+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
3 sonuçtan 1 ile 3 arası

İslamda Talebelik yolu

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  İslamda Talebelik yolu Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İslamda Talebelik yolu İslamda Talebelik yolu Kur'an'ın 'oku' emri ile başlaması, ilim ve Müslüman arasındaki bağı belirtmesi açısından önemli bir belgedir. İlmin neleri ihtiva ettiğinden önce Müslüman ile ilmin nasıl bir bağla bağlı olduğunun ele alınması gerekmektedir. Müslüman, âlim olmakta yeterli olmayabilir, ilmin en azından bir branşında bile uzman olmayabilir ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    11.813
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart İslamda Talebelik yolu

    İslamda Talebelik yolu

    Kur'an'ın 'oku' emri ile başlaması, ilim ve Müslüman arasındaki bağı belirtmesi açısından önemli bir belgedir. İlmin neleri ihtiva ettiğinden önce Müslüman ile ilmin nasıl bir bağla bağlı olduğunun ele alınması gerekmektedir. Müslüman, âlim olmakta yeterli olmayabilir, ilmin en azından bir branşında bile uzman olmayabilir ama Müslüman ilmi takdir eder, âlim kıymeti bilir. Müslüman için ilim, imrenilen bir husustur. Allah'ın rızasının en yakın olduğu alanın ilim alanı olduğunu bilir.

    Müslüman'ın ilimle bağlantısı, günlük hayatta âlim ile karşılaşılan mekânlarda onu takdir etme, hürmet ve saygıda kusur etmeme ile sınırlanabilecek seviyede bir takdir de değildir. Müslüman ya ilim yolunda aktif bir rol almıştır, beşikten mezara kadar ilim tahsil etmektedir ya da âlimlerin hizmetindedir. Elde edemediğini elde edenlerle beraber olarak o husustaki hasretini izhar eder. Bu, onun iş yerinde görülür evinde görülür.
    Müslüman, çocukları arasında bir ilim merakı bulunmasını temenni eder. Bunun için gayret gösterir. İster ki onun neslinde en az bir kişi ulemadan olsun. İlim yolunda olmak, Allah yolunda olmanın en açık belirtisi olduğundan ilim ehli olarak yetiştirilen bir insanın bütün zamanlar için yapılmış en büyük yatırımı olarak anlaşılır. Bu, Müslüman ve ilim sözcüklerinin birleşmesi durumunda ortaya çıkacak sonuçlardan biridir.
    Bir de âyet ve hadislerde, âlimlerle, ilim yolunda olmakla ilgili müjdeleri bu mantığın üzerine oturttuğumuzda, Allah'ı ve ahireti isteyen bir mü'min açısından ilim yolunda olmanın, ilim yoluna bir çocuk adamanın, ilim adamlarını çalışmalarına katkıda bulunmanın ne büyük bir ecir kaynağı olduğu anlaşılır. Tarih boyunca Müslümanlar, en yetenekli çocuklarını, küçücük yaşlardan itibaren ilim yoluna feda etmekten kaçınmamışlardır. Köylerinde aç ve açık kalmaya razı olmuşlar ama çocuklarının ilimden uzak kalmalarına razı olmamışlardır. Bizim bugün büyük olarak bildiğimiz ilim adamlarımızın bu anlayışla yetiştirildiğini, dine hizmetin bu fedakârlıklarla yürütüldüğünü çok rahat söyleyebiliriz. Eskilerimizi bu anlayışa sevk eden dinimiz, bizim de dinimizdir. Aynı anlayışın bizi de ilim adamı olmak ve ilim adamı yetiştirmek üzere heyecanlandırması gerekmektedir. Vasıflı ve zeki çocuklarımızın din ilimlerine adanması, onlardan başka bir şey beklenmeden yetişip dine hizmet etmeleri, Allah'a davet eden bir vaiz, kitaplar telif eden bir âlim, içtihatlar yapan bir fakih olmaları bizi umutlandırmalı hatta heyecanlandırmalıdır.
    Doğan her çocuğun âlim olmayacağı, hatta her âlimin fakih, müçtehit olamayacağı, her vaizin müfessir olmasının mümkün olmadığı önemli bir hakikattir. İlim yolunda olmakla, ilimden nasibin neyse ona sahip olmanın arasında ciddi bir fark vardır. Mü'min, elbette Allah'tan en güzelini ister, istediği için de gayret eder. Kaderinde ne varsa onu bulduğunda da teslim olur. Doğru olan budur. Bütün çocukların hafız olmasını isteriz, onun için de gayret ederiz ama bir kaçının hafız olabileceğini çoğunun olamayacağını biliriz. İlmin bütün merhaleleri için geçerli bir ölçüdür bu. Büyük ister, doyasıya temenni ederiz elimize geçeni nasibimiz biliriz.


  2. #2
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    11.813
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    İlim yoluna giren ve ilmiyle Allah'ın rızasını, cennetini uman bir mü'min için şu ölçüleri bir matematik kuralı gibi bilmek, her gün tazelenen bir idrakle sahiplenmek gerekmektedir. Müslümanlar açısından övülen, takdir edilen, beklenen bir ilim adamındaki kafa yapısını da tarif ettiğimizi söyleyebiliriz.

    1- İlim yolunda olmak bir lütuftur. Her dileyen ilim yolunda olamıyor. Kime Allah ilim yolunda olmayı nasip etmiş ve gerekli zekâyı vermişse o bilmelidir ki, muhakkak şükrü yapılması gereken bir nimet üzerindedir o. Her nimet gibi onun da şükrü yapılmalıdır. İlim nimetinin şükrü ise, onu Allah'a itaatte kullanmaktan geçer. Allah'a kulluk için kullanılmayan, İslam'a hizmete dönüşmeyen bir ilmin ne değeri olur. Kim bilir kıyamet gününde şükrü yapılmamış ilim sahipleri ne büyük hasretler içinde olacaklardır! Cahillerden daha ağır bir azap içinde olmak o gün ne büyük hüsrandır! İlmi, dünyevi menfaatler için bir vesile görüp de ahiret için kullanamamak olduğu gibi zarardır.

    2- İlim ilimdir.

    Biz ilimden önce Allah'ı öğreten, ahireti hatırlatanı anlarız ama matematiği, coğrafyayı da dolaylı da olsa yine Allah'ı anlatan ilimler olarak biliriz. Tarihten fiziğe kadar hiçbir ilim fuzuli değildir. Allah'a isyanda kullanılmadıkça her ilim mübarektir.

    Bunun yanında ilimler arasında bir sıralama yapmamız da gerekir. Bu sıralamada ölçümüz, insanın dünya ve ahiretine getirdiği katkı oranında bir değerlilik sıralaması yapmamız şeklinde ortaya çıkar. Bu manadan bakıldığında din ilimlerinde ilmihal bilgisi, Kur'an bilgisi ve diğer ilimler şeklinde bir sıralama yaparken, beşeri ilimlerde de tıp ve ona destek olan ilimler şeklinde başlayan bir sıralama yapılabilir.

    İlim yolunda olmak ve ilim adamı olmak bu sıralamanın neresinde olursa olsun ilim listesinde bulunmakla mümkündür. Şu kadar ki, ilmin değeri ve önceliği arttıkça sahibinin değeri de artmaktadır. Bunun için en zeki çocuklarımızın fakihler olarak yetişmelerini istememiz bir hedef olmalıdır bizim için. Beşeri ilimlerde de tıp böyle bir yer tutmaktadır.

    3- Allah için yapılacak bütün işlerin en önemli şartı, o işin ihlasla yapılıyor olmasıdır. Bir işteki kalite ve kabullüğe uygunluk ancak ihlas ile ölçülebilir. İlim yoluna çıkacak bir mü'min de ihlası esas alarak yola çıkmalıdır. Riya ve benzeri kalbî hastalıklar ilmi ilim olmaktan da çıkarabilir.

    4- Müslüman bir ilim adamı, ilmi emanet olarak bilir. Adeta ilim, bütün insanlığın sahibi bulunduğu bir alet gibidir. O alet ona emanet olarak verilmiştir. O da emaneti kullanacak hem kendisi ondan yararlanacak hem de asıl sahiplerine emaneti iade ettiğinde onlara da kârlarını verecektir. İlmi böyle görmek gerekir. Bu bakış tarzı ile de ilim adamı, üzerinde insanların hakkı olacağını düşünerek, uykusundan özel ihtiyaçlarına kadar her alanda kendisini kendisinin değil de başkasının emanetçisi gibi görür. Daha çok çalışır, daha dengeli ve istikrarlı yürür. Hiçbir zaman ilimden emeklilik düşünmez.

    5- İlim adamı, yazmayı okumayı öğrenmeden önce zaman kullanmayı öğrenmelidir. Zamanı kullanmayı bilmeyen, sıradan insanlar gibi vakit tüketen Ümmeti Muhammed'in 'âlim' dediği âlimlerden olma yolunu zorlaştırır. Zira bir insanın ömrü ile talepleri arasındaki denge ancak vakti en üst derecede bilinçli kullanma ile kurulabilir. Uykuyu disiplin etme, yemeye içmeye, sosyal ilişkilere, evine kütüphanesine ayırdığı vakit, bunlar arasındaki yerleşim onun neyi ne kadar başaracağının göstergesidir. Ertelemeyen, 'sonra' sözcüğünün beynine sokmayan ve her şeyi zamanında yapma ilkesi ile yaşayan bir insanın hayattaki başarısından söz edilebilir. 'Allah'ın hakkı, bedenin hakkı, ailenin hakkı, çevrenin hakkı' şeklinde bir program üzerinden vakti kullanan; bu haklardan birini diğerine yedirmeyen bir anlayış, güneşle paralel anlayıştır. Güneş gibi binlerce senedir aynı saatte doğup batan, işleyişinde saniye hatası bile olmayan bir sistem yürür, etki eder, bereketli izler bırakır. Ne teknolojik imkânlar ne de çevre genişliği gibi nedenler, bir ilim adamının vakti hoyratça kullanmasının özrü olamaz. Çünkü teknolojik imkânlar veya benzeri fırsatlar varsa bu eldeki vakti rahat kullanmaya değil daha ilerideki bir hedefe ulaşmaya sebep olmalıdır. İlim, hep bir sonrasına koşmayı, eldeki ile yetimemeyi gerektirir.

    6- Diploma, meslek, kariyer, unvan, iş... Bütün bunların ötesinde nihai gaye cennet olmalıdır. Allah Teâlâ, cennet peşinde olana bereket verir. Onun ufkunu açar. Diğer hedeflerin tamamen yok edilmesi gerekmez. Diploma ve iş de bir hedef olabilir ama ana hedefe giden küçük hedeflerdir onlar. Gerektiğinde onlardan vaz geçilebilir. Cennet hedefinden ise asla vaz geçilemez. Bir hedefin asıl hedef olması ile ara hedef olması arasındaki fark da budur.

    7- Müslüman ilimle ilgili bir yola çıktığında uygulayacağı planındaki başlıkların en üstünde kendisinin ve Ümmet'inin üzerinden cahilliği kaldırma vardır. En büyük plan budur: Cehalete karşı savaş. Bir mezhebin üstünlüğü, kendisine çığır açan isimlerin yüceltilmesi gibi gayeleri asla kendisine gaye edinmez. Böyle bir gayeyi batıla hizmet olarak görür.

    8- İlim yolunda olmak, ibadette eksik kalamaya gerekçe yapılmamalıdır. İnsani görevlerde de aksama nedeni sayılmamalıdır. Namaza vakit bulamayan âlim, Allah'ın övdüğü âlim değildir. Ebeveynine karşı kusurlu olan âlim, örnek âlim olamaz. Sosyalliği olmayan, içine kapanmış, kitaplarına gömülmüş, okudukça okuyan biri Ümmet'e mal olmuş bir âlim değildir. İlmine gömülmüş ama gözü dışarıdaki dünyayı da gören, çevresindeki sesleri duyan, insani vazifelerini ihmal etmeyen âlim aranan âlimdir.

    Bir süre geciktirse de evliliği yok sayması da mümkün değildir.

    Sosyalleşme uğruna vakarını yitirmeyi de göze almamalıdır. İlim adamında vakar, en az ilim kadar önemlidir. Kibirden uzak bir ciddiyet onun süsüdür.

    9- Bilhassa genç yaşta şöhrete ulaşması onun için tuzak olmamalıdır. Âlim, şöhretini dinine hizmet ettiren insandır. İnsanların takdirlerini, övgülerini alıp ahiretini veren zarardadır.


  3. #3
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    11.813
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    10- İnsanların yermelerinden ve övmelerinden etkilenmez. Sadece kendisine çeki düzen vermesi gerekiyorsa onu yapar. Övgüler onu şımartmaz, yergiler de yolundan alıkoymaz.

    11- İlim yolunda ona gereken en önemli ihtiyaçlardan birinin moral ve umut olduğunu bilmesi gerekiyor. Allah'ın rızasına uygun olmayı becerdiği sürece her şeyin onun lehine olacağını bilmeli, o azim ve istikrarla çalışmalıdır.

    12- Bilgisini yegâne bilgi, kendisini de sınıfının en iyisi gibi görmek bir hastalıktır. Bu hastalık her şeyden önce bereketi kaldırır. Öncekilerin üstünlüklerini yok saymak bir çeşit nankörlüktür. Bir âlim, ilimde hangi seviyeye gelirse gelsin o, ilk defa ona okuma yazmayı öğretenin kadrini inkâr etmemelidir. Her şey yazıp okumaktan geçtiğine göre ona yazıyı kim öğretti ise o üstün olmalıdır. Buna kıyas ederek diğer ilim adamlarını takdir etmelidir.

    Bilgisine güven onu, yeni bilgi edinme aşkından alıkoymamalıdır. Ne kadar bilirse bilsin, bildiğinin üstünde bir bilginin muhakkak olacağını unutmamalıdır,

    13- Bizim itikadımızda ilim, amel içindir. Yani bilen bildiği ile amel etmelidir. Aksi takdirde bir şey bilmenin değeri yoktur. Çok bilmek, ilk bilmek tek başına bir iş görseydi İblis şeytan olmazdı.

    Bilen, bilgisinin gereğini yapacak.

    Bir hataya düştüğünde ise tevbeye ve yanlışı düzeltmeye koşacak, inatlaşmayacak.

    14- İslam ilimlerinden birinde âlim olmak isteyen şu hususlara dikkat etmelidir:

    Âlim, Peygamber aleyhisselam varisidir. Pek çok insana nasip olmayan ona nasip olmuş, birinci öğretmeni Cebrail olan bir ağa takılmıştır. O bunu bir şeref olarak bilir. Bu şerefin gereği olarak da ahlâkını daima en üstün ahlâk olarak korur. Seviyesinin düşmesinden rahatsız olur. İlmin onuru olmayı ilke edinir. Dünya lezzetlerini öne çıkarıp ahiret nimetlerini bir kenara atmaz.

    Sünnet eksenli bir hayat yaşar. Kendinden önceki ulemanın kadri kıymetini bilir. Kendisinden ilk âlim olan Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme doğru ağ uzandıkça onun gözündeki değer de büyür. Ümmet'in selefinin kadrini düşürmeye razı olmaz. Asıl ilmin onların ilmi olduğunu çok iyi bilir. Onların adına bilinen sabit fikirlere, içtihatlara hürmet eder.

    Yeni gelişen akımların etkisinde kalmamaya dikkat eder. Ambalaj güzelliğine aldanıp yeni fikirlerin peşine takılmaz. İsrailoğullarının yaptığı gibi menniselvayı bırakıp pırasa peşinde koşmaz. Rabbani bir âlim olmayı nasip etmesini Allah'tan diler. Bunun için çok dua eder. Ayaklarını sabit tutmasını diler.

    Uç görüşlere kaymadan orta yolu izlemek dengedir. İnsanlar arasında ilgi görmek, kişisel hırslarını tatmin etmek gibi nedenlere dayanan çıkışlar, görüntü olarak Allah rızası, ilmi bir neden olarak ortaya çıksa da doğru değildir.

    Fitneye dönüşen meselelere dalmak da hatadır. Büyük imamlar arasında bile bitirilememiş konulara girip, bir çırpıda onları çözme sevdası bir çeşit çocukluk heyecanıdır. Bu Ümmet'in ilim adamları, çok konuşmak, çok yazmak diye bir ölçü kullanmamışlardır. Doğru yazmak, doğru konuşmak onların ölçüsüdür. Hakkı bulmak, Allah'ın rızasına ermek gayedir.

    Pratikte bir netice getirmeyen tartışmalara vakit ayırmak, kısa ömrü bereketsiz konularla geçirmektir.

    Kendisini destekleyen veya desteklemeyen Müslümanların şereflerini hiçbir zaman incitmeyen insan âlim insandır. Dili ağır, yaralayan söz ve davranış sahibi insanlar bilgili olabilirler ama 'âlim' olmak daha başka bir şeydir.

    15- Bir âlim, bilgide hangi noktaya ulaşırsa ulaşsın, istişare ihtiyacı hiçbir zaman bitmez. İnsan olmak mükemmel olmaya manidir. Kimse asla mükemmel değildir. Her insanın bir açık noktası vardır. Âlim insan, bilgisini paylaşan, başkalarındaki bilgiyi talep etmekte sakınca görmeyen insandır. Her şeyde tek olma iddiası bir saplantıdır. Bilen, bildiğini veren, başkasındakini almaktan yerinmeyen, böylece ilmini bir bütün hâline getiren insan değerlidir.

    16- İlim yolunda olmak şeytanın düşmanlığından emin olmak değildir. Bilakis, ilim yolunda mesafe kat edildikçe şeytanın düşmanlığı da derinleşecektir. Nefsin talepleri artacak, şeytanın kışkırtmaları çoğalacaktır. Allah'a yakınlık arttıkça alttaki fitne ateşi de gürleşir. Kendi içindeki kaynamalar, en yakınından uzağına kadar çevresinden gelen sıkıntılar, saldırılar, iftiralar, farklı tacizler ilim adamını bekler. İlim adamı, her türlü tehlikeye karşı direnmeyi bilecek, sabrın en büyük silahı olduğunun şuurunda olacaktır.

    İlim adamı olarak Allah'ın onu sıkıntılarla imtihan ettiği bir durumda, kullardan kaçıp başka bir kula sığınmak gibi bir hataya düşmeyecektir. Kendisini ancak Allah Teâlâ'nın koruyabileceğini, korumanın da sabırla gerçekleşeceğini bilecektir. Dilini ve kalemini kişisel savunmasında eskitmeyecektir.


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255