Hayatımıza Yön Veren Vecizeler,Özlü Sözler
Yeteri kadar gerekçeniz varsa, her şeyi yapabilirsiniz. (JimRohn)

Dualarınıza dikkat edin, gerçekleşebilirler. (Emerson)

Ya ümitsizsiniz.
Ya da ümit sizsiniz.
Ya çaresizsiniz.
Ya da çare sizsiniz.(Behçet Necatigil)

Hayat bir bisiklete binmek gibidir.Pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz. (Claude Peppeer)

Yapılırken heyecan duyulmayan işler başarılamaz. (Emerson)

İnsana olanlar değil, o insanın içinde olanlar önemlidir.(Louis Mann)

Hiç kimse sizin izniniz olmadan, size kendinizi değersiz hissettiremez. (Eleanor Roosevelt)

Zirvelerde kartallar da bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir.Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğinizdir. (Cenap Şahabettin)

Sen neye hazırsan, o da senin için hazırdır.(Marc Victor Hansen)
Hayatta en büyük eğlence başkasının yapamazsın dediğini yapmaktır.(Walter Bagehot)

İmkansızlık yalnız sersemlerin sözlüğünde bulunan bir kelimedir.(Napoleon)

Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olmaz ise ; insan da acı çekmeden olgunlaşmaz. (Konfüçyus)

Ben 14(ondört) yaşımdayken babam o kadar cahildi ki, yakınımda olmasına dayanamazdım. Ama 21(yirmibirine) geldiğimde öyle çok şey biliyordu ki, 7(yedi) yılda nasıl öğrendiğine şaştım.(Mark Twain)

Çiçeğin dikeni var diye üzüleceğimize, dikenin çiçeği var diye sevinelim.(Goethe)

Yüzünü güneşe çeviren insan, gölge görmez.(Helen Keller)

Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık ol.(Dale Carnegie)

İnsanlar hatalarını mutluyken değil ancak mutsuzken anlar.(Daniel Defoe)

İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, içleri doldukça eğilirler.(Montaigne)

Aşk, imkansız birçok şeyi mümkün kılar.(Goethe)

Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: Ya kendi aklından faydalanmak, yahut da başkalarının akılsızlığından faydalanmaktır.(La Bruyere)

Ayni dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler.(Mevlana)



HAYATIMIZDAKİ MEÇHUL DEĞİŞİKLİKLER

Okuyacağınız kısa bir metin, ama düşünceye sevk ediyor.

Sadece 2 dakika sürecek ama sonunda kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak !.. Bir küçük hikaye :

Bir arkadaşım, hanımının konsolunu açmış ve içinde ipeğe sarılmış
paket olduğunu görmüş :
"Bu basit bir pakete benziyor, içinde muhakkak zarif bir kıyafet var." İpeğe ve paketin içinden çıkan giysiye bakmış.
« Bunu ona 8 veya 9 sene önce New York' dan satın almıştım;ama hiç giymemişti . Eşi,hanımı bu hediyeyi önemli bir an için saklamıştı...
Şimdi, işte o an gelmişti..
Arkadaşım yatağa doğru yürümüş ve paketi, cenaze töreni düzenleyicisinin alacağı diğer eşyaların arasına koymuş. Çünkü karısı ölmüştü... Bana doğru dönerek : "Hiçbir zaman bir şeyi özel bir gün,geleceğini sandığın uzak bir dönem için saklama. Zira yaşadığın her gün zaten sana mahsus,özel!.. »
Bu kelimeleri daima hatırlıyorum, bunlar benim hayata bakış açımı değiştirdi... Bugün eskisine nazaran daha fazla okumaya çalışıyor,ruhumun ve evimin temizliğine daha çok dikkat ediyorum...
Genelde fırsat buldukça deniz kıyısına gidiyor ve tabiattaki kuş,martı,rüzgar seslerini dinliyorum.Hem de etrafımda dolaşan hoşlanmadığım tipte insanları dikkate almaksızın. Sevdiklerimle ve az olan dostlarımla daha fazla vakit geçirmeye çalışıyorum. Hayatı geç de olsa yorumlayabildim. O , değerini bilmek zorunda olduğumuz bir seri tecrübelerden müteşekkil…. Ve en önemlisi artık herşeyi çok kafaya takmıyor ve korkmuyorum. Hergün yemekte normal su bardağını değil; sevdiğim ince kenarlı su bardağını kullanıyor ve giyimime daha bir dikkat ediyorum... Sevdiğim ve kullanırken tasarruflu kullandığım parfümümü artık özel ve geleceği meçhul günler için değil;canım istedikçe kullanıyorum.
Lugatımdan "belki, bir zaman" veya "günün birinde" gibi kelimeleri çıkarıp attım. İstediğim şeyi imkanım ölçüsünde ve değecekse istediğim zaman yapmaya başladım.
Arkadaşım; hanımının yarın öleceğini şayet bilseydi ne yapacağını bilemem. Yarın bizler için ne kadar normal ve gelecekmiş gibi görünse de bazıları için imkansız oluyor.
Herhalde ailesini ve candan dostlarını çağırırdı diye düşünüyorum. Belki eski dostlarından geçmişteki bir münakaşa sebebiyle özür dilerdi. Belki çok sevdiği insanları evine yemeğe davet eder ve son defa zevkle sevdikleriyle haz alarak gününü huzur ve mutluluk içinde geçirirdi. Şayet geriye pek fazla zamanım kalmadığını bilseydim o çok küçük ama yapılamamış şeyler beni huzursuz ederdi.
Tahmin ederim ki uzun zamandır irtibatta olamadığım iyi dostlarımla artık buluşamayacağım için çok üzgün olurdum.(… yine belki bir gün ..) Üzgün olurdum yazmayı düşünüp de yazamadığım mektuplar sebebiyle ( yine belki bir gün...) Üzgün olurdum sevdiklerime onları sevdiğimi gerektiği kadar sıklıkla söylemediğim için. Kendilerine beslediğim sevgimi,muhabbetimi açıkça söyleyemediğim için. Bu arada artık hiçbir şeyi ileri tarihlere bırakmıyorum özel bir şeyi hayatıma güzel bir gülümseme getirecek özel bir gün için ayırmıyor ,saklamıyorum.
Kendime her günün özel ve istisnai bir gün olduğunu söylüyor ve bunu bana yaşattığı için Allah' a her akşam hamd ve şükrediyor ve her sabah yeni bir güne başlarken O' na yine güzel bir gün için dua,ibadetle güne başlıyorum...
Her gün,her dakika,her saniye benim için daha bir başka, hem de çok başka ve özel bir mana ifade ediyor artık….

Bu haberi aldığın zaman, birinin seni düşündüğünü anla. Muhakkak senin için de değeri olan insanlar vardır...

Şayet bunu başkalarına göndermek için zamanın yoksa ve diyorsan: …bunu daha sonra yaparım …. düşün ki , daha sonra belki çok geç olacak ve hiç yapamayacaksın.



8(SEKİZ) DAKİKA

Hikayede anlatılan efsaneye göre bir kadın , bir gün kucağındaki çocuğu ile birlikte bir mağaranın önünden geçerken içeriden gelen bir ses duyar.Bu ses ona : " içeri gir ve ne istersen al, ama en önemli olanı sakın unutma."
Ayrıca; sen çıktıktan sonra kapının bir daha asla açılmayacağını da dikkate almalısın. Ancak bu fırsatı kaçırma, ama yine de en önemli şeyi asla unutma" diyordu.
Kadın mağaraya girer ve büyük bir servetle karşılaşır. Masanın üzerindeki altın ve mücevherleri görünce şaşkına döner ve çocuğunu yere bırakarak hemen büyük bir hırsla masanın üzerindekileri toplamaya başlar.
Bu sırada o esrarengiz ses yine duyulur : " yalnız 8(sekiz) dakikan var" demektedir.
8(sekiz) dakika çabuk geçer, kadın toplamış olduğu kıymetli taşlar ve altınlarla birlikte mağaranın dışına koşar ve kapı kendiliğinden kapanır... Bu sırada çocuğunu içerde unutmuş olduğunun farkına varır, ama kapı bir daha açılmamak üzere kapanmış bulunmaktadır.zenginlik uzun sürmez , ama ümitsizlik hep yaşar.
Aynı şey çoğu zaman bizim başımıza da gelir . Bu dünyada yaklaşık 80 yıllık ömrümüz varsa ve bir ses daima bize:
" Sakın en önemli şeyi unutma!" der gibidir.
Önemli olanlar maneviyat,manevi değerler, inançlar, aile, dostlar, hayat ve dikkatli olmaktır..Ancak kazanç hırsı, zenginlik, maddi şeyler bizi öylesine büyüler ki, çoğu zaman en önemli şeyleri bir köşede bırakırız. Böylece zamanımızı bu tür şeylerle tüketir ve en önemli olan şeyi
"Ruhun hazinesini" bir köşede unuturuz.
Asla aklımızdan çıkarmamamız gerekir ki bu dünya hayatı çok çabuk geçer ve ölüm,Azrail beklenmedik bir zamanda bizim kapımızı çalar.Ve hayatın kapısı bizim için ebediyen kapanmış olacağından son pişmanlık bir fayda vermez.
Sorunlarla, acılarla, ahlaksızlık, Vandalizm, adaletsizliklerle dolu, küçücük masum çocukların öldürüldüğü, ailelerin acı çektiği bir dünyada yaşıyoruz.Bir bakıma bunları olması normal gibi gözüküyor.Çünkü biz EN ÖNEMLİ ŞEYLERİ unutmuş durumdayız...
Tercüme: Yusuf Haznedaroğlu