YENİLENMELİYİM BUGÜN“Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Her nefis, yarın (kıyamet günü) için önceden ne gönderdiyse baksın. Allah’tan korkun. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr; 18)

Başımı kaldırmak gelmiyor bugün içimden, galiba ağlamam gerekiyor kendime, her şeyi bir köşede bırakarak...

Faydasız elemlerimi ve faydasız kazançlarımı yok sayarak. Gözyaşlarımı içime akıtmak serinletir belki de yüreğimi, söküp atar iç dünyamın pasını. Ateşte unuttuğum ve pas tutmaya bıraktığım iç dünyamın. Galiba kendime gelmem gerekiyor bugün, benden daha çok şey gitmeden.

Bugün sadece kendimi dinlemem gerekiyor, ihmal ettiğim, olmazsa olur sandığım, manevi hayatıma göz atmam gerekiyor…

Kurtuluşumun provasını hiç yapmamışım meğer. Ayakta durmak için tutunduğum dallar, o kadar zayıfmış ki hangisine yönelsem kırılıveriyor yazık. Ne kadar yanılgıdaymışım ve ne kadar da yalnızmışım. Göremedim...

Ardıma bakmak gelmiyor bugün içimden, yüzleşemiyorum kendimle yüzüm olmadığı için…

Susuyorum, unuttuğum ve erteleyip durduğum tövbelerime ihtiyacım var şimdi. Susuyorum. Utanıyorum!...

Sıyrılamadım kendimden bir türlü. İhmal ettim, ihmal etmemem gerekenleri. Mahcubum şimdi O’na. O bana sonsuz cenneti vaat ederken, ben sahte cennetlerin peşine düştüm. Çekip alamadım kendimi dünyanın işinden gücünden, bugün yarın deyişlerim hiç bitmedi ve vakitlerim heba oldu gitti benimle beraber. Ertelediğim vakitlerimle yüzleşmem gerekiyor bugün, daha fazla ertelememek için…

Savunmuyorum ilk defa kendimi, nefsimle saklambaç oynamak gelmiyor bugün içimden. Nefsim ne çok şey almış ellerimden…

Hayret! Yeni görüyorum, çoktandır görmem gerekenleri. Uçurum koymuş, baki hayatımla fani hayatımın arasına. Ellerine almış beni, dilediği gibi yoğurmuş. ‘Görme!’ demiş, ‘Duyma!’ demiş, ‘Bilme!’ demiş. Çok şey gördüğünü, çok şey duyduğunu ve çok şey bildiğini sanan ben, meğer ne derin uykulardaymışım…

Uyumak gelmiyor bugün içimden, uyanıkken uykularda oluşumun hesabını vermem gerekiyor kendime.

Bir çığlık oluverdi şimdi yaşadığım her şey. Kocaman bir çığlık kopuverdi sahte dünyamda!...

Önemle önemsizliğin ayırımını hiç yapmamışım, beni kulluğumdan uzaklaştıracak ne varsa buyur etmişim hayatıma. Yaşadığım anlamsızlıklar yıkılıp önüme düştü şimdi. Kaybettiğim, yitirdiğim ne çok hazinem varmış oysa…

Tükenen hazinelerimin ardından ağlamam gerekiyor bugün. Lezzet yok şimdi, hakiki lezzetleri kaybeden ben, bugün acımalıyım kendime. Susuyorum utanıyorum ey Rabbim!...

Aslında hep duyuyordum ve biliyordum hayatın benden neler beklediğini. Kulluğumu yapmadan kurtulmanın imkânsızlığını. Aslında hep duyuyordum öyle ya da böyle, bir gün unutulmaya mahkûm olduğumu. Kabul ediyorum, sadece kendimi kandırdığımı… Hayatıma geçiremedim bildiklerimi…

İçimde devasa bir pişmanlık var şimdi...
Susuyorum, utanıyorum ey Rabbim!...

Belki de işime geldi; unutmuş gibi yapmak ve kulluğumun gereklerini uygulamamak. Hayatın tadını; asıl vazifelerimi erteleyerek çıkarırım sandım belki de…

Yanıldım. Üşendim kul olmaktan ve tıkayıp kulaklarımı, kapayıp gözlerimi, nefsimin isteklerini yapmayı yeğledim. Fayda etmedi üşenişlerim, kurtarmadı beni kendimden kaçışlarım…

Korkularım karşımda şimdi. Bugün korkularımdan kaçmak gelmiyor içimden, yüzleşmem gerekiyor korkularımla bugün, yüzüm toprağa dönmeden.

Susuyorum, utanıyorum ey Rabbim!...

Becerebildiğim çok şey vardı, unuttum hepsini. Herkes unuttu, unutuldular çoktan…

Anladım ki fayda etmiyor, O’nun için yapılmayan ameller. Görüyorum ki eksik kalmış hep bir yanım, hakikatlere göz yummak ve kendimden kaçmak, çare değilmiş meğer.

Hayata meydan okuyan benliğim, cılız bir ürkeklik içinde şimdi. Eksik yanlarım ağır basıyor, bugün hayata meydan okumak gelmiyor içimden. Dünyamda ki eksiliği doldurmuyor bugün meydan okuyuşlarım. Bir boşluğa sürüklenip kaldı koşuşturmalarım…

O’nun rızası için yapılmayan her şey, el gibi şimdi bana. Çabalarım yersizmiş, bugün çabalamak gelmiyor içimden.

Uyanışa geçtiğim zamanları, har vurup harman savurdum. Kalkmam gereken yerde, yeniden düştüm ve çoğu kez düştüğüm yerde kaldım…

Yenildim kendime. Yenmeliyim kendimi bugün. Telaşlarım, gereksiz yorgunluklarım, kıymetsiz isteklerim engel oldu kendime gelmeme. Kendime gelmeyi, ne çok unutmuşum meğer!...

Oysa söylemiştin bana; “Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Her nefis, yarın (kıyamet günü) için önceden ne gönderdiyse baksın. Allah’tan korkun. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır”. (Haşr; 18) demiştin hani. Tıkadım kulaklarımı…

Kendimi sonsuzluğa namzet sandım. Oysa öyle belliydi ki her nefis gibi benim de bir nefis taşıdığım ve her nefsin bir gün ölümle yüzleşeceği…

Gönderememişim buradan hiçbir şey oraya, biriktirdiğim her şey burada kalmaya mahkûmmuş meğer.

Dünyaya koşmak gelmiyor bugün içimden. Kendime yenilişlerime ve kendimi yenilemeyişlerime sızlanmam gerekiyor.

Düştüğüm yerde kalışlarıma hesap sormalıyım şimdi ve artık hesaplarım, küstürdüğüm tövbelerimle yeniden ayağa kalkmak olmalı bugün…

Susuyorum, utanıyorum…
Tövbelerimi kabul eder misin ey Rabbim?

ZEYNEP YETER ASLAN