+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

İtikadi Fırkalar

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  İtikadi Fırkalar Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İtikadi Fırkalar İtikadi Fırkalar İslâm dinî tevhid dinidir. Tevhid, Allah'ı zâtında, sıfatlarında, fiillerinde bir kabul etmek, onu yegâne tapınılan varlık, tek otorite tanımak demektir. Bu anlayış bütün müslümanların birlik ve beraberlik içinde, ırk, dil, bölge vb. etkenlerle parçalanmamalarını da gerektirmektedir. Bu sebeple, müslü­manların birlik ve bütünlüğü bozan her türlü sosyal ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.091
    Tecrübe Puanı
    13

    Post İtikadi Fırkalar

    İtikadi Fırkalar

    İslâm dinî tevhid dinidir. Tevhid, Allah'ı zâtında, sıfatlarında, fiillerinde bir kabul etmek, onu yegâne tapınılan varlık, tek otorite tanımak demektir. Bu anlayış bütün müslümanların birlik ve beraberlik içinde, ırk, dil, bölge vb. etkenlerle parçalanmamalarını da gerektirmektedir. Bu sebeple, müslü­manların birlik ve bütünlüğü bozan her türlü sosyal parçalanmalar ve bu sonuca götüren fikir ayrılıkları yasaklanmıştır. Şu âyetler bu hususu vurgu­lamaktadır: “Hepiniz Allah'ın ipine (dinine, kitabına) sımsıkı sarılın, parça­lanıp ayrılmayın”[26], “Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin, aksi takdirde zaafa düşer, kuvvet ve devletinizi elden kaçırırsınız.” [27]Fikir ayrılıkları her ne kadar tabii ve kaçınılmaz ise de, bu serbesti, müslümanların bölünmesine ve parçalanmasına yol aç­mama şartı ile sınırlıdır. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: “Siz kendilerine apaçık âyetler ve deliller geldikten sonra parçalanıp dağılanlar gibi olmayın.” [28]Âyetten anlaşıldığına göre sosyal anlamdaki parçalan­manın yanı sıra, hakkında apaçık âyet ve deliller bulunan dinî hükümleri ihtilâf konusu yapmak da yasaktır. Bu durumda iman esaslarının, İslâm'ın şartlarının, farz veya haram oluşu kesin delille sabit olmuş diğer dinî hükümlerin müslümanlar arasında çekişme konusu yapılması caiz değildir. Bu temel hükümlerin varlığı kabul edildikten sonra, ayrıntıları ve farklı yoruma müsait olanların anlaşılması hususunda birbirinden farklı ilmî görüşler orta­ya koymak ve değişik sonuçlara ulaşmak ise serbesttir. İşte İslâmî mezhep­ler bu metot ve anlayış farkından doğmuşlardır. Fıkhı konularda farklı so­nuçlara ulaşmak genellikle müsamaha ile karşılanmış, rahmet olarak telakki edilmiş ve hatta Hz. Peygamber tarafından teşvik edilmiştir [29]
    Hz. Peygamberin vefatından sonra ortaya çıkan ihtilâfların bir kısmı si­yasî bir kısmı da fikrî sebeplere dayanıyordu. Ancak siyasî nitelikli ihtilâflar da zamanla fikrî ve dinî şekillere bürünmüş ve İslâm dininin akaid sahasını ilgilendiren meseleler araşma girmiştir. Böylece daha ilk dönemlerde çeşitli akaid mezhepleri ortaya çıkmıştır.
    Hz. Peygamber bir hadislerinde yahudilerin yetmiş bir, hıristiyanların yetmiş iki fırkaya ayrıldığını, kendi ümmetinin yetmiş üç fırkaya ayrılacağı­nı, bunlardan birinin kurtuluşta, diğerlerinin ateşte olacağını belirtmiş, kur­tuluşa erenlerin kimler olacağı sorusuna “Benim ve ashabımın yolunu izle­yenler”[30] cevabını vermiştir. Hadiste bir isimlendirmeden ve belirlemeden ziyade müslümanların ayrılık ve çekişmeye düşmesi halinde bundan herkesin zararlı çıkacağına işaret vardır. Bununla birlikte hadiste geçen “kurtuluşa erenler” ve “ateşte olanlar” ayırımı göz önünde bulundurularak akaid mezhepleri Ehl-i sünnet (fırka-i nâciye) ve ehl-i bid'at olmak üzere ikiye ayrılarak incelenmiştir.
    Ehl-i sünnet dinî literatürde, dini anlama ve yaşamada Hz. Peygamber'in ve sahabenin yolunu izleyen, onları örnek kabul eden, Allah'ın kitabını ve Hz. Muhammed'in sünnetini rehber edinen ümmet çoğunluğu anlamında kullanı­lan bir terim olmuştur. Bu grup sünnete bağlı olduğu ve cemaat ruhundan ayrılmadığı için “Ehl-i sünnet ve'1-cemâat” adıyla da anılmış, “ehl-i hak” terimi de çoğunlukla Ehl-i sünnet anlamına kullanılmıştır. Ehl-i sünnet'e, hadiste
    geçen “kurtuluşa erenler” ifadesinden hareketle “fırka-i nâciye” (kurtuluşa eren grup) adı da verilmiştir.)
    Erken dönem hadis kaynaklarında Ehl-i sünnet tabiri görülmemekle bir­likte sünnet ve cemaat kelimelerine rastlanmaktadır. Hz. Peygamber ümme­tine daima birlik ve beraberlik içinde olmayı tavsiye etmiş, ayrılığa ve çekişmeye düşmelerinin de muhtemel olumsuz sonuçlarına dikkat çekmiştir.
    Ehl-i sünnet, Allah'ın zâtı, sıfatları, âlemin yaratılışı, kader, peygamber­lik, mucize ve keramet, şefaat, haşir ve âhiret gibi İslâm akaidinin temel konularında fikir birliği içinde olmakla beraber, bu konuların detaylarında, izah ve yorumlanmasında farklı görüşlere de sahip olmuş, bu sebeple kendi arasında, Selefıyye, Mâtürîdiyye ve Eş'ariyye olmak üzere üçe ayrılmıştır. Selefıyye'ye “Ehl-i sünnet-i hâssa”, Mâtürîdiyye ve Eş'ariyye'ye “Ehl-i sün-net-i âmme” denildiği de olur. Ehl-i sünnetin üç mezhebi arasındaki görüş ayrılıkları Ehl-i sünnetin temel prensiplerini oluşturan çerçeveyi ihlâl etme­yen sınırlar içinde kalmıştır. Bugün dünya müslümanlarının % 90'dan fazla­sı Ehl-i sünnet anlayışına bağlıdır.
    Ehl-i bid'at kelimesi, sözlükte “dinle ilgili yeni görüş ve davranışları benimseyenler” anlamına gelirken dinî literatürde, akaid sahasında Hz. Pey­gamberin ve ashabının sünnetini terkederek, onların izledikleri yoldan ay­rılan, İslâm ümmetinin çoğunluğunu yani ana gövdesini oluşturan Ehl-i sünnet'e muhalefet eden mezhep ve gruplar anlamında kullanılır. Buna göre ehl-i bid'at terimi, Ehl-i sünnet teriminin karşıtıdır. Gâliyye, Bâtıniyye, Yezîdiyye gibi ehl-i bid'at sayılan mezheplerin bir kısmı, görüşleri itibariyle İslâm ve iman çerçevesinin dışında kalırlar. Bir kısmı da sünnete aykırı davranmış olurlar; fakat görüşleri kendilerini din dışında bırakmaz. Bunlar ehl-i kıble­dirler ve İslâm ümmetine mensupturlar: Hâriciye, Mu'tezile, Şîa gibi.
    Ehl-i sünnet dışında kalan itikadı mezhepler, inanç konularında Resûl-i Ekrem ve ashap döneminde bulunmayan ve genel çizginin dışında kalan bir­takım yeni görüşleri ortaya atıp tartışma başlattıkları için Ehl-i sünnet'e men­sup çoğunluk tarafından “ehl-i bid'at” ve “mübtedia” adıyla anılmışlardır. Ehl-i bid'ata, akaid konularında kendi beşerî düşünce ve meyillerine uydukları için “ehl-i ehvâ”, birtakım sapık görüşlere saplanıp, dosdoğru yoldan ayrıldıkları için “fırak-i dâlle” veya “ehl-i dalâl” de denilmiştir.
    Temel konularda dahi fikir birliği içinde olmayan, bazan birbirleriyle çeli­şen görüşler ileri süren bid'atçı mezhepleri, Mu'tezile, Hâriciyye, Şîa, Mürcie, Müşebbihe ve Cebriyye olmak üzere genelde altı gruba ayırmak mümkün­dür.


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331