+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Evliyanın makamları

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Evliyanın makamları Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Evliyanın makamları Ey kardeşim, bilmiş ol ki, evliyanın dört ma- f kamı vardır. Bunlar: a- Hilâfet-i nübüvvet, b- Hilâfet-i risâlet, c- Hilâfet-i ülü'l-azm, d- Hilâfet-i ülü'l-ıstıfadır. Birinci makam âlimlere, ikincisi velîlere, üçüncüsü evtada,85 dördüncüsü kutublara86 aittir. Velîler içinde nebîlerin, resullerin, ülü'l-azm ve ülü'l-ıstıfaların makamına geçenler vardır. Velîler iki gruptur: 1-Maslahat-ı ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.109
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart Evliyanın makamları

    Ey kardeşim, bilmiş ol ki, evliyanın dört ma- f kamı vardır. Bunlar:
    a- Hilâfet-i nübüvvet,
    b- Hilâfet-i risâlet,
    c- Hilâfet-i ülü'l-azm,
    d- Hilâfet-i ülü'l-ıstıfadır.
    Birinci makam âlimlere, ikincisi velîlere, üçüncüsü evtada,85 dördüncüsü kutublara86 aittir.
    Velîler içinde nebîlerin, resullerin, ülü'l-azm ve ülü'l-ıstıfaların makamına geçenler vardır. Velîler iki gruptur:
    1-Maslahat-ı diniyede tasarruf ve velayet sahibi olanlar.
    85 Ricâlullahtan bir gruba verilen isim.
    86 Birçok müslümanın kendisine bağlandığı evliyaullah-tan zamanın en büyük mürşidi.
    102
    2- Bilkuvve velayet tasarrufu olmayıp, velayetin tasarrufundan hâsıl olan tasarrufa sahip olanlar.
    Eğer, "Velayet tasarrufu olmayan kimse nasıl velî olabilir?" denilirse, cevaben deriz ki: Onun Allah Teâlâ'nın bütün işlerini üstlendiği kimse anlamında velî olması mümkündür.
    Bu velî gerçek velîdir. O ancak Hak Teâlâ ile duyar, görür ve konuşur. O mahbûbiyet âle-mindedir. Buna işaretle, "...Ben sevdiğim kulumun kulağı ve gözü olurum..."87 buyurulmuş-
    tur.
    Böyle bir velînin halka mürebbi olması uygun değildir. Çünkü o, Hakk'a teslim olmuş ve ihtiyarı elinden alınmış, yani kendi isteğiyle hareket edemeyen bir kimsedir. İhtiyarı elinden alınan kimsenin başkalarına mürebbi olması uygun olmaz. Zira bir kimsenin başkalarında tasarruf edebilmesi için önce kendi nefsinde ta-87 Hadisin tahrici için bk. s. 88. 103
    ?'
    sarruf edebilmesi gerekir. Bu velî Allah aşkıyla meczub olduğundan başkası üzerinde tasarrufa yetkili değildir. Dinimizde ve uygulamada da ; bu böyle olup ancak kendi nefsi üzerinde velayeti sabit olan kişinin başkasına velayeti muteberdir. Akıl baliğ olmayan çocuğun kendine ve- . lâyeti olmadığı için başkası üzerine de velayeti olamaz.
    Hakk'a teslim olmuş olan bu meczub velî, ; çocuk mesabesindedir. O, sevgililer sevgilisi Allah Teâlâ'nın terbiyesi altındadır ve rubû-biyyetin ikramı olan sütü emmektedir. Nitekim bir haberde Allah Teâlâ'nın şöyle buyurduğu bildirilmiştir, "Onlar çocuk gibidirler; onları irademizin terbiyesi altına aldık. Bizim ikramımız olan sütle beslenmektedirler."
    Diğer gruba dahil olan velîye gelince, onun halka mürebbi olması uygundur. Çünkü o kendisine velayet hakkı tanınan, ergin kişi mesabesindedir. Kendi nefsi üzerine velayeti sabit ¦olan kimsenin başkaları üzerine de velayeti
    104
    vardır. Dinimizde de bu böyledir. Nitekim şeriatta caiz olan bir şey hakikatte de caizdir. Şeriat ile hakikati birbirinden ayırmak küfür ve zındıklıktır.
    Mahbûbiyyet makamında olan meczub velînin misali, çölde gözü kapalı yürüyen bir kimseye benzer ki o, ayak basacak yeri ve nereye gittiğini bilmez. Yol bitip istediği yere erince, ona nerelerden geçip geldiğini soracak olsalar, bu hususta sadre şifa olacak bir şey bilmediğini söyler.
    Çölde gözü kapalı yürüyen kişinin başkasına kılavuz olması nasıl doğru olmazsa, meczub velînin de âhiret yolculuğunda başkalarına rehberlik etmesi doğru değildir.
    Çölü gözleri açık bir şekilde aşan ve çöl yolunu, oradaki duraklan, oranın iniş çıkışlarını karış karış bilen kimsenin öncü olması nasıl daha uygun olursa, marifet yolunu gözleri açık
    105
    yürüyen kişinin de âhirete giden yolda rehberlik etmesi hikmete daha uygundur.
    Kalplerin kâşifi "lâ ilahe illallah", ruhların kâşifi "Allah", sırların kâşifi "hüve"dir. Çünkü "lâ ilahe illallah" kalplere, "Allah" ruhlara, "hüve" sırlara kuvvet ve mıknatıstır.
    Kalp, ruh ve sır bir kutuya saklanmış sedefteki inci gibidirler. Veya evde kafes içinde olan kuşa benzerler. Kutu ve ev kalp mesabesinde-dirler. Sedef ve kafes ruha, inci ile kuş sırra benzerler.
    Eve varmadıkça kafese, kafese varmadıkça kuşa ulaşamayacağın gibi kalbe ulaşmadıkça ruha, ruha ulaşmadıkça sırra eremezsin. Öyleyse sen eve ulaştığında kalpler âlemine, kafese vardığın zaman ruhlar âlemine, kuşa kavuştuğun zaman sırlar âlemine ermişsin demektir.
    106
    O halde sen kalbinin kapısını "lâ ilahe illallah" anahtarıyla, ruhunun kapısını "Allah" anah-tarıyla, sırrının kapısını "hüve" anahtarıyla aç.
    Sır kuşunun yaşaması için "hüve" demeye devam et. Çünkü bu lafız bu kuşun gücünü artırır.
    Ey kardeşim, bilmiş ol ki, kalbin eve, ruhun kafese, sırrın kuşa benzetilmesi mecazi bir teşbihtir. Zira birtakım ulvî hakikatler teşbih yoluyla idrake yaklaştırılır.
    Kalpler âleminden yürümeden ruhlar âlemine, ruhlar âleminden geçmeden sırlar âlemine varmak mümkün değildir.
    Sırlar âlemi ruhlar âleminden, ruhlar âlemi de kalpler âleminden büyük olup bunlar iç içe geçmiş üç daireye benzer. En büyük daire sırlar âlemini, orta daire ruhlar âlemini, küçük daire kalpler âlemini oluşturur.
    Kalpler âleminin ruhlar âleminden daha küçük olması, onun gayb ve şehâdet âlemlerine
    107
    ruhlar âleminden daha yakın oluşundandır. Ruhlar âleminin sırlar âleminden daha küçük oluşu ise onun âlem-i eşbaha (maddî varlıklar ve bedenler âlemi) daha yakın oluşu sebebiyledir. Çünkü âlem-i eşbah sıkıntı, zahmet ve meşakkat yeridir.
    Öyleyse gayb ve şehâdet âlemlerine yakın olan her şey küçülmekte, sırlar âlemine yaklaşan her şey büyümektedir.
    Allah için itiraf et kardeşim, şu semada bir yıldızın, şu deryada bir damla suyun var mı? Elbette yok! Buna mukabil azgın nefsin ve beşerî enaniyetin var. Dışın bile, elini cebinden çıkarsan görünmeyecek kadar kapkara.
    Ey dost, nefis âleminden kalp âlemine, beşeriyet âleminden ruh âlemine, tabiat âleminden sır âlemine çık. Vücudun karanlıklarından sıyrıl. İşte o zaman gözlerin görmediğini görür, kulakların duymadığını duyar ve, "Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için hazırlanan şeyleri hiç
    108
    kimse bilemez"^ âyetinin sırrına mazhar olursun.
    Tabiat, beşeriyet ve nefis âlemleri, âlem-i adi (kâfirler) için çok derin bir çukurdur. Kalp, ruh ve sır âlemleri ise âlem-i fazi (müminler) için kat kat yükselen derecelerdir.
    Nefs âlemi âsilerin, beşeriyet âlemi kâfirlerin, tabiat âlemi de münafıkların derekesidir. Nitekim âyette, "Şüphesiz münafıklar cehennemin en aşağı katındadırlar"89 buyurulmuştur.
    Kalp âlemi Hakk'a mürid olanların, ruh âlemi sıddîkların, sır âlemi ise iradesinden soyunmuş, Allah'a yönelmiş olan müridin mi'racıdır.
    Sen bunu şu şekilde de söyleyebilirsin. Kalp âlemi yolun başında olanların, ruh âlemi yolun yarısını biraz geçmiş olanların, sır âlemi son noktaya varanların mi'racıdır.
    88 Secde 32/17.
    89 Nisa 4/145.
    109
    Bir diğer ifadeyle kalp âlemi tövbekarların, ruh âlemi Allah'ı sevenlerin, sır âlemi ariflerin mi'racıdır.
    Ey kardeşim nefis, tabiat ve beşeriyetin çukurundan çıkmadıkça, ulvî âlemlere ulaşamaz, Hak Teâlâ'ya kavuşamazsın.



+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349