Gün Batımı

Akşam vakti gelip de güneş batınca bu his yolu, şu duygu yolu kapanır da gayb aleminin kapısı açılır ve insan ötelerden gelen duygulara aşina olur. Çoban nasıl sürüsünü önüne katar da güderse, uyku meleği de ruhları önüne katar, gütmeğe başlar. Onları mekansızlık alemine sürer. Ruhanî çayırlığa götürür. Orada onlara ne manevî şehirler, ne manevî bahçeler seyrettirir.
Uyku üstünde yaşadığımız şu yeryüzünün nakşını, süretini insanın gönlünden silince gökyüzünün kapısı açılır. Ruh orada nice nice süretler, nice nice acayip adamlar görür. Sanki can hep orada yaşıyormuş, orada oturuyormuş gibi bu alemi asla hatırlamaz. Bu dünyaya ait derdi, elemi de kalmaz. Burada üstüne titrediği malının, mülkünün derdinden kurtulur da, onlar aklına bile gelmez. Gamı da kalmaz, kederi de..

Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi (k.s.) Divan-ı Kebir c II, 943

Bir ince iştir yaşamak dediğimiz. Bize yürümek düşer. Yol olur yeryüzü yürümesini bilene. Yeter ki edepli olsun duruşumuz, özlemli olsun yürüyüşümüz. Gayemiz olsun, hedefimiz olsun, vefamız olsun. Vuralım kendimizi yollara. İmdada sesimiz olsun. Dara uzansın ellerimiz, zora dayansın bileğimiz. Olurda sürçerse ayağımız; Dayandığımız, güvendiğimiz her daim Rabbimiz ALLAH olsun.

”Rabbi yessir vela tuassir Rabbi temmim bi’l-hayr; Rabbim! kolaylastır zorlastırma, Rabbim hayırla sonuçlandır.”