Büyüklerin İhsanı
Hikâye: Sa'd b. Salim el-Bâhilî anlatıyor: "Hârûn Re-şîd'in halifeliğinin döneminde bir ara durumum çok sıkışmış, ödemem gereken borçlarım üzerime yığılmıştı. Borçlu olduğum kişilerin hepsi kapıma, borçlarımı ödemem için beni zorluyorlardı. Yapacak bir şey kalmadığından derin derin düşünmeye başlamıştım. Sonunda Abdullah b. Mâlik el-Huzâî'nin yanına gitmeye, ona fikir danışmaya ve bana bir çıkış yolu'göstermesi için rica etmeye karar verdim; gelip durumu kendisine anlattım.
Abdullah bana: "Bermekî ailesinden başkası seni içinde bulunduğun bu sıkıntıdan ve üzüntüden kurtaramaz" dedi. Ben: "Kim onların kibirli hâllerine tahammül edebilir, kim onların büyüklük taslamalarına karşı sabredebilir?" dedim. O bana: "İşlerinin düzelmesi için buna katlanmalısın" dedi. Ben de Bermekîlerden Yahya b. Hâlid'in oğulları FazI ve Cafer'in yanına gittim. Onlara durumumu anlattım. Onlar: "Allah sana yardım etsin; ihtiyacını gidersin!" dediler. Bu sefer kalbim buruk ve düşünceli bir şekilde tekrar Abdullah b. Mâlik'e döndüm. Bana söylenenleri ona anlattım. O bana:
"Allahu Teala'nın neyi takdir ettiğini görmemiz için bugün burada kalman gerekli" dedi.
Ben onun yanında bir müddet oturdum. O esnada oğlum gelerek: "Kapımıza üzerindeki yükleriyle beraber
224
YÖNETİCİLERE ALTIN ÖĞÜTLER
bir çok katır geldi. Katırın başındaki adam da: 'Ben FazI ve Cafer'in vekiliyim!' diyor" dedi. Abdullah: "Öyle ümit ediyorum ki, senin için kurtuluş geldi; kalk git ve bak durum nedir?" dedi. Ben de kalktım koşarak eve geldim. Kapıda oğlumun bahsettiği adamı gördüm. Adam bana bir kağıt verdi; içinde şöyle yazıyordu:
"Sen bizim yanımızdan ayrılınca biz de halifenin huzuruna vardık. Senin durumunu ona anlattık. Halife beytülmaldan senin için bir milyon dirhem almamızı ve sana getirmemizi emretti. Ben halifeye: 'Bunlar sadece onun borcunu ödemesine yeter. Nafakasını nasıl karşılayacak?' dedim. Halife bana sekiz yüz bin dirhem daha verdi. Ben de kendimden bir milyon dirhem daha kattım. Toplam iki milyon sekizyüz bin dirhem yaptı. Bunları al, işlerini yoluna koy."
Hikâye: Nuşirevan'ın bir dostu vardı. Bir gün beraber bir mecliste bulunuyorlardı. Sofrada altından yapılma, inci ve mücevherlerle kaplı gayet güzel bir kadeh vardı. Nuşirevan'ın bu dostu, o kadehi çaldı; o esnada Nuşire-van ona bakıyordu; o ise kabı gizlemeye çalışıyordu. Biraz sonra hizmetçi geldi, içecek vermek istedi; su kabını bulamadı. Hizmetçi: "Ey burada bulunanlar! Sofrada hükümdarımızın altından yapılma bir kadehi vardı; kayboldu; o bulunana kadar buradan kimse çıkmasın" dedi. Nuşirevan hizmetçisine:
"Bırak çıkan çıksın. Çünkü kadehi çalan onu geri vermez; gören de söylemez" dedi.
Nerede cömertlik ve himmet sahibi insanlar olursa, orada rahat ve hayır olur. İhsanı ve yardımı inkar eden
İMAM GAZALİ
225
kimsenin güzel bir karakteri yoktur; böyle kimselerin düşüncesini gizlemesi mümkün değildir.