+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Ey kendini begenmiş nefsim !

 Kültür ve Edebiyat Katagorisinde ve  Şairlerimiz ve Şiirleri Forumunda Bulunan  Ey kendini begenmiş nefsim ! Konusunu Görüntülemektesiniz.=>EY KENDİNİ BEGENMİŞ NEFSİM ! Ey nefsim! Sen kendini genç ve güzel addediyorsun. Gençligine güvenip güzelliginle de övünüyorsun. Lakin görmez misin ki gençligin gidecektir ve gençliginle birlikte güzelligin de sönüp çözülecektir. Dün çocuktun, bu günse yetişkin bir gençsin; yarın gelecek yaşlı olacaksın. Nasıl ki çocukluk çagın yerini gençlige bıraktı, aynen ...

  1. #1
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.612
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Ey kendini begenmiş nefsim !



    EY KENDİNİ BEGENMİŞ NEFSİM !

    Ey nefsim!

    Sen kendini genç ve güzel addediyorsun.

    Gençligine güvenip güzelliginle de övünüyorsun.


    Lakin görmez misin ki gençligin gidecektir ve gençliginle birlikte

    güzelligin de sönüp çözülecektir.


    Dün çocuktun, bu günse yetişkin bir gençsin; yarın gelecek yaşlı olacaksın. Nasıl ki çocukluk çagın yerini gençlige

    bıraktı, aynen öyle de bu kuvvet çagın yerini

    zillet yaşına bırakacak. Bilirken bilmez, bu gün

    etrafina hükmederken yarın kendi bedenine dahi sözünü

    geçiremez olacaksın. Güzelligini de beş kuruşa sayma; zira

    30 sene evvelki dillere destan güzeller, şimdi ya

    kabirdeler, ya da yüzleri buruşmuş kamburları

    altında iki büklüm olmuş birer harâbeler.


    Ey nefsim!


    Sen kendini seviyor; ama sadece kendini

    seviyorsun. Kerameti kendinden menkul şeyhler gibi, kendi

    zatında cazibeli haller bulup kendi kendine aşık

    oluyorsun. Öyle ki başkalarını sevdiginde, hatta hizmet

    deyip, hayır deyip başkalarının yardımına koştugunda

    dahi kendi menfaatin ugruna çalışıyor, sinsi sinsi

    kendi payına ne düşer diye hesap edip, dolaylı yoldan

    yine kendine varıyorsun.


    Kendini destanlara sığmayan bir Leylâ görüyor,


    kendi zatına aşık oluyorsun. Ama böyle yapmakla


    aşka zulmediyor, dünyadaki en güzel duygu sevgiye cevr ediyorsun.


    Bilmez misin, aşk denince bir aşık,


    bir de ona mukabil gelen maşuk olur.


    Sevgiden bahsedeceksen onda bir seven,


    bir de sevilen bulunur.


    Hem sevenin, hem de sevilenin aynı olması

    duyulmuş şey; aşığın, ayn-ı maşuk oldugu görüldük iş

    degildir.


    Gel bu kara sevdadan vazgeç; sevdanın karasını

    degil, ak olanını tercih et!


    Kendinde sevgiye layık gördügün ne güzelligin


    varsa hepsi Rabb’indendir; sen Rabb’ini sev!


    Aynaya degil, güzele; gölgeye degil, asla aşık ol!


    Ey nefsim!


    Sen kendinde hiç kusur bulmuyorsun. Kendini hep

    haklı biliyor, eksigi kusuru semtine dahi yanaştırmıyorsun.


    Kendini savunmada o denli maharetlisin ki, alenî

    hatalarını dahi dogru gösteriyor, kimi zaman beni

    bile haklılıgına ikna ediyorsun; zalimken mazlum,

    hainken ihanete ugramış gözüküyorsun. Kendini mükemmel

    bilmişsin; zinhar hatayı kabul etmiyorsun.


    Halbuki bilmez misin tek kusursuz olan Allah’tır. O’nun

    haricinde ne varsa, her şey kusurludur,

    hatalıdır. Şöyle bir bakıver kendine: Yaratılmış olmak,

    kusura mahkum olmak degil midir? Yere basmak zorunda

    olmak, hem yere basan, hem de havada uçan kuşlara

    nispetle bir eksiklik degil midir? Yazın güneşinde yanmak,

    kışın sogugunda donmak; geceleyin uyuya kalmak,

    hafızana kaydettigin şeyleri bir zaman sonra

    unutmak, birer nakîse degil midir? Ey benim gafil nefsim!


    Kusurunu kabul etmemekle en büyük hatayı işleyen

    kusurlu nefsim! Gel, geri dön! Yolun çıkmaz

    yoldur, kendini bil!


    Ah nefsim, gafil nefsim!


    Hayırlar işledim, başarılar elde ettim; görmedin

    mi nice ümranlar inşa ettim; hele bak bir

    akranlarıma, onların beceremedigi ne işler hallettim diyorsun.Lakin böyle demekle kendine yazıklar ediyorsun!

    Bilmezmisin ki hayır vücudidir; iyilik ancak bir

    varlıgın üzerine müesses olabilir. Sense vucudî

    degil ademîsin; varlıga degil yokluga yakınsın. Şöyle

    bir bak kendine: Şu benim bedenim, benden bir parça

    diye tuttugun elin senin midir?! Konuşuyorum dedigin

    dilin, bizatihi kendi başına elde ettigin bir sermaye

    midir?!


    Sana Allah’ın ihsan ettigi nimetleri sahibine ver

    de, şöyle kendi varlıgınla bir ortaya çık desem, ne

    cevap verirsin?!


    Var olabilmek için ne yaptın, kendini

    varlık alemine çıkarmak için ne harcadın desem,

    ne diyebilirsin?! Allah sana bu eli vermeseydi

    tutamayacak, bu dili ihsan etmeseydi

    konuşamayacaktın.


    Allah seni yaratmasaydı sen olmayacaktın. Şimdi

    nasıl olur da elinle tuttugun hayrı, dilinle konuştugun

    başarıyı kendin yaptın sayarsın. Ne cesaretle

    kalkar bunca hayrım var deyip, kendini hayırlı sayarsın!

    Sen hayırlı degil zararlısın! Sen hayrın sahibi

    degil, bilakis hırsızısın!


    Ey nefsim, sen bir mürâisin!


    Öyleki başkaları tarafindan bilinmek için canını bile verirsin.


    Bu gösteriş zaafı, bu bilinme arzusu, bu tanınma

    düşkünlügü, bu konuşulma sevdası sende öyle bir

    dereceye vardı ki, artık dem ile damar, et ile

    tırnak gibi oldu. Riya, sana ait bir san’at oldu. Bazen

    riyanı öyle kılıflıyor, öyle bir pazarlıyorsun

    ki, beni bile kandırıyor, o muhlisane hallerin

    altındaki zifiri riyayı bana dahi sezdirmiyorsun. Elde

    ettigin bir hayrı, ya insanları teşviktir anlatmalıyım

    diyerek, yada sinsi bir kombinasyonla başkalarına

    söylettirerek herkese ilan ediyor ve bütün

    bunların arkasında bir şirk-i hafîyi hemen her gün

    işliyorsun.


    Ey nefsim!


    Müslümanlıgını satma! Sevdana yalan karıştırma!


    Ey nefsim!


    Ben farklıyım diyorsun.


    Giyimimle farklıyım,


    kuşamımla farklıyım;


    başarılarımla farklıyım,


    zekâm ile farklıyım; sözümle farklıyım,


    sohbetimle farklıyım;


    kısacası ben herkesten ayrıyım diyorsun.


    İnsanlar içinde insanlardan bir insan olmayı zinhar kabul

    etmiyorsun.


    Ne var ki Hz. Adem’den bu güne dek, gelmiş-geçmiş


    onca insan tekinden biri de sensin,

    bunu fark edemiyorsun. Kendini saraylara mahsus, tek

    başına sergilenen kaşıkçı elması biliyorsun, halbuki bir

    cam küreye doldurulmuş misketlerden birisin,

    göremiyorsun.


    Hem bu farklı olma telaşesi de ne! Farklı olmanın

    meziyet oldugunu sana kim ögretti! Görmez misin

    Allah’ın yarattıgı varlıklar içerisinde farklı

    olanlar, ya çift başlı hayvanlar, ya da

    gördügünde içini kaldıran bir kısım hilkat garibesi

    mahluklardır.

    Onun haricinde mahlukatta ittirad vardır;

    bidüziyelik vardir. Yaratılmışlarda asıl olan farklı olmak

    degil, birbirine benzer olmaktır. Onun için sen sen ol,

    başkalarına benzer olmaktan gocunma!


    Hem gocunsan da para etmez, zira hilkattaki ittirad, sen istedin diye..


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254