EY EHLİ KİTAP SİZE RESULÜMÜZ GELDİ

Mâide sûresinin 19. âyet-i kerîmesini Elmalı’lı Hamdi Efendi şöyle tefsir etmiştir:

Allâhü Teâlâ kitabında, “Ey Ehl-i Kitap! Peygamberlerin arası kesildiği, bilinmez hale geldiği bir fetret zamanında sizin için İslâm dinini beyân etmeğe Resûlümüz Muhammed (a.s.) geldi. Ta ki ‘Bize müjde verici ve korkutucu gelmedi’ diye âhirette bahane ve özür etmeyesiniz. Muhakkak müminlere cennet müjdesini ve kâfirlere cehennem azabını beyan edici size geldi. Allâhü Teâlâ peygamberlerini mütevâliyen (peşpeşe) göndermeye ve (peygamber göndermeyip) fetretler yaratmaya kâdirdir.

Ey ehl-i kitap, ey Yahudiler ve Hıristiyanlar! Vahiylerin kesildiği, tağyir ve vahiy eserlerinin tahrif ile Hak dinin bilinemez, tanınamaz hale geldiği bir fetret zamanında size, sizin için Resûlümüz Muhammed Mustafa geldi. Beşeriyetin selâmet ve saadeti için acı tatlı her türlü hükümleri ve haberleri beyan ediyor ki yarın âhirette, ilâhi huzurda hesaba çekildiğiniz vakit ‘Bize ne bir müjdeci ne de korkutucu gelmedi. Biz bir fetret devri içinde kalmıştık’ demeyesiniz. İşte size tam bir müjdeci ve korkutucu geldi. Bundan böyle, öyle bir mazeret hakkınız kalmadı. Allâhü Teâlâ her şeye kadirdir. En ziyade irşada muhtaç bulunduğunuz bir fetret zamanında gönderilmiş olan bu peygamberin, bu ilahi nimetin kadrini takdir ediniz, ona kulak veriniz, itaat ediniz. Eskisi gibi inkârdan, nankörlükten, ahdinizi bozmaktan sakınınız, böylece günahlarınızın mağfiretini, affedilmesini isteyiniz ve biliniz ki sonunda dönüp dolaşıp Allâhü Teâlâ’nın huzuruna varacak ve bir mazerete imkân bulamayacaksınız, kendi azabınızı kendi eliniz ve iradenizle hazırlamış olacaksınız.

Ey Yahudi ve Hristiyanlar, elinizi kalbinize koyup salim bir vicdan ile bir düşünürseniz; Hz. İbrahim’in duâsı, Hz. Mûsâ’nın haberi ve Hz. Îsâ’nın müjdesi olan o peygamber bize gelmedi diyemezsiniz. Fetretler içinde karmakarışık olmuş, bin türlü tağyirat ve tahrifata uğramış olduğu halde yine o peygamberin geleceğini bildiren Tevrat ve İncil’den sonra Muhammed Resûlullah’ın geldiğini ve Kur’ân'ın her şüpheden uzak olarak mevcut bulunduğunu inkâr edemezsiniz.”