+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

İşte nefsi terbiye.

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  İşte nefsi terbiye. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İşte nefsi terbiye. İşte nefsi terbiye. Allah, bir ara Hz. Musa’ya (Aleyhisselam) şöyle vahyetti: -Ey Musa, benim sana, konuştuğum sözün diline yakınlığından daha yakın olmamı; kalbinin vesvesesinin ve ruhunun bedenine yakınlığından daha yakın bulunmamı istiyorsan, Hz. M..............’in (sallallahüaleyhivessellem) güzel ahlakına tabi ol! Allah (cellecelalüh) bir ayette şöyle buyurur: - Ey ...

  1. #1
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.371
    Tecrübe Puanı
    10

    Post İşte nefsi terbiye.

    İşte nefsi terbiye.

    Allah, bir ara Hz. Musa’ya (Aleyhisselam) şöyle vahyetti:




    -Ey Musa, benim sana, konuştuğum sözün diline yakınlığından daha yakın



    olmamı; kalbinin vesvesesinin ve ruhunun bedenine yakınlığından daha yakın

    bulunmamı istiyorsan, Hz. M..............’in (sallallahüaleyhivessellem)
    güzel ahlakına tabi ol!




    Allah (cellecelalüh) bir ayette şöyle buyurur:




    - Ey insanlar, Allah’dan korkun! Herkes kıyamet günü için önceden ne



    göndermiş olduğuna baksın! Çünkü Allah, ne yaparsanız hakkiyle haberdardır.

    (Haşr suresi, ayet:18)




    Ey insan, bil ki daima kötülüğe meyleden NEFS, senin için şeytandan daha




    düşmandır. Şeytan ancak nefsin heva ve hevesi ile sana galebe ederek Allah



    yolundan çıkartabilir. Nefsin seni boş emeller ve kuru hayallerle

    aldatmasın! Çünkü NEFS, tıyneti icabı rahat, vurdumduymazlık, gaflet ve
    aldırmazlık ve tenbellik içinde ömür geçirmek ister. O daima boş ve batıl
    şeylere sarılır. Boş bir gurur içindedir. Eğer ondan hoşlanır ve isteklerine
    uyarsan, sonun felakettir, ölümdür. Yanlış hesap ve düşünüşlerinden haberdar
    olmazsan sonun boğulmaktır. Eğer NEFS’e ‘’DUR!’’ demekte acz gösterirsen
    seni ateşe götürür. Ondan asla hayra dönme ümidi yoktur. O, belaların başı;
    rezaletlerin baş kaynağıdır. Şeytan için bir şer hazinesi olan NEFS’i ancak
    hakkiyle YARATAN’I tanıyabilir.




    İnsan, Allah yolunda neler yaptığına dair ömrünün geçen kısmı üzerinde şöyle




    bir düşünse, bu düşünüş bir nevi kendi kalbini yıkama olur. Nitekim



    Peygamberimiz (sallallahüaleyhivessellem) buyurur ki:

    -Hayırlı bir mevzuda bir saat düşünmek bir senelik ibadetten hayırlıdır.
    İmam Ebulleys’in tefsirinde de böyledir.




    Akıllı müslümana yarışan odur ki; geçmişte işlediği ya da işlemekte olduğu




    hatalardan, günahlardan vazgeçsin, kendisini Allah’a yaklaştıracak güzel



    huylar üzerinde düşünsün ve onlara sahip olarak ahiretini kurtarsın, boş ve

    uzun emelleri bıraksın, kötü huy ve duyguları terketmekte acele etsin, daima
    Allah’I hatırından çıkarmasın, haram ve yasak kılınan şeylere yaklaşmasın,
    nesinin gayri ahlaki ve gayri meşru isteklerine uymayarak sabır ve sebat
    göstersin, nefsin ahlaki olmayan şehevi isteklerine tabi olmasın!




    NEFS, gerçekten bir PUT’tur. Kim, Nefsinin isteklerine boyun eğiyorsa, o




    puta tapıyor demektir. Kim de ihlas ile Allah’a ibadet ediyorsa nefsini



    tepelemiş demektir.





    Bir gün Malik İbni Dinar , Basra sokaklarında geziyordu. Bir dükkanda incir




    gördü, canı çekti. Parası bulunmadığı için ayakkabısını verip karşılığında



    bir miktar incir almak istedi. Fakat bakkal ayakkabısının birşey

    etmeyeceğini söyleyerek incir vermedi. Malik İbni Dinar geçti gitti. Bakkala
    bu incir isteyenin kim oduğunu bilip bilmediğini sordular. ‘’Hayır
    bilmiyorum’’ dedi. O’nun Malik İbni Dinar olduğu kendisine söylenince hemen
    tabağa bir miktar incir koyarak kölesinin eline tutuşturdu ve:
    -Koş, eğer Malik İbni Dinar bunu kabul ederse seni azad edeceğim, dedi.
    Köle hemen koşarak Malik İbni Dinara’a yetişti. Tabağı uzatarak ‘’buyrun’’
    dedi. Ve Malik İbni Dinar’ın tereddüt ettiğini görünce ilave etti:
    ‘’Buyurun, kabul edin! Eğer kabul ederseniz ben azad edileceğim.
    Malik İbni Dinar:
    -Kabul edersem sen azad edileceksin, ancak ben azap göreceğim! Dedi. Ve
    kölenin ısrar etmesi üzerine de şunları söyledi:
    -Ben dinimi incire satmamağa ve kıyamete kadar incir yememeğe yemin ettim.




    Gene birgün Malik İbni Dinar hastalanmış, ölüm döşeğinde yatıyordu. Canı,




    bir kase süt-bal karışımına sıcak pideyi banarak yemek istedi. Hizmetçi



    gitti, isteklerini getirdi. Malik İbni Dinar, sütle karıştırılmış bal

    kasesini eline alarak:
    -Ey arsız nefs! 30 sene sabrettin. Şimdi ise dünyadaki hayatının bitmesine
    az bir zaman kaldı, dedi ve kaseyi yere fırlattı.




    Ey okuyucu, işte görüyorsun; Peygamberler; ermişler, doğrular ve hak




    aşıkları nefislerini terbiye edip yola getirmek için neler yapıyorlar!








    Nefsin terbiyesi üzerine bazı büyüklerimizin sözleri










    Hz. Süleyman (aleyhisselam):




    -Bence, nefsini sindirip terbiye edebilen kimse, tek başına bir şehri



    fetheden savaşçıdan daha kuvvetlidir.





    Hz.Ali (Radıyallahüanh) :




    -Ben ve nefsim bir sürünün çobanına benzeriz. Çoban bir sürüyü bir taraftan



    toplar, diğer taraftan dağılır. Kim, nefsini öldürerek onun isteklerini

    durdurursa rahmet kefenine sarılır ve keramet toprağına defnedilir. Kim de
    kalbini öldürerek oradan ilahi ve insani duyguları yok ederse lanet kefenine
    dürülür ve azap yoprağına defnedilir.




    Hz.Yahya İbni Meaz (rahmetullahi aleyh):




    -Allah’ın koyduğu ahlak esaslarına uymak ve nefsin zevku sefa arzusunu



    kırmak suretiyle nefsinle cihad et! Az uyumak, az konuşmak yani malayani

    (boş) konuşmamak, insanlara ve diğer yaratıklara eziyet etmemek ve az yemek,
    nefsin hevai isteklerine sed çekmek demektir. Az uyuyan salim düşünme
    melekesine sahip olur. Az konuşan, birçok afetlerden selamete çıkar.
    İnsanlara ve diğer yaratıklara eza etmeyen, birçok gayesine ulaşır. Az
    yiyen, nefsin şehevi isteklerini öldürür. Çünkü tıka basa yemek kalbi
    karartır. Onda insani huyların kaybolmasına sebep olur. Az yemek kalbi
    nurlandırır. Oburluk ve devamlı tokluk ise kişiyi Allah’dan uzaklaştırır.
    Nitekim Resulullah (sallallahüaleyhivessellem) buyurur ki:
    -Kalblerinizi açlıkla nurlandırınız, nefsinizle cihad edip onu terbiye
    edebilmek için, açlığı ve susuzluğu bir silah olarak kullanın. Cennet
    kapısına vuruşları açlıkla devam ettirin! Nefsi terbiye için onunla
    savaşanın mükafatı, cephede düşmanla savaşanın mükafatı gibidir. Allah’ın
    yanında açlık ve susuzluk yoluyla nefsi terbiye etmek için çalışmaktan daha
    güzel bir amel yoktur. Kim ki, midesini devamlı olarak dopdolu tutarsa
    maneviyat alemine giremez, maneviyattan zevk alamaz ve ibadetin tadını
    kaybeder.




    Hz.Ebubekir (radiyallahüanh):




    -Müslüman olduğumdan beri, Rabbime ibadet zevkini bulabilmek için doyasıya



    yemedim. Gene Rabbime kavuşma iştiyakiyle kanasıya su içmedim. Çünkü, çok

    yiyen çok ibadet yapamaz. İnsan oburca yerse vücudunu sıklet basar,
    gözlerini uyku!. Azası avareleşir, ibadet etmeye çalışsa bile yapamaz,
    sadece elinden uyku gelir. Böylece, çöplüğe dökülmüş bir necs yığını halini
    alır.




    MİNHACÜL-ABİDİN’de de böyledir:




    Lokman Hekim:



    -(Oğluna öğüt verir.) Ey oğlum! Çok uyuma, çok yeme! Kim çok uyur ve çok

    yerse, kıyamet günü iflas etmiş olarak gelir, hiçbir güzel ameli bulunmaz.




    Peygamberimiz (sallallahüaleyhivessellem) buyurur ki:




    -Oburca yemek-içmek suretiyle kalblerinizi öldürmeyin! Kalb, bir fidana



    benzer. Nasıl fidana aşırıca su verilince sararıp solar ve büyümezse, kalb

    de fazla su ile ölür, salim düşünce ve insani huylar kalmaz.




    Bazıları, mideyi kalbin altında kaynamakta ve buharlarını kalbe doğru




    üflemekte olan bir tencereye benzetirler. Buhar ne kadar çok olursa çarptığı



    yeri o derece rahatsız edeceği ve karartacağı gibi, mide de ne kadar çok

    dolu olursa kalbi o derece fazla karartır ve incitir. Ayrıca çok yiyen kıt
    anlayışlı olur, ilim öğrenemez. Çünkü devamlı tokluk ve oburluk zekayı
    körletir.




    Anlatırla ki, Hz.Yahya (aleyhisselam) bir gün iblise tesadüf eder. İblisin




    elinde ucu çengelli bir takım çomaklar vardır. Aralarında şöyle bir konuşma



    geçer:

    -Nedir bunlar?
    -İnsanları avlayarak doğru yoldan çıkarmama yarayan hevai istekler!
    -Onların arasında beni avlamana yarayacak bir şey var mı?
    -Hayır, fakat birgün fazlaca yemiştin, namazda üzerine sıklet çökmüştü.
    -O halde ben de bundan sonra doyasıya yemem!
    -O halde ben de bu silahımı bir daha kimseye söylemem!
    Bu hal ömründe bir defa doyasıya yemek yiyen kimse içindir. Ya ömrü boyunca
    bir defa acıkmayan ve bu halde ibadete koşanın hali ne olur!..




    Gene Hz.Yahya (aleyhisselam) ‘ın hayatından anlatılan diğer bir hikaye de




    şöyledir:



    Birgün Hz.Yahya (aleyhisselam) arpa ekmeği ile iyice karnını doyurur. O gün

    uyur kalır ve gece zikrini yapamaz. Bunun üzerine Allah kendisine vahiy
    yoluyla şu sert hitapta bulunur:
    -Ey Yahya, kendin için benim evimden daha hayırlı bir ev buldun mu? İzzetim
    ve celalim hakkı için, eğer FİRDEVS’e ve CEHENNEM’e muttali olsaydın,
    gözünden yaş yerine kanlı irin akıtır, kaba kumaş yerine demir giyerdin!




    Aklı olan, nefsin şehevi isteklerini açlık yoluyla kahreder. Allah’ın




    koyduğu ahlak esaslarını çiğneyen nefsi ancak açlık tepeleyebilir. Çünkü



    hevai arzular, yeme-içme kişiyi doğru yoldan çıkarmak için şeytanın elinde

    birer silahtır. Nitekim Allah Resulü (sallallahüaleyhivessellem) buyurur:


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331