+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

ibadet dili

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  ibadet dili Konusunu Görüntülemektesiniz.=>ibadet dili İbâdet Dili İbâdetler, kulun Allah ile ilişkisini sağlayan en önemli vasıtalardır. Her bir ibâdetin kendisine özgü şartları ve rükünleri yani farzları vardır. Kul her bir ibâdeti kendisine özgü şartlarına ve rükünlerine uyarak yerine getirirse, o ibâdet Allah katında kabul görür. Dinin direği ve ibâdetlerin başı olan namazın kendisine ...

  1. #1
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    11
    Tecrübe Puanı
    0

    Post ibadet dili

    İbâdet Dili

    İbâdetler, kulun Allah ile ilişkisini sağlayan en önemli vasıtalardır. Her bir ibâdetin kendisine özgü şartları ve rükünleri yani farzları vardır. Kul her bir ibâdeti kendisine özgü şartlarına ve rükünlerine uyarak yerine getirirse, o ibâdet Allah katında kabul görür. Dinin direği ve ibâdetlerin başı olan namazın kendisine özgü rükünlerinden (farzların*dan) biri de "kıraaf'tir, yani Kur'ân-ı Kerîm'den bir miktar âyet ve sûre okumaktır. Kur'an ise, Peygamber Efendimiz'e Arapça olarak vahyediimiş Allah kelâmıdır ve dolayısıyla namazda geçerli olan dil sadece Arap*ça'dır. Bu sebeple dili, ırkı ne olursa olsun, bir müminin namazının sahih (geçerli) kılacak kadar Kur'an'dan bir miktar âyet ve sûreyi ezber*lemesi farzdır. Bir insan, namazın geçerli olmasını sağlayacak miktar âyet ve sûreyi ve duaları bir iki gün gibi kısa bir zamanda ezberleye*bilir. Zira bu miktar âyet, sûre ve duaların metinlerinin tamamı bir sayfanın boyutunu aşmaz; üstelik bu metinler müslüman kitleler tara*fından bilinir ve namazlarda da okunur. Diğer taraftan namazın en mükemmel ve faziletli olanı cemaatle kılınanıdır. Ezan ile namaza davet edilen müslümanlar, dilleri ve ırkları ne olursa olsun hep birlikte Kur'an'ın orijinal metnini okuyan İmama uyarak namazlarını topluca kılarlar. İşte, evrensel bir din olan İslâm'ın dindaşlarının arasında asgarî ortak olan noktalarından birini teşkil eden ve dolayısıyla inananlar ara*sındaki birlik ve beraberliğin oluşmasında önemli bir rol oynayan ezan ile Fatiha sûresi gibi namazda okunması gereken âyet ve sûrelerin asıl metinlerinin ezberlenip anlamlarının kavranılmasına ve ayrıca namazda Arapça metinlerinin okunmasına özen gösterilmelidir. Bir mümin, kendi ana diline çevrilen ve anlamını bildiği Kur'an tercümesiyle ibâdet edip Rabb'ine kendi ana diliyle isteklerini, yakarışlarını sunmak isteyebilir ki, kişinin böyle samimi bir isteği çok normal karşılanır. Ancak burada işaret edilmelidir ki, çevirenin gerek Arapça'ya ve gerekse tercüme edeceği dile hâkimiyeti ne kadar güçlü olursa olsun, Kur'an'ın lafızla-rındaki gizli olan mâna ve özellikleri tamamiyle yansıtamaz, dolayısıylaKur'an'ın hiçbir tercümesi aslının yerini tutamaz. Sözün özü, Kur'an Allah kelâmıdır; tercümesi ise nasıl olursa olsun yine de her zaman insan sözü olarak kalacaktır ve hiçbir müslüman da Kur'an'ın asıl met*nine gösterdiği saygıyı, onun tercümesine göstermeyecektir. Diğer ta*raftan, Kur'an'ın bir dilde yapılmış pek çok tercümelerinin bulunmasına rağmen, eskilerin büyük bir emek sarf ederek yaptıkları çevirmelerde görülen zaaflar dikkate alınarak yeni yeni tercümelerin yapıldığı da bilinmektedir. Bu da gösteriyor ki, Kur'an'ın aslına tamamen uygun ve mükemmel bir tercümesi yapılamamıştır ve yapılması da çok zordur; hattâ bugüne kadar gösterilen bilimsel gayretlere rağmen bu mümkün olamamıştır. Tercümelerin tabiatı gereği birtakım zaaflar taşımasından ve Kur'an'ın aslının yerini tutamamasından, onlardan yararlanılamayacağı anlamı çıkarılmamalıdır. Bu, ayrı bir konudur ve onunla ibâdetin caiz olup olmadığını söylemek ise başka bir meseledir. Bu durum karşısında tercümenin aslının yerini tutmadığını, Kur'an'ın asıl metninin Allah ke*lâmı, tercümesinin ise bir bakıma insan sözü derecesinde kaldığını gö*ren ve konunun özünü kavrayan bir mümin, namazda okuduğunda Allah katında kabul edileceğini kesin olarak bildiği bir metin dururken, kabul edilip edilmeyeceği şüpheli olan bir metni yani tercümesini okumayı ister mi? Diğer taraftan Hz. Peygamber'den itibaren günümü*ze kadar, namazın hep Kur'an'ın orijinal metni ile kılındığı ve dilleri ne olursa olsun müminlerin namazın sahih olmasını sağlayacak miktar Kur'an'dan âyet ve sûreleri ezberlemelerinin kendileri için herhangi bir güçlük meydana getirmediği, Arap olmayan on binlerce hafız ve islâm bilgininin yetiştiği, bunların tarih boyu Arapça eserler telif ettiği de unutulmamalıdır. Bir müminin namaz dışındaki ibâdet, münâcât (yaka*rış) ve dualarını kendi dilinde yapabilmesinde herhangi bir sakıncanın bulunmadığı da bu vesileyle belirtilmelidir.Bu konuya son verirken hatırlanmalıdır ki, fıkıh bilginleri de Kur'an'ın tercümesiyle namazın sahih olup olamayacağını uzunca tar*tışmışlardır."[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın] Fıkıh bilginlerinin bu konudaki görüşleri şu şekilde özet*lenebilir. Hanefîler'den Ebû Yûsuf ile İmam Muhammed Arapça'yı oku*maktan âciz olan kişilerin, Kur'an'ın tercümesiyle -aslını öğreninceye kadar geçici bir süre- namaz kılabileceklerini, diğer mezhep imamları ve bu mezheplere mensup fıkıh bilginleri ise, Arapça'yı okumaktan âciz olan kişilerin, Kur'an'ın tercümesiyle namaz kılamayacaklarını ve bu kişilerden -aslını öğreninceye kadar geçen sürede- Kur'an okuma şartı*nın düşeceğini ifade etmişlerdir. Ebû Hanîfe ise, önceleri Kur'an'ınmuhkem âyetlerinin yani tevil edilemeyen âyetlerinin tercümesiyle na*mazın sahih olacağını savunmuş ancak, daha sonraları bu görüşünden dönmüştür. Bazı kaynaklarda, Ebû Hanîfe'nin, İranlılar'ın topluca müslümanlığr kabul ettiği ilk günlerde, dilleri Arapça'ya dönmediği için onlara kolaylık olsun diye Kur'an'ın tevil edilemeyen (farklı şekilde yo-rumlanamayan) âyetlerinin Farsça'ya yapılan tercümesiyle namaz kılabi*leceklerine izin verdiği bu fetvasından dönüşünün gerekçesini "İranlı*lar'ın Arapça'ya dilleri dönecek ve Kur'an'ı aslından okuyabilecek bir seviyeye ulaşmaları ve ayrıca bid'at hareketlerinin yaygınlaşması" şek*linde gösterilmiştir.[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 15-18 Mayıs 2002 tarihlerinde İs*tanbul'da "Güncel Dinî Meseleler İstişare Toplantısı-I" adıyla bir bilimsel toplantı tertiplenmiş ve bu toplantıya Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleri ile ilahiyat fakültelerinden çok sayıda akademisyen katılmış ve toplantı*da ibâdet dili ile ilgili olarak aşağıdaki kararlar kabul edilmiştir:"Madde 35. Kur'ân-ı Kerîm'in değişik dillere çevrilmesi ve anlaşılır tefsirlerinin yapılmasına büyük ihtiyaç vardır. Fakat şu da unutulmama*lıdır ki, hiçbir tercüme, aslının yerini tutamaz ve her bakımdan aslına tam bir uygunluk arz etmez. Çevirisine Kur'an denilemeyeceği ve o çevirinin Kur'an hükmünde olmadığı konusunda İslâm bilginleri görüş birliği içerisindedir.Namazda kıraat, hem Kur'an'ın belirlemeleri hem de Hz. Peygam*berin açıklama ve örnekleriyle kesin ve sabit bir farz olup, kendi öz*gün dilinde okunmasıyla yerine getirilebilecek bir rükündür. Herkesin konuştuğu veya dilediği dilde kıraat farzını yerine getirmesi halinde, birçok kargaşanın, çekişmenin ve bölünmenin ortaya çıkacağı açıktır. Böyle bir uygulama, beraberliği zedeleyeceği, toplumsal bütünlüğü bo*zacağı, ibâdetlerden beklenen asıl amacı ortadan kaldıracağı için de mahzurludur. Fakat namazın ihmal ve tehir edilemeyeceği dikkate alı*narak, Kur'an'ın asli lafzını okuyamayanların, öğreninceye kadar tek başına namaz kılarken meâliyle kılması mümkündür.Dua ise, kulun doğrudan yaratıcısına sığınıp ondan istekte bulun*ması demek olduğundan, bunun herkesin kendi diliyle yapmasından daha tabiî bir şey olamaz.""Madde 36. Ezan İslâm'ın değişmez bir simgesidir. Dünyanın nere*sinde olursa olsun, müslüman varlığının ve kimliğinin bir göstergesidir. Bu şekliyle özgün dilinde okunması konusunda 15 asırlık bir gelenekve bir ittifak söz konusudur. Ezanın asıl amacı, vaktin girdiğini bildirip namaza davet olduğundan değişik dilleri konuşan müslümanların hep*sine bu davetin ulaştırılması, ancak yine hepsinin ortak bilincine hitap etmekle olur ki, bunu teminin yolu da bilinen asli lafızlarıyla okunma*sından geçer."[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331