1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Şaban DÖĞEN / YENİ ASYA Bir kutup gibi olmak Siz hiç zulme, haksızlığa mar

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Şaban DÖĞEN / YENİ ASYA Bir kutup gibi olmak Siz hiç zulme, haksızlığa mar Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Şaban DÖĞEN / YENİ ASYA Bir kutup gibi olmak Siz hiç zulme, haksızlığa mar Şaban DÖĞEN / YENİ ASYA Bir kutup gibi olmak Siz hiç zulme, haksızlığa maruz kaldınız mı? Kaldıysanız hakkınızı aramışsınızdır. Aradığınız halde suçsuzluğunuzu kabul ettiremeyip zulümlere maruz kaldığınız oldu mu? Olsaydınız, neler düşünür, neler yapardınız? 1945 lerde ...

  1. #1
    HARP

    Standart Şaban DÖĞEN / YENİ ASYA Bir kutup gibi olmak Siz hiç zulme, haksızlığa mar

    Şaban DÖĞEN / YENİ ASYA

    Bir kutup gibi olmak

    Siz hiç zulme, haksızlığa maruz kaldınız mı?
    Kaldıysanız hakkınızı aramışsınızdır. Aradığınız halde suçsuzluğunuzu kabul ettiremeyip zulümlere maruz kaldığınız oldu mu? Olsaydınız, neler düşünür, neler yapardınız?
    1945 lerde Afyonda Zemherinin en şiddetli günlerinde Bediüzzaman Said Nursî’yi tevkif edip büyük, gâyet soğuk, sobasız bir koğuşta hapsetmişlerdi.
    Bütün işi Kur’ân ve iman hakikatlerini açıklamak, muhtaç gönüllerin imanlarını kurtarmak, insanları çeşitli kötülüklerden uzaklaştırarak topluma kazandırmaktı. Bu suç görülmüştü o günlerde. Fakat o güzel görüp güzel düşündüğü için musîbette nimeti, zahmette rahmeti görmüş, olayın rahmet ve hikmet yönlerini bulmaya çalışmış, sabretmişti. Hapishanede inâyet-i İlâhiye ile bir hakîkat inkişaf ederek, Nurların hapishane içi ve dışında intişar ve fütûhâtından dolayı binlerce şükretmiş ve rûhuna, “Sen onların zulmü yüzünden hem sevap, hem fâni saatlerini bâkîleştirmeyi, hem mânevî lezzetleri, hem vazife-i ilmiye ve dîniyeyi ihlâs ile yapmasını kazanıyorsun” diye ihtar edilmesi üzerine, bütün kuvvetiyle “Elhamdülillâh” diye duâ etmişti. (1)


    Böyle bir anlayış tahkikî imanın armağanıydı. İnsan imanı ölçüsünde musîbetlere göğüs gerip arkasındaki rahmet tecellilerini görüp sabredebiliyordu. Bediüzzaman da bıkmadan usanmadan “Hapishane bir medres-i Yusufiyedir” (4)deyip ruhen susamış gönüllere hakikatleri anlatmış; insanların kurtuluşlarına, düzelmelerine vesile olmuştu.
    Ondan ders alan, ona talebe olanlar da onun ders ve telkinleriyle büyük bir destek ve şevk buluyor, gerek hapishanede ve gerekse dışarda mü’minlere büyük bir moral gücü oluyorlardı. Bu önemli hakikate bir makalesinde Bediüzzaman şöyle dikkat çekmişti:

    Evet, bu asrın dehşetine karşı taklidî olan îtikâdın istinat kal’aları sarsılmış ve uzaklaşmış ve perdelenmiş olduğundan, her mü’min, tek başıyla dalâletin cemaatle hücumuna mukavemet ettirecek gayet kuvvetli bir îmân-ı tahkîkî lâzımdır ki dayanabilsin. Risâle-i Nur bu vazifeyi en dehşetli bir zamanda ve en lüzûmlu nâzik bir vakitte, herkesin anlayacağı bir tarzda, hakâik-ı Kur’âniye ve îmâniyenin [Kur’ân ve iman hakikatlerinin] en derin ve en gizlilerini, gâyet kuvvetli bürhanlar ile ispat ederek; o îmân-ı tahkîkiyi taşıyan hâlis ve sâdık şâkirtleri dahi, bulundukları kasaba ve karye ve şehirlerde, hizmet-i îmâniye îtibariyle âdetâ birer gizli kutub gibi, mü’minlerin mânevî birer nokta-i istinâdı olarak, bilinmedikleri ve görünmedikleri ve görüşülmedikleri halde, kuvve-i mâneviye-i îtikadları cesur birer zâbit gibi, kuvvet-i mâneviyeyi ehl-i îmânın kalblerine verip, mü’minlere mânen mukavemet ve cesâret veriyorlar.” (2)

    Buna ihtiyaç da vardı. Bunu da başka bir mektubunda şöyle anlatıyordu Bediüzzaman: “Sizin tesanüdünüze benim ziyade ehemmiyet verdiğimin sebebi, yalnız bize ve Risâle-i Nur’a menfaati için değil, belki tahkikî imanın dairesinde olmayan ve nokta-i istinada ve sarsılmayan bir cemaatin kat'î buldukları bir hakikate dayanmaya pekçok muhtaç bulunan avâm-ı ehl-i iman için dalâlet cereyanlarına karşı yılmaz, çekilmez, bozulmaz, aldatmaz bir merci, bir mürşid, bir hüccet olmak cihetiyle, sizin kuvvetli tesanüdünüzü gören kanaat eder ki, bir hakikat var, hiçbir şeye feda edilmez, ehl-i dalâlete başını eğmez, mağlûp olmaz diye kuvve-i mâneviyesi ve imanı kuvvet bulur, ehl-i dünyaya ve sefahete iltihaktan kurtulur.” (3)
    Onlar hapishane de olsalar zahmetteki rahmeti, musîbetteki hikmeti görme sırrıyla moral ve şevk vermeye devam ediyorlardı.


    Dipnotlar:
    1. Mektubat, s. 450.
    2. A.g.e..
    3. Şuâlar, s. 284.
    4. Hz.Yusuf uğradığı iftira yüzünden hapiste kalmasına teşbih ve telmihen.


Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331