+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Kendimize soruyormuyuz neden karanlıktan ve yalnızlıktan korkuyoruz diye.

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Kendimize soruyormuyuz neden karanlıktan ve yalnızlıktan korkuyoruz diye. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kendimize soruyormuyuz neden karanlıktan ve yalnızlıktan korkuyoruz diye. Kendimize soruyormuyuz neden karanlıktan ve yalnızlıktan korkuyoruz diye. Kendimize soruyor muyuz, acaba neden karanlıktan ve yalnızlıktan korkuyoruz diye? Bazılarının dediği gibi karanlıkta cinler, periler var da ondan mı? Yoksa ışıkta görünmeyen yönlerimiz karanlıkta göründüğünden dolayı, aslında kendimizle yüzleşmekten korktuğumuz için mi karanlıktan ...

  1. #1
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.371
    Tecrübe Puanı
    10

    Post Kendimize soruyormuyuz neden karanlıktan ve yalnızlıktan korkuyoruz diye.

    Kendimize soruyormuyuz neden karanlıktan ve yalnızlıktan korkuyoruz diye.

    Kendimize soruyor muyuz, acaba neden karanlıktan ve yalnızlıktan korkuyoruz diye? Bazılarının dediği gibi karanlıkta cinler, periler var da ondan mı?

    Yoksa ışıkta görünmeyen yönlerimiz karanlıkta göründüğünden dolayı, aslında kendimizle yüzleşmekten korktuğumuz için mi karanlıktan korkarız?
    Bir çocuğa sorsanız, korkusunun nedeni onun hayal dünyasında ürettiği hayali yaratıklardır.

    Ya da büyüklerin onlarla baş edemediklerinde, güç yetiremedikleri durumlarda onları alt etmek için uydurdukları “öcü,böcü” cinsinden hikayelerdir( ya da yalanlardır) Peki biz yetişkinler neden korkarız karanlıktan?

    Oysa bize öcü, böcü hikayeleri anlatan da yoktur, bizimle baş edemeyen ebeveynlerimiz de.
    Ayrıca inançlı insanlar olarak, karanlıktan korkmamızı emreden ne bir ayet ne de hadis vardır. Bilakis biliyoruz ki, dünyayı aydınlatanla insanlar ve fikirler hatta buluşlar dahi, gecenin karanlığında olgunlaşıp insanlığın ufkunu aydınlatıp, hizmetine sunulmuştur.

    Peygamberimize peygamberlik verilmeden önce, Hira Dağındaki uzun uzlet ve halvet dönemi bunun en güzel örneğidir. Dünyayı aydınlatan İslam Peygamberi, Hira’da geçirdiği olgunlaşma evresinden sonra insanlara İslam’ı tebliğ etmeye başlamıştır ve gönülleri aydınlatmıştır.


    Yine bu gün evlerimizi aydınlatan lambayı bulan Edison da gecelerini bu buluşunu keşfe kadar uykusuz geçirmiş ve sonunda bugün onsuz yapamayacağımız ampulü bulmuştur.

    Sonuçta biri gönülleri, diğeri evleri aydınlatan bu iki insan da karanlıktan korkmamış, bunu bir nimet bilmiştir ve nimetlenmişlerdir.Yine kendimize dönelim ve başta sorduğumuz soruyu tekrar edelim.

    Işıkta,aydınlıkta gündüz gözüyle görünmeyen yönlerimiz karanlıkta göründüğü ve kendimizle yüzleşmekten korktuğumuz için olmasın bu karanlık ve yalnızlık korkumuz.

    Evet, aydınlık nasıl ki maddi kirlerimizi ifşa ediyorsa, karanlık da manevi kirlerimizi öylece ifşa ettiği için karanlıktan ve yalnız kalmaktan korkuyoruz!Aydınlıkta başkalarının gördüğü yönlerimizle varızdır, inançlı, takvalı Allah’ı çok seven kendimizi dini hizmetlere adamışızdır. Ezanı duyar duymaz namaza kalkan, tesettürüne sımsıkı sarılmış, yazın sıcağında oruç tutan biz, o da ne?

    Gece olunca karanlıktan korkmaya başlıyoruz.

    Peki bu insan namazı, orucu kimin için yerine getiriyordu? Allah için değil mi? Gördünüz mü karanlık nasıl büyük bir ayıbı ve gafleti ortaya çıkardı? Dünyanın bütün ışıkları bir araya gelse bu ayıbı ortaya çıkaramazdı!Kişi hem Allah’a güvenip “tevekkelallah ve kefa billahi vekila” diyecek, hem de Allah’ın Basir( gören), Semi’( işiten), Settar( örten)koruyan olduğuna iman edecek, Allah’ın gece karanlığında halvette kendisine münacaat edenleri sevdiğini söyleyecek, hem de bütün bu güzelliklerin kapısı olan karanlıktan ve yalnızlıktan korkacak! Ne büyük bir çelişki!..

    Allah hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Karanlık her ne kadar kötülükle eş anlamlı gibi kullanılsa da Allah dilediği zaman ışığın yapamadığını yaptırıp, insanların gizli ayıplarını böyle deşifre edebiliyor!Bu hastalığın tedavisine gelince, Allah dilemedikçe hiç kimsenin bize zarar veremeyeceğini, Allah hayır dilediğinde de kimsenin engel olamayacağına yakinen inanmalı, bunu kendimize telkin etmeli, gece namazlarını (teheccüd) ihmal etmemeliyiz.

    Allah’ın her şeyin üzerinde yegane hakim olduğuna yakinen inandıktan sonra bir de bakmışsınız ki, geceler sizin en yakın dostunuz, yalnızlık sırdaşınız olmuş. Gecelerin gelmesini iple çeker olmuşsunuz! Çünkü bu vakitler size kusurlarınızı söyleyen, ağlatan dost misali sıcak ve sevecen olmuş ve böylece Allah’a yakınlığınızın arttığını hissedeceksiniz.

    Son söz; karanlığın, bilemediğimiz, gafil olduğumuz bir çok hastalığımıza kangrenleşmeden ışık tutması dileğimle. Her şeyin sahibini bilene lüzumsuz korku yoktur!


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255