SEYDANIN DUASIYLA CESEDİ ÇÜRÜMEYEN AMİR


Seydâ Muhammed Râşid Hazretleri (k.s) 1980 senesindeki darbeden sonra ‘toplumsal yoğunluğu üzerine çekmek’ gibi komik gerekçelerle 18 Temmuz 1983 - 30 Ocak 1985 arası Gökçeada’da ve 1 Şubat 1985 itibâriyle 16 ay Ankara’da olmak üzere 2,5 sene ev hapsi denilen gözetimli hapis yaşadı. Dönemin başbakanı Turgut Özal’ın birçok baskı ve tehdide rağmen imza yetkisi kullanmasıyla, Seydâ Hazretleri serbest bırakıldı ve Menzil’de irşâda devâm etti. Bu sebeple Seydâ Hazretleri, Turgut Özal için hiçbir siyâsî amaç gütmeden ‘O bizim dünyâmıza kefil oldu, biz de onun âhiretine kefil olduk!’ diyerek vefâ göstermiştir. Seydâ Hazretleri bu arada yasa gereği her gün merkezdeki karakola gidip imzâ atmak zorundaydı. Bu mübâreğe eziyet hâline geliyor, irşâda da etki ediyordu. Bir gün bölgede görev yapan bir kaymakam veyâ komiser olan idârî âmir buna râzı olmadı ve ‘Siz her gün değil, haftada bir gelin!’ diye nezâkette bulundu. Seydâ Hazretleri bundan çok hoşnut oldu. İleriki günlerde bu âmire bir arzusunun olup olmadığını sordu. Âmir ise ‘İmânımı kurtarmanızı isterim.’ dedi ve Seydâ (k.s) gülümsedi, duâ etti. Bir müddet sonra bu âmir, bir düğünde havaya açılan maganda kurşununun sekmesiyle vuruldu ve vefât etti. Yıkadılar, kefenleyip gömdüler. Aradan bir süre geçince âilesi ‘vasiyeti vardı’ diyerek kabrini değiştirmek istedi. Başvurular yapıldı, kabir 6 ay sonra açıldı. Kabri açtıkça mis kokusu geldi, baktılar ki kefen çürümüş ve açılmış; ama cesette bir kıl dahi çürümemiş, âmir tebessüm hâlinde ve muazzam bir hoş koku yayılmakta. Kıssa böyle, hisse sizin gönlünüzde!