+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Hidayet nurunun misali

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Hidayet nurunun misali Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Hidayet nurunun misali Bir hadiste şöyle buyurulmuştur. "Allah , Teâlâ insanları zulmet içinde karanlıkta yaratıp, onların üzerlerine nurundan serpti. O nurun isabet ettiği kimseler hidayet buldu, isabet etmediği kimseler dalâlette kaldı."55 Şüphesiz Allah Teâlâ insanları adaletli bir şekilde yarattıktan sonra onların üzerine fazilet nurunu saçmıştır, işte bu nurun dokunmuş olduğu ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.109
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart Hidayet nurunun misali

    Bir hadiste şöyle buyurulmuştur. "Allah , Teâlâ insanları zulmet içinde karanlıkta yaratıp, onların üzerlerine nurundan serpti. O nurun isabet ettiği kimseler hidayet buldu, isabet etmediği kimseler dalâlette kaldı."55
    Şüphesiz Allah Teâlâ insanları adaletli bir şekilde yarattıktan sonra onların üzerine fazilet nurunu saçmıştır, işte bu nurun dokunmuş olduğu kimseler cennetlik; dokunmadığı kimseler cehennemlik oldu.
    Bu nur, suret ve eşyada yansıyan bir ışık olmayıp, insanların kalplerine ve ruhlarına yayılan hidayet nurudur. Bu konuda âyette şöyle
    buyurulmuştur:
    55 Müslim, İmân, 18; Tirmizî, imân, 18; Ahmed, Müsned,
    2/176, 197; Hâkim, Müstedrek, 1/30; ibn Ebû Âsim,
    Kitâbü's-Sünne, nr. 243, 244.
    65
    "Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun -müminlerin kalplerindeki- nuru, içinde lamba bulunan bir kandile benzer. O lamba cam fâ- > nus içindedir; cam ise sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. O, ne doğuya, ne batıya mensup olan mübarek bir zeytin ağacının yağından yakılır. Ateş değmese bile neredeyse yağın kendisi aydınlatacak bir durumdadır. O, nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. Allah insanlara misaller verir. O her şeyi bilendir."55 Kandil, senin beşeriyetin; lamba, tevhid nurun, cam ise kalbin yerindedir. Kandilin beşeriyete benzetilmesi yoğunluk ve kapalılık sebebiyledir ki, kapalı yer karanlık olur. Karanlıktaki' lamba daha fazla ışık verir, aydınlığı daha çok kendini gösterir.
    Tevhid nurunun, lambanın ışığına benzetilmesi içeriyi ve dışarıyı aydınlatması nedeniyledir. Kalbin ise cama benzetimesi, camın şeffaf
    56 Nûr 24/35.
    ve latif olmasındandır. İçinde ışık bulunan cam fanus nasıl her yeri aydınlatıyorsa, aynı şekilde kalp de içindeki tevhid nuruyla diğer uzuvlara ışık verir, aydınlatır. Resûlullah Efendimiz (s.a.v), kalpte bulunun bir şeyin diğer azalara sirayet ettiğini ifade için,
    "Kalbinde huşu olan kimsenin diğer uzuvları de huşu (huzur) içinde olur"57 buyurmuştur. Yine camın inci gibi bir yıldıza benzetilmesi onun ışık yaymasına ve parıldamasına; bu yıldızın inci gibi oluşu cevherinin saflığına, parlaklığının ziyadeliğine işarettir.
    Doğuya ve batıya nisbet edilemeyen zeytin ağacından bahsedilmesi, onun üstün nitelikli saf yağa sahip oluşu ve iyi yanmasından ötürüdür. Tevhid ağacı-da böyle olup doğuya ve batıya nisbet edilemez. Yani o, putperestlik, Ya-
    57 Bk. Hakîm et-Tirmizî, Nevâdirü'l-Usûl, 2/344; İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, 2/190, nr. 7; Süyûtî, Câmiu's-Sa-gîr, nr. 7447.
    67
    66
    hudilik, Hıristiyanlık, Dehriyye, Müşebbihe, Ka-deriyye, Mu'tezile, Cebriyye gibi birtakım fırkalara ait bir şey olmayıp, yüce İslâm dinine özgü olup bütün kâinatı saran bir şeydir.
    Zeytin ağacının doğuda ve batıda bulunmaması demek, tevhid ağacının semavî, arzî, arşî, ferşî, ulvî veya süflî olmaması demektir. Tevhid nuruyla aydınlanan kalp; halktan ayrılıp, büyük bir istekle Hakk'a doğru uçmaktadır. Bu da onun halktan ayrı, Hak ile beraber olduğu mânasını taşır.
    Yine bu ağacın [tevhid ağacı] doğuda veya batıda olmaması, tevhide ulaşan kimsenin, dünyayı, dünyevî şeyleri, âhiret ve onun nimetlerini istemeyip sadece Allah'ın cemâlini arzuladığı anlamına gelir.
    Bunu şu şekilde anlaman da mümkündür: Tevhid ehli mümin, cenneti arzulamaz, cehennemden korkmaz. Korku ona galip gelmediği için Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez. Ümit
    68
    ona üstün gelmediği için Allah'ın mekrinden (imtihanından) emin olmaz. Yani o, korku ile ümit arasındadır. Bu bakımdan mümin bir kimsenin korku veya ümidi tartıldığı takdirde, her ikisinin de birbirine eşit olduğu görülür.
    "Ateş değmese bile neredeyse yağın kendisi aydınlatacak" âyeti, bu yağın saflığını ve parlaklığını; "nur üstüne nurdur" ifadesi de yağın nurunun kandilin nuruna, kandilin nurunun da camın nuruna eklendiğini belirtir. Şüphesiz Allah Teâlâ dilediğini nuruna kavuşturur.
    Tevhid (birlik) güneşi varlık semasından senin kalp topraklarında parlayınca nefsanî arzuların söner, beşerî karanlıkların yırtılır.
    Bu konuya işaret olarak: "O gün yeryüzü, rabbinin nuruyla aydınlanır"5B buyurulmuştur. O günde, Allah'ın muhlis kullarının ve sair peygamberlerin kendilerine tâbi olan topluluklarla beraber "lâ ilahe illallah" bayrağı altında yürü-58 Zümer 39/69.
    69
    düklerini görürsün. Allah için söyle, senin onlar arasında yerin var mı? Veya onlar arasında atılmış bir adımın mevcut mu? :' Elbette hayır! Sen onlara uymak için bir adım dahi atmadın, kendi nefsini hiç kontrol etmedin. Bilakis ibadetlerinden nefsanî hazların kokusu yayılmaktadır. Halvetin kin ve garaz doludur. Zikrin nice gafletlerle karışmıştır. Her hâlinde edepsizlik kokmaktadır. Bilmem farkında mısın, namaz kılarken, "Ben yüzümü gökleri ve yeri yaratan Allah'a çevirdim" dediğin halde, O'ndan başkasına iltifat etmektesin. Bu halinle O'na mı yönelmiş oluyorsun? İbadet maksadıyla değil de, âdet olduğu üzere yeme ve içmeden elini çektiğin vakit, bu halin Allah için midir?
    Elbette ki değil! Bir hadis-i şerifte bu duruma şöyle dikkat çekilmiştir:
    "Nice oruç tutan kimse vardır ki, onun orucu ona açlık ve susuzluktan başka bir şey sağla-
    70
    maz. Nice gece kalkıp (gaflet içinde) namaz kılanlar vardır ki, onların namazından ellerinde kalan ancak uykusuzluk ve yorgunluktur."&
    Allah'a yemin ederim ki, yalnızca şekil ve söz kâfi değildir. Kur'ân-ı Kerîm'de, "Münafıklar sana gelince, 'Senin Allah'ın peygamberi olduğuna şehâdet ederiz' derler. Allah, senin kendisinin peygamberi olduğunu, bunun yanında münafıkların yalancı olduğunu bilir"&Q âyeti, bu hususu açıklar.
    Söz, ağacın yaprağıysa, kelime-i tevhid ağacın kendisidir. Güzel bir kelime güzel bir ağaç gibidir. Tasdik bu ağacın kökü, ihlâs gövdesi, ameller dalları, sözler yapraklarıdır. Nasıl ki bir ağacın en değersiz şeyi yapraklan ise, imanın en düşüğü de yalnızca sözle olanıdır. 59 Buhârî, Savm, 45; Müslim, Sıyâm, 9; Tirmizî, Savm,
    13; ibnMâce, Sıyâm, 24. so Münâfikûn 63/1-2.
    71
    Ey kardeşim, bilmiş ol ki, "lâ ilahe illallah" ağacı mutluluk ağacıdır. Eğer onu tasdik toprağına diker, ihlâs suyu ile sular, iyi amellerle korursan, onun kökleri tâ derinlere iner, gövdesi sağlamlaşır, yaprakları yeşillenir ve yenilmesi hoş meyveler bitirmeye başlar. Kur'ân-ı Ke-rîm'de buna işaretle şöyle buyurulmuştur:
    "Bak Allah hoş bir söz (kelime-i tevhid) hakkında nasıl bir misal yaptı. O, kökü yerin derinliklerinde iyice sabitleşmiş, dalları göğe doğru yükselmiş, -Rabbinin izniyle her zaman meyve veren- hoş bir ağaca benzer."^
    "Bu ağacın meyvesi nedir?" diye soracak olursan, sana derim ki; onun meyvesi kalbin uyanması, tövbe, zühd, iffet, tevekkül, teslimiyet, her şeyi Allah Teâlâ'ya ısmarlamak, batı nî ve ruhanî bütün güzel sıfatlar ile cismanî ve zahirî olan tüm iyi huylardır. 61 ibrahim 14/24-25.
    Bu ağaç Allah'ın izniyle her an meyvesini vermekte olup diğer ağaçlar altı ayda bir meyve verirler. Ayrıca bunun meyvesi ruhlar âleminin, diğerlerininki ise cisimler âleminin gıdasıdır. Biri mâna ve esrar âleminin, diğeri suret ve gölgeler âleminin besinidir.
    Tevhid ağacını yalan ve kötülük toprağına diker, riya ve nifak suyu ile sular, kötü ameller ve çirkin fiillerle onu korumaya kalkışır, ahdi bozmak ve emaneti zayi etmekle büyütmeye çalışırsan; onun üzerine vefasızlık suyu akar ve o, kötü söz ve hezeyan aşısıyla aşılanır. Böylece o ağacın meyveleri olumsuz bir şekilde etkilenir, yaprakları dökülür, gövdesi çürür, kökleri kopmaya başlar ve bir gün kader rüzgârı onu paramparça eder. Bu hale Kur'ân-ı Ke-rîm'de şöyle işaret edilir; "Yaptıkları her işi ele alırız da onu toz gibi yok ederiz." $2
    62 Furkân 25/23.
    73
    72
    Tevhid ağacının gölgesinde gölgelenen kimse zafer kazanmış, ondan uzak kalan kimse hüsranda katmıştır. Ona yapışan ebedî saadete erişmiş, tutunmayan azaba düşmüştür. Onun dallarından birine tutunan yüksek derecelere çıkmış, onu bırakan en alt derekelere yuvarlanmıştır.



+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349