+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Hangi düşünceye ırka veya inanca sahip olursa olsun her insanın bir duası vardır

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Hangi düşünceye ırka veya inanca sahip olursa olsun her insanın bir duası vardır Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Hangi düşünceye ırka veya inanca sahip olursa olsun her insanın bir duası vardır Hangi düşünceye, hangi topluma, kabileye, ırka veya inanca sahip olursa olsun; her insanın bir duası vardır. İ nsanoğlu hayatının bütün evrelerinde çeşitli yakarışlarla, duada ve niyazda bulunmaktadır. Bu onun ruhunun derinliklerinde saklı bir gereksinmedir. Ne yaparsa yapsın ...

  1. #1
    Üst Düzey Yönetici MuHaMMeD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    3.117
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart Hangi düşünceye ırka veya inanca sahip olursa olsun her insanın bir duası vardır

    Hangi düşünceye, hangi topluma, kabileye, ırka veya inanca sahip olursa olsun; her insanın bir duası vardır.

    İnsanoğlu hayatının bütün evrelerinde çeşitli yakarışlarla, duada ve niyazda bulunmaktadır. Bu onun ruhunun derinliklerinde saklı bir gereksinmedir. Ne yaparsa yapsın bu gereksemeyi hayatından silmek mümkün değildir.
    Belirtmek istediğim insan dua eder mi etmez mi konusu olmayıp aksine duaya muhtaç olan insanın dua şekli nasıl olmalı? Duada kimleri örnek almalı? Neler istenmeli? Nasıl dua etmeli? sorularına cevap aramak olacaktır. Çünkü insan nesli nerede olursa olsun bir mabud yani yalvaracağı kendinden güçlü bir varlığı aramış ve bu varlığa karşı aczini itiraf edip duaya yönelmiştir.
    Ancak tevhidi dünya görüşüne sahip olmayan birey ve toplumlar, kabile ve gruplar bu arayışı, dua etme isteme sığınma gerçeğini yanlış yönlere tevcih ederek hayatlarından hak ve hakikati çıkarmışlar yerine hurafe, çeşitli sapmalar ve batıl inançları getirmişlerdir.
    Allah (c.c) yarattığı insana akıl, irade, düşünme ve doğruyu bulma kabiliyeti verdiği gibi; kutsal kitaplar ve peygamberlerle de insana nasıl ve hangi çizgide yaşayacağını göstermiştir. İnsana düşen hayatını bu çizgide yürütmek ve yaşamını bu sınır içerisinde korumaktır. Bunu yapmamak, ayağına kadar gelen fırsatı teperek yanlış yönlere ruhunu ve beynini yönlendirerek, zehirlemek, bilerek uçurumun yolunu tutmak olur.
    Hiç şüphesiz Kur'an'da Allah c.c. temsil duaları bizlere ileterek, bir nev-i insana yön göstermektedir. Eğer nasıl dua etmeliyim? Duada neler istemeliyim? Duanın adabı nasıl olmalı? Tarzım - yöntemim ne olmalı diyorsanız? Bunu en doğru şekilde öğrenmenin yolu Kur'an ve Peygamberlerin uygulamalarıdır.
    "Onlar Allah'a dua ederler "Rabbimiz bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma! Bize kendi katından bir rahmet ver. Şüphesiz bağışlayan sensin.
    "Rabbimiz! Muhakkak ki sen kendisinde hiç şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın.Çünkü sen sözünden dönmezsin" (Bakara 8-9)
    "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı yere sağlam bastır. Ve küfre sapanlara karşı bize yardım et" (Bakara 250)
    Eğer gözlerimizi kapatıp belleğimizde bir seyahate çıksak,
    Yaşadıklarımızı, gördüklerimizi, işittiklerimizi hayale getirsek; sanki burada yaşamıyormuşçasına dışarıdan biri gibi baksak; Yeniden işitsek, yeniden görsek, yeniden izlesek duaları;
    Hatırlarsınız, insanlarımız avamî tabirlerle ya bir türbe duvarına ya da bir dilek ağacına (bazen ileri derecede putlaştırılan bir mabede) yaslanır ve yalvarır:
    Ne olur çocuğum üniversiteyi kazanıversin!
    Oğlum iyi bir işe girsin!
    Kızıma iyi bir kısmet çıksın!
    Kiralarda sürünüyorum bir evim olsun!
    Kocamın maaşına zam gelsin
    Aile saadetimiz geri gelsin.
    Şu kadar alacağım vardı bir an önce elime geçsin.
    ...v.s.
    İyide, hani insanın iki hayatı vardı. Biri ahiret, biri dünyaydı. Hatta ahiret ebedi ve daha hayırlı.
    Kur'an'a inanıyor, Peygamber S.A.V.'in ümmetiydik. O'nun yolunu takip edeceğimize Müslüman olmakla söz vermiştik.
    Yegane inanç kaynağımız kitap ve sünnetti.
    Peki ahirete geleceğe dair ne istedik!?
    Erdem ve faziletlere dair neler diledik.
    Hani Fatiha'da: "Biz yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım dileriz" diyor ve her namazda Allah'a söz veriyorduk. Şimdi ne oldu da kendimize ihanet ettik! Dualarımız nasıl değişime uğradı? Kimden istemeye başladık? Neler istedik? Hayat iki boyutluydu inancımızda ama biz dünyalık isterken ebedi alemi unuttuk?
    İşte modern kültürün insanlığa en büyük armağanı bu oldu. Onu maneviyattan ahirete dair düşünce ve hazırlanışlarından uzaklaştırarak hayatı yaşamla ölüm arasına sıkıştıran sığ bir anlayış verdi toplumlara.
    Bize dünyada ve ahirette iyilik ver!
    Bizi doğru yola ilet!
    Hidayet üzere sabit kıl!
    Güzel hasletler, ilim ,amel, ahlak, ibadet, ihlas ver ya Rabbi!
    Bizleri bağışla!
    Bu yakarışlar sadece ilim ,amel ve ihlas gibi değerlere sarılan bir kaç kişinin yüreğinden yükseliyor artık. Şimdi insanlığın öncelikleri mal, mülk, para, lüks yaşama gibi dünyaya dair beklentilere dönüştü ne yazık ki??.
    Oysa her nefes duaya ihtiyacımız olduğu kadar doğru duaya da bir o kadar ihtiyacımız var. Duamızın doğru olması öncelikle doğru inanmaya bağlı. Doğru inanırsak dua edeceğimiz varlığı ve ona nasıl dua edeceğimizi de doğru öğreniriz.
    "(Ya Muhammet!) Eğer kullarım sana beni sorurlarsa (söyle) şüphesiz (bilsinler ki) ben onlara yakınım. Dua edenin duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime uysunlar. Ve bana hakkıyla inansınlar ki doğru yolu bulmuş olsunlar. " (Bakara 186)
    "Rabbinize yalvararak gizlice dua edin. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez" (Araf 55)
    Hakiki bir mümin başına bir sıkıntı düştüğünde dua etmez onun hayatının tamamı duadır adeta. Soluk soluk her geçen nefes bir yakarış, bir hamd, bir şükür, bir tövbedir mümin için. O bir sorumluluk sahibidir. Nerede olursa olsun Allah'ın kendisini gördüğünün şuurundadır. Her adımında dua vardır. Gözlerinde bakışlarında duruşunda dua ve içtenlik sezersiniz. Bu onun yaşam tarzıdır. O şu içinde yaşadığımız çağın çıkarcı bencil ve hurafelere esir düşmüş insanlarından çok farklıdır. Hayatı Tevhit'tir, Kur'an ve Sünnettir...
    Yaşam bu şekilde devam eder onun dünyasında. Hayatı doğumla ölüm arasında dar bir kavşak olarak düşünmez ileriyi yani hem dünyayı hem ahireti iyi tanır ve dünyayı ahiretin tarlası olarak görür.
    O duayı sadece söylemlere terk etmez, yaşar da. Hem dua amel ve ikrarımızın tecellisi, hem de müsebbibidir. Selam ve dua ile kalın.


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254