+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Emaneti Ene Yüklendi

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Serbest Bölüm Forumunda Bulunan  Emaneti Ene Yüklendi Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Emaneti Ene Yüklendi Gerçek şu ki, Biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir. (Ahzab Suresi, 72)Gökler, yer ve dağların yüklenmekten korktuğu emaneti, ene yani insanın benliği, nefsi yüklenmiş. Bu hep kötülüğü emreden ...

  1. #1
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.757
    Tecrübe Puanı
    10

    Post Emaneti Ene Yüklendi

    Emaneti Ene Yüklendi

    Gerçek şu ki, Biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir. (Ahzab Suresi, 72)Gökler, yer ve dağların yüklenmekten korktuğu emaneti, ene yani insanın benliği, nefsi yüklenmiş. Bu hep kötülüğü emreden büyük düşman, insanın kendi içindedir. En çetin savaşı insan, uzaklardaki bir düşmana değil, benliğinin bir parçasına karşı verir. Eğer bu düşmanından kurtulabilir ve nefsini arındırıp temizleyebilirse Rabb’inin rahmetini umut edebilir.
    Bu yüzden en büyük savaş nefsimizle verdiğimiz savaştır. Bir savaş dönüşü şöyle buyurur Peygamber’imiz (sav):

    “Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz.”

    Abdulkadir Geylani, “Muhalefet kılıcı ile nefsini her öldürdükçe Allah (CC), onu yeniden diriltir. Dirilince yine senden birçok şeyler istemeye, seninle nizaa tutuşur. Kötülük kanatlarını açar; yine uçmaya başlar. İşte., bu sırada sana yine cihad düşer. Nefis ölmez; sen sağ oldukça o da olur. Yalnız o ıslah olur” ifadesiyle nefisle savaşın bir ömür boyu sürdüğüne dikkat çeker.

    Nefis ıslah edilmediğinde, kendisinde İlahlık görür, Firavunlaşır. Enaniyet, yakın adamı Haman’a "yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa'nın ilahına çıkarım" diyen Firavun'u suda boğar. Servetini kendisinden bilen Karun'u konağıyla birlikte yerin dibine geçirir.

    Ancak ene, yaratılış sırrı bilinir ve terbiye edilirse kâinat hazinesinin şifresini çözer, sırlar önünde açılır.

    "Ene, mahiyetinin bilinmesiyle, o garip muammâ, o acip tılsım olan ene açılır ve kâinat tılsımını ve âlem-i vücubun künûzunu (Allah'ın Zat, sıfat ve isimlerini ifade eden hazinelerini) dahi açar"der Bediüzzaman. Ve eneyi mealen şöyle tarif eder:

    "Âlemin anahtarı insanın elindedir ve nefsine takılmıştır. Kâinat kapıları zâhiren açık görünürken, gerçekte kapalıdır. Cenâb-ı Hak, emanet cihetiyle, insana “ene” adında öyle bir anahtar vermiş ki, âlemin bütün kapılarını açar."

    Her yeri kuşatan bir şeyin sınırı ve sonu olmadığı için, ona bir şekil verilmez ve bir biçim belirlenmez. Örneğin karanlık olmadan aydınlık bilinmez, niteliği anlaşılmaz.

    İşte Allah'ın, ilim ve kudreti, Hakîm ve Rahîm gibi sıfat ve isimleri kapsayıcı, sınırsız ve ortaksız olduğu için, onlara hükmedilmez, ne oldukları bilinmez ve hissedilmez. Öyle ise gerçek sonu ve sınırı olmadığından, varsayılan bir sınır çizilmesi gerekir. Onu da enaniyet yapar. Kendinde hayali bir Rabb'lık, bir sahiplik, bir kudret, bir ilim hayal eder, onunla hayali bir sınır koyar. “Buraya kadar benim, ondan sonra O'nundur” şeklinde kısımlara ayırır.

    Örneğin kendi sahip olduğu şeyler dairesinde varsaydığı Rabb'lığıyla, Allah'ın var ettiği dairede Yaratıcısının Rabb'lığını, gerçek sahipliğini anlar. “Ben bu haneye mâlik olduğum gibi, Allah da şu kâinatın mâlikidir” der. Ve cüz’î ilmiyle Onun ilmini kavrar. Ve çalışarak elde ettiği sanatçılığıyla, O gerçek Sanatçının benzersiz sanatını anlar. Bunun gibi Allah'ın Zatına ait bütün sıfât ve İlahi özellikleri bir derece bildirecek, gösterecek esrarlı durumlar, sıfat ve duygular, enede yerleştirilmiştir.

    Nefsini arındırıp-temizleyen kişi, emanete ve verdiği ahde riayet eder. Dış dünyaya dair bilgiler nefse geldiği zaman enede bir doğrulayıcılık görür; o ilimler, nur ve hikmet olarak kalır, karanlığa ve amaçsızlığa dönüşmez. Varsaydığı Rabb'lığını ve sahipliğini terk eder. Gerçek kulluğunu takınır, yaratılışın en güzel kıvamında olma derecesine çıkar.

    Ene, yaratılış amacını unutur, sorumluluklarını terk eder ve sahipliğine gönülden inanıp tasdik ederse, kişi emanete ihanet eder. Onu isyanla, günahla, bozulmalarla örtüp-sarar ve yıkıma uğrar. İşte, bütün şirkleri, kötülükleri ve sapkınlıkları doğuran enaniyetin bu yönü nedeniyledir ki, gökler, yer ve dağlar dehşete düşmüştür.

    “Kendime mâlikim” diyen kişi, “her şey kendine mâliktir” der ve gönülden tasdik ederek inanır. İnsan ene kesilir, büyük bir şirke düşer. O ene, koca bir ejderha gibi, insan vücudunu yutar.

    . Kalbi Allah aşkıyla dolu insanda ise enaniyet olmaz. Rabb'inin gücünü kavramış ve O'nun gücünü gereği gibi takdir edebilen bir insanın enaniyete gücü yetmez. İnsan hem aczinin farkında olup hem de enaniyet yapamaz. Farkında değilse, "ben yaptım, ben başardım, benim malım mülküm, benim katım, benim yatım, ben… ben" der; kişinin ayakları yerden kesilir. Ancak günü gelir, Allah onun ayağını yere bastırır; her enaniyetli kişi mutlaka perişan olacağı bir günle karşılaşır.

    İşte, ene, bu hâince durumda iken, cehalettedir. Duyguları, fikirleri kâinatın bilme ve tanıma nurlarını getirdiğinde, nefsinde onu tasdik edecek, ışıklandıracak ve devam ettirecek bir madde bulmadığı için, sönerler. Gelen her şey nefsindeki renklerle boyalanır. Hikmetin ta kendisi gelse, nefsinde, amaçsızlık ve saçmalık şeklini alır. Çünkü, bu haldeki enenin rengi şirk ve Allah’ı inkârdır. Bütün kâinat parlak âyetlerle dolsa, o enedeki karanlıklı bir nokta, onları söndürür, göstermez.

    Aslında nefsi ezmek kolaydır. Aczini, dünya hayatının sonu olduğunu ve ölümü bilen insanın nefsinin kölesi olması çok akılsızca. Nefis bizi zaten çok önemli ve gerçekten etkileyecek bir şeylere çekmiyor. Dünyada ne var bizi çekebileceği? Tümü zaten kötü ve çok rahatsız edici. Nefsi ezmek zor gibi görünse de, inanan insan için nimettir, rahatlıktır. İnsanı beladan, sıkıntıdan, rahatsızlıktan kurtarır.

    Nefsi kontrol altına alamamak insanın kendi zararınadır. Kafasını yerden yere vurmak gibi, kendine acı çektirmektir. Nefsini terbiye eden insanın ise fıtratına uygun yaşadığı için kafası dinçtir; vicdanı rahat, aklı ve şuuru açıktır.

    Enesinin niteliklerinin bilincinde olan insan, Allah'ın kusursuzluğunu kavradığında kendi aczini, ilmini kavradığında kendi cehaletini, kemalini kavradığında kendi eksikliğini, müstağniliğini kavradığında kendi fakirliğini görür.

    "Ben yaptım"diyen nefis ıslah edildiğinde, "beni de yapmakta olduklarımı da yaratan Sen’sin Rabb'im” der.
    Hamd O'nun. Mülk O'nun. Hüküm O'nun. Ve her şey O'na döndürülecek.

    O, Allah'tır, Kendisi'nden başka İlah yoktur. İlkte de, sonda da hamd O'nundur. Hüküm O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz. (Kasas Suresi, 70)

    Not: Bu yazıda Bediüzzaman'ın 30. Söz, 1. Maksat'ından yararlandım. Allah ondan razı olsun.

    Yazar:
    Elifçe
    Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım

    Aklımdan çıkmasın diye, kalbime tembihledim;- Fânisin ! Acizsin ! Emanetsin !


    Bugün hazirim olmeye diyebilecek miyiz acaba?

  2. #2
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Yaş
    49
    Mesajlar
    140
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart Cevap: Emaneti Ene Yüklendi

    Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim ve çok cahildir

    Rabbim eneden razı olsun

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Vücut beden emaneti
    By MuHaMMeD in forum Soru ve Cevaplarla İslam
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-22-2013, 03:28 PM
  2. Ama ben. emaneti koruyamadım.
    By £laf in forum Dualar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-24-2011, 04:32 AM
  3. Kalbin Emaneti
    By SıLa_ in forum Duygusal Alan
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-29-2011, 06:13 PM
  4. Emaneti Elimizden Alınır mı
    By MuHaMMeD in forum Köşe Yazıları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-03-2010, 01:16 PM
  5. Emaneti Allaha Teslim Etmek
    By osmanjk in forum Kuran da Genel Bilgiler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 08-19-2010, 01:51 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379