Neyi paylaşamıyoruz?

Kavgalarımız, gürültülerimiz.
Bir birimizi aşağılamak.
Dışlamak, ırkçılık yapmak!
Bu dünyanın hepsi sizin olsa ne yazar?

Gideceğiniz yer kara bir toprak değil mi?
Giderken ne götüreceksiniz?

Dünyaları mı yoksa iki metre beyaz bir bez parçası mı?

Servetiniz şan şöhret para mı yoksa başka şeyler de var mı?
Bir kimse, Hz. Mevlânâ Celâleddin-i Rumî’nin huzuruna çıktı ve geçim darlığından, fakirlikten şikâyette bulundu. Bunun üzerine Hz Mevlânâ o kimseye: “Eğer sana, organlarından birini mesela gözünü alıp yerine bin altın verelim deseler, râzı olur musun?” diye sordu.
O da: “Hayır, râzı olamam” diye cevap verdi.

Bunun üzerine Hz. Mevlânâ şöyle buyurdu: “Ey kardeşim! Mâdem ki râzı olmazsın, niçin geçim sıkıntısından şikâyette bulunursun? Fakirim diyorsun? Bu kadar altından daha kıymetli organlara sahipken, vücudun sıhhatte ve âfiyette iken, tencerende çorban da kaynıyorken niçin bunları sana bağışlayan ALLAH’a şükretmiyorsun? Düşünmez misin ki, nice zenginler vardır ki sende olan bu nimetlerden mahrumdurlar. Elde edebilmek için bütün servetlerini feda etmek isterler de ama yine de bu mümkün olmaz” diye yanıtladı.

Günün sözü: 'İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.'