+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Helak olmayı hak edenler

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Helak olmayı hak edenler Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Helak olmayı hak edenler Helak olmayı hak edenler "Muhakkak ki, Allah Teâlâ müfsit olanların işini düzeltmez.» Allah, suçlu-günahkârlar istemese de, hakkı kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir." (10 Yunus 81-82) Strateji, bulunduğumuz konumdan ulaşmak istediğimiz konuma nasıl varılacağına ilişkin kuvvetlerin, imkânların sevk ve idare edilmesi ilim ve sanatıdır. Strateji kendi kuvvet ve imkânlarınızın ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    11.813
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Helak olmayı hak edenler

    Helak olmayı hak edenler

    "Muhakkak ki, Allah Teâlâ müfsit olanların işini düzeltmez.»

    Allah, suçlu-günahkârlar istemese de, hakkı kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir."

    (10 Yunus 81-82)

    Strateji, bulunduğumuz konumdan ulaşmak istediğimiz konuma nasıl varılacağına ilişkin kuvvetlerin, imkânların sevk ve idare edilmesi ilim ve sanatıdır. Strateji kendi kuvvet ve imkânlarınızın analizi ile düşman ya da rakiplerinizin kuvvet ve imkânlarının analizi üzerine kurulur. Strateji, zihinler arası bir mücadelenin hayatın pratiğine uygulanmasıdır. Strateji düzenli, sürekli, derinlemesine ve uzun vadeli bir düşünmeyi ve akletmeyi gerekli görür. Stratejide duygusallığa, hayalciliğe, ihmale, vurdumduymazlığa, aymazlığa yer yoktur. Strateji kısa vadeli olmayıp uzun vadelidir. Hem kısa hem de uzun vadede olaylara etki eden/edecek olan bütün iç ve dış faktörleri göz önüne alır, almak zorundadır. Her an her şeyin değişebileceği olgusunu düşünür. Stratejide en az kayıpla en yüksek kazancı elde etmek asıldır.

    Stratejik akıl ve düşünme, tarihi tecrübeyi daima bir veri olarak gözönüne alır ve ondan yararlanır. Allah Kuran'da geçmiş toplumlarla ilgili değişik kıssaları, haberleri vermesinin bir hikmeti de onların başına gelenlerden gerekli dersi almak ve bir tecrübe kazanmaktır(12 Yusuf 3). Kuranı Kerim'de mücadelenin kanuniyetlerine ve Şeytanı güçlere karşı çizilen stratejilere ilişkin bolca veri(kıssa) bulunmaktadır. Müslümanların bu zenginliği, kıssaları, bu boyutu ile yeterince değerlendirdiklerini/ değerlendirebildiklerini söylemek zordur. Bunlara ya birer mucize ya da o toplumla, o zamanla ilgili birer olay olarak bakılıp geçilmektedir.

    Kuran'da Hz. Musa ile Firavun arasında ki mücadele birçok yerde anlatılır. Bu mücadele farklı stratejik boyutlara sahip olup bizzat Allah tarafından çizilmiş, Yüksek bir strateji olup yaklaşık 30-40 yıllık bir hazırlık devresini(Hz. Musa'nın Peygamber oluşuna kadar ki bir devre) içermektedir. Çizilen bu yüksek strateji bir seri halinde incelenecektir. Burada, bu stratejinin daha iyi anlaşılabilmesi için bir ön hazırlık anlamında genel bir kuvvetler analizi yapılacaktır.

    Firavun'un Ülkesinde Kuvvetlerin Analizi

    Hz. Musa'ya Allah tarafından yüklenen görevi, bunu yerine getirirken karşılaştığı sıkıntıları, kullandığı mücadele vasıtalarını ve de bizzat Allah tarafından çizilen yüksek stratejiyi anlamak için Firavun'un ülkesinde ki insan unsurlarını ve hayat tarzını genel hatları ile incelemekte fayda vardır.

    Hz. Musa'nın doğup büyüdüğü dönemde Mısır'da iki ana halk kesimi vardır: 1-Mısır'ın yerli halkı, 2- Köle olarak çalıştırılan İsrail oğulları. İsrail oğulları yaklaşık 200-300 yıl gibi bir zaman diliminde Mısır'da köle olarak en ağır ve pis işlerde çalıştırılmışlardır. Köle olarak çalıştırılmış olmanın meydana getirdiği çok özel bir psikolojik yapıya sahipler. Hayatın zorluklarını göğüslemeye ve özgür olmaya hazır değiller. Yıllarca zulüm altında yaşamış olmanın şuur altına yerleştirdiği bir korku vardır. Bundan dolayı Hz. Musa'nın davetine( bir grup genç müstesna) olumlu bir tepki vermemişlerdir.

    Mısır'da etkinlik bakımından var olan insan unsurunu aşağıda ki gibi tasnif edebiliriz:

    • Hz. Musa ve Kardeşi Harun

    • Firavun

    • Firavun'un Refahtan Şımarıp Azan Önde Gelen Çevresi

    • Bilgin Büyücüler

    • Firavun Ailesinden Olup İmanını Gizleyen Etkin Biri

    • İsrail Oğullarından Bir Grup Genç.

    Firavun Kuran'da Firavun'un ruh hali, psikolojisi, değişik sürelerde genel hatları ile ortaya konulmaktadır. Firavun'un en temel özelliği, ölçüyü aşan, azgın, zorba bir müstekbir olmuş olmasıdır(28 Kasas 4, 39; 29 Ankebut 39; 43 Zuhruf 54; 44 Duhan 31; 23 Muminun 46, 56; 20 Taha 24, 43; 89 Fecr 11). Bunun yanı sıra Firavun, bir fesatçı (10 Yunus 91;28 Kasas 4), Allah'ın ayetlerini yalanlayan bir yalancı(25 Furkan 36; 79 Naziat 21), halkını fırkalara bölerek yöneten bir bölücü(28 Kasas 4,29 Ankebut 41), halkına tuzak kuran bir hilekar(40 Mümin 37, 45-52), yapıp ettiği her türlü kötülüğü güzel, cazip gören, kendini beğenmiş, gözü dönmüş, basireti bağlanmış kalbi paslanıp mühürlenmiş bir mütekkebir(40 Mümin 37, 45-52; Lokman 7; 3 İmran 13), halkını doğru yola yönettiğini sanan bir saptırıcı(40 Mümin 29, 20 Taha 79), ateşe çağıran bir önderdir( 11 Hud 97-98 28 Kasas 41-42). Mısırın Rabbi(79 Naziat 24-26) ve İlahi(28 Kasas 38 26 Şuara 23, 29) olduğuna inanmakta ve gücüne tapmaktadır (28 Kasas 38 40 Mümin 36-37).

    Firavun'un Refahtan Şımarıp Azan Önde Gelen Çevresi

    Bu özelliklere sahip bir zalimin çevresi de buna göre şekillenmiştir. Firavun'un çevresi Kuran'ın tabiri ile Refahtan şımarıp azmış' olanlardan meydana gelmektedir( 7Araf 109, 89 Fecr 11-14). Refahtan şımarıp azmış olan bu zorbalar, zalimler grubu, insanları Allah'ın ayetlerinden engellemekte, azgınlık yolunu benimsemekte ve doğru yola karşı çıkmaktadırlar(7 Araf 146, 23 Muminun 46, 28 Kasas 39, 29 Ankebut39). Yanılgı içerisinde olup tıpkı Firavun gibi bunlar da insanları ateşe çağırmaktalar(28 Kasas 36, 41-42, 28 Kasas 8) ve kendi halklarını küçümsemekteler, onlara değer vermemekteler(43 Zuhruf 54). Firavunun emrine körü körüne tabi olmakta, her türlü yalan yanlış düşünce ve davranışını desteklemekte ve alkışlamaktalar(11 Hud 97). Aşırı bir mala ve mülke sahipler(10 yunus 88). Dünyada sahip oldukları tüm bu imkanlara karşılık Allah katında uğursuzlar, değersizler(7 Araf 131).

    Refahtan şımarıp azan bu önde gelen çevre, Hz. Musa'nın söylemlerinde ki hikmet, derinlik ve de mucizeleri ile ilgili tefekkür etmemekteler. Bazı mucizelerin kimyasal hileler olduğunu ispat etme gayreti içerisindeler. Hz. Musa'nın söylem tarzı ile sahip oldukları imkanları kaybedeceklerini anladıklarından dolayı Firavun'u Hz. Musa'ya karşı Mısırdan bizi çıkarması(7 Araf 109-112,127; 20 Taha 57-67), seni ve ilahlarını terketmesi ve dininizi değiştirmesi(7 Araf 109-112,127; 40 mümin26) ve atalarımızın yolundan çevirmek için mi(10 Yunus 78 2 Bakara 90-91) onu serbest bırakacaksın' tarzındaki ifadelerle tahrik etmekte ve Musa'nın öldürülmesini istemekteler. Böylece Firavun'un daha da çok hata yapmasını sağlamaktalar. Buna karşılık Firavun da çevresini bu sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor' diyerek tahrik etmektedir(26 Şuara 34-35). Bu karşılıklı tahrik, gerçeğin görülmesini engellemekte Firavun ve çevresinin hata üzerine hata yapmasına sebep olmaktadır.

    Zalimlerin Yardımcıları: Bilgin -Büyücüler

    Kuran'ın Hz. Musa ile Firavun'un mücadelesini anlatan ayetlerin incelenmesinden Mısırda revaçta olan çok önemli işlerden biri de büyücülük, sihir olduğu anlaşılmaktadır. Mısır halkı içerisinde bu işle uğraşanlar var ve halk bunu bir güç ve kuvvet unsuru olarak görmektedir. Hz. Musa'ya verilen mucizelerden birinin, asasının yılana dönüşmesi', büyücülerin sıkça kullandığı gösterilerden biri ile ilgili olmuş olması, büyücülüğün Mısır'da etkin olduğunun bir ölçüsü olarak kabul edilebilir(7 Araf 112-114, 10 Yunus 79-81, 20 Taha 60-69, 26 Şuara 41-42). Firavun ve şımarıp azan önde gelen çevresi, Hz. Musa'yı büyücü olarak gördükleri için ülkede ki tüm büyücüleri toplayıp Hz. Musa ile mücadele etmelerini sağlarlar. Firavun'un bilgin büyücülerinin, Hz. Musa ile yapacakları mücadelede başarılı olduklarında Firavun'un indinde belli bir konum, makam, güç talebinde bulunmuş olmaları(7 Araf 112-114, 20 Taha 64, 26 Şuara 41-42) , büyücülüğün aynı zamanda gelir getiren bir meslek olarak da kabul edildiği anlamına gelebilir.

    Firavun'un bilgin büyücüleri, Hz. Musa ile hesaplaşmadan önce ki tavırları ile hesaplaştıktan sonra ki tavırları arasında ki fark, sihirbazların belli bir bilgi düzeyine sahip olduklarını göstermektedir. Hz. Musa'nın asasının sihirbazların yere attıkları asaları toplayıp yutması, Büyücüleri düşündürmüş, kendi yaptıkları ile Hz. Musa'nın yaptıkları arasında ki mahiyet farkını görerek Hz. Musa'nın gücünün kaynağını idrak ederek iman etmişlerdir(7 Araf 121-123).

    Bu iman etme olayı üzerine Firavun'un kendilerini ölümle tehdit etmesi karşısında büyük bir kararlılık örneği vererek Firavun'a karşı çıkmışlar ve Hz. Musa'nın yanında yer alarak Firavun'un cephesinde ilk ve önemli bir kırılmayı meydana getirmişlerdir. Firavun'un "Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim.»(7 Araf 123-124) tehdidine karşı; Bilgin büyücülerin "«Biz de şüphesiz Rabbimize döneceğiz» Rabbimizin ayetlerine inanmamızdan başka bir nedenle bizden intikam almıyorsun. «Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi Müslümanlar olarak öldür.» (7 Araf 125-126) ve «Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla 'tercih edip-seçmeyiz'. Neyde hükmünü yürütebileceksen, durmaksızın hükmünü yürüt; sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin.»( 20 Taha 72) diyerek meydan okumaları, bir davaya iman etmiş olanlar için örnek ve ders alınması gereken bir tavırdır.

    Firavunun Akrabasından Olup İmanının Gizleyen Adam

    Bu şahıs hakkında Kuran'da fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Hz. Musa ile Firavun arasında ki mücadelede Firavun ve çevresinin Hz. Musa'yı öldürmeye karar vermesi anında devreye girmiş, Firavun ve çevresinin iradesini çözecek tarzda büyük bir psikolojik savaş yürütmüştür( 40 Mümin 26-35). Yaptığı konuşmada geçmiş kavimlerin başına gelenlere atıfta bulunmuş olması çok derin bir bilgi birikime sahip olduğunu göstermektedir.

    Sonuç: Helaki Hak Eden Ülkelerde Yönetimler Fesatçıdır

    Bir ülkede sınıfsal ayırım yapılıyor ve bir kesim lüks ve israf içerisinde yaşarken diğer bir kesim fakru zaruret içinde yaşıyorsa, mustazaflar eziliyor, zulme uğruyor ve zulüm gittikçe katmerleşiyorsa o ülkenin ayakta durması ve yaşaması mümkün değildir.

    O ülke de eşik seviye aşılmış, ilahi kanuniyetin vuku bulması hak olmuştur:

    "Biz, bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' emrederiz, böylelikle onlar onda bozgunculuk çıkarırlar.

    Artık onun üzerine söz hak olur da, onu kökünden darmadağın ederiz."(17 İsra 16).


+ Cevap Ver

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254