Bir çok kimsenin merak ettiği hususlardan birisi de Hz. İsa (a.s.)'ın babasız dünyaya gelmiş olmasıdır. Bunu bazıları akılları­na sığıştıramıyor.Burada bizi yanıltan şey, meseleye bakış açımızdır. Yâni, Allah'ın yaptıklarıyla kendi yaptıklarımızı aynı kefeye koyarak mukayese ediyoruz. Bilmeliyiz ki, bizim için yapılması imkânsız olan şeylere Allah'ın OL demesi kâfidir. Aslında ba­basız meydana gelen sadece Hz. İsa (a.s.) değildir. Canlılar dün­yasında bunun pek çok misâlleri vardır. Arılar bunlardan sadece birisidir.Bilindiği gibi, her kovanda bir ana arı bulunur. Ve hayatın­da, bir defa çiftleşme uçuşuna çıkar. Bu uçuş sırasında en hızlı erkek arı ile çiftleşir ve ondan aldığı spermalar (erkek üreme hücreleri) bir kese içerisinde depo edilir. Kovana döndükten so­ra ana arı yumurtlamaya başlar. Yumurtalar, spermaların bulun­duğu kesenin yanından geçerler. Bu esnada bazı yumurtalar spermalar tarafından döllenir. Bazıları ise hiç döllenmeden çı­karlar. İşte döllenen yumurtalardan dişi arılar, sperma ile döl­lenmeyen yumurtalardan ise erkek arılar meydana gelir. Biz bu tip üremeye biyolojide "Partenogenetik üreme" diyoruz.İsa (a.s.)'ın babasız oluşunu, "aklımız almıyor" diye inkâr edersek, yeryüzünde her yıl milyarlarca babasız erkek arının meydana gelişini nasıl açıklayabiliriz.Bir başka örnek de yaprak bitleri (Afidler)'dir. İlkbaharda bazı bitkilerin yaprak ve tomurcuklarından özsu emerek yaşıyan bu böcekler çiftleşmeksizin (yani babasız olarak) yavrular do­ğururlar. Bu yavruların tamamı dişidir. Ancak sonbaharda er­keklerle çiftleşen böcekler doğurmayıp yumurtlarlar. Döllenmiş bu yumurtalardan ilk baharda dişi yavrular çıkar. Erkekler sade­ce sonbaharda hasıl olurlar.Su pireleri (Dafnialar) da belirli bir mevsimde partenogene­tik (yani babasız olarak) üreme gösterirler. Döllenmemiş yu­murtalardan yavrular çıkar.Dikkat edilirse, gerek yaprak bitleri ve gerekse su pirele­rinin babasız üremeleri devamlı değildir. Sadece belirli mevsimlerde olur. Yani Cenâb-ı Hak manen diyor ki: "Üre­me kanunumu istersem hikmetime göre değiştirebilirim. Canlıları, babalı olduğu gibi, babasız da yaratabilirim. Se­bepler sizi aldatmasın."Bu örnekleri daha da artırmak mümkündür. Karıncaların, uyuz böceklerinin ve solucanların bazıları ile portakal pamuklu bitleri de partenogenetik olarak (babasız) ürerler.Anne ve babamız, dünyaya gelmemizde birer sebeptir­ler. Bundan başka bir rolleri var mıdır? Mesela, gözlerimizi ve ellerimizi annemiz mi verdi, yoksa babamız mı? Hele akıl, hafıza, hayal, sevgi, nefret ve şefkat gibi manevi cihaz­larımızı nereden aldık?.. Tek bir hücreden gelişerek meyda­na gelen bu vücut yapımızı bir düşünelim. Hangi kudret sa­hibi bu harika yapıyı o tek hücreden çıkardı?...Madem biz varız. kendimizi inkâr edemiyoruz ve ma­dem tek bir hücreden yaratılmışız. Bunu da biliyoruz. Böyle bir ilim ve kudret sahibi bizi neden annesiz ve babasız yaratamasın? Zaten anne ve babamızı da yaratan O değil mi?Dünyada cereyan eden üreme kanunlarının hepsi de erkek ve dişi vasıtasiyle olacak diye bir kaide yoktur. Bakteriler bir kaç saat içinde neslinin neslini görebilecek kadar hızla ürerler. Fakat ne anne var, ne de baba. Bir bakteri ortadan ikiye bölünü­yor ve oluyor iki bakteri.Diğer taraftan milyonlarca bitki ve hayvan türünün ilk yara­tılışının da annesiz ve babasız olduğunu unutmamak gerekir.Her kanunun bir istisnası bulunabilir. Anne ve baba vasıta­sıyla dünyaya gelme kanununun bir istisnası olarak Hz. İsa (a.s.) yaratılmıştır. Bununla insanların imtihanı sözkonusudur. Hikmet-i İlâhî böyle istemiştir. Çünkü Hz. İsa (a.s.) büyük peygam­berlerdendir. Peygamberlere Allah tarafından verilen mucizeler ise zamanlarındaki insanlar hangi hususta ileri iseler, o çeşitten olmuştur. Hz. İsa (a.s.) zamanında tıp ilmi revaçta olduğundan, onun mucizesi de tıpçıları aciz bırakacak olan babasız yaratılma şeklinde olmuş ve bu, hayatın ölüleri diriltme gibi mucizeleriyle devam etmiştir.Hz. İsa (a.s.)'in babasız oluşu, ne Cenâb-ı Hakk'ın kudre­tine noksanlık, ne de ilmine bir eksiklik getirir. Tam aksine, istediğini istediği gibi yaratabileceğini gösterir. Bu hâdise ile O, bizim, sebeplerde boğulmamamızı ihtar ediyor. Anne ve babanın birer sebep olduğunu, hikmeti gerektirirse insanla­rı ve hatta bütün canlıları anne- babasız da yaratabileceğini gösteriyor