Sikke-i Tasdik-i Gaybi-Bölüm 6

Üçüncüsü: -2- cümle-i kudsiyesi, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama hitaben, "Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlarından kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?" diye mana-yı sarîhiyle ifade ettiği gibi; bu asra dahi hitap eden o cümle-i kudsiye, mana-yı işârîsiyle der ki: "Senin dinin ve İslamiyetin ve Kur’an’ın ve ehl-i hak ve hakikatın cebbar düşmanları olan dünyaperest ve dünyanın menfaati için mukaddesatı çiğneyen o ashab-ı dünyaya senin Rabbin nasıl tokatlarla cezalarını verdiğini görmüyor musun? Gör, bak!" diye mana-yı işârîsiyle bu cümle aynen makam-ı cifrîsiyle tam bin üç yüz elli dokuz (1359) tarihiyle, aynen âfât-ı semavi nev’inde semavi tokatlarla, "İslamiyete ihanet cezası olarak..." diye mana-yı işârî ifade ediyor. Yalnız yerinde gelir. kalkar, gelir. HAŞİYE

Tahlil
: iki sekiz yüz; iki dört yüz, iki bir bir bir
HAŞİYE
Bu fil lâfzı kalkmasının sırrı, eski zamanda, dehşetli fil-i Mahmudî azametine, heybetine dayanmış, hücum etmişler. Şimdi ise, dünya servetine ve malına ve o servetle filolar teşkil edip, hatta, kırk milyon bir millet, o fil gibi filolarla dört yüz milyonu esaret altına almış. Ve Avrupa medeniyetçileri, medeniyetin mehasiniyle, iyilikleriyle, menfaatleriyle değil, belki medeniyetin seyyiatıyla ve sefahetiyle ve dinsizliğiyle ve üç yüz elli milyon Müslümanların her tarafta hâkimiyetlerini imha edip, istibdadına serfüru etmiş ve bu musibet-i semaviyeye sebebiyet vermiş. Ve dünyaperest, gaddar zalimler, zulümlerine ceza olarak tokatlar gelmeye ve fakir ve masumlar ve mazlumlara, fâni mallarını ve hayatlarını ahiretlerine çevirmek ve kıymettar eylemek ve dünyadaki günahlarına keffaretü’z-zünûb etmeye kader-i İlahîye fetva verdiler. Ben, bir buçuk senedir dünyaperestlerin bu musibette vaziyetlerini ve sefâhetlerini ve İkinci Harb--i Umumî sayfalarını kat’iyen bilmiyorum. Fakat iki sene evvelki vaziyetleri, bu sûre-i kudsiyenin mana-yı işari tabakasından gelen tokatlar tam tamına onların başlarına iniyorlar. Ve sûrenin bir mâna-yı işarisini tam tefsir ediyor.




1 "Onlara taşlar attılar." Fil Sûresi, 105:4.
2 "Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?" Fil Sûresi, 105:1.









yüz; tenvin vakıf olmadığından ’ dur, elli; bir bir bir medde dokuz, mecmuu bin üç yüz elli dokuz. : sekiz yüz, seksen, dört yüz, iki yirmi, iki altmış, tenvin-vakfa rastgelmiş-sayılmaz; yekûnu bin üç yüz altmış. iki bir sekiz yüz; iki , iki iki yüz; iki bir yüz; bir bir yüz altmış; dört üç bir bir yirmi dokuz; yerine gelen ’ daki iki bir dokuz; bir elli; bir on, bir bir. Bu yekûn bin üç yüz elli dokuz, eğer okunmayan sayılmazsa bin üç yüz elli sekiz eder. Hem Arabî, hem Rumî tarihiyle bu semavi tokatların ayrı ayrı çeşitlerinin zamanlarına tevafukla parmak basıyor. HAŞİYE