ADALET VE SİYASET
Şunu kesin olarak bil ki, Allah (c.c) insanlar içinden iki grubu seçkin yaratmıştır: Bunlar, peygamberler ve devlet adamlarıdır. Allah (c.c) peygamberleri, kullara, Yüce Allah'a nasıl kulluk yapacaklarını öğretmek ve O'nu tanıma yolunu açıklamak için göndermiştir. Devlet başkanlarını ise; insanları birbirlerine karşı taşkınlık ve düşmanlık yapmaktan korumak için seçmiş, düzenin ve bozulmanın ipini onların eline vermiş, hikmetiyle halkın menfaat ve faydasını onlara bağlamış, kudretiyle onları en şerefli bir makama getirmiştir. Bu konuda gelen bir hadiste şöyle buyrulmuştur:
"Hakkı ayakta tutan sultanlar (yöneticiler) yeryüzünde Allah'ın (c.c) gölgesidir. ^7
Şunun bilinmesi gerekir; Allah (c.c) kime sultanlık/hakkı ayakta tutma yetkisi verip onu kendi gölgesi yapmış ise, insanlara düşen; ona muhabbet beslemek, itaat ve bağlılık göstermektir. Ona karşı isyan etmek ve çekişmeye girmek caiz değildir. Bu hususta Allah (c.c) şöyle buyurur:
57 Bezzâr, Müsned, No: 1590; Suyutî, Câmiu's-Sağîr, No: 4815- 4817; el-Müttakî, Kenzu'l-Ummâl, No: 14580-14584; Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, No: 8998. •
108
YÖNETİCİLERE ALTIN ÖĞÜTLER
"Ey iman edenleri Allah'a, Resulüne ve sizlerden olan emir sahiplerine itaat edin!"53
Demek ki, Allahu Teala'nın kendisine din ve iman nasip ettiği herkesin, sultanları ve yöneticileri sevmesi, emrettiklerine itaat etmesi gerekir. İnsan ayrıca şunu da bilmelidir ki, Allah (c.c) saltanatı ve mülkiyeti dilediklerine verir. Şu ayet buna şahittir:
"Rasûlüm de ki: Allahıml Sen mülkü dilediğine verirsin ve dilediğinden de alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. İyilik senin elindedir. Gerçekten senin her şeye gücün yeter. *69
Adaletli lider; kullar arasında adil davranan, zulümden ve fesattan sakınandır. Zalim lider ise uğursuzdur; onun ne saltanatı ne de mülkiyeti devam eder. Bu konudaki bir haberde:
"Mülk, (Mülkiyet ve idarecilik) küfür ile devam eder ama, zulüm ile as/al™ denilmiştir.
Tarihte Mecusiler dört bin sene boyunca dünyaya hükmetmişler; hükümdarlıklarını devam ettirmişlerdir. Çünkü onlar, insanlar içerisinde adaleti ve yaptıkları tüm işlerde eşitliği muhafaza etmişlerdi. Onlar, ne dinlerinde ve ne de milletlerinde zulmü ve haksızlığı caiz görmüşlerdi: Onlar, adaletleriyle şehirler imar ettiler ve insanlara insaflı davrandılar.
Bir haberde Allahu Teala, Hz. Davud'a (a.s) şöyle vahyetmiştir: :
58 Nisa 4/59.,
59 Âl-i imrân 3/26
60 Bu söz, Sahabe ve Tabiun rivayeti olarak nakledilmiştir. Bkz: Mevsu-atu Nadratü'n-Naîm Fî Mekârimi Ahlâkı'r-Resûli'l-Kerîm, 10/4926, Cidde, 1999-2000.
İMAM GAZALÎ
109
"Ey Davudi Kavmini, Acem'in (Fâris) hükümdarlarına sovmekten sakındır! Çünkü onlar dünyayı imar ettiler ve kullarıma yurtlar edindirdiler."
Şunu bilmen gerekir ki, dünyanın mamur olması da, harap olması da sultanın/devlet adamlarının elindedir. Eğer sultanlar, Ezduşir,61 Feridun,62 Behram,63 Nûşîre-
61 Elimizdeki mevcut olan Arapça nüshada bu isim her ne kadar "Ezdü-şir" olarak geçse de, tarih ve â'lam (isim) kitapları bu ismi "Ardaşir" olarak kaydetmektedir. Ardaşir: Sâsânî hanedanının ilk Pers kralıdır (226-241). Sâsân'ın torunudur. Hükümdarlığı döneminde Persleri kışkırtarak, küçük bir derebeylik iken Pers körfezinden İsfahan'a kadar uzanan topraklan ele geçirdi. Kendisini Sâsânî prensliğinin kurucusu ilan etti. Kendisinden "Şahan-Şâh, Krallar kralı" diye bahsedildi. Krallığının ikinci senesinden (227) sonraki üç yıl içerisinde Mezopotamya'yı istila ederek hakimiyeti ile Suriye ve Kapadokya'yı tehdide başladı. Dârâ imparatorluğunun Ege'ye kadar uzanan topraklarında hak iddia etti. Bugüne kadar dahi hâla tesirlerini gösteren Zerdüştîli-ğin temellerini o attı. Bundan başka Sâsâni imparatorluğunda iki Ardaşir daha geçmiştir. Sırasıyla; 2. Ardaşir (309-383), 3. Ardaşir (628-630). Bkz: "Âlâm-Müncid"
62 Feridun: İran'da pişdadiyan sülalesinin hükümdarı (m.ö. 750). Cem-şid'in torunudur, iran'da başkaldıran Dahhâk, halkı kırıp geçirdiği gibi Cemşid'i de öldürmüştü. Ayaklanma sebebiyle dağa çıkan İranlılar, çobanların yanında yetişen Feridun'u başlarına seçtiler. Halkının da desteği ile Arap ülkelerini dahi fetheden Feridun'un bu ilginç hayat hikayesi efsaneleşmiş, öyle ki, Hint Brahmanlarının kutsal kitaplarındaki bazı meleklerle bile eş tutulmuştur.
63. Behram: Sâsânî imparatorluğundaki birçok hükümdarın adıdır. Zan-nımızca Gazaiîninin bahsettiği Behram, Nûşirevan'dan daha önceleri tahtta bulunan, 5. Behram'dır (421-438). Çünkü Peygamber Efendimizin (s.a.v) doğumunun ilk zamanlarında ölen; Nûşirevan'dan sonra gelen Behram, adaleti ve insafı olmayan birisiydi. O bakımdan burada adaleti ile bahsedilebilecek, en isabetli görüş, Nûşirevandan yaklaşık yüz sene önce yaşamış olan 5. Behram olmasıdır. 5. Behram, I.Yezdgird'in (Yezdecerd veya Yezdücird) oğludur.
İMAM GAZALİ
111
van64 ve arkadan gelen Kisrâ hükümdarları zamanında olduğu gibi adil olurlarsa; dünyaları rahat ve huzurlu, insanlar da güven içerisinde olurlar. Fakat ne zaman insanlara zulmetmeye başlarlarsa; Dahhâk,65 Efrasiyab66,
54 Nûşirevan: 1. Hüsrev, Enuşirevan veya Anorşarvan diye de bilinir. Pers kralıdır (531-579). Babası Kavad'ın ölümü üzerine hükümdar oldu. Batıda büyük tehdit gösteren Bizans'a karşı savaş açtı. İskerde-run ve Lazkiye'yi ele geçirdi. Nûşirevan Türklerin yardımı ile Heftalit-leri yenerek, doğuda ki sınırlarını daha da genişletti. Kuzeyde Malatya'ya kadar ilerleyen Nûşirevan, burada yenilgiye uğrayarak geri çekildi. Hükümdarlığında devletin bütün kadastrosunu tamamladı. Yeni bir vergi sistemi yerleştirdi. Nûşirevan adaleti, insafı, iffeti, hoşgörülü-ğü ve sağlam devlet otoritesi ile nam salmış, Sâsânî'lerin en ünlü hü- ; kûmdandır. Nûşirevan'ın asıl ismi Hüsrev'dir. Kendisine adaletinden dolayı Pehlevî dilinde, "ölmez ruhlu" anlamına gelen "Nûşirevan" denilmiştir. Araplarca "Kisrâ veya Nûşirevan-ı Âdil" olarak bilinir. Nûşirevan, Türk'lerle olan samimi ilişkilerinin neticesinde, Göktürk'lerden İstemi Kağan'ın kızı ile evlendi. Bu evlilikten doğan çocuğa, "Türkten doğma" anlamına gelen Türk-zâd isim verildi. Daha sonra bu çocuk, Sâsânî İmparatorluğunun kralı oldu.
66 Dahhâk: Fars mitolojisinde insan üstü başarılar gösteren bir savaş kahramanının ismidir. Dahhâk efsanesinin, Hint mitolojisinden geldiği sanılmaktadır. Efsaneye göre Dahhâk, Nûh (a.s)'ın tufanından yak- , laşık bin sene sonra yaşamıştır. Nuh'un (a.s) oğlu Yasef'in soyundan * gelmektedir. Bin yıl süren saltanatının yaklaşık sekizyüz yılı insanlara zulüm etmekle geçmiş, son iki yüz yılda ise omuz başlarında iki yılan başı belirmiştir. Kendisini rahatsız eden yılanları teskin etmek j amacıyla onlara her gün iki insan beyni verirmiş. İsfahan'da Gâve ad- '¦. lı bir demirci iki oğlunu bu sebepten dolayı yitirmesi üzerine başkal-dırmış, halk da onunla beraber ayaklanarak kurbanlardan biri olan ; Cemşid'in oğlu Feridun'u Hükümdar ilan etmişler, yapılan savaşta da *.
Dahhâk öldürülmüştür.
66 Efrasiyab veya Afrasiyab: Alp Er Tunga olarak bilinen Türk destan ; kahramanıdır. Bir çok efsaneye göre, iran Şehnamesindeki büyük': Tura hükümdarı Afrasiyabdır. Türk kaynaklarında ise "Alp Er Tunga" veya "Tunga Alp Er" olarak geçer. Destan uzundur. Fakat şu kadarı .•' ile yetinebiliriz ki, Alp Er Tunga iranlılarla bir çok savaşta bulunmuş-;
Berezdikeni'l-Hatıî67 ve onların takipçisi hükümdarların zamanında olduğu gibi dünyaları harap olur. (Son dönem Kisra hükümdarlarının zulmü) İslamiyet'in ve müs-lümanların o beldelere kadar yayılması ve Acemleri yenerek saltanatı onların ellerinden almasıyla sona ermiştir. Hz. Resûlullah'ın (s.a.v) bereketi ile Ömer b. Hattab (r.a) döneminde İslam dini ve devleti en kuvvetli dönemine ulaşmıştır.
Şunu kesin olarak anla ki, zikrettiğimiz hükümdarlar, dünyaya sahip olmuş yeryüzünün sultanları idiler. Dünyada muratlarına ulaşmışlar, onun lezzetlerini tatmak için bütün vakitlerini sarf etmişlerdir. Şimdi onların hepsi yok olmuş, geriye sadece isimleri ve kendilerini hatırlatan işaretleri kalmıştır. Bu sonucun, dünyanın kendisine tapanlara kurduğu bir tuzak olduğunu söylemiş ve ona ait bir özellik olarak zikretmiştik.
Bunları, şunu bilmen için söylüyorum: İnsan ancak, öldükten sonra arkasında bıraktıkları ile anılır. Her insan yaptığı ile zikredilir, çalıştığı şeye nispet edilir. Eğer yaptığı iyi ise, hayırlı; kötü ise, şerli insandır.
İnsan, iyilik ve güzel ahlak tohumunu ekip biçmeli, nefsinin çirkin ayıplarını yok etmeli, helak edici hatalar-
tur. Öyle ki İranlılar Alp Er Tunga'ya kötülük tanrılarından birisinin ismi olan Afrasiyab ismini takmışlardır. Alp ErTunga'nın kötü birisi olarak anılmasının tek sebebinin etrafındaki devletlere, özellikle iran'a karşı korku şaçmasıydı. Alp Er Tunga'nın ismi, Göktürk kitabelerinde de geçmektedir.
67 Elimizdeki Arapça nüshada yazılan mevcut şekliyle, kaynaklarımızda bu isimle anılan bir şahıs ismine rastlayamadık. Tahminimizce bu kişi, Dahhâk gibi zulmü ile meşhur olmuş mitolojik bir hükümdar veya isyancıdır.
11i
YÖNETİCİLERE ALTIN ÖĞÜTLER
Adaletli lider; kullar"jj
arasında adil
davranan, zulümden
ve fesattan sakınandır.
Zalim lider ise uğursuzdur; onun ne
saltanatı ne de ^-mülkiyeti devam eder.
dan kaçınmalıdır. Özellikle devlet adamları ve yöneticiler bu hususlara çok dikkat etmelidir ki; kendileri kabir çukurunda iken isimleri ve kişilikleri güzel olarak kalsın, çirkin sıfatlarla anılmasın. Bir şair şöyle der:
Kaç günahtan ey genç; tövbe et kötü hâlinden, Dön ve pişman ol; bir hata çıkarsa senden. Temizle nefsindeki kötü sıfatları, Kork zamanın afetlerinden ki, bulasın rahatı. Senden sonra ancak isminle anılırsın, Güzel söz söyle ki, devamlı kazanasın.