İNSANLARIN EN ÜSTÜNLERİ

Peygamberlerden sonra insanların en üstünü Hz. Ebûbekr-i Sıddîk radıyallâhü anhdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Vallâhi güneş peygamberlerden sonra Ebûbekir’den daha üstün bir kimse üzerine doğup batmamıştır” buyurdular. Hz. Ebûbekir’den sonra insanların en üstünü sırası ile: Ömer bin Hattâb, Osmân bin Affân, Ali bin Ebî Tâlib, Talha bin Ubeydullah, Resûlullâh’ın amcazadesi Zübeyr bin Avvâm, Sa’d bin Ebî Vakkâs, Saîd bin Zeyd, Abdurrahmân bin Avf, Ebû Ubeyde bin Cerrâh radıyallâhü anhümdür. Bunlara Aşere-i Mübeşşere denir ki cennetle müjdelenen on zât demektir.

Aşere-i mübeşşereden sonra insanların üstünü Bedir’de bulunan Ashâb, sonra Uhud Ashâbı, sonra Hudeybiye’de Bîat-ı Rıdvân’da bulunan Ashâb, sonra diğer Ashâb-ı Kirâm’dır.

Biz Müslümanlar Ashâb-ı Kirâm’ın tamamını ancak hayırla anarız. Aralarında geçen harbler vesair hadiseler hakkında ileri geri konuşamayız. Zira onların hepsi müctehid idi ve bu (aralarında) olanlar ictihâdları sebebiyle idi. Müctehid doğruyu bulduğunda iki sevap, hata ettiğinde bir sevap alır.

Ashâbın hepsinin itikatlarının hak üzere olduğuna inanmak ve onlara hürmet etmek bize vaciptir.

Resûlullâh Efendimizden sonra Hz. Ebûbekir, sonra Hz. Ömer, sonra Hz. Osmân, sonra Hz. Ali’nin hak halîfe olduklarını kabûl ederiz.

Hz. Ebûbekir ve Hz. Ömer’i diğer Ashâbdan üstün biliriz. Resûlullâhın iki dâmâdı: Hz. Osmân ve Hz. Ali’yi severiz.

Peygamberler, Aşere-i mübeşşere yani hakkında cennet müjdesi verilmiş bulunanlar hariç hiç kimse hakkında kat’î olarak cennetlik olduğuna hükmetmeyiz.