Sikke-i Tasdik-i Gaybi-Bölüm 8

Ve madem -1- gibi hitaplarda, her asır gibi, bu asırdaki ehl-i iman, Asr-ı Saadetteki müminler gibi dahildir.
Ve madem İslamiyet noktasında bu asır, gayet ehemmiyetli ve dehşetlidir. Kur’an ve Hadis, ihbar-ı gaybîyle, ehl-i imanı onun fitnesinden sakınmak için şiddetle haber vermiş.
Ve madem hesab-ı cifrî ve ebcedî ve riyazî eskiden beri sağlam bir düsturdur ve kuvvetli bir emare olabilir.
Ve madem Risale-i Nur ve tercümanı ve şakirtleri iman ve Kur’an hizmetinde parlak ve tesirli vazifeleri gayet ehemmiyet kesb etmiştir.
Ve madem bu büyük ayet, hesab-ı cifirle bu asra ve iki Harb-i Umumîye bakar; eski harbin patlamasına ve Risale-i Nur’un zuhuruna tevafuk ettiği gibi manen de gösterir. Elbette mezkûr hakikatlere ve kuvvetli karinelere binaen, bilâtereddüt hükmederiz ki, Risale-i Nur’un şahs-ı manevisi ve tercümanı, bu ayet-i azimenin mana-yı işârî tabakasının külliyetinde dahil ve medâr-ı nazar bir ferdidir ve bu ayet ona işaret eder ve mana-yı remziyle ondan da haber verir ve ihbar-ı gayb nev’inden bir lem’a-i i’câziyeyi gösterir denilebilir ve deriz.
Tahlil
Bir iki yedi yüz; , , , iki yüz; , , , yüz; , yüz; İsm-i Celâl altmış yedi; iki altmış; doksan bir; ’ de iki veya üç , iki veya üç sekiz; "Risale-i Nur" her ikisinde var. Risaledeki , ’deki ’ya mukabildir. Eğer ’ deki tenvin sayılsa, ’da dahi şeddeli sayılır yine ittihat ederler. ’dan başka doksan yedi ederek Risale-i Nur’da kalan , , iki dahi doksan yedi ederek tam tefavuk eder. Türkçe telaffuzda Risale-i Nur hemzeyle okun-ması zarar vermez.
Sûre-i Mâide’nin on dördüncü ayeti -2- Sûre-i Ni-sâ’nın ahirinde -3- ayeti gibi, Risale-i Nur’a mana ve cifir cihetiyle, mana-yı işârî efradından olduğuna kuvvetli bir ka-rine buldum.
1 "Ey iman edenler."
2 "Gerçekten size bir nur ve hakkı ap açık bildiren bir kitap gelmiştir.

Allah o kitap vasıtasıyla selamet yollarına eriştirir."
3 "Ey insanlar! Size, Rabbinizden ap açık bir delil olan bir peygamber geldi ve size, dünyanızı ve ahiretinizi aydınlatıcı ap açık bir nur olarak Kur’an’ı indirdik." Nisâ Sûresi, 4:174. İkinci ayet olan Sûre-i Nisâ ayeti, Birinci Şua olan İşârât-ı Kur’aniyede, Üstadım işaretini beyan etmiş. Birinci ayet olan Sûre-i Mâide’nin on dördüncü ayeti hem bunun işaretini teyid ediyor, hem de ayetinin işaretini tasdik ediyor.

Evet, bu asırda mana-yı işârî tabakasından tam bu ayetin kudsi mefhumuna bir fert, Risale-i Nur olduğuna, kim insafla baksa tasdik edecek.
Madem Risale-i Nur bir ferdi olduğuna manevi münasebet kavîdir. Madem bu ayetin makam-ı cifrîsi bin üç yüz altmış altıdır; eğer meddeler ve okunmayan hemzeler sayılmazsa altmış ikidir. Ve madem Risale-i Nur, Kur’an-ı Mübînin nurunu ve hidayetini neşreden bir kitab-ı mübîndir. Ve madem zahiren ondan daha ileri o vazifeyi ağır şerait altında yapanları görmüyoruz. Ve madem ayetler, sâir kelamlar gibi cüz’î bir manaya münhasır olamaz. Ve madem delâlet-i zımnî ve işârîyle kaideten mefhum-u kelâmda dahil oluyor. Ve madem Necmeddin-i Kübrâ ve Muhyiddin-i Arabî (r.a.) gibi pek çok ehl-i velayet mana-yı zahirîden başka bâtınî ve işârî manalarla ekser âyâtı tefsir etmişler; hatta tefsirlerinde "Mûsâ (a.s.) ve Firavundan murad, kalb ve nefistir" dedikleri halde, ümmet onlara ilişmemiş; büyük ulemadan çokları onları tasdik etmişler. Elbette, ayetin delâlet-i zımniyeyle Risale-i Nur’a kuvvetli karinelerle işareti kat’îdir; şüphe edilmemek gerektir