+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

şahsiyet

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  şahsiyet Konusunu Görüntülemektesiniz.=>ŞAHSİYET Her insandaki şahsiyet; akliyet ve nefsiyetten meydana gelir. Kişinin şeklinin, cisminin, boyunun posunun şahsiyetle ilgisi yoktur. Bunların hepsi dış görünüşlerdir. Dış görünüşlerin insanın şahsiyetine etki ettiğini veya kişiliğini belirleyen faktörlerden olduğunu sanmak yüzeyselliktir. Çünkü insan, aklı ve davranışları ile ayırt edilir. Onun geri kalmışlığını veya kalkınmışlığını gösteren işte budur. ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesajlar
    735
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart şahsiyet

    ŞAHSİYET

    Her insandaki şahsiyet; akliyet ve nefsiyetten meydana gelir. Kişinin şeklinin, cisminin, boyunun posunun şahsiyetle ilgisi yoktur. Bunların hepsi dış görünüşlerdir. Dış görünüşlerin insanın şahsiyetine etki ettiğini veya kişiliğini belirleyen faktörlerden olduğunu sanmak yüzeyselliktir. Çünkü insan, aklı ve davranışları ile ayırt edilir. Onun geri kalmışlığını veya kalkınmışlığını gösteren işte budur. İnsanın hayattaki davranışları mefhumlarına göredir. Dolayısıyla insanın davranışları ayrılmaz bir şekilde kesin bir bağ ile mefhumlarına bağlıdır.
    Davranışlar; insanın içgüdü ve uzvi/organik ihtiyaçlarını doyurmak için yaptığı işlerdir. İnsan, ihtiyaçlarını doyurmak için zorunlu olarak kendisinde var olan meyillere/eğilimlere göre hareket eder. Bu nedenle insanın mefhumları ve eğilimleri şahsiyetinin temel direkleridir.
    Öyleyse bu mefhumlar nelerdir, nelerden meydana gelir ve sonuçları nelerdir? Bu eğilimler nelerdir, eğilimleri ortaya çıkartan etkenler ve eğilimlerin etkileri nelerdir? gibi soruların açıklanmasına gerek vardır.
    Mefhumlar, lafızların anlamları değil, fikirlerin anlamlarıdır. Zira lafız, bazen vakıası bulunan bazen de vakıası bulunmayan manalara delalet eder. Örnek olarak;
    Bazı adamları güreşe kalkıştığında
    Omuzlarını geniş vücutlarını iri görürsün.
    Üzerine hak bir dava yüklediğinde
    Omuzlarının çöktüğünü
    Çarpışmayı terk ettiğini görürsün.
    Bu mısraları söyleyen şairin yazdığı şiirin manasını anlamak için her ne kadar düşüncede derinleşmek ve aydın düşünmek gerekse de, şiirdeki bu mananın hissedilen bir vakıası vardır. Ancak bir de aşağıdaki şiirde ortaya konulan ifadelere bakalım.
    Dediler ki; Savaşçı bir vuruşta
    İki süvariyi mızrağa dizer de,
    Savaş günü onu yüce görmez mi?
    Ben de derim ki;
    Eğer onun mızrağının uzunluğu bir mil olsa
    Süvarilerden bir mil boyu ölü dizecektir.
    Bu şiirde ortaya konulan mananın vakıası yoktur. Çünkü övülen savaşçı bir vuruşta iki süvariyi öldürmediği gibi bunu soran da olmadı. Üstelik bir mil uzunluğunda bir mızrak olmadığı gibi süvarileri dizmesi de mümkün değildir. Cümlelerle ortaya konulan bu manalar açıklanıp lafızları da yorumlanır.
    Ortaya konulan fikrin manasına gelince: Kelimenin içerdiği anlamın vakıası varsa, yani doğrulanan ve hissedilen bir şey gibi zihin onu tasavvur edebiliyor ve his de onu algılayabiliyorsa, zihninde tasavvur eden ve doğrulayan kimsede bu anlam mefhum haline gelir. Kendisinin okuduğu veya bir başkası tarafından kendisine anlatılan cümledeki manayı anlasa dahi, anlamını zihninde tasavvur edemediği ve algılayamadığı sürece o mana onda mefhum haline gelmez. Bu nedenle kişi, ister okuyarak isterse duyarak algılasın, sözleri fikir olarak alması gerekir. Yani cümlenin anlamını, kendisinin olmasını istediği şekilde ya da cümlenin lafızlarıyla değil, cümlenin delalet ettiği anlamlara göre anlaması gerekir. Aynı zamanda bu anlamların birer mefhum haline gelebilmesi için, onların vakıasını zihninde canlandırabilecek şekilde kavramalıdır.
    Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır. Bu vakıa, ister dışarıda hissedilen bir vakıa olsun isterse hissedilen bir vakıaya dayalı olarak dışarıda var olduğu tam bir teslimiyetle kabul edilen bir vakıa olsun, zihinde idrak edilebiliyorsa bunlar birer mefhumdurlar. Bunların dışındaki cümlelerin ve kelimelerin anlamları mefhum olarak isimlendirilemez. Bunlar ancak soyut bilgilerdir.
    Mefhumlar, ya vakıayı bilgilerle ya da bilgileri vakıayla ilişkilendirmekle oluşurlar. Bu oluşum, vakıa ve bilgileri birbiri ile ilişkilendirme anında, vakıa ve bilgilerin ölçüldüğü kaide veya kaidelere göre daha da netleşir. Yani vakıa ve bilgileri birbiriyle ilişkilendirme anındaki akletmesi, kavraması oranında billurlaşır. Böylece kişide, cümleleri ve lafızları anlayan, somut vakıasıyla manaları idrak eden ve bunlar hakkında hüküm veren akliyet /zihniyet meydana gelir.
    Buna göre akliyet; bir şeyi akletme, idrak etme keyfiyetidir. Bir başka anlatımla akliyet; tek bir kaideye veya belirli kaidelere göre değerlendirilerek, vakıanın bilgilerle veya bilgilerin vakıayla ilişkilendirilmesi keyfiyetidir.
    İşte, bu nedenle İslami akliyet ile komünist akliyet, kapitalist akliyet, karışık akliyet ve düzenli akliyet arasında fark vardır.
    Kişide var olan mefhumların neticeleri ile insan, idrak ettiği vakıaya yönelik davranışlarını, vakıaya yönelme veya ondan yüz çevirme şeklinde görülen eğilimini belirler ve eğilimlerini özel bir eğilim ve belirli bir zevk haline getirir.
    Eğilimler; ihtiyaçlarını doyurmak istediği eşyalar hakkında insanda var olan mefhumlarla bağlantılı olarak, ihtiyaçlarını doyurmaya yönelten yönelticilerdir. İnsandaki meyiller, organik ihtiyaçları ve içgüdüleri doyurmayı gerektiren hayati güç tarafından ortaya çıkartılır. Bağlantı bu güç ile mefhumlar arasında olur.
    Tek başına bu eğilimler yani hayat hakkındaki mefhumlarla bağlantılı olan yönelticiler insanın nefsiyetini oluşturur. O halde nefsiyet; içgüdüleri ve organik ihtiyaçları doyurma keyfiyetidir. Diğer bir ifade ile ihtiyaçları doyurmaya yönelten yönelticilerin mefhumlarla ilişkilendirilmesi keyfiyetidir. Nefsiyet, hayat hakkındaki mefhumlarla bağlantılı olarak, eşya hakkında insanda var olan mefhumlarla, insanın içinde doğal olarak var olan yönelticiler arasındaki bağlantıdan meydana gelen zorunlu bir sentezdir.
    İşte, bu akliyet ve nefsiyet ile şahsiyet oluşur. Akıl ya da idrak insanın fıtratında bulunmasına, her insanda kesin olarak var olmasına rağmen akliyet, ancak insanın fiili ile meydana gelir. Meyiller de insanla beraber yaratılmış olmasına ve her insanda kesinlikle bulunmasına rağmen nefsiyet de insanın fiili ile oluşturulur.
    Ancak bilgiler ile vakıayı birbirine bağlama esnasında, bunları ölçmede kullanılacak kaide veya kaidelerin bulunması ile anlam netleşir ve mefhum haline gelir. Yöneltici etkenler ile mefhumlar arasında meydana gelen sentez, yönelticileri netleştirir ve meyil haline getirir.
    İlişkilendirme anında insanın bilgileri ve vakıayı ölçmede kullandığı kaide veya kaideler nefsiyetin ve akliyetin oluşumunda yani belirli bir şahsiyetin oluşumunda en büyük etkendirler.Akliyetin oluşumunda kullanılan kaide ve kaideler, nefsiyetin oluşumunda kullanılan kaide veya kaidelerle aynı olmazsa insanda bulunan akliyet ve nefsiyet birbirinden farklı olur. Çünkü o zaman insan, eğilimlerini iç dünyasında var olan kaide veya kaidelere göre ölçer. Yönelticilerini akliyeti oluşturan mefhumların dışındaki mefhumlara bağlar. Bu durumda ise fikirleri ile eğilimleri başka başka, birbirine zıt, farklı olur. Böylece seçkin olmayan bir şahsiyete sahip olur. Çünkü kelimeleri ve cümleleri anlayışı, vakıayı idraki, eşyaya olan meylinden farklı bir şekilde meydana gelir.
    Bu nedenle şahsiyetin tedavi edilebilmesi ve seçkin bir şahsiyetin oluşturulabilmesi, ancak insanın akliyeti ve nefsiyeti için aynı anda ancak tek bir kaidenin bulunması ile gerçekleşir. Yani bağlantı kurma esnasında bilgileri ve vakıayı değerlendirmede kullanılan kaidenin, yönelticilerle mefhumlar arasındaki sentezin sağlanmasında da aynen kullanılmasıyla tek kaide ve tek ölçü üzere seçkin bir şahsiyet oluşur.

  2. #2
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    7
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Allah razı olsun bilgiler için

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. İslami şahsiyet kazanmak
    By Ahkaf in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11-15-2012, 02:41 AM
  2. şahsiyet bozukluklarının tek reçetesi islam'dır
    By HUSEYIN SASMAZ in forum Haftanın Konusu
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-13-2011, 07:11 PM
  3. üstün müslüman şahsiyet
    By HUSEYIN SASMAZ in forum Haftanın Konusu
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-13-2011, 05:46 PM
  4. İslâmî Şahsiyet
    By HUSEYIN SASMAZ in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-19-2010, 08:23 PM
  5. Ev şahsiyet okuludur
    By suara in forum İslam da Aile Hayatı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-16-2009, 05:49 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379