+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu.. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu.. Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu.. Aşağıdaki yazıda gösterilen örnek davranışlar esas İslamiyette Peygamberimizin hayatında olsun büyük zatların- padişahların hayatlarında bu ve benzeri örnekler görülmektedir. ama şu anda adı müsüman olan bizler, yaşantı olarak güzel özellikleri hayatına geçirmiş olanlar genelde yabancı kültürler maalesef.... bizde ...

  1. #1
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.371
    Tecrübe Puanı
    10

    Post Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..

    Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..




    Aşağıdaki yazıda gösterilen örnek davranışlar esas İslamiyette Peygamberimizin hayatında olsun büyük zatların- padişahların hayatlarında bu ve benzeri örnekler görülmektedir. ama şu anda adı müsüman olan bizler, yaşantı olarak güzel özellikleri hayatına geçirmiş olanlar genelde yabancı kültürler maalesef.... bizde tutumlu olana cimri denir, evi sade olana zevksiz denir, kıyafetlerimizin biri eskimeden diğerlerini alırız, her renge her mevsime göre ayrı ayrı kıyafetlerimiz vardır.

    yemeklerden tabaklarımızdakini bitirmeden kalkarız maalesef. bir gösteriş ve görünüm tutturmuş gidiyoruz çabuk tüketiyoruz bazı şeyleri o yüzdende değerini bilmiyoruz... benim ailem çok iktisatlı bir aileydi. babam sıfırdan başlayıp öğretmen maaşıyla hem ev hem araba aldı, hemde 3 çocuğunu en iyi okullarda okuttu sağolsun.bizi hiçbirşeydende mahrum etmedi. ama ailem çok fazla iktisatlıdır, artan yemeklerin hiçbir zaman çöpe gittiğini görmedim,alışverişlerde genelde pazarlık yapardı babam ben küçükken çok kızardım ama sünnetmiş.

    Hz. Ömerde alışverişlerde pazarlık yapmayı önermiş. Paranın olmamasından değil sadece pazarlık yapmak için bile,yani sünnete riayet etmek için bile yapılırmış. İktisatlı olunca Allah bereketini veriyor. çok kazanıp ama hala şikayet edenleri görünce bunu daha ii anlıyor insan.

    Aşağıdaki yazı da mailime gelince paylaşmak istedim.... Keşke İsviçredeki sistemi hayatımıza otutturabilsek ( ferd ferd değil devlet ve üreticilerin desteğiyle) dedim içimden... bazen insan atmaya kıyamıyor ama ne yapacağınıda bilmiyor o yüzden tekrar kullanılabilme imkanı olacak şartlar oluşturulsa....

    Neyse sizi yazıyla başbaşa bırakıyorum:)


    EDEP



    Beş yaşında idim.Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu . Çocukluk iste,

    -Aman babaanne dedim.
    - Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?
    Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
    -Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi.
    - Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?'
    Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

    Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim. Alain'in proposlarini okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatırladım.
    Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu. İlave ediyordu.
    Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.

    On dokuz yıl evveldi. Stockholm'e gitmiştim. Bir otele indim.
    Geceydi. Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm.
    'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var oraya bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı olun' diyordu.

    Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde' İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı. İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.

    İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir haberi duyurur. 'Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek.
    Siz lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa,kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.'

    Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş, hayatın manasınıanlayamamış, zavallı kimselerdir..

    Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler. Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır. Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar. Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;

    -Şu andan itibaren der,

    -Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden,

    pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.
    -Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.


    Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok. Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm. Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...


    *Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere akıtmakta, gece çamurluayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?

    *Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür.
    Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki,
    İlk okul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.


    Bir mıh bir nalı kurtarır.

    Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,

    Bir komutan bir orduyu,

    Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..

    Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız. Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.



+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254