Karun'un Sonu
Yüce Allah, "Onu ve evini yerin dibine geçirdik, Allahtan başka ona yardım edecek bir topluluk da olmadığı gibi yardım görenlerden de olmadı" buyurmaktadır.
Kârûn, halkı için bir fitne olmuştur. Fitne olmuş ve sınav tamamlanmıştır.Artık Karun'un rolünün bitme zamanı gelmiştir.
Mal, Kârûn için bir fitne oldu. Mal ile sınandı ve sınavı kaybetti. Sonucuna müstehak oldu, ceza onu kuşattı ve ve azap kendisini sardı.
Kârûn, halkına karşı azdı ve kibirlenerek ezdi, onlara karşı zorba ve diktatör kesildi. Böbürlendi ve caka sattı. Halkının karşısına süsü ve ihtişamı içinde çıktı, kasıldı ve şişti, bozuldu ve bozdu ve bütün bu kötülüklerde cinayetin zirvesine ulaştı. Artık bu çirkin cinayetlerin acı meyvelerini devşirme zamanı geldi.
Allah, öğüt alması için Karun'a süre verdi, ama öğüt almadı. Öğüt verenler öğüt verdiler, onları dinlemedi. Gerçeği bilen ve görenler uyardılar, ama uyarı yarar sağlamadı.
Kârûn, rabbini unuttu. Allah onu heveslerinin esiri yaptı. Mal ve hazinelerine sığındı, ama fayda etmedi, bütün mal ve saltanatı ona ne yardım etti, ne de Allahın azabından kurtardı. "Onu ve evini yerin dibine geçirdik".
"Halkının karşısına ihtişamı içinde çıktı" cümlesiyle "Onu ve evini yerin dibine geçirdik" cümlesi arasındaki bağantıyı görüyoruz. îki cümle bağlaç harfi F ile birbirine bağlanmış ve ikinci cümle birinci cümleye bu harfle eklenmiştir. Bu harf sıra ve yakın takip belirtir.
Bu demektir ki ikinci cümle birinci cümlenin bir bakıma sonucudur.Yani ikinci cümlede belirtilen olayın meydana gelmesinin sebebi, birinci cümlede belirtilen olaydır.
iki cümlenin birbiriyle bağlantısına bu şekilde işaret ettikten sonra, Karun'un halkının karşısına ihtişam ve debdebe içinde çıkması, gözlerini büyüleyip baştan çıkarması, azaba uğraması, evi ile birlikte yere batırılmasının direkt sebebi olduğunu söyleyebiliriz.
Öyle anlaşılıyor ki Kârûn bu davranışıyla kötülük, azgınlık, sapıklık, zulüm ve bozgunculukta zirveye ulaşmış, halkının karşısına ihtişamı içinde çıktıktan sonra artık yapacak başka bir kötülük kalmamıştır. Bütün eziyet ve bozguculukları halkına tattırmış ve yaşatmıştır. Artık yapacak başka ne kalmıştır?
Bu şımarıklık, kibir ve azgınlık sebebiyle Allahın gazabına davetiye çıkarmış, azabına bağrını açmış ve azabın bir an Önce başına inmesine ortam hazırlamıştır.
Şımarık bütün zenginler bu şekildedir. Kibir ve şımarıklıkları arttıkça, günahları ve azapları da artar. Ahlaksızlık, zulüm, kötülük, böbürlenme ve Aüaha kafa tutmaya daldıkça Allahın azabına davetiye çıkarır ve biran önce başlarına inmesine katkıda bulunurlar.Yüce Allah ne
güzel buyuruyor:
"Kafirler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin yararlarına olduğunu sakın sanmasınlar. Biz onlara ancak günahları artması için mühlet veriyoruz. Alçaltıcı azap onlarındır"[232]
Karun'un halkının karşısına ihtişam ve süsü içinde çıkması, Allah tarafından "kendisinin ve evinin yerin dibine geçirilmesi"yle sonuçlanmıştır. Yerin dibine geçirme ile de Kârûn bitmiş, fitnesi gitmiş, mallan da ortadan kalkmıştır.
Yer yarılmış ve yutmuş, sarayını ve mallarını yutmuş, hazinelerini yutmuş!
Kur'an, yerin dibine geçirmenin nasıl olduğunu belirtmemiştir. Bununla ilgili birtakım bilgileri israiliyyat rivayetlerden almamız da doğru değildir. Onun için âyeti bu genelliği ile bırakıyor, öyküyü bu şekliyle aktarıyor ve Kur'anın söylediğinden fazla birşey söylemiyoruz.
Yerin dibine geçirme ile ilgili olarak tefsîrciler, Hz.Peygamberden, açıklayan ve ayrıntıları gösteren değil, sadece işaret ve değinme ile yetinen sahih bir hadis rivayet etmişlerdir. Buhari, Abdullah Ibn Ömer'den Hz. Peygamberin şöyle dediğini rivayet eder:
"Bir adam eteğini çekerken yerin dibine geçirildi.Kiyamet gününe kadar içinde yuvarlan maktadır"[233] hadiste sözü edilen kişinin Kârûn olduğunu söylemişlerdir.
Ibn Hacer, Fethu'1-Bari kitabında hadisi açıklarken şöyle demektedir: " Meani'l-Ahbar'da Kelabazi bunun Kârûn olduğunu söylemiştir. Cevheri de Sıhah'da böyle demiştir. Taberi, Tarih'inde Katade'den şöyle rivayet etmiştir: Anlatıldığına göre Kârûn hergün bir boy yerin dibine geçirilmekte, kiyamet gününe kadar içinde yuvarlanmakta, ama dibine varamamaktadır"[234]
Dolaylı olarak bundan Kârûn olduğu anlaşılıyor ve bu anlama makul sayılıyorsa da, hadisin onu açıkça belirtmemesi Önemlidir.
Allah Karun'u yerin dibine geçirdi, malı ona hiç yarar sağlamadı, hazineleri onu koruyamadı ve insanlardan hiçbir kimse ona arka çıkamadı. "Allahın dışında ona hiçbir topluluk yardım etmedi ve yardım görenlerden de olmadı".
Kârûn gitti, hazineleriyle beraber yerin dibine battı. Sanki hiç yaşamamış, mal mülk sahibi olmamış gibi! Hepsi gitti, ama öyküsü sonra gelenler için bir ders ve ibret olarak kaldı. Karun'a verdiği gibi kendilerine Allahın nimet verdiği kişilere sanki şöyle diyor: Karun'un yaptığı gibi yapmayın ki onun başına inen azap sizin de başınıza inmesin. Karun'un başına geldiği gibi başınıza da azap inerse, size hiçbir şey yarar sağlamaz ve Allahın azabından sizi hiçbir şey kurtaramaz.[