ölümünün 79 yılında mehmet akif ersoy
Sanıyorum Bekir Karlığa'nın ya da Ahmet Taşgetiren'in hatırlatmasıydı. 60'da İmam Hatip Lisesi'ne okuduğumuz yıllarda her 27 Aralık'ta Mehmet Akif Ersoy'u anma gecesi düzenlenirdi. Hayatı, sanatı, şiiri, ideali çerçevesinde konuşmalar yanında çoğunlukla "Köse İmam" şiiri sahnelenirdi. Sınıf ve sıra arkadaşım, şimdi emekli öğretmen olan Halil Kirişçi ""Koca Halil" lakabıyla Maruf)'nin "Köse İmam" rolünde çekilmiş bir fotoğrafı da vardır. Akif'i anma gecesi anlaşıldığı kadarıyla günlerce konuşulurdu, Maraş'ta.
Vefatının 75. yılı dolayısıyla 2011 yıl Başbakanlık tarafından "M. Akif Yılı" ilan edilince, "Maraşder" (Kahramanmaraş ve ilçeleri Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği), Kahramanmaraş'a yaraşır vefa duygusuyla, ilk anmayı biz yapmalıyız diyerek harekete geçer. Daha doğrusu hamiyetli Kenan Seyithanoğlu'nun teşvikiyle ve gayretiyle Ocak ayının ilk haftasında, işadamı Cihat Ciğer'in evinde gerçekleşen bir toplantıyla sempozyum kararı alındı. Bir aydan kısa bir süre içinde Maraşder başkanı Av. Şaban Kurt'un ve yönetim kurulundaki dostların azim ve çabalarıyla "Vefatının 75. Yılında Mehmet Akif Ersoy Sempozyumu" 5-6 Şubat'ta gerçekleştirildi. Elbette sempozyumun kısa denecek bir süre içinde gerçekleştirilmesinde fikri ve fiili, maddi ve manevi bir çok kişi ve kuruluşun katkısı, desteği vardır. Ama herşeyden önce M. Akif'e sevgi, saygı ve vefa duygusunun emek veren herkeste ortak bir payda oluşturmuş olmasıydı. Sempozyum Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bekir Karlığa'yla Sinan Seyithanoğlu, Ahmet Taşgetiren, Vehbi Vakkasoğlu, Doç.Dr.Murat Yanık, Bezmi Alem Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel, Sütçü İmam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Fatih Karadan, Kahramanmaraş Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Sağlam bu ortak paydanın somutlaşmasında temsilci oldular. Başta Kahramanmaraş Valiliği ve Belediye Başkanlığı olmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sütçü İmam Üniversitesi Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, KASİAD, Alpedo, Mado, Balsuyu Mensucat, Bilkur, İskur, Lütuf Mensucat, Kahramanmaraş Kağıt Sanayi ve lastik ve yardımlarını devreye soktular. Asıl olarak da Kahramanmaraş'lılar M. Akif'i, zaten sevdikleri için bağırlarına basarak yaşdılar ve yaşattılar.
Sempozyum, yoğun iki günde dört oturum halinde yapıldı. Ayrıca Mehmet Rüyan Soydan'ın koleksiyonundan Mehmet Akif'in özgün eserlerinin sergilenmesi yakın bir ilgi gördü.
Sempozyuma çalışmalarıyla, konuşmalarıyla katılanlar, M. Akif'i çok yönlü ele alma yanında oldukça düzeyli bir bakış açısıyla anlattılar. Gerçekten M. Akif üzerinde çokça sözedilmesine rağmen, onun hayatı, kişiliği, şiiri, dönemi ve mücadelesi sınırlı bir kalıp içinde ele alınırdı, alınmıştır. Sanıyorum sempozyumun getirdiği farklılık, M. Akif'i kapsamlı ve çok yönlü anlama çabası gereğini duyurmada önemli bir adım olmasındadır. M. Akif'in Yaşadığı Dönem ile kişiliği ilişkisinde, özellikle Vahdettin Işık'ın, Doç. Dr. Orhan Doğan ve Vehbi Vakkasoğlu'nun yaklaşımları bize oylumlu bir Akif kişiliği sundu. Keza Prof. Dr. M. Fatih Andı ve Prof. Dr.Hasan Akay ile Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Yorulmaz Akif'in sanatıyla düşüncesinin içten bakışını ortaya koyarken, Doç. Dr. Yılmaz Taşçıoğlu şair kişiliğinin belirgin ve başat belirleyiciliğini vurguladı. Bir sanatçı ve mücadele adamı olarak Akif'in idealinin simgesi "Asım" metaforunu Yüksel Kanar, Duran Boz ve Yrd. Doç. Dr. Hasan Altınzencir. Safahat'taki şiirlerden hareketle tanımlamaya öncelik verdiler. M. Akif'in bir sanatçı, bir mümin, bir düşünce ve hareket adamı olarak, bunlarda tezahür eder ve "ıztırap" kavramında odaklaşan duygu ve düşünce dünyasına Ahmet Taşgetiren, Mustafa Armağan ve İsmail Kıllıoğlu işaret ettiler.
M. Akif Sempozyumu'nun Kahramanmaraş'ta yapılmış olması bir başka çağrışımı da işaret eder. Abartıya gerek yok, Kahramanmaraş, son elli altmış yıl içinde düşünce, sanat ve edebiyat alanlarında alâyişsiz ama farkedilir bir etkinliğin kaynağı oldu. Doğma-büyüme Maraşlı olma gibi sınırlı bir ölçünün ötesinde Maraş'ın simge olarak algılanan ruhuna aidiyet burada ortak payda oluşturdu. Mesela Sezai Karakoç Diyarbakır/Ergani doğumlu olduğu halde, doğal bir algıyla Maraş'a âidiyet ilişkisi kuruldu ve yakıştırıldı. Şanlıurfalı M. Akif İnan, sözgelimi, Urfalı olduğunu ısrarla söylese de, çoğunlukla şaka olarak görüldü. Kilisli Şevket Bulut da böyle. Bekir Karlığa, Ziya Kazıcı gibi bazı bilim adamlarımız Besni/Adıyaman, Urfa'dan sözettiklerinde latife babınrda addedilmektedir. Elbette, bir şehir, bölge veya yer, mahal asabiyetinden bahsetmiyorum. Meseleyi böyle bir zaviyeden ele almak Maraş'a atfedilen simge anlamını hafife almak sonucuna götürür.Belki şu tesbiti kabaca yapabiliriz. Kahramanmaraş bugün için belirginleşen "Kültür Kenti" nitelemesine somut bir içerik kazandırıyor. Bu kültür Millî ve İslâmî muhtevaya, titiz bir dikkatle modern, aynı zamanda çağdaş bir nitelik katkısını da eklemektedir. Komşu kentleri Gaziantep, Kayseri bunu ticaret ve sanayi alanında örneklendirirken, Kahramanmaraş Kültür odaklı bir sanayi ve ticareti harekete geçirmiştir.
M. Akif'in "asrın idrakine", zihniyet ve anlayışını kuşatıcı bir İslâm anlatım ve bildirimini işaret eden özlemi belki de böyle bir yol açarak ifadesini bulabilir.