+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

İslam'ın Batılıların Özgürlüğüyle Savunulması Büyük Gaflettir

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  İslam'ın Batılıların Özgürlüğüyle Savunulması Büyük Gaflettir Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İslam'ın Batılıların Özgürlüğüyle Savunulması Büyük Gaflettir İslam'ın Batılıların Özgürlüğüyle Savunulması Büyük Gaflettir Batı kültüründen kaynaklanan ve tüm dünyaya pazarlanmaya çalışılan özgürlük anlayışı başta batılı insanlar olmak üzere tüm insanlığı bunalım uçurumuna sürüklemektedir. Özgürlük adı altında insanlar düşünemeyen varlıklar sürüsü haline getirilmektedir. İnsanoğlunun yaradılışta fıtratında bulunan bu dünyaya geliş gayesinin ne ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesajlar
    732
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart İslam'ın Batılıların Özgürlüğüyle Savunulması Büyük Gaflettir



    İslam'ın Batılıların Özgürlüğüyle Savunulması Büyük Gaflettir

    Batı kültüründen kaynaklanan ve tüm dünyaya pazarlanmaya çalışılan özgürlük anlayışı başta batılı insanlar olmak üzere tüm insanlığı bunalım uçurumuna sürüklemektedir. Özgürlük adı altında insanlar düşünemeyen varlıklar sürüsü haline getirilmektedir. İnsanoğlunun yaradılışta fıtratında bulunan bu dünyaya geliş gayesinin ne olduğu neden yaratıldığı ve bu hayatın sonunda ne olduğu sorularını sorgulayamaz hale getirilerek gerçek yaşanması gereken hayatın ne olduğunu bilmeden düşünmeden yaşamaktadırlar. Böylece düşünmeye tahdit konularak insanlar taa başta asıl kendileri için hayati önem arz eden konuları düşünme özgürlüğünden yoksun kalıyorlar.

    Burada özgürlüğün tanımını yapmakta yarar var ki, özgürlük; bir düzene, nizama bağlı olmadan hür olarak, hayatta hiç bir sınır, yasak tanımadan yaşamaktır. Sadece özgürlük teriminin manasından yola çıktığımızda insanın ASLA özgür olmayacağını açıkça görmüş oluyoruz. Çünkü kendisini en çok özgür hisseden insan dahi mutlaka bir düzene bağlıdır. Ya başkası tarafından hazırlanan ya da kendisinin hazırlamış olduğu düzen doğrultusunda yaşamaktadır. Hatta bir ateist dahi bir hayat görüşüne bağlı olarak yaşar. Bu durumda belli bir düzene bağlı olan bir insanın özgür olduğunu söylemek mümkün değildir.

    Görüldüğü üzere insanoğlunun özelliklede bir Müslüman'ın özgür olabilmesi akla kesinlikle aykırıdır. ‘Özgür' olma fikri batılılardan çıktığı gibi şuan yeryüzüne hâkim olan tüm batı sistemlerin insanların istedikleri düzen doğrultusunda yaşamalarına da büyük engeller koymaktadır. (Özgürlükte çifte standart uygulayıp kendi koydukları kanunlara bile güvenmeyen bir ideoloji zaten ne kadar insanlığa huzur verebilir ki!) Batılıların bu konudaki tek amaçları sözde Müslümanların diledikleri gibi yaşamalarına zemin hazırlayıp bizleri batılılaştırmaktır.

    Bir taraftan İslam, insanoğlunu aydın düşünceye ve var olmasının hedefinin ne olduğunu bulmaya davet ediyor. Ben nereden geldim? Neden buradayım? Nereye gideceğim? Gibi sorulara cevap bulmaya yönlendiriyor. Bu yöneliş sayesinde insan düşünüyor araştırıyor ve bir yaratıcının yani Allah'u Teâla'nın varlığını buluyor. Akabinde insan acaba Allah'u Teâla beni neden yarattı sorusuna cevap ararken bu sorunun cevabının da Allah'u Teâla'dan gelmesinin gerektiğine de inanıyor.

    İslam, insanın yaratıcısıyla, kendisiyle ve diğer insanlarla ilgili ilişkileri düzenlemek için Nebisi ve Resulü olan Muhammed (sav)'e indirdiği dindir. İslam, evrensel bir ideoloji ve risalet olduğu gibi nizamın kendisinden fışkırdığı akli bir akidedir. Nitekim bu ideoloji akla ve fıtrata uygundur. Komünizm gibi maddeciliğe ve kapitalizm gibi orta çözüme dayalı değildir. İnsanın varlığının sebepleri, geleceği ve gayesi hakkındaki soruların cevabı büyük düğümü yani; ben nereden geldim, neden buradayım ve nereye gideceğim gibi soruları çözen İslam akidesidir. Öyleyse; bu fikir (İslam akidesi) temeli teşkil eder. Bu ise kendisinden bütün fikirlerin fışkırdığı ve onun üzerine fikirlerin tesis edildiği fikri kaidedir. Buna kesin tasdik insanı sağlam bir akide sahibi yapmış olur. İslam akidesi ve kendisinden fışkıran fikirlerle kulların fiillerini tanzim ettiği gibi yasaları ve ahkâmı kapsayan usulleri de tanzim eder.

    Diğer taraftan kâfirler, sözde Müslümanları özgür, hür (!) ve çağdaş olmaları için özde ise, batılılaştırmak için gecelerini gündüze katarak çalışmaktalar. Bu onların dünya hayatındaki en üstün, en büyük ve en önemli amaçlarıdır. Okullarda, alış veriş merkezlerinde, sokaklarda, iş yerlerinde kısacası her yerde bu amaç üzerine çalışmaktalar.

    Bunun yanı sıra kâfirlerin; ‘siz Müslümansınız bu yüzden yapamazsınız, beceremezsiniz' baskısı sonucunda Müslümanlar kâfirlere karşı daima bir şeylerin ispatı içinde oldular. Aslında bu bir üsluptur. Bir insana herhangi bir şeyi yaptırmak istediğinizde ‘bence yapamazsın' gibi benzeri sözler karşı tarafı yapmak istemese dahi yapmaya teşvik eder. Hatta bu çocuklara çok kullanılan bir üsluptur. ‘Bence sen bu yemeği bitiremezsin' denildiğinde çocuk aç olduğu için değil sırf yiyebileceğini ispatlamak için zorlada olsa o yemeği yer.

    Kâfirlerde Müslümanlara yönelik bu sinsi olan üslubu çok kullandılar ve bunun sonucunda Müslümanlar kendilerini onların ‘‘özgür''lük anlayışıyla savunmaya başladılar. Kâfirlerin; ‘siz bunu yapamazsın, dininizde haramdır' gibi benzeri sözlerini duya duya Müslümanları ‘ben hem dinimi yaşarım hem de dilediğimi yaparım ve özgürce (!) yaşayabilirim' düşüncesine sevk etti ki böylece kafirler istedikleri amaca da ulaşmış oldular.

    Rabbimizin indirdiği Şeriat'ı tanımayan ve onu hayatında yaşamayan Müslümanlar Hak ve batıl arasında kalmışlardır. Özelliklede batıda yaşayan Müslümanlar batılılardan fazlasıyla etkilenmiş, onları taklit etme konusunda adeta yarışa girişmişlerdir.

    Ebu Hureyre'den rivayetle Rasul Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Efendimiz şöyle buyurmaktadır: "Sizler adım adım, karış karış, dirsek dirsek daha önceki ümmetlerin yollarını izleyeceksiniz. Öyle ki onlardan biri, kertenkele deliğine girse, 'mutlaka bi hikmeti vardır' diyerek siz de o deliğe gireceksiniz Sahabeden biri ya Rasulullah izlerini takip edeceğimiz bu topluluklar Yahudi ve Hıristiyanlar mı diye sorunca, Rasulüllah: ‘Ya başka kim olacak' demiştir." (Buhari-Müslim)

    Evet, Müslümanlar İslam'ı hakkıyla tanımadıkları bilmedikleri için İslam'ı, batılıların adetleriyle, örfleriyle ve çoğu zaman düşünceleriyle savunmaktalar. Bununla ilgili vakıada birçok örnek görmek MALESEF mümkün. Bir örnek verecek olursak; Danimarka'da ikamet eden Müslüman bir bayandan bahsetmek istiyorum. Kendisi geçen haftalarda 'Punk ve Müslüman' başlığıyla dergi ve gazetelerde boy gösterdi.

    Henüz 21 yaşında olan Müslüman Türk kızı Allah'ın emri olan başörtüsünü takıyor ama inanılamayacak, bu kadarına da pes dedirtecek büyük bir farkla. Punk hareketinin simgesi olan ve horozibiği şeklinde kabartılmış saç modelini başörtüsüyle birleştirmiş. Başörtüsünün üzerine yine punk hareketinin simgelerinden kuru-kafa figürleri takıyor. Horozibikli başörtüsünün yanı sıra burnunda hızma, alt dudağında piercing, ellerinde iskelet desenli eldivenler giyiyor. Ayrıca başından ayaklarına kadar birçok punk figürleri ile geziyor.

    Bilindiği gibi kafirler, her zaman Müslüman kadınların geri kalmış, eşleri ve yakın akrabaları tarafından baskı ve zülüm altında olduklarını, istedikleri gibi yaşayamadıklarını empoze ederler. Bu düşünceyi öyle bir yaymışlardır ki bunu ne yazık ki Müslüman kadınlar dahi savunur oldular. İşte bu bahsettiğim Müslüman bayanın bu şekilde giyinmesinin sebebi de kâfirlerin bu fikrine sahip olmasından dolayıdır. Müslüman kadınların artık ilerlemesi gerektiğini bu yüzden farklılıklara, yeniliklere açık olmasını savunarak bir dergiye verdiği röportajda tam olarak şunları söylüyor:

    "Ben aile büyüklerimin giyim tarzını çok monoton buluyordum. Hele tesettüre uygun giyinilirse de kat kat elbise giyerek estetik kaygı gösterilemeyeceğini düşündüm. Bu yüzden dini inançlarımdan taviz vermeden istediğim şekilde giyinebileceğimi göstermek istedim."

    Yukarda bahsettiğimiz ve bu misalde de gördüğümüz üzere birçok Müslüman ne yazık ki kendini savunma, ispatlama ihtiyacı hissediyor. Üstelik bu yapılırken de kâfirlerin özgürlüklerine sığınarak yapılmakta.

    Kâfirlerin tuzağına düşüp hem Müslüman olup hem de özgür olmaya çalışan Müslümanlar birbiriyle hiç bir bağlantısı olmayan hatta birbirine taban tabana zıt olan fiilleri yapabilmekteler. Bu bir cami açılışında halay çekme, dans etme olsun, başörtüsü takıp sevgili hayatı yaşamak olsun veya başörtüsünün üzerine kâfirlerin düşüncelerini temsil eden süsler takmak olsun fark etmiyor (hatta sınır o kadar aşılmış ki giyim tamamen batının istediği gibi bir giyim ve o giyimin üzerinde de bir başörtüsü. Böyle insanların zihniyetlerinde İslam'a yönelik herhangi bir değişikliğin olmadığını anlamak mümkün). Ama her ne olursa olsun İslam'ı savunma yolunda kâfirlere yaranmaya çalışılırken İslam'a da aykırı hareket edilmektedir. Üstelik farkında olmadan.

    Allah Subhanehu ve Teâla Nur süresi 31. ayeti Kerimesinde Müslüman kadınların başörtülerini takmalarını emrederken bunu ölçüsünü de vermekte. Namuslarını korumalarını ve ziynetlerini/süslerini gizlemeleri ve ayette sıralanan kişiler dışında kimseye göstermemelerini emretmekte. Burada idrak edilmesi gereken asıl mesele; Allah'ın emrinin yerine getirirken Rahman'ın rızasını gözetmektir. Yani batılıları değil Allah'u Teâla'yı razı etmek için çalışmak. Müslümanların en üstün ve yüce hedefi Allah'ı razı etmek olmalıdır. Başörtüsü hükmü olsun veya Allah'ın emirlerinden herhangi bir hüküm olsun bu hükmü yerine getirirken İslam'ın sınırlarını bilmek ve ona göre hareket etmek gerekir.

    Başörtüsü Allah'ın emridir ve bir Müslüman kadın için ibadettir. Olmazsa olmazlardandır. Savunulması, batılıların kıyafet özgürlüğü olduğu için değil sadece Allah'ın emri olduğu için takılmalı. Allah'u Teala şöyle buyurmaktadır:

    "Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize ziynet yapmıştır. Küfrü, fıskı ve isyanı da size kerih göstermiştir." (Hucurat 7)

    Yüce Allah böyle buyurduğu halde günümüzde Müslümanlar halen neden sahte modernlik, çağdaşlık adlandırmaları ile batılılara hayran kalıyor ve onlardan kaçınmıyorlar?!.

    Rabbimiz kâfirlere benzemeyi haram kıldığı gibi onlara benzemeye çalışanların onlardan olduğunu da şiddetle vurgulamaktadır.

    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Ve Sellem buyurdu ki;

    "Müşriklere (her hal ve hareketinizle) muhalefet ediniz ve benzemeyiniz. (Buhârî, 12/1955)

    Yine başka bir hadiste Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurdu:

    ‘‘Kim bir kavme benzerse oda onlardandır.'' (Ebu Davud)

    Bugün Batı'nın siyasi, kültürel hâkimiyeti altında bulunan Müslümanların yaşadıkları ülkelerde, kılık kıyafetten eğitim sistemine, hukuktan ekonomiye kadar Batı'lıları taklit edip onlara benzemeye çalıştığı bir gerçektir. Bu durum Müslüman'lar için utanç vericidir. Bu zilletten kurtulmadan İslamî kimliğe kavuşmamız mümkün değildir. Bu benzeşmeler, daha büyük benzeşmelere yol açmaktadır. Gerçekten dış görünüşteki benzeşmeler kalplere tesir ederek sevgi ve saygı doğurmakta, bu da taklide yol açmaktadır.

    Batılılara bir şeyleri ispatlamak zorunda değiliz. Onların rızasını kazanma gibi bir gafleti düşüncemizde yoktur. Bizim tek düşüncemiz Allah'u Teâla'nın rızasını kazanmaktır. Ancak bu şekilde hareket eder tavır gösterirsek hem bu dünyada şerefli yaşar hem de Ahirette yüce Allah'ın vaadine mazhar oluruz inşaAllah.

    Allahu Teala şöyle buyurdu:

    "Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetti. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş da budur." (Tevbe 72)

    Zaten batılılar zelil aşağılık bir millettir. Yüce Allah onların vasıflarını Kuran da göstermiştir:

    "Onlardan (kafirlerden) yüz çevirin çünkü onlar murdardırlar." (Tevbe; 95)

    Başka bir ayeti kerimede de şöyle buyrulmaktadır:

    "Müşrikler ancak bir pisliktir." (Tevbe; 28)

    Müslüman'ın hayatında hak-batıl, iyi-kötü, güzel-çirkin, hayr-şerr gibi ölçülerin olması kaçınılmazdır. Zira şahsiyetin ve üstünlüğün ortaya çıkması bu ölçülere bağlıdır. Çünkü dünyada en büyük nimet imandır. İmanın getirdiği yüksek ideal ise, Allah'ın rızasına nail olmaktır. Allah ve Resulünün getirdiklerine, şüphe ve tereddüde düşmeden akli bir tasdikle tam anlamıyla bağlanmak gerekir ki hayatta sapmalar olmasın. Ve biz Müslümanlar inanıyor ki, Allah-u Teâla bizi yalnızca kendisine kulluk yapmamız ve kulluktan imtihan olmamız için yaratmıştır. Yani, hayatın gayesi yalnızca Allah'a kulluk yapmaktır. Ve bunun için de Allah'u Teâla gerekli ve geçerli tüm ölçüleri göndermiştir ki, bizler bu ölçüler yani, Şer-i Hüküm'ler doğrultusunda yaşayarak hakkıyla Allah'a kulluk yapmış olabilelim. Ve işte Allah-u Teala'nın hayat için geçerli olarak gönderdiği ölçülerin tamamı İslam'ı oluşturur. İslam, Allah'tan gelen hayat için bir ölçü, başka bir deyimle, hayat için bir nizamdır. İşte özellikle Müslümanlar hayatın her sahasında hayata bakarken, hayatı değerlendirirken ve yaşamlarını sürdürürken hep İslamî ölçüye tabi olmaları, Batılıları yüceltmeden kendisini de hakir görmeden bu vakar içerisinde hayatını devam ettirmeleri gerekir.

    Allahu Teala şöyle buyurdu:

    "Allah müminlerin dostu ve kayırıcısıdır. Onları karanlıktan aydınlığa çıkarır." (Bakara 257)

    Bacınız Sûmeyye AVCI






+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331