İstişare ile imtihanımız!

Bu dünyaya imtihan olmaya gönderildiğimize dair hiçbir şüphemiz yok. Dünyevî imtihanlara nasıl yoğunlaşır, nasıl hazırlanır, nasıl gayret ederiz? Ya hem dünya, hem de sonsuz hayatın mutluluğunu sağlayacak olan gerçek ve büyük imtihana ne derece hazırlanıyoruz? Onlarca âyetten ikisinin meâli şöyle: “İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece ‘İman ettik’ demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?” (Ankebût Sûresi, 2) “O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır.” (Mülk Sûresi: 2)

Nelerle imtihan edildiğimizin birkaçını sıralayalım:
* Fiil, davranış, konuşma, susma veya susmamamızla imtihan ediliriz: “Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.” (Ankebût Sûresi, 3)
* İşi ehline, yani bilene, uzmanına, ustasına verip-vermemekle de imtihan ediliriz. (Nisâ Sûresi, 58.)
* İstişare etme, yani meseleleri bilenlerle müzakere etme, başkalarının görüşlerine saygı duyma, fikir alış verişi, fikrî dayanışma içine girme veya girmeme ile de imtihan ediliriz. Çünkü meşveret, “Ve işlerde onlarla istişare et”, “Onların aralarındaki işleri, istişare iledir” (Âl-i İmrân Sûresi, 159., Şûrâ Sûresi, 38.) âyetlerine göre bir emirdir.
Tâate, günahlara, musibetlere, meşveret ehline karşı sabrımız; hizmette sebatımız, vefamız, doğruluğumuz, çalışmamız, gayretimizle de imtihandan geçiriliriz...

“MEŞVERET-İ ŞER’İYE”
Dün de teferruâtıyla nazara vermeye çalıştığımız gibi, istişare Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye göre bir emirdir. Ancak, Bediüzzaman’ın tabiriyle “şer’î” olmalıdır.
“Meşveret-i şer’iye?” bütün işlerimizi Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye göre yapmak, gayret etmek demektir.
Nasıl ki, ibadet, çalışma, hizmet, yeme-içme vs. hayatın bütün katmanlarında “şer’î” olmak durumunda isek, işlerimizi de “meşveret-i şer’iye”ye göre yürütmeliyiz.
Ne var ki, arkadaşımız Yrd. Doç. Dr. Kenan Taştan’ın çarpıcı ifadeleriyle, “Modern insanın, özelde modern Müslümanın sorunu, yaptığı hesaba Allah’ı dâhil etmemek. Kısacası iman ettiği Allah’ı gündelik pratiğine pek karıştırmamak. Yani Allah yokmuş gibi düşünmek, Allah yokmuş gibi konuşmak, Allah yokmuş gibi hareket etmek…” (Yeni Asya, 18.06.2013.) şeklinde tezahür ediyor.
Gayet tabiî ki, konuşmalarımız şer’î, fiillerimiz şer’î, ticaretimiz şer’î, ilim tahsilimiz şer’î olmalıdır. Dolayısıyla da meşveretimiz de şer’î olmalıdır.