1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Tercih yapmak zorunda kalırsak ne olacak?

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Tercih yapmak zorunda kalırsak ne olacak? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Tercih yapmak zorunda kalırsak ne olacak? TERCİH YAPMAK ZORUNDA KALIRSAK NE OLACAK? Dindar Müslümanlar (derken, dini hükümleri hayatının tamamına hâkim kılmaya çalışan Müslümanları kastediyorum, yoksa “Ben Müslümanım” diyen herkes Müslümandır) olarak biz, eskiye göre daha başarılı, daha varlıklıyız... Çünkü eskiye,geçmiş yıllara göre daha muktedir (iktidar sahibi), daha politik, makam mevki ...

  1. #1
    HARP

    Standart Tercih yapmak zorunda kalırsak ne olacak?

    TERCİH YAPMAK ZORUNDA KALIRSAK NE OLACAK?

    Dindar Müslümanlar (derken, dini hükümleri hayatının tamamına hâkim kılmaya çalışan Müslümanları kastediyorum, yoksa “Ben Müslümanım” diyen herkes Müslümandır) olarak biz, eskiye göre daha başarılı, daha varlıklıyız...
    Çünkü eskiye,geçmiş yıllara göre daha muktedir (iktidar sahibi), daha politik, makam mevki ve güç-kuvvet sahibiyiz.
    Bunlara paralel olarak, maalesef daha muhteşem,görkemli, daha gösterişli bir hayat yaşıyoruz...
    Son 20-30 sene içinde kavuştuğumuz bu imkânları, “Asr-ı Saadey yani Devr-i Saâdet ölçeği”nde kullanıp başkalarına da yansıtsak sorun yoktu. Ne var ki, bir sürü imkânla birlikte bize bir de “Rabbena hep bana” anlayışı musallat oldu: Ferdişeştik,bireyselleşip bencilleştik!

    Sonuç olarak, eskiye nispetle daha kolaycı, daha rüşvetçi, daha vurguncu, daha soyguncu, daha vurdumduymaz, daha duyarsız, daha kaba-saba, daha kültürsüz, daha sevgisiz, daha saygısız, daha meraksız, daha ürkek, daha korkağız!..
    “Para”nın getirdiği her kolaylığı ve her uygunsuzluğu, tıpkı “ötekiler=dünyacılar” gibi, biz de doludizgin yaşıyoruz!

    Uzun zamandır, tıpkı “ehl-i dünya” dediğimiz tek dünyalılar gibi, alabildiğine para endeksli, köşe dönücü, iş bitirici bir hayat felsefemiz var... Yürek pusulamız eskiden sadece “kıble”yi gösterirken, çoktan beri “para”yı ve “güç,iktidar,serveti” gösteriyor!
    Biz de yüreklere basa basa yürüyüp hedefe (paraya-başarıya-güce-iktidara) ulaşmayı sevmeye başladık!
    Komşumuzun yokluktan ve yoksulluktan dolayı aç uyuması, çoktan beri bizi ilgilendirmiyor, bundan rahatsız olmuyoruz!
    “Dost” saydıklarımızın bile dertlerini kendimize dert edinmiyoruz...
    Zaten topu topu birkaç dostumuz var: Bize “dostluk maskesi” geçirilmiş menfaat ortaklığı yetiyor...

    Bu yüzden ayağımız sürçtüğü an, etrafımız boşalıveriyor.
    Menfaat ortaklığının özelliği budur: Sadece ortada paylaşılacak menfaat olduğu ve paylaşma sürdüğü müddetçe yaşar.

    Taraflardan biri tökezler tökezlemez, “dost” zannedilen kişiler bu tökezlemeden nasıl faydalanacaklarını hesaplayıp gerekirse bir tekme daha yapıştırırlar...
    Bu epey zamandan beri böyleydi; 1983 yılından bu yana ise yoğun biçimde böyle...
    Rahmetli Özal pek çok güzelliğin yanı sıra, maalesef, kapitalizmin en acımasız boyutlarını da içimize yerleştirdi.
    Çok kazanıp çok harcamanın, marka giyip fark edilmenin fani lezzeti ile birlikte, “Altta kalanın canı çıksın” felsefesi, maalesef, dindarlara da bulaştı...

    Sanki boynumuza “Versace” kravat, bileğimize “Rolex” saat, gözümüze milyarlık “Rayban” gözlük takmasak, kabir meleklerinin suallerini cevaplandıramayacağız.
    Ahirette kravatımızın, saatimizin, gözlüğümüzün, gömleğimizin markasını sorarlar mı acaba? Sorarlarsa, bir ihtimal, kabir azabından yırtıp Cennetin yolunu tuttuk demektir!
    Özellikli ve pahalı markalar öteki dünyada da geçiyor olmalı! Yoksa fani dünyayı baki dünyanın “bekleme salonu” sayan dindar Müslümanlar, ne diye geçici heveslerin peşine düşelim?
    Çok kazanmak, çok zengin olmak, çok iyi giyinmek, kocaman lüks otomobillere binmek, yalılarda oturmak; kısacası “bir eli yağda, bir eli balda” yaşamak Müslümanlığımıza bir şey katmıyor.
    Sürekli olarak başkalarını sorgulamak da bize bir şey kazandırmıyor.
    Başkalarını sorgulamak yerine artık biraz da kendi iç âlemimizi, değişen, değiştikçe sünnetten uzaklaşan hayat felsefemizi sorgulamaya başlamamız lâzım.
    Ucundan başladık gibi de gözüküyor aslında. Çünkü “dünyacı hayat biçimi” beklentilerimizi karşılayamıyor. İnançlarımızın hâlâ diri olması dolayısıyla, “fani dünya” ile yetinemiyoruz. İkisini de birden istiyoruz.

    İnsan olduğumuza göre ihtiraslarımızın sonsuz olması son derece tabii. İnsan olarak hem dünyayı bütün güzellikleriyle yaşamak, hem de ahirette safa sürmek emelindeyiz...
    Olabilir elbette, neden olmasın?

    Peki ama “tercih” yapmak zorunda kalırsak ne olacak?
    Dünyayı mı tercih edeceğiz, ahireti mi?..
    Ahlâkı mı, parayı mı?..
    Yüreği mi, kavgayı mı?..
    Sevgiyi mi, nefreti mi?
    Bu duygular hepimizin içinde mevcut; hangisini öne çıkarıp hayatımıza egemen kılacağımıza biz karar veriyoruz.

    • • • • • • • • • • • • • • •
    Tesettürlü kadınlarımızın fazla süslendiği yolunda eleştiriler sıralarken, dindar erkekleri teğet geçmemiz ne kadar garip...
    Kendi kendimize sanırım iltimas geçiyoruz.
    Oysa dindar erkeklerimize de bir şeyler oldu: Eski duyarlılığımızdan eser kalmadı. Biz de artık tek dünyalılar gibi saçıp savuruyor, kendimiz için yaşıyor, israf içinde ve bencilce davranıyoruz.
    Bizim de artık görkemli evlerimiz, teknoloji harikası otomobillerimiz var.
    Düne kadar takke-cübbe giyenler, boyunlarından kravatı çıkarmıyor. (Bendeniz oldum olası kravatlıyım zaten, kıyafeti hiç sorun yapmadım).
    Sakallar önce kısaldı, sonra da “kirli sakal”a dönüştürüldü.
    Böylece “sünnet”i “moda” ile buluşturduğumuzu zannederken, yüreklerimizin uzağına savrulduğumuzu fark edemedik.

    Bir adım, bir adım daha derken, öyle bir “sath-ı mail”e girdik ki, kaymakla bitmiyor. İnşallah bu hızlı kaymanın son durağı Cehennem olmaz!
    Yavuz Bahadıroğlu


Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331