Fitneyi Faydaya Çevirmek
Yahya b. Hâlid el-Berıtıekî145 ile Abdullah b. Mâlik el-Huzâî arasında gizli bir düşmanlık vardı. Aralarında olan bu düşmanlığın sebebi, halife Reşîd'in Abdullah b. Mâlik'e olan muhabbetinin fazlalığı idi. Öyle ki Yahya b. Hâlid ve çocukları, Abdullah'ın halifeye sihir yaptığını söylüyorlardı. Bu hâl bir müddet devam etti. Bir zaman sonra Halife Reşîd, Ermeni vilayetlerinden birine Abdullah b. Mâlik'i vali tayin ederek o beldeye gönderdi.
145 Yahya b. Hâlid b. Bermekî: Cömertliği ve güzel ahlakıyla tanınan, Bermekoğulları kavminin reisi ve ünlü bir devlet adamıdır. Abbasi halifesi Harun Reşîd'in öğretmenidir. Harun Reşîd, Yahya'nın hanımından süt emmiş, oğlu FazI ile süt kardeş olmuştur.
İMAM GAZALÎ
229
Irak halkı içinde aklı, zekası ve edebiyatı ile tanınan birisi vardı. Bu adam gün geldi, çok sıkıştı; malı-mülkü elinden gitti ve borçlarını ödeyemez oldu. Bu adam Yahya b. Hâlid'in ağzıyla Abdullah b. Mâlik'e sahte bir mektup yazdı ve onu Ermenistan'a götürdü. Oraya varınca mektubu Abdullah'ın kapıcılarından birine verdi. Mektubu okuyan Abdullah, bunun uydurma bir mektup olduğunu anladı. Mektubu yazan adamın içeri getirtil-mesini emretti. İçeri giren adama:
- Nice meşakkatlere katlanıp bana sahte bir mektupla geldin, fakat gönlün rahat olsun; çünkü ben senin bu çabanı boş görmüyorum, dedi. Adam:
- Allah sizin ömrünüzü arttırsın, şayet gelmem size ağır geldi ve canınızı sıktı ise beni hemen kovabilirsiniz. Allah'ın (c.c) yurdu geniştir. Rızkı veren Allah hayat sahibidir; her şeye gücü yeter. Size gelen mektup yalan ve uydurma değildir, dedi. Abdullah:
- Sana iki şeyi söz veriyorum fakat, ben Bağdat'taki vekilime bir mektup yazıp senin bana getirdiğin bu mektubun hakikatini araştırmasını isteyeceğim. Şayet doğru çıkarsa sana beldelerimden bazılarında emirlik görevi veririm. Eğer bunun yerine hediye ve ihsanı tercih edersen, sana, yüz bin dirhemle birlikte at, iyi cins hurma, giyecek hülle ve şeref unvanı veririm. Şayet mektubun sahte çıkarsa sana iki yüz sopa vurulmasını ve saçlarının kökünden kazıtılmasını emredeceğim, dedi.
Daha sonra bu adamın hücreye atılmasını ve vekilinden cevap gelene kadar çıkarılmamasını; sadece ihtiyacı kadar yiyecek ve içeceğin yanına bırakılmasını em-
230
YÖNETİCİLERE ALTIN ÖĞÜTLER
retti. Bundan sonra Bağdat'taki vekiline bir mektup yazarak:
"Bana bir adam Yahya b. Hâlid'den olduğunu iddia ettiği bir mektup getirdi. Ben ise öyle zannetmiyorum. Senin, bu mektubun doğru olup olmadığını araştırmanı ve cevabını acele olarak göndermeni istiyorum" dedi.
Abdullah'ın mektubu vekile ulaşınca vekil hemen atına binip Yahya b. Hâlid'in evine gitti. Yahya, arkadaşları ve yardımcıları ile beraber oturmuş sohbet ediyordu. Vekil mektubu Yahya'ya uzatınca hemen okumaya başladı; bitirince ona:
- Sen bize yarın tekrar uğra; cevabımı o zaman vereceğim, dedi. Daha sonra dostlarına dönerek:
- Düşmanıma benim adıma sahte mektup gönderenin cezası nedir? diye sordu. Onlardan her birisi onun iyi bir cezayı hakettiğini söyleyip bir takım ceza şekillerini zikrettiler. Bunları işiten Yahya:
- Hepiniz hatalısınız! Sizin bahsettiğiniz şeyi ancak hafif insanlar yapar. Hepiniz Abdullah'ın Halifeye ne kadar yakın birisi olduğunu biliyorsunuz. Aynı şekilde, benimle Abdullah arasında çoktandır süre gelen bir kızgınlık ve düşmanlığın olduğunu da... Allah (c.c) bu adamı aramızda barışı sağlamak için bir vesile yaptı. Aramızda yirmi yıldır süregelen kızgınlık ve öfkeyi kaldırmak için onu bir sebep kıldı. Şimdi benim yapmam gereken, bu adamı doğrulamak ve Abdullah'a bir mektup yazıp o adamın hacetini gidermesini ve ona iyi davranmasını istemektir, dedi ve kağıt-kalem istedi. Kendi el yazısıyla Abdullah'a şunları yazdı:
İMAM GAZALİ
231
"Bismillâhirrahmânirrahîm. Mektubun bana ulaştı. Allah (c.c) senin saltanatını uzun süre devam ettirsin. Gelen mektubu okudum, anladım. Selametinize çok memnun oldum. Size gelen adamın getirdiği mektubun sahte olduğunu düşünüyorsunuz; fakat durum böyle değildir. Elinizdeki mektubu ben yazdım ve onu size ben gönderdim; o benim adıma uydurulmuş bir mektup değildir. Sizin kereminiz ve güzel ahlakınızdan beklentim; o adamın isteklerini yerine getirmenizdir. Ona bol ihsan ve ikramda bulunacağınızdan eminim. Onun için yaptıklarınızdan dolayı size çok müteşekkir olacağım."
Daha sonra Yahya unvanını yazarak üzerine resmi mührünü vurdu ve vekile verdi.
Vekil, mektubu acelece Abdullah'a getirdi. Abdullah mektubu okur okumaz yüzünde bir tebessüm belirdi. Hapse attığı adamı çağırarak:
- Sana teklif ettiğim şeylerden hangisini tercih edersin? diye sordu. Adam:
- Bana maddi yardımda bulunmanız daha hoşuma gider, dedi. Abdullah, adama verilmek üzere iki yüz bin dirhem, zırhlı ve tam donanıma sahip on tane Arap atı, dilediği kadar elbise, atlarını götürecek on kadar hizmetçi ve kıymetli mücevherler hediye ederek emin ve güvenilir bir şekilde Bağdat'a yolcu etti.
Adam Bağdat'ta ailesine ulaşınca Yahya b. Hâlid'in kapısına vardı; içeri girmek için izin istedi. Onu gören kapıcılar Yahya'ya:
232
YÖNETİCİLERE ALTIN ÖĞÜTLER
- Efendim, ihtişamıyla göz dolduran bir adam hizmet-çileriyle beraber kapıda beklemektedir dedi. Yahya girmesine izin verdi. Adam içeri girince Yahya'nın önüne durdu. Yahya:
- Ben seni tanımıyorum, deyince o:
- Ben zamanın zulmünden ve insanların hainliklerinden dolayı ölmüş birisiydim. Siz ise beni tekrar diriltip hayata döndürdünüz. Ben sizin adınıza sahte mektup yazıp Abdullah b. Mâlik'e götüren kişiyim, dedi. Yahya:
- Söyle bakalım o sana neler verdi, neler yaptı? deyince, Adam:
- Sizin bereketiniz, ikramınız, ihsanınız ve himmetiniz sayesinde bana bir çok şeyler vererek zengin etti. Verdiklerinin hepsini kapınıza getirdim; emir sizindir, hüküm sizin elinizdedir, dedi. Yahya:
- Senin yaptıklarının yanında benim yapacaklarım az kalır. Sana şükran, minnet ve ikram borçluyum. Çünkü sen, ikimizin arasındaki düşmanlığın dostluğa dönüşmesine sebep oldun. Şimdi ben de sana, onun sana verdiklerinin aynısını vereceğim, dedi ve Abdullah'ın verdiği kadar malın bu adama verilmesini emretti.
Bu hikayeyi anlatmamızdaki amaç; okuyan kişilerin şunu bilmesi ve anlamasıdır ki, insan, azminde gayretli olduğu müddetçe hüsrana uğramaz. Her ne kadar tabiatı düşük, yaptığı iş çirkin ve insanların kınamasına sebep olacak olsa bile bu böyledir. İşte bu adam, azminin büyüklüğü ile hiçbir şeye aldırmadan, korkmadan bu ahlakı yüce; kanı temiz insanlarla irtibat kurdu. Korkma-
İMAM GAZALÎ
233
di, bıkmadı, usanmadı, gayreti elden bırakmadı ve gayesine ulaştı. Kendisini darlıktan feraha çıkardı; bir çok güzel hediyeler ve güzel nimetlerle geri döndü.