+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Müslüman'ın Dünya Hayatına Bakışı Nasıl Olmalıdır?

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Müslüman'ın Dünya Hayatına Bakışı Nasıl Olmalıdır? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Müslüman'ın Dünya Hayatına Bakışı Nasıl Olmalıdır? Müslüman'ın Dünya Hayatına Bakışı Nasıl Olmalıdır? Elhamdulillah elhamdulilliah elhamdulillah Essalatu vessalamu ala rasulune ve ala alihi ve sahbihi ecmain Hamd alemlerin rabbi olan Allah'a, selat ve salam onun sanlı resulü Muhammed Sallalahu Aleyhi Veselleme aline ve ashabına İslam yolundan hakkıyla yürüyenlerin üzerine olsun. Peygamber ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesajlar
    732
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Müslüman'ın Dünya Hayatına Bakışı Nasıl Olmalıdır?

    Müslüman'ın Dünya Hayatına Bakışı Nasıl Olmalıdır?

    Elhamdulillah elhamdulilliah elhamdulillah Essalatu vessalamu ala rasulune ve ala alihi ve sahbihi ecmain

    Hamd alemlerin rabbi olan Allah'a, selat ve salam onun sanlı resulü Muhammed Sallalahu Aleyhi Veselleme aline ve ashabına İslam yolundan hakkıyla yürüyenlerin üzerine olsun.

    Peygamber efendimiz buyuruyor ki; "Dünya âhiret için bir ekim yeri, âhiret için ziraat yapılacak, lâ ilâhe illâllah ile ebedî cennet ağacı kazanılacak kadar kıymetli bir yerdir." (Tirmizî, Deavât 60, hadis no: 3458)

    Aynı dünyadan bir başka hadiste ise; "Eğer dünya Allah'ın yanında sivrisineğin kanadı kadar değer taşısaydı, tek bir kâfire ondan bir yudum su içirmezdi." (İbn Mâce, Zühd 11, hadis no: 4110, 2/1377; Tirmizî, Zühd 13, hadis no: 2321, 4/560) olarak bahsetmiştir Efendimiz.

    İki farklı hadiste iki farklı şekilde bahsedilen dünyaya mümin hangi açıdan bakmalıdır?

    Dünyayı Allahu Tela boşu boşuna, boş bir amaç uğruna yaratmamıştır. Dünyanın yaratılmasındaki asıl amaç tabiri yerindeyse pirinçleri ve taşları birbirinden ayıklamak, çürük elmalarla sağlam elmaları birbirinden ayırmak içindir. Yani kim gerçekten Rabbini seviyor, ona kulluk ediyor ve kim gerçekten dünyaya tapıyor ve şeytana kulluk ediyor. Allahu Teala da buyurmuyor mu?

    "Ben insanlara ve cinleri yalnız bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat 56)

    Rabbimiz bizi nice nimetlerle dünya da nimetlendirirken sadece bununla da kalmıyor adl ( adaletli olan) isminin tecellisiyle dünyada böyle büyük bir imtihana tabi tuttuktan sonra biz kullarına ödül ve ceza vermek için de ebedi bir dünya yaratıyor.

    "Dünya hayatı, eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız? (EN'AM : 32)

    Dünya hayatı mümin için çok çetin bir imtihandır. Dünyada birçok şekilde malımızla, evladımızla, canımızla, sağlığımızla belki deneniyoruz. İmanı güçlü olan sarsılmıyor ama imanı zayıf olan isyana gidiyor...

    Dünya sevgisi bütün Müslümanlara engeldir. Nefes alan akıl baliğ her insanın önünde iki yol vardır. Bu ya cennet ya da cehennem. İşte bu iki yoldan birine götürecek olanda insanin dünyada yaptığı amelleridir.

    Mümini cennete kavuşturacak olan bilinçli dünya sevgisi ve Müslüman'ı cehenneme sürükleyecek olan da azgın doyumsuz ve tatminsiz dünya sevgisidir...

    Dünya hayatı tutkulu bir oyun ve aldanıştır. Müslümanların bugünkü vakıası ise tamamen dünya hayatına kendilerini kaptırmış durumdadırlar. İş ve meslek uğruna başörtüsünden, namazından; eşinin izin vermemesinden anne babasının izin vermemesinden dünyalık işlerinden dolayı asıl dünyayı unutmuş hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünyaya çalışmaktalar. Dünya çukuruna bir düşen daha kolay kolay çıkamıyor oradan. Peygamber efendimiz de insanlar için dünyanın bu açıdan ne kadar tehlike arzettiğini bildiği için şöyle buyurmuştur:

    "Sizin için korktuğum şeylerden biri, dünyanın süs ve güzelliklerinin size açılmasıdır." (Buhârî, Zekât 47, Cuma 28; Cihad 37, Rikak 7; Müslim, Zekât 123; Nesâî, Zekât 81)

    Oysa Rabbimiz dünya hayatının ne kadar geçici olduğunu, sırf dünya için yapılanların bir toz bulutu kadar bile kalıcı değeri olmadığını bizlere Hadid suresinin 20. ayeti mealinde bildirmektedir.

    "Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah'tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir."

    Peygamber efendimiz dünyaya aşırı bağlanmayı yasaklamıştır. Kendisi de; "Uhud dağı kadar altınım olsa, üç günden fazla saklamazdım." (Buhârî, Zekât 4; Müslim, Zekât 10) demiştir. Ve dünyadaki iken bizlerin; "Dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol!,Kendini kabir ehlinden say." (Buhârî, Rikak 2; Tirmizî, Zühd 25, hadis no: 2334) buyurmuştur.

    Kişi elde ettiği malları sırf dünya için harcıyor bunlardan ne sadaka veriyor, ne zekat veriyor ne de hac vazifesini ifa etmiyorsa, bu elde ettiği mal onun için çok büyük fitne olmuş demektir. Hatta bu malla kişi haram yollarda yürümeye başlayabilir.

    Sizin elde ettiğiniz dünya metâı, hayır değil; bir fitnedir. Evet, hayır ancak hayır getirir. Lâkin bu dünya ziynetleri hayır değildir Çünkü bunlar fitneye sebep olur Onlarla siz âhiret hususuna yönelmekten meşgul olursunuz. Baharın yetiştirdiği nebatların bazısı, çok yiyen hayvanları ya patlatıp öldürür yahut ölüme yaklaştırır. Ancak ihtiyacına kadar yiyenlere zarar vermez. Dünya malı da öyledir, insanlar ona hoş görerek meylederler. Bazısı mala gark oldu denilecek şekilde çok mal edinir, bazısı fazlasına tamah etmeyerek azı ile yetinir. Mala gark olanlar, ekseriyetle onun sebebiyle ya helâk olur yahut helâke yaklaşırlar." (Müslim, S Müslim Terc ve Şerhi, c 5, s 474)

    -Bizlerin dünya sevgisi nasıl olmalıdır?

    Bizlerin dünya sevgisi aynı peygamberimizi ve sahabeleri örnek alarak olmalı. Nitekim dünya ahiretin tarlasıdır ne ekersek onu biçeriz. Ama bu güzel nimetleri yaratan Rabbimize de bu nimetlerden kullanarak şükrümüzü eda etmeliyiz. Hedefimiz elbette bu nimetlere ulaşmak için didinmek çabalamak olmamalı. Ama sofist anlayışa bürünerek de dünya nimetlerine sırtımızı dönmemeliyiz. Bakıyoruz kimisi ibadete vermiş kendini tamamıyla ne yemek yiyor ne de evlenip yuva kuruyor. Bu tamamen Allah'ın şeriatı dışında dünyadan faydalanmaktır ki bakın bu hadis bunu ne kadar güzel gösteriyor.
    Hz. Peygamber sadece ahiret için çalışmayı, dünyayı ve dünya nimetlerini terk etmeyi planlayan sahabîleri şiddetle azarlamıştır. Şöyle ki; Sahabîlerden bir grup, Peygamber Efendimizin zevcelerine gelir ve peygamberimizin nasıl ibadet ettiğini sorarlar. Aldıkları cevap üzerine, kendi amellerini azımsayarak; "Geçmiş ve gelecek günahları affedilmiş olan Peygamber (s.a.s) böyle ibadet ederken bizler ne haldeyiz?" derler. İçlerinden biri;

    - Bundan sonra ben, geceleri uyumayıp, devam-lı namaz kılacağım, der. Öbürü;

    - Ben de sürekli oruç tutacağım, der. Ötekisi de;

    - Ben de kadınlardan (hanımlarımdan) ayrılacağım ve asla evlenmeyeceğim der. Böylece sözleşirler. Bunların durumu Peygambere ulaşınca; bu kişileri çağırır ve onlara: "Şöyle şöyle konuşanlar sizler misiniz? Allah'a yemin ederim ki, ben Allah'tan sizden daha çok korkarım, daha çok sakınırım. Fakat ben bazen oruç tutarım, bazen iftar ederim. Namaz kılarım, uyku da uyurum. Kadınlarla da evlenirim. Kim benim sünnetimi terk ederse, o benden değildir." diyerek onları ikaz etmiştir.

    Abdullah bin Ömer, Ebud-Derdâ ve Osman bin Maz'ûn gibi sürekli ibâdetle meşgul olup kendilerini ve ailelerini dünya nimetlerinden mahrum bırakan kimselerin davranışları da Hz. Peygamber tarafından hoş karşılanmamış. (Buhârî, Savm 56, Nikâh 1), ölçüsüz bir şekilde dünyaya sarılmak kadar bir tür ruhbanlık hayatına yönelmek de doğru bulunmamıştır (Ahmed bin Hanbel, IV/226; Dârimî, Nikâh 3)

    İslami yaşamak için eşler birbirine yardımcı olmalı. Aynı zamanda da eğer kişi yemek içmek yemezse midesiyle beraber beynini de aç bırakırsa nasıl olur Rabbine kulluk edebilir hakkıyla. Halüsinasyonlar görerek, görülmeyecek şeyleri gördüm diyecek böyle diyen kişi nasıl namaza yaklaşacak halis abdestle ve nasıl Kur'anla olan bağını koruyabilecek. Şunun bilincinde olmalıyız ki, Allahü Teala dünya içindeki nimetleri aynı zamanda ahiret için, amellerimize takat ve sıhhat için yaratmıştır. Müslüman dünyadan elini eteğini çekmiş, dağlara ya da karanlık odalara çekilip bir hırka ve bir lokmayla geçimini sürdüren, güzel yemeklerden uzak durarak nefsini temizleyeceğini ve Allaha daha yaklaşarak sözüm ona güya sabredenler ve şükredenler sıfatında olamaz. Dünya hayatını terk etmek, reddetmek seçme olanaklarımız dahilinde değildir. İmtihan alanımızdan vazgeçerek ahireti kazanamayız. Arzın halifesi olmaktan yüz çevirerek sevap alacağımızı umamayız. Dünya hayatında Müslüman dinamik, enerjik, İslamiyeti yaşamak ve yaşatmak için potansiyel olmalıdır.

    Bilmemiz gereken bir nokta var ki o da şudur: Dünyayı ve dünya hayatını küçümseyen ve kötüleyen ayet ve hadisler dünyadan elimizi çekmemiz için değildir. Dünyaya taparcasına bağlanmamız, ahireti unutarak gaflete düşmememiz içindir.
    İslam bir yaşam stilidir. Sabah kalkıp akşama kadar yaptığımız her amelde bir ruh vardır. Yani yaptığımız her amelin Allah'la olan bir ilişkisi vardır. Bir kadının sabah kalkıp ailesine kahvaltı hazırlaması, yemek yapması, çocuklarının bakımını yapması, çamaşırları yıkaması, evini temizlemesi , eşini hoş tutması ya da erkeğin evinden erken saatlerde çıkıp rızkını aramaya koyulması, evin nafakasını karşılaması, çocuklarıyla ya da hanımıyla şakalaşması, çocukların yaşlı velilerine hizmetleri günlük neler yapıyorsak o kadar çok ki sayısız. Bir anne evin işini aksatarak çok fazla kuran okumak ya da çocuklarının bakımını ihmal ederek çok fazla nafile namaz kılarak daha fazla sevap alacağını düşünmemeli. Çünkü nasıl ki namaz kılmakta ecir varsa aynı şekilde bebeğinin aç karnını doyurmasında, onun altını değiştirmesinde, ağladığında onu teskin etmesinde de ecir vardır. Bu işleri oflaya pofluya yaparak diğerine yetişmeye çalışmamalı. Tabi bu amellere karşıt olarak; bütün farzlarını kenara atıp hiç bir diziyi kaçırmayan, dükkân dükkân çarşı Pazar dolaşan, eğlenceli toplantılardan eksik olmayanlar dünya hayatına bakışı tamamen kendi zevki ve nefsine göre çizmiş gidiyordur. Ne farzımızı aksattıracak sevap alacağımızı umduğumuz amellere dalmalıyız ne de mübahlar içinde kalmalıyız. Sahabeler on mübahtan sadece birini seçerdi. Hiç mübahada yaklaşmaz değillerdi. Uzun sözün kısası; Dünyaya bakış her anda, her saniyede ve her yerde sırf Allah için, ahiret için olmalıdır.

    Kur'an, mutlak olarak zühd yoluna girmesini ve kendini tamamen ibadete vermesini ve Allah'a daimî bir yalvarış-yakarış içerisinde bulunmasını istememektedir. Aynı zamanda da Kur'an, kendisine tabi olanların tamamen dünyaya yönelmelerini, sırf dünya için çalışmalarını ve maddeye karşı aşırı hırs göstermelerini de kabul etmez. Zira bu iki anlayış da doğru değildir. Çünkü hayattan uzak kalmak, insanın enerjisini, fikrî ve iradî gücünü ve çalışma kudretini boşa harcamaktır. İnsanın omzuna yüklenen kâinatın mamur edilmesi ve ilerlemesi emaneti ve görevinin yerine getirilmesinde ihmalkâr davranmaktır.

    İslâm, her konuda ifrat ve tefritten uzak olmayı, aşırılıklardan kaçınmayı, dengeyi tavsiye eder Hz. Peygamber (SAV); "Aşırı gidenler helâk olmuştur." (Ahmed bin Hanbel, I/386; Müslim, İlim 7; Ebû Dâvud, Sünnet 5) buyurur ve bu hükmü üç kere tekrar eder.

    Peygamberimiz dengede olun buyurmuştur, aşırılığa gitmeyin demiştir. Oysaki insanlar bu aşırılığı Şer'i hükümlere bağlanmak, İslam'a uymak hususunda ele alarak şöyle düşünebiliyorlar; başörtünü ört ama cilbaba ne gerek aşırıya gitme, okula giderken aç başını aşırılığa ne gerek var, daireleri sadece faizle satıyorlar faizi de az zaten aşırıya kaçma al gitsin.

    İslam'da her şey yerli yerindedir, hiç bir şey eksik değil gayet şeffaf ve nettir. Dünya sevgisinin nasıl olacağı, dünyaya bakışımızın nasıl olacağı, aşırılık nedir? Bunlar elhamdülillah kafalarda soru işareti bırakacak şekilde değildir. Fakat bizim kafamızda şu soru işaretleri olmalı: Sahabelerin kalbinde dünya nasıldı ve bizim kalbimiz de dünya nasıl? Sahabeler dünya da iken nasıldı bizler nasılız?

    Allah onlardan razı olsun, onlardan O ki Musab Bın Umeyrdi, zengin bir gençken, İslam zenginliğini tercih etti. O ki Saad Bin Ebi Vakkasdı annesinin sevgisini kaybetmek pahasına da olsa İslam sevgisiyle ahireti tercih etti. O ki Abdullah ibn Mesud'du Mekkelilerin kendisine saldıracağını, onu kan-revan içinde koyacağını bildiği halde gözü bile görmedi. Kur'an ayetlerini haykıra haykıra okudu Kabe'de. O ki Abdulhamid'di İslam topraklarına karşılık dünyadaki en kıymetli olan şeyi yani parayı yahudilerden Kabul etmedi.

    Rabbim bizlere de o iman takatini ve gücünü ihsan etsin inşaAllah. Bizleri dünyaya dalanlardan ve ahireti unutanlardan eylemesin. Peygamberimizin bize öğrettiği bütün duaları içine alan bilhassa dünya ve ahiret için önemli olan şu güzel duayla cümlelerimi burada sonlandırmak istiyorum.

    "Allah'ım! Peygamber'in Muhammed Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in senden dilediği hayırları ben de dilerim. Peygamber'in Muhammed Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in sana sığındığı şerlerden biz de sana sığınırız. Yardım ancak senden beklenir. İnsanı dünya ve âhirette muradına ulaştıracak sensin. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah'ın yardımıyla kazanılabilir." [Tirmizî, Daavât 89.)

    Velhamdulillahi Rabbul Alemin.

    Zeynep Afra


    [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]


+ Cevap Ver

LinkBacks (?)

  1. Yandex
    Refback Bu Konu
    10-17-2017, 01:05 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254