+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası
Like Tree2Beğeniler
  • 2 Post By teSnim

Mü’min nasıl olmalı?

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Mü’min nasıl olmalı? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Prof. Dr. Ahmet Coşkun (Erciyes Ün. İlahiyat Fak.) Mü’min nasıl olmalı? Dünyanın her tarafındaki dostlarıyla mektuplaşmalı, tebrikleşmeli, fakat gerektiği zaman Allah için, vatan içir harp meydanlarında düşmanla savaşarak, bu yolda en büyük kahramanlarla, en ileri, en teknik harp aletleriyle yarışıp, bu suretle küfrün belini kırmalı. Annesi, babası, bütün hısım-akrabası ve ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.368
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Mü’min nasıl olmalı?

    Prof. Dr. Ahmet Coşkun (Erciyes Ün. İlahiyat Fak.)

    Mü’min nasıl olmalı?

    Dünyanın her tarafındaki dostlarıyla mektuplaşmalı, tebrikleşmeli, fakat gerektiği zaman Allah için, vatan içir harp meydanlarında düşmanla savaşarak, bu yolda en büyük kahramanlarla, en ileri, en teknik harp aletleriyle yarışıp, bu suretle küfrün belini kırmalı.

    Annesi, babası, bütün hısım-akrabası ve hatta komşusu ile koklaşmalı. Bütün iman ehli ile tanışmalı, bilişmeli; hususen Allah’ın dostlarıyla sevişmeli. Lüzumsuz münakaşaların ve kısır çekişmelerin, gıybetin, dedikodunun bulunduğu meclislerden hemen savuşmalı.

    Kendisine verilen bir vazife için, köy, kent demeyecek, her tepeyi, her engeli aşıp, nihayet önünde sonunda hedefine erişmeli.

    O, topyekün cemiyetin kurtuluşu ve mutluluğu için sahur vakitlerinde, eşref saatlerinde gönülden Allah’a yalvarmalı, yakarmalı, döktüğü gözyaşları ile günah kirlerimizi yıkayacak ve o yaşama sevincini, iman ve ibadet neşesini herkesle paylaşmalı. Bu yolda Allah için en ağır hizmetlere alışmalı. Devamlı olarak da gece düşünce, gündüz hayalinde manen Allah’ın Rasulü ile konuşmalı.

    Bütün arkadaşları ve meslekdaşları ile sarmaş dolaş olmalı, dostlarını ikazından kırılmayarak hatalarını, kusurlarını söyleyenlere darılmayarak dostunun acı tenkitlerinden alınmamalı, düşmanın yaldızlı laflarına inanmayıp, dostunu dost bilmeli ve fakat eski düşmanlara dost olmak için biraz dikkatlice düşünmelidir. Dostu, düşmanı tanıma hususunda son derece hassas ve uyanık olup düşmana gafil avlanmamalı. Hele dostunun yüz karası, düşmanın maskarası olmaktan, yılandan, akrepten sakınır gibi sakınıp, din kardeşlerinin dert ve davalarına sahip çıkarak ve nemelazımcılıktan hoşlanmamalı.

    Her taraftaki çaresizlerin imdadına koşup, kanayan bir yara gördü mü, canı yanarak, onu dindirmek için çıkışmalı, kakışmalı, yıkışmalı. O musibetlere uğramış herkesle dertleşip, bunların sıkıntılarını ve kederlerini gideremeli. Eğer, çevresinde açlar varsa bir ekmeğini bile onlarla bölüşmelidir.

    Çevresindeki anlaşmazlıkları ortadan kaldırmak için görüşmesi gerekenlerle görüşmeli, onun müspet hareketleriyle neticede etrafı yatışmalı.

    Onun iman yiğitliği, heybeti ve takvasından şeytan ve şeytanın dünyadaki askerleriyle, bedava avukatlığını yapan bütün şer kuvvetleri kaçışmalı. İlmine, malına, mülküne, mevkiine mağrur olup da ona tepeden bakanlarla, o, boy ölçüşmeli. O, öyle planlar kurmalı ki, düşmanları birbiriyle itişip kakışırken, kendisi de bütün müslümanlarla beraber sırf bu hadiseye mahsus olmak üzere onların hallerine kahkaha ile gülüşmeli.

    Belki bazı kimseler ona ters düşer, onunla çatışır, fakat o, onlarla mutlaka hesaplaşmalı, ama gene de sonunda gerekli görürse onlarla uyuşmalı. O, Hak yolunda oldukça insanların kınamasından korkmamalı. Evet, hak bildiği yolda sebat etmekten caymayıp, “Sırat-ı Müstakim”den kaymamalı. Zulmü alkışlayamazken, caniyi, haini himaye etmeye kalkışmayacaktır. Hülasa, haktan, adaletten ayrılmamalı.

    Küçük meseleler, asılsız şeyler peşinde koşmamalı, böyle şeyler yüzünden dostları, ahbabları, meslektaşları ve din kardeşleri ile çarpışmamalı. O, hep büyük hayaller kurup, mal-i hülya (boş kuruntu)lara dalmamalı.

    İlmini, malını, canını Allah yolunda cömertçe harcayarak; fakat israfa sapmayıp, aynı zamanda yok yere canına kıymamalı, şahsiyetini, imani heybetini koruyup, zillete asla düşmemelidir.

    Devletten, servetten, sıhhatten, şehvetten, şöhretten şımarmayarak, ihlastan, samimiyetten sıyrılmamalı, düşman tarafından kayrılmaya yanaşmalı.

    Hakkı bırakıp, batıla tapmayıp, hidayetten sapmamalı, bir hakkın ortaya çıkması için şahitliğe erinmeyerek, çağrılmadığı yere yerinmeyerek, bir hakkı itiraf hususunda direnmemeli.

    Haramdan sakınırken kılı kırk yarıp, dinde laubaliliğe kapılmamalı.

    “Üzümünü ye, bağını sorma” diyenlerden olmayıp; nail olduğu her nimetin asıl sahibi olan Cenab-ı Mevla’yı düşünüp dururken ve O’na hamdetmeli, şükretmeli, kulluk yapmalıdır.

    Yüzünden tatlı bir tebessümü eksik olmamalı. Konuşmalarında latif olan latifelere yer vermeye çalışırken, fakat hiçbir zaman cıvık şakalarla şakalaşmamalı. Heybetini, değerini yüzündeki iman nurunu sönükleştirmemeli. Onun kendisi ve bütün müslümanların iyiliği için çalışmaktan elleri nasırlaşırken, cemiyetin faydası için kurulan müesseselere ne yapıp yardımına koşmalı. Dini ve milleti için çalışan herkesle elele, gönül gönüle birleşip, bütünleşmeli. Yurdunu yabancılara muhtaç bırakmamalı.

    Onun çalışmalarına, onun gayretlerine imansız ve gayesiz kimseler şaşmalı. O, ilimle takvayı eşit tutarak, feraset ve basiretini günden güne geliştirip, her kaybından, ihmalinden, her başarısızlığından bir ibret almalı. En sonunda doğru olanı tespit edip, bir daha yanılmamalı.

    Onun hizmeti iradesi bütün kainatı kucaklamalı. Onun merhamet ve şefkati bütün dünyayı kuşatmalı. O, Mevla’sının rızası uğrunda bütün sıkıntılara göğüs gerip, en sonunda başarmalı. O’nu öldürmeye gelenler, onda dirilip, ona düşman olduklarına pişman olmalı.

    O, dinimizin hükümlerinden bir edebi, bir müstehabı bile önemseyip ve benimseyip, bu yolla muradına ermeli.

    Bütün bunların neticesinde o, Cenab-ı Mevla’mızın rızasına ulaşacaktır, cennette Allah’ın sevgili Resulüne kavuşacak ve bunun da üstünde Allah’ın cemali ile buluşacak. O ölünce Duhan suresinde de işaret buyrulduğu gibi yerler, gökler onun ardından ağlaşacaktır.

    Cenab-ı Hakk cümlemizi işte bu vasıflara haiz mü’minlerden eylesin.


+ Cevap Ver

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349