Sikke-i Tasdik-i Gaybi-Bölüm 7

HAŞİYE Evet, bu tokattan, pürşer beşer şirkten şükre girmezse ve Kur’an’a tarziye vermezse, melâike elleriyle de ahcâr-ı semaviye başlarına yağacağını bu sûre bir mâna-yı işari ile tehdit ediyor. Küçük Hüsrev Feyzi’nin bir istihracıdır.




Otuz üçüncü ayetten Hafız Ali’nin istihracının bir zeyli ve lâhikasıdır.
Sûre-i Zümer’de ayet-i azimenin mana-yı sarihinden başka, bir mana-yı işârî tabakasının külliyetinde dahil bir ferdi Risale-i Nur ve tercümanı olduğuna kuvvetli bir delil buldum. Çünkü, cümlesi, hesab-ı cifrî ve ebcedî ve riyazîyle bin üç yüz yirmi dokuz veya sekiz eder. Demek külliyetinde ve işaretinde dahil ve medâr-ı nazar bir fert, inşirah-ı sadır HAŞİYE nuruyla başka bir hâlete girip eski sıkıntıdan kurtulup nuranî bir mesleğe giren bir şahsı, eski ve yeni Harb-i Umumînin gelmeye hazırlanmaları olan o dehşetli tarihe ve o ferdin vaziyetine remzen bakar. ’ deki kelimesi, Risale-i Nur ismine ve manasına hem cifrî, hem sureti, hem manası, tevafuk ettiği gibi, cümlesinin de makam-ı cifrîsi gösterdiği tarihte Risale-i Nur’un tercümanı olan Üstadımın-tahkikatımla-aynen vaziyetine tevafuk ediyor.
Çünkü, o zamanda Harb-i Umumînin mebde’lerinde, Üstadım, eski âdetini ve sair ulûm-u felsefeyi ve ulûm-u âliyeyi bırakıp tam bir inşirah-ı sadırla Risale-i Nur’un fatihası ve birinci mertebesi olan İşârâtü’l-İ’câz tefsirine başlayıp, bütün himmetini, efkârını Kur’an’a sarf etmeye başladığına tevafuku kavî bir emaredir ki, bu asırda o küllî mana-yı işârîde medâr-ı nazar bir fert, Risale-i Nur’un tercümanı ve şakirtlerinin şahs-ı manevisini temsil eden mümessilidir.
Evet, madem Kur’an-ı Mucizü’l-Beyan her asırda her ferde hitap eder bir ilm-i muhit ve bir irade-i şâmileyle herşeye bakabilir.
Ve madem ulema-i İslamın ittifakıyla, ayetlerin mana-yı sarîhinden başka işari ve remzî ve zımnî müteaddit







HAŞİYE Bu şerh-i sadra münasebettar bir tevafuktur ki, Üstadımdan anladım. Yirmi beş senedir daima ve en mühim bir duası [Allah’ım, göğsümü imana ve İslama aç] münâcâtı olmuş.
"Allah kimin kalbini İslama açmışsa, o kimse Rabbinden bir nur üzere değil midir?" Zümer Sûresi, 39:22.







tabakalarında manaları vardır.
Ve madem -1- gibi hitaplarda, her asır gibi, bu asırdaki ehl-i iman, Asr-ı Saadetteki müminler gibi dahildir.
Ve madem İslamiyet noktasında bu asır, gayet ehemmiyetli ve dehşetlidir. Kur’an ve Hadis, ihbar-ı gaybîyle, ehl-i imanı onun fitnesinden sakınmak için şiddetle haber vermiş.
Ve madem hesab-ı cifrî ve ebcedî ve riyazî eskiden beri sağlam bir düsturdur ve kuvvetli bir emare olabilir.
Ve madem Risale-i Nur ve tercümanı ve şakirtleri iman ve Kur’an hizmetinde parlak ve tesirli vazifeleri gayet ehemmiyet kesb etmiştir.
Ve madem bu büyük ayet, hesab-ı cifirle bu asra ve iki Harb-i Umumîye bakar; eski harbin patlamasına ve Risale-i Nur’un zuhuruna tevafuk ettiği gibi manen de gösterir. Elbette mezkûr hakikatlere ve kuvvetli karinelere binaen, bilâtereddüt hükmederiz ki, Risale-i Nur’un şahs-ı manevisi ve tercümanı, bu ayet-i azimenin mana-yı işârî tabakasının külliyetinde dahil ve medâr-ı nazar bir ferdidir ve bu ayet ona işaret eder ve mana-yı remziyle ondan da haber verir ve ihbar-ı gayb nev’inden bir lem’a-i i’câziyeyi gösterir denilebilir ve deriz.

Tahlil
Bir iki yedi yüz; , , , iki yüz; , , , yüz; , yüz; İsm-i Celâl altmış yedi; iki altmış; doksan bir; ’ de iki veya üç , iki veya üç sekiz; "Risale-i Nur" her ikisinde var. Risaledeki , ’deki ’ya mukabildir. Eğer ’ deki tenvin sayılsa, ’da dahi şeddeli sayılır yine ittihat ederler. ’dan başka doksan yedi ederek Risale-i Nur’da kalan , , iki dahi doksan yedi ederek tam tefavuk eder. Türkçe telaffuzda Risale-i Nur hemzeyle okun-ması zarar vermez.
Sûre-i Mâide’nin on dördüncü ayeti -2- Sûre-i Ni-sâ’nın ahirinde -3- ayeti gibi, Risale-i Nur’a mana ve cifir cihetiyle, mana-yı işârî efradından olduğuna kuvvetli bir ka-rine buldum.
1 "Ey iman edenler."
2 "Gerçekten size bir nur ve hakkı ap açık bildiren bir kitap gelmiştir.




Allah o kitap vasıtasıyla selamet yollarına eriştirir."
3 "Ey insanlar! Size, Rabbinizden ap açık bir delil olan bir peygamber geldi ve size, dünyanızı ve ahiretinizi aydınlatıcı ap açık bir nur olarak Kur’an’ı indirdik." Nisâ Sûresi, 4:174.





tabakalarında manaları vardır.