlı kartal

    ADEMOĞLU
    Biz ki Ademoğluyuz, yaratıldık çamurdan
    Hem Habil hem de Kabil yoğrulmuş bir hamurdan

    GÖNÜL EHLİ
    Gönül ehli gece gün yüzer aşk denizinde
    Hakk daim kılsın kulu hakikatin izinde

    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-116


    KAYBEDİLMİŞ NESİL

    İstiğfar fırçasıyla gönül aynanı sildir
    Uykularımı bölen kaybedilmiş nesildir


    GENÇLİK

    Tanımaz büyüğünü, dinlemez gönül hatır…
    Gençliğin bu gidişi yüreğimi kanatır


    VİCDAN

    Ezileni tut kaldır, hiç kimseyi görme hor
    Karar vermeden evvel bir de vicdanına sor


    ALIN TERİ

    Boncuk boncuk akarken bezer düştüğü yeri
    Emeğin göstergesi mis kokar alın teri


    SENET

    Emrin altındakini adalet ile yönet!...
    Yemin düşsün dilinden, sözlerin olsun senet


    M.NİHAT MALKOÇ

    ŞAH BEYİTLER-117


    KARANLIKLAR

    Zifiri karanlıklar gece mehtabı içer
    Güneş gülümseyince başka diyara göçer


    ÇINAR

    Bahar günün sonunda göç edince çınardan
    Kurur bütün çeşmeler, su kesilir pınardan


    YALAN

    Gönül sarayımızda sevgi kandili yanar
    Yalan nedir bilmeyen yalana çabuk kanar


    BÜLBÜL

    Karanlık meydan bulur güneş battığı yerde
    Bülbül yanık sesiyle güle ağlar seherde…


    HAKİKAT ÇEŞMESİ

    Hakikat çeşmesinden içeriz kana kana
    Kendini insan bilen teslim olmaz yalana


    M.NİHAT MALKOÇ


    ŞAH BEYİTLER-118


    ŞAFAK VAKTİ

    Dağılın karanlıklar, şafak sökme vaktidir!...
    Kem gözlere şiş sokma, kurşun dökme vaktidir


    TUT KOLUMDAN

    Şeytana uydu diye kovuldu Havva-Âdem
    Beni bana bırakma, tut kolumdan seccadem


    GÖÇENLER

    Hicranın meşakkati bizi dertlere saldı
    Göç etti sevilenler vuslat mahşere kaldı


    KUDURMAK

    Geri gelmez günlere hayıflanır durursun
    Ders almazsın hatadan; azarsın, kudurursun


    MELÂL

    Gün ufukta tükenir, kahır içime dolar
    Dert abanır ruhuma, melâl saçımı yolar


    M.NİHAT MALKOÇ



    ŞAH BEYİTLER-119


    ATLILAR

    Çağa mührünü vurur, gök yeleli atlılar
    Gözleri bulut bulut, rüzgardan kanatlılar


    GÜN DOĞACAK

    Kula kulluk edenler medet ummasın Hakk’tan
    Nefes alanlar için gün doğacak şafaktan!...


    KÖREBE

    Dünya denen sahnede oynuyoruz körebe
    Oyuncular ne bilsin yarınlar neye gebe…


    SIRNAŞIK

    Bekleme doğsun güneş, karanlığa ol ışık!...
    Düstur et ciddiyeti, olma öyle sırnaşık!...


    MİRAC

    Mirac vuku bulurken nura gark oldu gökler
    Allah’ın Habib’ine selam durdu melekler


    M.NİHAT MALKOÇ


    ŞAH BEYİTLER-120


    MİNARELER

    Ezan sesinden mahrum kalırsa minareler
    Artar gönlümün derdi; azar, kanar yareler


    GÜÇLÜ

    Ahlak olmayan yerde emin olun biz yoğuz
    Birlik ve beraberlik varsa güçlüyüz, çoğuz


    KEPÇE

    Zalimlerin elinde dile gelir kelepçe
    Fakir kaşıkla yerken zengin kullanır kepçe


    CUMA

    Müminin bayramıdır günlerin hası Cuma
    Toplar şer ordusunu, şeytan geçer hücuma


    BİRİZ

    Cümlemizin hamuru bir teknede yoğrulur
    Namaz vaktinde herkes bir kıbleye doğrulur


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-121


    HÜZÜN DUVARLARI

    Aşamadım bir türlü hüzün duvarlarını
    Şükür sebebi kıldım ömrümün varlarını


    İNSANLIK

    Kaybedilen insanlık küllerinden doğacak
    Kalpte sevgi güneşi karanlığı boğacak


    UMUTLAR

    Toprağa hayat verir yağmur yüklü bulutlar
    Tükense de sermaye, hiç tükenmez umutlar


    YOKUŞLAR

    Mavi göklere saldım içimdeki kuşları
    Saçıma ak düşünce fark ettim yokuşları


    ÖFKE KILICI

    Yüreğimiz yanarken benzin oldun yangına
    Keskin öfke kılıcı artık zor sığar kına


    M.NİHAT MALKOÇ



    ŞAH BEYİTLER-122


    KANDIK

    Şeytanın bin bir çeşit yalanlarına kandık
    Bu ömür sermayesi hiç bitmeyecek sandık


    PETEKLER

    Bağ bozuk, bağban yasta; boyun bükmüş çiçekler
    Göç eden arılara yas tumakta petekler…
    YÜREĞİM

    Kanadı kırık serçe, uzağında yüreğim...
    Son nefesini verir tuzağında yüreğim...


    HELALLEŞ-MEK…

    Helalleş ev halkıyla sabah giderken işe!...
    Akıl erdiren var mı gidip de gelmeyişe…


    NE YAPTIN?

    ‘Rabbin için ne yaptın’ hesap et her yatışta!…
    ‘Allah’ desek yeridir nabızlar her atışta…


    M.NİHAT MALKOÇ


    ŞAH BEYİTLER-123


    İKİYÜZLÜLER

    Konuşulacak yerde lâl kesilir, susarsın
    Soframızda yer, doyar; nefretini kusarsın


    İLİM

    Uçurumdan bıraktı ellerinden tuttuğun…
    Müminlerin yitiği, ilimdi unuttuğun…


    İZİMİZ

    Hakikatin yolunda nice izimiz vardır
    Sözün bittiği yerde bizim sözümüz vardır


    SUALLER

    Başlar büyük imtihan ruh ayrılınca tenden
    Kabirde Münker-Nekir sormaz kimyadan, fenden


    K/ESER

    Hep kendisine yontar nalıncının keseri
    Sanatkar sustuğunda konuşmalı eseri


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-124


    CÜMLELER

    Her cümleyi ölç ve biç, Hakk söz çıksın dilinden
    Olma zalimden yana, tut mazlumun elinden


    GÜNAH

    Ateşten kaçar gibi kaç mazlumun âhından
    Tövbe ederek kurtul dağ gibi günahından


    GIYBET

    Söner iman ışığı gıybet ruhu sarınca
    Silinir sevapların gıybetin miktarınca


    KİMSESİZ

    Yeter ki iyilik yap, istersen at denize
    Akmasın gözünden yaş, kimse ol kimsesize…


    EY NEBİ!...

    Ahir zaman Nebisi, başsız kaldık, duy bizi!...
    Günahkâr hâlimizle, ümmetinden say bizi!...


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-125


    İZİN

    Zalimlerin öfkesi hızımızı kesemez
    Hakk’tan izin almadan rüzgar bile esemez


    UHUVVET BAHÇESİ

    Teslimiyet bayrağı, ölüm yâre ermektir
    Uhuvvet bahçesinden gonca güller dermektir


    ŞAHİT

    İbretli bakışlarla nazar eyle âleme
    Şahit kıl hakikati kağıda ve kaleme


    MİRAC

    Müminin miracıdır günde beş vakit namaz
    Gaflet uykusundayken geldi geçti bahar yaz


    HATA

    Yaşın almış gidiyor, hata üstüne hata…
    Tükettin koca ömrü, ne gördün bu dünyada?...


    M.NİHAT MALKOÇ
    ŞAH BEYİTLER-126


    GİZLER

    Çöz basiret gözüyle hayatın gizlerini
    Allah dostlarıyla ol, iz eyle izlerini


    SEFER

    Şeytan ile savaşta her mümin bir neferdir
    Allah yolunda ölüm ne mübarek seferdir


    ŞÜKRÜN TADI

    Her dem zikret, unutma Yaradan’ın adını
    “Elhamdülillah” verir şükrün eşsiz tadını


    BAKIŞ

    Ayrı bir güzellik var; yazda, baharda, kışta
    Kainatın mânâsı gizlidir her bakışta


    MUHABBET ŞERBETİ

    Muhabbet şerbetinden içmeyen olur sarhoş
    Zaman akar su gibi, amel kasası bomboş...


    M.NİHAT MALKOÇ




    ŞAH BEYİTLER-127


    YEN/İLGİ

    Zafer için çık yola, unut gitsin yenilgi
    Hak etmeyen kişiye ziyandır fazla ilgi


    DOSTLAR

    Dağılır dostlar bir bir, taşar gözünden yaşın
    Uyku tutmaz gözlerin, kabusa döner düşün


    RİYA

    Karanlığı hançerler güneşten akan ziya
    Başköşede oturur ikiyüzlüde riya


    BİR ZAMAN

    Aynalara bakınca çatarsın kaşlarını
    Başkaldırır anılar, silersin yaşlarını


    KUTSAL

    Dil uzatma hakkın yok kimsenin kutsalına
    Gerçekten uzaklaşan inanır masalına

    M.NİHAT MALKOÇ



    ŞAH BEYİTLER-128


    DİLİN SÜRGÜSÜ

    Dilinin sürgüsünü her daim kapalı tut!...
    Geçit verme gıybete, duyduklarını unut!...


    MÜREKKEP

    Simsiyah mürekkebin her damlası nur dolsun
    Hakk’ı haykırmıyorsa kelimeler lâl olsun


    MUHACİR

    Dürüstlüğü sermaye bilir akıllı tacir
    Sığınacak yer arar içimdeki muhacir


    SON NEFES

    Temiz ruhumla sana kavuşmaktır hevesim…
    Kelime-i tevhitle tükensin son nefesim…


    TAV/AF

    Ümmet vakfeye durur, Kâbe’yi eyler tavaf
    Semaya kalkan eller göklerden devşirir af…


    M.NİHAT MALKOÇ





    ŞAH BEYİTLER-129


    İRADE BEŞİĞİ

    Bir tek ‘Hakk’ sözü yeter tüm sözleri unutsam…
    Nefsimi irademin beşiğinde uyutsam…


    SECDE İZİ

    Dilin ‘Allah’ dedikçe kurur günah denizi
    Şahitlik eder sana alnında secde izi


    GİZLİ-SAKLI

    ‘Nasıl’ ve ‘niçin’lerle bulandırma aklını
    Seni yaratan bilir gizlini ve saklını…


    SECDEDE

    Kulluğa değişirim şöhretimi şanımı
    Rabbim günahta değil, secdede al canımı!...


    İZ SÜRMEK

    Kader süvarisinin izini sürüyorum
    Kainat aynasında Rabbimi görüyorum


    M.NİHAT MALKOÇ
    ŞAH BEYİTLER-130


    CİNNET

    Kaybedilen huzuru arayanlar maddede…
    Cinnet üstüne cinnet geçirir son raddede


    MİZAN

    Sen ne söylersen söyle ‘O’ ne derse o olur
    Mizan terazisinde kul layıkını bulur


    KE/FEN

    Çare bulmaktan aciz ölüme bilim ve fen
    Dünyadan götürdüğün üç kuruşluk bir kefen


    İMAN ÇIRASI

    Aynada suretine ibret nazarıyla bak!...
    Kalbin sönen mumunu iman çırasıyla yak!...


    PARÇA-BÜTÜN

    Parça bütüne hasret, ruh sıla yolu gözler
    Balçıktan yaratılan ten toprağını özler


    M.NİHAT MALKOÇ








    ŞAH BEYİTLER-131


    UYANDIR

    Sözünün temelini hakikate dayandır
    Derin kış uykusunda bilincini uyandır


    MİNNET

    Akıl savuştuğunda galebe çalar cinnet
    Paçavraya çevirir kişiliğini minnet…


    FİKİR KOMASI

    Bir fikir komasında debeleniyor ümmet
    Şükür eksik kalınca uçup gidiyor nimet



    BA/KIŞ

    Hasret döllenir durur özleyen her bakışta
    Yazın buz tutar gönül yanıp kavrulur kışta


    M.NİHAT MALKOÇ

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Hacizli Mal Alınırmı? - Nihat Hatipoğlu
    By Ahkaf in forum Vaaz sohbet ve videolar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-15-2014, 09:57 PM
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-22-2012, 05:35 PM
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-14-2010, 02:49 AM
  4. Nihat İsminin Anlamı
    By DeMir in forum Dini Erkek Bebek İsimleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-11-2010, 05:00 PM
  5. Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu Cevaplıyor
    By KaNuN in forum Soru ve Cevaplarla İslam
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 07-28-2010, 11:06 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278