+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Herkes Amelinin Karşılığını Görecek

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Herkes Amelinin Karşılığını Görecek Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Herkes Amelinin Karşılığını Görecek Herkes Amelinin Karşılığını Görecek Sonuncu cümlelere yaklaşıyoruz: (Yâ ibâdî, innemâ hiye a'mâlüküm ühsîhâ leküm, sümme üveffîküm iyyâhâ; femen vecede hayran felyahmedillâh, ve men vecede gayra zâlike felâ yelûmenne illâ nefsehû.) Bu çok mühim bir cümle. Hepsi mühim ama bu son cümle hiç kulağımızdan çıkmamalı, aklımıza yazılmalı, ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.109
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart Herkes Amelinin Karşılığını Görecek

    Herkes Amelinin Karşılığını Görecek

    Sonuncu cümlelere yaklaşıyoruz:

    (Yâ ibâdî, innemâ hiye a'mâlüküm ühsîhâ leküm, sümme üveffîküm iyyâhâ; femen vecede hayran felyahmedillâh, ve men vecede gayra zâlike felâ yelûmenne illâ nefsehû.)
    Bu çok mühim bir cümle. Hepsi mühim ama bu son cümle hiç kulağımızdan çıkmamalı, aklımıza yazılmalı, gözümüzün önünde dâimâ durmalı, gözümüzün önünden gitmemeli!..
    Ne buyuruyor Rabbimiz: (Yâ ibâdî) "Ey benim kullarım, (innemâ hiye a'mâlüküm ühsîhâ leküm,) sizin bu işlediğiniz amelleri ben tesbit ediyorum, hıfzediyorum, muhafaza ediyorum, kaydediyorum." Hayır işlemişsiniz, şer işlemişsiniz, zekât vermişsiniz, namaz kılmışsınız, içki içmişsiniz, hırsızlık yapmışsınız, rüşvet almış vermişsiniz; ne yapmışsanız ben sizin bu amellerinizi yazdırıyorum, tesbit ettiriyorum, muhafaza ediyorum. Bunlar bir yerde hesabı sorulmak üzere kaydediliyor.
    (Sümme üveffîküm iyyâhâ) "Sonra ben bu amellerinizin karşılığını size göstereceğim. Bu yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz. Ne yapmışsanız onun karşılığını vereceğim. O karşılık, iyi şey yapmışsanız mükâfat, kötü şey yapmışsanız, ceza... Onu vereceğim.
    (Femen vecede hayran felyahmedillâh) O halde benim huzurumda, benden dünyada ahirette bir hayır bir gören kimse, bir hayırla karşılaşan kimse hamd etsin, 'Elhamdü lillâh, çok şükür yâ Rabbi!' desin. (Ve men vecede gayra zâlike) Amma bir hayra erememiş de cezaya çarpılmış, mahvolmuş, kahrolmuşsa, belâsını bulmuşsa, ceheneme atılmışsa, yanmışsa; (felâ yelûmenne illâ nefsehû) kimseyi kınamasın, ancak kendisini kınasın!"

    Neden kendisini kınayacak, kimseye suç atmayacak?.. Çünkü kendisi dünyada serbest idi. İsteseydi salih bir kul olurdu, takvâ ehli bir kul olurdu. İstemedi, çeşitli sebeplerden şaşırdı, sapıttı, şeytana uydu, nefsine uydu, yanlış düşündü, yanlış işler yaptı; kendi saçını başını yolsun, kendi bağrını yırtsın, tırnaklarıyla yüzünü tırmıklasın, ağlasın, feryad ettin, kendi başını taştan taşa çalsın... Neden?.. Kendisi yaptı, ettiğini buldu, başka bir şey yok.
    Allah-u Teàlâ Hazretleri hadis-i kudsîlerle, peygamberlerle, indirmiş olduğu mukaddes kitaplarla hesap olduğunu, ahiret olduğunu, bu dünyada edilenlerin karşılığının bir gün verileceğini ihbar edip, ihtar edip duruyor. İhbar, ihbar, ihbar; hatırlatma, hatırlatma, hatırlatma; nasihat, nasihat, nasihat... bildiriyor.
    Şimdi insanlar bunları rahat rahat duyuyorlar. Bize de Allah bu imkânları vermiş, uzak diyarlardan da olsa -- meselâ şu anda Almanya'dan konuşuyorum-- türlü türlü imkânlarla, cihazlarla konuşuyoruz. Allah'ın emirlerini, Peygamberimizin hadis-i şeriflerini sizlere duyuruyoruz. Şimdi herkes bunları duyuyor. Bu iletişim çağında dünya üzerinde bunları duymayan kalmadı. İyiyi kötüyü, sevabı günahı, İslâm'ı küfrü bilmeyen kalmadı.
    Ben nereyi gezdiysem, orada tebliğde bulunan, İslâm'ı anlatan merkezler, insanlar, o dilde yazılmış kitaplar gördüm, açılmış okullar gördüm. Artık dünyanın her yerine insanlar gidebiliyor. Meselâ, bir zamanlar savaş ettikleri ülkelere de, sulh olduğu için, kalkıp pasaportlarını alıp gidiyorlar, çalışmalar yapıyorlar.

    Şu Almanya'yı bilseniz, her şehrinde cami var, her kasabasında cami var; gidiyoruz, namazımızı kılıyoruz. Vakit namazlarını kılabilirsiniz, kaç tane cami var... Evet kiliseler kadar çok değil, kiliseler kadar görkemli değil, büyük binalar değil, zengin değil ama Allah'ın emri, o da bir imtihan: Görkemliye mi kapılacak insan, yoksa mütevâzi de olsa hakkı mı anlayacak?.. O da Allah'ın bir imtihanı... Yâni gösterişli değil, gerçek alımlı, gösterişli, pırıl pırıl değil, albenisi yok... Gerçeği insan kendisi anlayacak: "Bu gerçek, doğru; şu yanlış... Şu süslü püslü ama, yanlış; bu hiç öyle alımlı değil ama, doğru olan bu!" diye doğrusunu insan anlayacak.
    En son cümle insanın tüylerini diken diken eder. Hattâ bunu duvara cümle halinde yazalım: "Ey kullarım! Sizin bu yaptığınız ameller neyse, ben alemlerin Rabbi olarak onların hepsini hıfzediyorum, tesbit ediyorum. Hepsi belli, hepsi kayıtlı... Sonra bunların karşılığını size vereceğim. Hayra eren Allah'a hamd etsin, 'Yâ Rabbi beni kahrına uğratmadın, hayrına, lütfuna mazhar ettin, rahmetine erdirdin, cennetine dahil eyledin, nimetlerine gark eyledin, cemâlinle müşerref eyledin!' diye şükretsin dursun. Amma cehenneme atılan, cezasını, belâsını bulan da kendisinden gayrisini kınamasın. Kendisi etti, kendisi dünyadaki fırsatı kaçırdı, hitabı anlamadı, inada düştü, rekabete düştü, işin ehemmiyetini kavrayamadı. İlâhî gerçekleri Allah'ın rızasına uygun bir şekilde algılayamadı, Allah'ın rızasına uygun işleri yapamadı."

    Benim bu sözlerim tüm insanlara yönelik... Sadece Türkiye müslümanlarına, Türkiye'nin halkına, yöneticilerine değil; Amerika'daki ve dünyanın her yerindeki insanların hepsine yönelik bu hadis-i kudsî... Bunun anlamı herkese, din adamlarına, kilise adamlarına, papazlara, hahamlara, yöneticilere, askerlere, halklara, münevverlere, herkese...
    Bir çok insan taassub gösteriyor, eski bir dine bağlanmış, orda devam ediyor. Etsin bakalım... Hatâlı yolda gidiyor. Gitsin bakalım... Kendisinden gayrisini sonra kınamasın, çünkü kendisi yaptı, akıbetini kendisi hazırladı.
    Aziz ve muhterem kardeşlerim, bu çok önemli, bu çok mühim, buna çok dikkat edelim! Dâimâ kendimizi kontrol edelim, aklımızı kullanalım, ahireti kaybetmemeğe çalışalım! Alemlerin Rabbinin rızasını kazanmağa gayret edelim! Allah'ın rızasının olmadığı yerden, işten, yoldan, düşünceden, fikirden, inançtan, her şeyden uzaklaşalım! Allah'ın rızası olan şeyi arayıp bulalım! Çünkü en önemlisi o...

    İnsanlar faydasını sağlamak için, geçimini sağlamak için, kazanç bulmak için denizlerin altına iniyorlar, dalgıçlar denizlerin altında batık gemileri arıyorlar... Yerin içini deliyorlar, tedkikler yapıyorlar, madenler çıkartıyorlar... Fezalara füzeler atıyorlar, Ay'a ve diğer gök cisimlerine gidiyorlar. Bunların hepsi menfaat için... Menfaat için kurulmuş düzenlere yapılan masrafları göz önüne getirin; insan kendisinin menfaatini sağlamak için ne kadar muazzam çalışmalar yapıyor. Ne yapacak?.. Asıl menfaatini, en büyük menfaatini, ahiret menfaatini, ebedî saadetini de düşünecek ve yanlış iş yapmaktan uzak duracak. Bundan başka bir çaresi yok!..
    Peki sonradan bir insan dese ki ahirette:
    "--Yâ Rabbi, ben bunları bilmiyordum, hiç kulağıma gelmedi."
    Bu mazeret değil, insanın araması lâzımdı. İlkönce boşluğu hissetmesi lâzımdı. "Ben neyim, beni kim yarattı?.. Doğanlar nerden geliyor, ölenler nereye gidiyor?.. Bu hayatın anlamı nedir?.." diye bütün insanların sorduğu bu ezelî meseleleri soracaktı. Amazon ormanlarında, medeniyetin hiç ulaşmadığı bir köyde bile doğmuş olsa; Himalaya dağlarının tepesinde, medeniyetten hiç haberi olmayan bir yerde bile dünyaya gelmiş olsa, Allah'ın varlığını aklıyla bulacaktı. "Beni yaratan kim?" diye Rabbine kulluk edecekti, iyi yolu bulacaktı.
    Tabii, münevver olunca, okuyunca, muhtelif dilleri öğreniyor, tahsil yapıyor, o zaman da yaradanını arayacaktı. Din konusu en önemli konudur diye bilicekti, üzerine düşecekti. Doğruyu bulacaktı, öyle yalan yanlış şeylere, elle yapılmış sembollere, putlara, tâgutlara tapmayacaktı. Nefsin, şeytanın arzusuna uyup da yanlış yollara gitmeyecekti. Zulüm yapmayacaktı, iyi bir ömür geçirecekti. Geçiremedi, cezasını çekecek!..

    Amma Allah-u Teàlâ Hazretleri, böyle hiç bir şey bilmez şekilde insanları ahirete göndermiyor. Hepsine dünyadayken de bunları hatırlatıyor. İşte böyle benim gibi bir gariban hoca çıkıyor, radyolarla, televizyonlarla bir hadis-i kudsîyi altmış milyona, Türkçe bilen şu kadar insana anlatıyor. Sonra bunlar bazan başka dillere çevriliyor, İngilizceye, Almancaya, Fransızcaya; onlar da duyuyorlar. Hattâ kendileri din adamlarını gönderiyorlar, siyaset adamlarını gönderiyorlar, "Türklerin kültürü nedir, inancı nedir?" diye araştırmalar yapıyorlar.
    Geçen gün televizyonda vardı. Bir Alman televizyonu bizim hacıların, umrecilerin Hicaz'da ne yaptıklarını, nasıl abdest aldıklarını, nerelerde yattıklarını, hepsini teferruatlı olarak yarım saat, kırkbeş dakika anlattı. Her şeyi biliyorlar, her şeyi inceliyorlar. O halde incelediklerine göre ne yapmaları gerektiğini kendileri düşünecek.

    Bizim bu tebliğlerimiz, irşadlarımız, yâni anlatmalarımız bize fayda sağlar. Neden?.. Allah'ın emirlerini duyuruyoruz. Fakat asıl kişiler kendileri istifade etsin diyedir. Yâni bizim faydamız bundan nedir? Biz dinimize hizmet ediyoruz diye seviniyoruz, mutlu oluyoruz. Yoksa falanca insanın müslüman olmasının faydası kendisinedir. Allah'a da bir fayda ve zarar vermeleri bahis konusu değildir, faydası kendisine olacak. Biz onlardan da bir şey istemiyoruz, yeter ki Allah'ın sevdiği yola girsinler iyi kullar olsunlar.
    Bu çok önemli bir konu oldu bugün. Peygamber Efendimiz'in tebliği böylece fezalarda radyo dalgalarıyla dalgalanmış, bütün insanlara söylenmiş oldu.
    Allah-u Teàlâ Hazretleri duyduklarımızı anlamak, anladıklarımızı uygulamak, rızasına bulmak ve iki cihan saadetine ermek nimetine cümlemizi erdirsin... Şaşıranları doğru yola sevk eylesin... Gözü kapalı olanların gözlerini açsın, gönülleri paslı olanların gönüllerinin pasını izâle eylesin...


+ Cevap Ver

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349