+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Dünyada Nelerle imtihan olduğumuzun farkındamıyız

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Dünyada Nelerle imtihan olduğumuzun farkındamıyız Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Dünyada Nelerle imtihan olduğumuzun farkındamıyız Dünyada Nelerle imtihan olduğumuzun farkındamıyız Hiç şüphesiz bu dünyaya imtihan olmaya gönderildik. “İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece ‘İman ettik’ demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?” (Ankebût Sûresi: 2) “O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır.” (Mülk Sûresi: 2) Şimdi düşünme zamanı: Dünyevî imtihanlara ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    11.813
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Dünyada Nelerle imtihan olduğumuzun farkındamıyız

    Dünyada Nelerle imtihan olduğumuzun farkındamıyız

    Hiç şüphesiz bu dünyaya imtihan olmaya gönderildik.

    “İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece ‘İman ettik’ demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?” (Ankebût Sûresi: 2)
    “O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır.” (Mülk Sûresi: 2)
    Şimdi düşünme zamanı: Dünyevî imtihanlara nasıl yoğunlaşır, nasıl hazırlanır, nasıl gayret ederiz, değil mi? Ya hem dünya, hem de sonsuz hayatın mutluluğunu sağlayacak olan, gerçek ve büyük imtihana da hazırlanıyor muyuz? İşte imtihan sorularından birkaçı:
    * Fiil, davranış, konuşma, susma veya susmamamızla imtihan ediliriz: “Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.” (Ankebût Sûresi: 3)
    * Malımız, eşimiz, işimiz, çocuğumuz, kardeşimiz, arkadaşımız, hizmetdaşımızla imtihan ediliriz. (Enfâl Sûresi: 28.)
    * “Emr-i bil-ma’ruf, nehy-i ani’l-münker”, yani iyiyi, doğruyu, gerçeği, güzeli anlatmak, yanlıştan, kötülükten sakındırırmakla imtihan ediliriz. (Bakara Sûresi: 44.)
    * İman, İslâm hakikatlerini tebliğ etmekle. (Hac Sûresi: 41.)
    * Tebliği de “hikmetle”, akıl, mantık, ilimle, ölçülü, dengeli, güzel şekilde yapmakla imtihan ediliriz. (Nahl Sûresi: 125.)
    * Yalnızca anlatmakla mükellef olduğumuz ve sonuç almanın işimiz olmadığıyla da imtihan ediliriz. (Nur Sûresi: 54.)
    * Nisâ Sûresi 135. âyetinin meâline göre, “Adalet üzere olmak ve Allah için şahidlik etmek; kendi aleyhimize veya anne ve babalarımız, akrabalarımız aleyhine de olsa dosdoğru şahitlik yapmak ve doğruluktan ayrılmamakla” da imtihan ediliriz.
    * İşi ehline, yani bilene, uzmanına, ustasına verip-vermemekle de imtihan ediliriz. (Nisâ Sûresi: 58.)
    * İstişare etme, yani meseleleri bilenlerle müzakere etme, başkalarının görüşlerine saygı duyma, fikir alış verişi, dayanışma içine girme veya girmeme ile de imtihan ediliriz. Çünkü “Ve işlerde onlarla istişare et”, “Onların aralarındaki işleri, istişare iledir” (Al-i İmrân Sûresi: 159; Şura Sûresi: 38.) âyetlerine göre meşveret bir emirdir.
    * Gıybet, dedikodu etmemek veya dinlememek veya dinledikten sonra ne yapacağımızla da imtihan ediliriz. (Hucurat Sûresi: 12.)
    * Taate, günahlara, musîbetlere karşı sabrımız; hizmette sebatımız, vefamız, doğruluğumuz, çalışmamız, gayretimizle imtihandan geçiriliriz.
    * Kendi hakkımızı ve başkasının hukukunu arayıp aramamakla da imtihan ediliriz.
    Ve ben bu yazıyla, siz de değerlendirmekle imtihan edilirsiniz!
    Dünya imtihanımızda kazanırsak yaşadık, sonsuza dek! Kaybedersek, yandık! Ebediyen!
    Rabbim kazananlardan eylesin. Âmin.

    Ali FERŞADOĞLU


  2. #2
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    11.813
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Biz imtihandayız. Başımıza gelen felaketler, hastalıklar, sıkıntılar oluyor.

    Biz imtihandayız. Başımıza gelen felaketler, hastalıklar, sıkıntılar oluyor. Bunlar günahlarımıza kefaret olur mu?
    Yazar: Sorularla İslamiyet 2009-07-08

    - Sıkıntılar hayata hayat katan unsurlardır. Çünkü, sıkıntısız, yeknesak, monoton bir hayat canlılıktan çok ölü bir cenazeye benzer. Varlıktan çok yokluğa yakındır. Hayat sıkıntılarla motivasyon kazanır, terakki eder.

    - "Sabır ve dua müminin ne güzel iki silahıdır." sözü hadis olarak rivayet edilmektedir.(bk. Kenzu’l-Ummal, III/272, h.no: 6505).

    Sabır, sıkıntı ve zorluklara karşı direncimizi sağlayan bir dayanma gücüdür. Hadiste bu işi becerenlerin müminler olduğu vurgulanmıştır. Çünkü, insanın dayanma gücü sınırlıdır. Bir yandan; gücüne güç katacak, her an her yerde ilim ve kudretiyle hazır olan, her zorluğun üstesinden gelen bir Allah’a iman eden kimsenin elinde sabır, gerçekten eşsiz bir silahtır. Onunla bütün sıkıntılara karşı müdafaa edebilir, bütün zorlukları yenebilir.

    Diğer yandan bütün sıkıntıları -bir istihale makinesi gibi- sevinçlere çeviren, ahirete imandır. Ahirete iman eden kimse, dünyanın zorlu imtihanları karşısında “Ya hu, bu da geçer” deme gücüne sahip olur. Hastalığın iyileşmesi uğruna bir çok acı ilacı kullandığı gibi, ebedî bir sağılığa kavuşma adına da her türlü acılara karşı “Ya Sabur” der dayanır.

    Hz. Yusuf'u, kölelikten Mısır’ın sultanlığına yükselten onun sabrıdır.

    Sabır, haram düşmanına karşı bir silah olduğu gibi, Allah’ın emirlerini yerine getirmek için de eşsiz bir silahtır, musibetlere karşı da en güçlü silahtır.

    - “Ümmetim, merhamete uğramış bir ümmettir. Ahirette azap görmeyecektir. Onun azabı/cezası, dünyada başına gelen fitneler/ağır imtihanlar, depremler, masum yere öldürülmeler gibi felaketler şeklinde verilir.”(Ebu Davud, Fiten, 7).

    İslam alimleri bu hadisin manası üzerinde durmuş ve değişik yorumlarla onu anlaşılır hale getirmeye çalışmışlardır. Hadis müşkil/manası kapalı, problemli hadislerdendir.

    Problem şudur: Bu ümmetten de bir kısım insanlar, özellikle büyük günah işleyip de tövbe etmeden ölenlerin cehenneme gireceklerine, daha sonra şefaatle veya Allah’ın lütfuyla oradan çıkacaklarına dair bir çok sahih hadis vardır(Avnu’l-Mabud, ilgili hadisin şerhi).

    Bu problemin çözümüne yönelik şu hususlara dikkat çekilmektedir

    a. “Bu Ümmetim” tabiriyle, Hz.Peygamber (a.s.m)’in devrindeki insanlar/sahabeler kast edilmiştir. Bundan bütün ümmet kastedilmemiştir.

    b. “Ümmetün merhumetün”den maksat, diğer ümmetlere göre, daha fazla ilahî lütuflara mahzardır, demektir. Daha önceki ümmetlere yüklenen ağır yükler, bu ümmete yüklenmemiştir. Yoksa, bütün günahları affedilmiş demek değildir. Çünkü bu, imtihan sırrına da aykırıdır.

    c. “Onlar için ahirette azap yoktur” sözünde gizli bir benzetme ve bir kıyaslama vardır. Yani: “Onlar için ahirette, ‘diğer ümmetlerin azabı gibi ağır’ bir azap yoktur.”

    d. Veya bu ümmetin çoğu için azap yoktur. Hükümler genele baktığından -bir ümit kapısını da aralamak için- böyle bir üslup tercih edilmiştir.

    e. “Kim bir kötülük işlerse, onun karşılığını görür”(Nisa, 4/123) ayetinde ifade edildiği gibi, iyi olsun, kötü olsun, yapılan her işin bir karşılığı vardır. Bu ümmetin yaptığı kötülüklerin karşılığı -genellikle- bu dünyada -çeşitli sıkıntılar, ağır imtihanlar, musibetler şeklinde- verilir. Genel kural budur, ancak bazıları da ahirette cezalarını çekecekler.

    f. Münavî’ye göre, bu ümmet için farklı bir uygulamanın sebebi şudur: Önceki ümmetler için, adalet ölçüsü ve rububiyet/terbiye etmeyi isteyen Allah’ın rab isminin gerektirdiği ölçüler yürürlükte idi. Bu ümmet içinse, Allah’ın lütuf ve ihsanları geçerlidir.

    g. Hadiste geçen “Ümmet”ten maksat büyük günah işlemeyen belli bir grup, bir zümre, bir cemaat için söz konusu olabilir.

    h. Hadiste geçen “Ümmet”ten maksat, teklife muhatap olan değil, icabet eden(ümmet-i icabe)dir. Yani; Allah’ın emirlerini yerine getiren ve yasaklarından sakınan ümmettir.

    i. Tibî’ye göre; hadiste asıl verilmek istenen mesaj, bu ümmetin diğer ümmetlerden daha fazla Allah’ın lütuflarına mazhar olduğu, dünyada başlarına gelen her musibetin, hatta ayaklarına bir diken bile batsa onun da günahlarına kefaret olacağı hususudur. Buna göre, eğer bir kimse bu dünyada –günahlarına karşılık- sıkıntılar çeker, musibetlere uğrarsa, artık ahirette ceza çekmez

    - “Biz mutlaka sizi biraz korku ile, biraz açlık ile, yahut mala, cana veya ürünlere gelecek noksanlıklarla deneriz. Sen sabredenleri müjdele! Onlar öyle kimselerdir ki, başlarına musibet geldiğinde, ‘Biz Allah’a aidiz ve vakti geldiğinde elbette ona döneceğiz’ derler. İşte Rableri tarafından bol mağfiret ve rahmete mazhar olanlar onlardır. Hidayete erenler de ancak onlardır.”(Bakara, 2/155-157).

    Hiçbir musibet, hatta bir dikenin batması dahi karşılıksız kalmaz, onun da bir mükâfatı vardır. Şu hadis-i şerifte bu gerçeği görmekteyiz:

    Hz. Ebu Hureyre anlatıyor: Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurdu: “Bir Müslüman’a herhangi bir musibet, bir sıkıntı, bir keder, bir üzüntü, bir eziyet, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken bile batarsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.” (Buharî, Marda,1; Müslim, Bir, 52).

    Sabırla ilgili çok hadisler vardır. Misal olarak İmam Ahmed’in rivayet ettiği şu hadisle iktifa edelim:

    Hz. Peygamber (a.s.m) buyurdu ki; “Allah’ın müminler için ön gördüğü hükmü/kararı beni oldukça sevindirmektedir. Şöyle ki; kendisine bir hayır/bir iyilik dokunsa Rabbine hamd eder ve şükreder. Başına bir musibet gelse hamd eder ve sabreder. Her durumda -hatta hanımının ağzına koyacağı bir lokmadan ötürü dahi- mümin için bir ücret/bir mükâfat vardır.”(Ahmed b. Hanbel, 1/173).

    Bu hadis de gösteriyor ki, müminin hayatı daima kârlı çarklar içinde dönmektedir. Sıkıntılarda sabreder, mükâfat alır, ferahlıkta şükreder, mükâfat alır. Ne mutlu istikamet dairesinde hayatını geçiren müminlere!


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254