Dünyanın Sonu
Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v) bana: "Ey Ebu Hüreyrel Sana dünyayı göstermemi ister misin?" diye sordu; ben de: "Evet" dedim. Efendimiz (s.a.v) elimden tuttu; beni, içinde insan kafatasları bulunan, insan pislikleri ile dolu ve çürümüş deve kemiklerinin atıldığı bir çöplüğe götürdü. Bana:
"Ey Ebu Hüreyre! Bu gördüğün kafatasları ile sizin kafalarınızın farkı yok! Bunlar dünya malı toplamak için hırs ve gayretle dolu idi. Onlar uzun zannettikleri ömürleri içinde sizin gibi çeşitli beklenti içindeydiler. Sizin çabaladığınız gibi, mal biriktirmek ve dünyayı imar etmekle uğraştılar. Bugün ise gördüğün gibi, kemiklerinin rengi değişmiş, cesetleri çürüyüp yok olmuştur.
Bu küller, onların, kibirli, süslü ve şaşaalı zamanlarında giydikleri elbiseleridir; şimdi rüzgâr onları pisliklerin arasına atmıştır.
İMAM GAZALÎ
Bu kemikler, onların sırtlarına binip gururla diyar diyar dolaştıkları hayvanlarının kemikleridir.
Bu pislikler, onların elde etmek için birbirlerine hile yaptıkları, birbirleriyle yarıştıkları ve sonunda vücutlarından atıp kokusundan yanına yaklaşmadıkları lezzetli yiyeceklerdir.
Ey Ebu Hüreyrel İşte, gördüğün gibi dünyanın hâli budur. Kim dünyanın şu hâline ağlamak isterse, ağlasın; çünkü bu, ağlanacak bir durumdur. ™
Ebu Hureyre (r.a) bu rivayeti anlatırken demiştir ki: "Yanımda bulunup bu sözü işitenlerin hepsi ağladılar."